Åžems-i Tebrizi’nin 40 Kuralı…
Ekleyen: elf77 Tarih: Ara.16, 2010, Kategori: Güzel Sözler
Toplam Okunma Hiti:-
![]()
Åžems-i Tebrizi’nin 40 Kuralı
( Gönlü GeniÅŸ Ve Ruhu Gezginlerin Kırk Kuralı )
- Birinci Kural:
Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüÄŸümüze ayna tutar.
Åžayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoÄŸunlukla…Yok eÄŸer Tanrı dendi mi evvela aÅŸk, merhamet ve ÅŸefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
- İkinci Kural:
Hak Yol’ unda ilerlemek yürek iÅŸidir, akıl iÅŸi deÄŸil.
Kılavuzun daima yüreÄŸin olsun, omzun üstündeki kafan deÄŸil.
Nefsini bilenlerden ol silenlerden deÄŸil!
- Üçüncü Kural:
Kuran dört seviyede okunabilir.
İlk seviye zahiri manadır.
Sonraki batıni mana.
Üçüncü batıninin batınisidir.
Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
- Dördüncü Kural:
Kainattaki her zerrede Allah’ ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada deÄŸil, her yerdedir.
Allah’ ı görüp yaÅŸayan olmadığı gibi, O’ nu görüp ölen de yoktur. Kim O’ nu bulursa sonsuza dek O’ nda kalır.
- BeÅŸinci Kural:
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır.
Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını.
"Aman sakın kendini" diye tembihler.
Halbuki aÅŸk öyle mi? Onun tek dediÄŸi: " Bırak kendini, ko gitsin! "
Akıl kolay kolay yıkılmaz. AÅŸk ise kendini yıpratır, harap düÅŸer.
Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
- Altıncı Kural:
Åžu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoÄŸu dilden kaynaklanır.
Sen sen ol, kelimelere fazla takılma.
AÅŸk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. AÅŸk dilsiz olur.
- Yedinci Kural:
Åžu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’ i keÅŸfedemezsin.
Kendini ancak bir baÅŸka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.
- Sekizinci Kural:
Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma.
Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediÄŸi gizli bir patika açar.
Sen ÅŸu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.
Åžükret! İstediÄŸini elde edince ÅŸükretmek kolaydır.
DileÄŸin gerçekleÅŸmediÄŸinde de ÅŸükret.
- Dokuzuncu Kural:
Sabretmek öylece durup beklemek deÄŸil, ileri görüÅŸlü olmak demektir.
Sabır nedir?
Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.
Allah aşıkları sabrı gülbeÅŸeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder.
Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.
- Onuncu Kural:
Ne yöne gidersen git, -doÄŸu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuÄŸu içine doÄŸru bir seyahat olarak düÅŸün!
Kendi içine yolculuk eden kiÅŸi, sonunda arzı dolaşır.
- Onbirinci Kural:
Ebe bilir ki sancı çekilmeden doÄŸum olmaz, ana rahminden bebeÄŸe yol açılmaz.
Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.
- Onikinci Kural:
AÅŸk bir seferdir.
Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnaÄŸa deÄŸiÅŸir.
Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.
- Onüçüncü Kural:
Åžu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca ÅŸeyh şıh var.
Hakiki mürÅŸit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keÅŸfetmeye yönlendirir.
Tutup da ona hayran olmaya deÄŸil.
- Ondördüncü Kural:
Hakk’ ın karşına çıkardığı deÄŸiÅŸimlere direnmek yerine teslim ol.
Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.
"Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endiÅŸe etme.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
- OnbeÅŸinci Kural:
Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meÅŸguldür.
Tek tek herbirimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz.
YaÅŸadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır.
Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uÄŸraşır çünkü beÅŸeriyet denen eser, kusursuzluÄŸu hedefler.
- Onaltıncı Kural:
Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır.
Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir.
Unutma ki kiÅŸi bir ÅŸeyi ancak sevdiÄŸi ölçüde bilebilir.
Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.
- Onyedinci Kural:
Esas kirlilik dışta deÄŸil içte, kisvede deÄŸil kalpte olur.
Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır.
Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yaÄŸ baÄŸlamış haset ve art niyettir.
- Onsekizinci Kural:
Tüm kainat olanca katmanları ve karmaÅŸasıyla insanın içinde gizlenmiÅŸtir.
Åžeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk deÄŸil, bizzat içimizde bir sestir.
Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir.
BaÅŸkalarıyla deÄŸil, sadece kendiyle uÄŸraÅŸan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.
- Ondokuzuncu Kural:
BaÅŸkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları.
Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün deÄŸildir.
Sen kendini sevdiÄŸin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin.
Yakında gül yollayacak demektir.
- Yirminci Kural:
Yolun ucunun nereye varacağını düÅŸünmek beyhude bir çabadan ibarettir.
Sen sadece atacağın ilk adımı düÅŸünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliÄŸinden gelir.
- Yirmibirinci Kural:
Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık.
Åžayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç ÅŸüphesiz öyle yapardı.
Farklılıklara saygı göstermemek kendi doÄŸrularını baÅŸkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
- Yirmiikinci Kural:
Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur.
Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur.
Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.
- Yirmiüçüncü Kural:
Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret.
Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, aÄŸlar periÅŸan olur onun için.
Kimisi eline alır almaz ÅŸöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar.
Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıktan uzak dur.
- Yirmidördüncü Kural:
Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi,
atttığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduÄŸunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir.
İnsan yoksul düÅŸse, iftiraya uÄŸrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.
- YirmibeÅŸinci Kural:
Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.
İkisi de şu an burada mevcut.
Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi baÅŸarsak, cennetteyiz aslında.
Ne vakit birileriyle kavgaya tutuÅŸsak, nefrete, hasede ve kine bulaÅŸsak, tepetaklak cehenneme düÅŸüveririz.
- Yirmialtıncı Kural:
Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her ÅŸey ve herkes gözünmez iplerle birbirine baÄŸlıdır.
Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma.
Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir.
Ve bir kiÅŸinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.
- Yirmiyedinci Kural:
Åžu dünya bir daÄŸ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
AÄŸzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
Åžer çıkarsa, sana gerisin geri ÅŸer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuÅŸur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et.
Kırk günün sonunda göreceksin her ÅŸey deÄŸiÅŸmiÅŸ olacak.
Senin gönlün deÄŸiÅŸirse dünya deÄŸiÅŸir.
- Yirmisekizinci Kural:
GeçmiÅŸ, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret.
Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi.
Ne geleceÄŸimizi bilebilir, ne geçmiÅŸimizi deÄŸiÅŸtirebiliriz.
- Yirmidokuzuncu Kural:
Kader hayatmızın önceden çizilmiÅŸ olması demek deÄŸildir.
Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.
Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.
Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.
Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.
- Otuzuncu Kural:
BaÅŸkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uÄŸrasan bile, o aÄŸzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.
- Otuzbirinci Kural:
Hakk’a yakınlaÅŸabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı.
Her insan ÅŸu veya bu ÅŸekilde yumuÅŸamayı öÄŸrenir.
Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp…
Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız.
Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuÅŸar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleÅŸerek çıkar.
- Otuzikinci Kural:
Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aÅŸkla baÄŸlanabilesin.
Kuralların olsun ama kurallarını baÅŸkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.
Bilhassa putlardan uzak dur dost.
Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma!
İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!
- Otuzüçüncü Kural:
Bu dünyada herkes bir ÅŸey olmaya çalışırken, sen HÄ°Ç ol. Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten farkı olmamalı.
Nasıl ki çömleÄŸi tutan dışındaki biçim deÄŸil, içindeki boÅŸluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı deÄŸil hiçlik bilincidir.
- Otuzdördüncü Kural:
Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir.
Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaÅŸar.
- OtuzbeÅŸinci Kural:
Åžu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz.
Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kiÅŸi ise içindeki inananla.
İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi.
Ve ancak tezatları kucaklayabildiÄŸi ölçüde olgunlaşır.
- Otuz atıncı Kural:
Hileden, desiseden endiÅŸe etme.
Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur.
Çukur kazanlar o çukura kendileri düÅŸer. Bu sisitem karşılıklar esasına göre iÅŸler.
Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!
- Otuzyedinci Kural:
Tanrı kılı kırk yararak titizlilke çalışan bir saat ustasıdır.
O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur.
Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç.
Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.
- Otuzsekizinci Kural:
"YaÅŸadığım hayatı deÄŸiÅŸtirmeye, kendimi dönüÅŸtürmeye hazırmıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç deÄŸil.
Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiÅŸ olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık.
Her an her nefeste yenilenmeli.
Yepyeni bir yaÅŸama doÄŸmak için ölmeden önce ölmeli.
- Otuzdokuzuncu Kural:
Noktalar sürekli deÄŸiÅŸse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doÄŸar.
Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır.
Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her ÅŸey yerli yerinde kalır merkezinde…
Hem de bir günden bir güne hiç bir ÅŸey aynı olmaz.
- Kırkıncı Kural:
AÅŸksız geçen bir ömür beyhude yaÅŸanmıştır.
Acaba ilahi aÅŸk peÅŸinde mi koÅŸmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma!
Ayrımlar ayrımları doğurur.
AÅžK’ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
BaÅŸlı başına bir dünyadır aÅŸk.
Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde.
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
