Author Archive


Süper Cevap…

Ekleyen: Tarih: Tem.17, 2011, Kategorisi: Hikayeler

SÜPER CEVAP

Yasli kadin oldukça dini bütün bir insanmis.. Her sabah kapisinin önüne çikar ve… bagira bagira dua edermis: “Allah’ım bize verdiklerin için sana sükürler olsun!” Ve ardindan her seferinde de yan komsusunun sesi duyulurmus: “Allah yok kadiiin Allah yok!!!”… (HAŞA) Yasli teyze ne kadar sinirlense de yine her sabah dua edermis, öteki komsu da inadindan her seferinde ona öyle bagirirmis.. Neyse.. Bir aksam, komsusu yasli teyzeye bir oyun etmeye kalkmis.. Markete gidip bi sürü meyve sebze, ekmek vs. alip torbalara doldurmus, yasli teyzenin kapisinin önüne birakmis… Ertesi sabah teyze kapiyi açip da yiyecekleri görünce çok sasirmis ve sevinçle bagirmis: “Sana sükürler olsun Allah’ım, bu gönderdigin yiyecekler için sana sükürler olsun!!!” Ve agacin arkasindan onu seyreden komsusu seslenmis: “Allah yok kadiiin Allah yok!!! (HAŞA) O yiyecekleri ben aldiiiiiim!!!” Yasli teyze hiç istifini bozmamis: “Yüce Allah’ım sana ne kadar sükretsem azdır!!!! Hem bu yiyecekleri göndermissin, hem de parasini ŞEYTANA ödetmissin!!!”

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...


Bitmeyen Sevgi…

Ekleyen: Tarih: Şub.01, 2011, Kategorisi: Hikayeler

Bitmeyen Sevgi

Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi… Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller… Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemliside özlem ve hasret kokuyordu güller… Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, " Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum " dedi. Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse kalbi yine böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerinde rağmen ikiside sevgisinden hiç birşey kaybetmemişti.. Onları hiç birşey ayıramazdı… Ne hasret, ne ayrılık, nede ölüm… Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç kalmıştı, 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Oysa o her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü… Ve gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denize dikti.. Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza olan aşkı gibi denizinde sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu…Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı öncebunu sevdiğine açmış, sonrada gidip 2 tane yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari, onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hala yaşlı idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Herşey bu kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki ? İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak, kucaklaşacaklardı…Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını atacaklardı. Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can atıyordu… Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara… Ne kadar güzel dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam. Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hemde çok… Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu. İşte hergün burada buluşmak için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz vermiyorlar mıydı ? O zaman neden gelmemişti yine ??… Aklına kötü düşünceler gelmeye başladı. Hayır.. hayır..olamazdı. Sevdiğine birşey olamazdı. Onsuz hayat yaşanmazdı ki… O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam. Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan. Artık bıkmıştı… Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi. 7 senedir hergün bu sahildeydi, sevdiğini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden 1 damla daha yaş güllerin üzerine damladı… Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gidiyim diye mırıldandı…Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu… Genç adam ayağa kalktı.Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki kabristana doğru yürümeye başladı…

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Başımı Alıp Gitmeliyim…

Ekleyen: Tarih: Oca.11, 2011, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

BAŞIMI ALIP GİTMELİYİM

Başımı alıp gitmeliyim
Neresi olursa..
Yollar ıslak olmalı
Ağlamalıyım yol boyunca.
Sigaram sonuna dek yanmalı asfaltta arkamdan.
Başımı göğe kaldırıp ara sıra
Bildiğim en iyi küfürü savurmalıyım.
Soğuk hava bir kılıç gibi ciğerlerime girerken,
Öksürüp yakamı kaldırmalıyım.
Sen ve sana ait her şey o şehirde kalmalı..
..Başımı alıp gittiğim yerde..
İzmit’e vardığımda ayaklarım kanamalı.
Titremeliyim güneş doğana kadar.
Uykuya direnmeyi bıraktığım köşe,
Şehire yakın bir köy ağacının altı olmalı..
Uyandığımda bedenim soğuk,
Yürüme inadım çok olmalı!
Tokat’a vardığımda, hasta..
..çok hasta olmalıyım..
Ne bir fer olmalı gözümde,
Ne bir hal dizimde..
İnatla uzaklaşmalıyım
Başımı alıp gittiğim yerden!
Sen oralarda kalmalısın,
Beğenmediğin mükemmelliklerle..
Yaşama inat, beni örselemelisin arkamdan.
Ben duymamalıyım.
Yalnız ölmeliyim Konya’ya doğru inerken
Bir çeşme başında..
Suyun ne kadar berrak ve
Hayatın ne kadar güzel olduğunu
Sırtımı toprağa vermişken fısıldamalılar..!
Gözlerimi göğe dikip,
Biraz önce Istanbul’dan geçen bulutun
Ne çabuk buralara geldiğine gülümsemeliyim.
Sen o sıralarda
Çoktan unutmuş olmalısın yola çıkan ayaklarımın sesini..
Birilerine bağırıyor olmalısın,
Kimsenin anlamadığı bir alfabenin harfleriyle..
Ben bu sesi duymalıyım gitmeden.
Başımı alıp gittiğime son nefesimle, inanmalıyım..
Paltom çiğden sırılsıklam,
Saçlarım yarı kımızı yarı ak
Boynum hala yeni doğmuş bir palaz gibi
Sapsarı ve düzgün durmalı.
Aynı anda Istanbul’da bir evde
Gitar çalınmalı, ölüm yokmuş gibi..
Aşk yokmuş gibi..
Notaları bilinmemeli.
Bir karga geçmeli üzerimden,
Boynumdaki altın kolyeyi kapmalı!
Hiç kımıldamamalıyım
Takatım olmamalı
Usulca soğumalı ayaklarım, dizlerim, belim…
Ürkmemeliyim!
Başımı alıp gitmenin mümkün olduğu tek yere
Başım dik gitmeliyim
Bir sinek konmalı göz pınarıma
Elimi kaldırmamalıyım.
Gözüme çok yakın durmalı,
Kanadından, tül gibi ölümü görmeliyim
Bana bakmalı kanadı kırık bir melek
Gözümü kapatıp ‘tamam’ demeliyim
Sıcacık bir su akmalı damarlarımdan..
..Soğuğa en yakın bir sıcak..
Seni çok sevdiğimde duyduğumdan…
Çekip çıkarmalı içimden bir bedeni birisi
Uçup kaybolmalıyım gri iki bulutun arasından.
Istanbul’a yukarıdan hiç bakmamalıyım,
Çeşme’ye hiç!
Bir çocuk kitabımdan bir öyküye gülmeli
Duymalıyım.
‘Şurup Ayşe artık örselenmeyecek’ demeli
..bir yazar köşesinde..
Üç aya kalmaz unutulmalıyım,
Altı aya çürümeli etlerim!
En güzel şiirlerimi basmalı dergiler
Sevilmeliyim
‘Babaannemdi’ demeli kara gözlü bir çocuk,
Resmime tombul parmağını basarak.
Sevdiğim yüzümü bile unutmalı,
Resimlerimi kaldırmalı çerçevelerden
Başımı alıp gitmeliyim…
..neresi olursa…

Ayşenur Yazıcı


Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...


Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...