Author Archive

Hüznüm Geldi…

Ekleyen: Tarih: Eki.02, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

HÜZNÜM GELDİ
 
Davetsiz misafirim;hüznüm yine geldi.Hem de çat kapı.Müsade istemeden,işim var mı,ona katlanabilecek durumda mıyım diye sormadan.Her zamanki gibi gözlerimden girdi; yüreğime kadar iniverdi yüzsüzce.Sonra benliğimin benim bilmediğim bir yerlerinde sinsice bekleyen,hüznümün geldiği anda ortaya çıkan kısmı ile buluştu yine.Yüreğime oturdular iki dedikoducu kadın gibi.Başladılar konuşmaya.Geçmişime gittiler önce,Keşkelerimle devam ettiler.Sonra beni geleceğimle korkutma çabaları başladı.Ne kadar da keyifliler.
 
Önceleri,çok önceleri onların konuşmalarından etkilenir,hatırlattıkları ile yüreğimde oluşan pişmanlık,öfke,umutsuzluk denizinde boğulurdum.Üstelik yalnızlığımla.O ikisi başbaşa verince ben yalnızlığıma sığınırdım.Sonra,ne yazık ki yıllar sonra,hem de en güzel yıllarımdan sonra tüm gücümü toplayıp savaş açtım o iki düşmana.Keyiflerini bozdum.Şaşırdılar.Çünkü onlar  geçmişimi sorgulamama neden olmaya çalıştıkça ben sorgulamaları bırakıp hatalarımdan aldığım dersleri hatırlamayı öğrendim.Yüreğime sinsice akıttıkları zehiri hoş melodiler dinleyerek yok etmeyi başardım.Ellerim boş değildi artık;kalemim vardı.Yalnızlığımla kahrolacağımı sandıklarında dostlarım yanımdaydı.Geleceğimden korkutmaya çalıştıklarında dualara sığınıyor,”işin Allah’a kaldıysa” diye alay ettiklerinde çabalarımı hatırlıyordum.Hak çalışanın yanında idi,biliyordum.
 
Böylece ben kazandım.Pes eden onlar oldu.Şimdi olduğu gibi.İşte hüzün gitti bile.Sinsi düşman da gizlendiği yere sığındı,hüznün geri gelmesini beklemek üzere.Bense nihayet yüreğimle sevgi,neşe,mutluluk,minnettarlık,umut üzerine keyifli bir sohbet etmek üzere başbaşa kalabildim.Gülümsememi ve umutla geleceğe bakan pırıl pırıl gözlerimi de bu keyifli sohbete dahil etmeyi unutmadım elbette.Şimdi hep birlikte el sallıyoruz davetsiz misafirimize.Güle güle hüzün.Hoşgeldin huzur…
 
DİLEK


Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Dilek’ten/Dün Kadındı,Bugün Kadın,Yarın da Kadın Olacak

Ekleyen: Tarih: Tem.15, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

DÜN KADINDI,BUGÜN DE KADIN,YARIN DA KADIN OLACAK

Hayatta her şey tektir ve aynı şeydir.Yüzyıllardan bugünlere pek çok şey değişmiş gibi görünse de,çağlar atlanmış bile olsa yaşananlardaki öz hep aynıdır,hep başa döner hayatlar,özüne döner.

Kadın yaradılışı gereği bir ışıktır.Işığını saçmak ister hep.Kimisi en yakınındakine,yavrusuna vermek için çabalar ışığını,kimisi tüm dünyaya.Her kadının emelidir bir çift gülen göz olmak,gülümsetmek hüzünle bakan tüm gözleri.

Günümüz kadını yaşadığım,tanıdığım coğrafyada da sevgili diye tutulur,bazen eş olur adı,bazen karım diye hitap edilir kendisine.Sevgili denir de sevilmez aslında pek,sadece tutulur bir mekanda,sevilseler de sevildikleri söylenmez genelde kendilerine.Yalanlarla avutulurlar,kandırılırlar,evet.İki kişilik hayat yaşadıklarını sanırlar yıllarca,ama bir gün görürler ki sadece kendini sevgili,eş diye tutanların hayatını yaşamışlar,kendi özleri alınmış ellerinden,fark etmemişler bile.

Günümüzde kadın evi,eşi,çocukları için ışık olmaya çabalarken,çark başka yönde,kadının aleyhinde işler sürekli.Kadın yine farkında değildir.Aldığı sorumluklara kaptırmıştır çünkü kendini.Bir gün ışığını kendine çevirdiğinde yıllar sonra,bakar ki giden yıllarla birlikte kendisi için elinde kalan sadece büyük bir boşluk.Eskisi gibi köle pazarlarında satılmamıştır belki, ama kendine sunulan,toplumun öngördüğü,toplumdan öğrendiği gibi yaşadığı hayatla yıllar sonra baş başa kaldığında, Birden tel örgülerle çevrilmiş,elleri,kolları bağlanmış olarak bulur kendini.Gitmek ister gidemez.Yatırımını kendine yapmamıştır ki nereye,neyle gitsin.Bağırmak ister bağıramaz,haykırması gerekirken susar,susmak zorunda kalır,susturulur.

Adına engizisyon denmese de yaşadığımız toplumda da yok mu o labirentler? Ağır yasalar iyi insanlar için işlemiyor mu? Günümüzde de bakılmaz mı kadının benine,gözüne,saçına.Hatta bazen ve hatta çoğunlukla bunu kadınlar,erkeklerin anneleri yaparlar.Sonra aynı kadınlar,belki başka özden geldiği için,belki kendisi gibi olmadığı içini,belki kıskançlığından ve de daha değişik nedenlerle,aslında toplumundan öğrendiğini yaparak,belki de kendince oğlunu koruduğunu sanarak,cadı damgasını vurmaz mı kadına?Ya da o kadınların erkek çocukları, bu kadın haklarını savunabiliyor,bu kadının bir beyni var,bu kadın düşünüyor diye cadı demez mi,annesinin beğenip de kendisinin de onayladığı kadınına?Oysa her kadın bir prensestir,kadını cadı yapan çevresindekilerdir aslında, eskiden de şimdi de.

Belki Nene Hatun gibi memesindeki bebeğini bırakıp düşmana karşı savaşmak zorunda kalmamıştır günümüz kadını.Ama çocuğuna hamileyken,çocuğunu emzirirken düşman askeri değil,kendisine karım diyen insanla savaşmak zorunda kalmaz mı çoğu kadın günümüzde?Çok cesur da davranamaz günümüzün kadını,ağlayamaz bile.Çünkü bilim öğretmiştir ona daha karnındayken bile yavrusunun onun her türlü ruh halinden etkileneceğini.Günümüzün annesinin ağlamaya bile hakkı yoktur.Susar günümüzün kadını, yine susar.

Belki Jan Dark gibi ülkesi için savaş vermemiştir günümüzde, yaşadığım coğrafyada kadın.Ama savaş sadece düşman askeriyle,silahla olmaz ki?Günümüz kadını kendi yalnızlığının,kendi sevdasının,kendi özgürlüğünün savaşında bile günahkar ilan edilir,soyutlanır,hatta kendi memleketinde belki ağabeyi,kardeşi tarafından öldürülür hunharca,külleri havaya savrulmasa da,gurur verir ya ölümü en yakınlarına.

Her kadın bir Eftelya’dır.Dış görünüşüne bakmadan bir yudum suyla da olsa kendisine ihtiyaç duyan herkesin yanındadır. Noturdam da sığındığı çan kulesindeki Guazzimos’un göreceli çirkinliği onun umurunda bile değildir.Çünkü o sevgiyi görselliğe göre değil, içsellik boyutuyla değerlendirir. En olumsuz koşullarda bile yüreği güzeldir hep.Hatta tüm saflığı ve iyi niyetiyle demez mi <kocamdır,döver de söver de diye>.

Hepati günümüzde de Hepati,değişen birşey yok yine.Yine kadın dini siyasete alet edenlerce kullanılır,kısa bir aradan sonra kadın yine kadavra bir yana, erkek hastanın kulağına bile bakamaz duruma getirilmeye çalışılmaktadır din sömürücüleri tarafından.

Kısacası kadın yıllar, yüzyıllar sonra hep aynı kadın.Günümüzde de her kadın değişik şekillerde benzer zulümleri yaşıyor,yaşayacak.Yüzyıllarca çocuk doğuran,doğurduğu çocuğun daha iyi bir hayat süreceğini hayal eden kadın hala yanılmakta.Değişen sadece Oriana Follaci’nin dediği gib<boktan bir kaloriferli evde oturabilmek>oldu günümüzün kadını için belki.O da az bir kesim için geçerli.

Ama ben dahil bütün kadınlar herkes için bir çift gülen göz olabilmek yolundaki çabalarına yine devam edecek. Zulmün bugünkü ve gelecekteki kapkara bulutlarına inat.Çünkü ,evrende kadınlar, sadece kadınlar mücadeleyi bırakmazlar.Kadınlar asla pes etmezler.Asla…Tek sermayesi olan sevgiyi bulamasa da kadın, beyaz güvercinlerini uçurmaya devam edecektir.

DİLEK

3 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Dost Kimdir Diyenlere…

Ekleyen: Tarih: Haz.17, 2010, Kategorisi: Hikayeler

DOST KİMDİR DİYENLERE
 
Dün akşam işyerimi kapattıktan sonra hem doğalgaz zehirlenmesi ile karşı karşıya kalmış,hem de küçük kızları bademcik ameliyatı olmuş bir aile dostumuzu ziyarete gittim.Yaşadıklarından korkmuşlardı.Aynı zamanda da mutluydular.Çünki büyük bir tehlikeyi Allah’ın izniyle zararsız atlatmışlardı.Şükrediyorlardı.Allah onlara yardım etmişti,onlar da bir başkasını yardımları ile sevindirmek istiyorlardı.Bir arkadaşımın ihtiyacı olduğundan bahsettim.Severek ve büyük bir heyecanla verdikleri emanetlerini aldım,doğru arkadaşımın evinin yolunu tuttum.Ancak ne yazık ki evde yoktu.Üzülerek kendi evime gittim.
  Oğlum geldi bir süre sonra,telaşla.Maç izlemeye gidecekmiş,izin istiyordu.Bu arada arayıp da evde bulamadığım arkadaşımı markette gördüğünü söyledi laf arasında.Birden heyecanlandım anlamsızca.Oğlumun kocaman terliklerini giydim.Koştum markete yoktu,diğer markete baktım yoktu.Evinin yolunda ilerledim.Bir baktım kapının önünde.Konuyu anlattım,parayı verirken gülümsedi.Ben de dedi, az önce seni aradım telefonundan.Hiç param yoktu.Yirmi lira isteyecektim,ama açmadın.Telefonumu işyerimde unutmuştum.Ama yüreğim yanımda idi.Çağrısını duydum ve hiç yapmadığım şekilde ev haliyle koştum ona.Sarıldık sıkı sıkı yolun ortasında.O benim gerçek dostumdu, ben de onun.Bu bir daha kanıtlanmıştı.İkimiz de sadece bunun için çok mutlu idik ve kendimizi herşeye rağmen güvende hissetmenin rahatlığını yaşıyorduk.

 

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Dilek’ten/Gitmek Zamanı Gelmişse…

Ekleyen: Tarih: Haz.05, 2010, Kategorisi: Dilek'in Şiir Köşesi...

GİTMEK ZAMANI GELMİŞSE

Gitmek Zamanı Gelmişse…
Zamanı geldiyse gitmelerin,giderim.
Bir küçük yürek atar yapayalnız,
Etrafına bakar,şaşkın…
Geç kalmış olsa da,
Evreni keşfetmeye çalışır,
İnsanları,insancıkları,
Güneşi,çiçekleri,yabangülünü…
Hiç bakmamış ki bilmiyor…
O küçük yürek yakalamışsa dost elini
Bırakmak istemez,bırakamaz.
Yakalamışsa sahiplenmeyi
Sevinir,ancak köle olamaz…
Elleri bomboş kalsa da yine
Omuzunu kaybetse
Hasretin en derinini yaşasa
Gözlerinde akmayan bir hüzün oluşsa
Yüreği sımsıkı olsa da
Büker dudağını,tutar kendi elini…
Dönmemeyi öğrenmenin zamanı geldiyse
Dönmez…

Dilek

4 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Asil Yalnızlık…

Ekleyen: Tarih: Haz.02, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

Asildir senin yalnızlığın;sevdiklerini,sevenlerini özgür bıraktığın için.Onların yaşayacağı güzelliklerden senin için vazgeçmelerine izin vermediğin için…

Asildir senin yalnızlığın;yalnızlığını kendine bile hissettirmediğin için.Bazen bir şiir kitabına sarılarak,bazen de umutlarınla gülümseyerek uyuyabildiğin için…

Asildir senin yalnızlığın;çevren çok kalabalıkken bile yaşadığın yalnızlık duygusunu hissettirmemeyi becerebildiğin için.Boğazında birşeyler düğümlendiği halde sustuğun için,anlatmadığın için.En hüzünlü halinde bile kadere öfke duymadığın için…

Asildir senin yalnızlığın;yine bir şarkıda kendini bulduğunda gözyaşlarını gizleyebildiğin için,yalnızlığını yalnız yaşayabildiğin için…

                                              DİLEK

3 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Bir Kahve İçimi Hayat…

Ekleyen: Tarih: Haz.01, 2010, Kategorisi: Alıntılar

Ürkekliğinden uçmuyor bu şehrin kuşları

Yuva yaptığı tentelerden,

Bazen yeni yolculuklara çıkmak gerek,

Kimi zaman geç kalınmışlığıyla,

Kimi zaman erkenden…

Vazgeçebilmek gerek,

Kahrını çektiğin dünya dertlerinden

Ve sonra yük olmak gerek dünyanın omzuna,

Onca omuzu üzerinden silkelerken…

Üşüdüğünden titremiyor bu şehrin yaprakları

Hazan zamanı…

Ara sıra sabit hayatlardan uzaklaşıp,

Hayatın içine melodi katmak,

Durduğun yerden bile olsa dansetmek gerek…

Olumsuzluğun en tepesindeyken,

Bir kahve falının

Boşa çıkmayacağına inandığın vaadleri,

Şekillenen ümitleri ile,

Yeniden ve yeniden

Her defasında sıkı sıkı hayata tutunmak,

Hayatın telvesini dibinde bırakıp,

Köpüğüyle vakit geçirmek gerek…

ALINTI

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Dilek’ten…Yüreğim Susamadı,Bugün Yine Konuştu…‏

Ekleyen: Tarih: May.31, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

Başkalarına göre değil,sana göre sen olmayı denesen.Neredeydin,neredesin?Verdiğin savaş kime karşı?Karşındaki güç kim?Neden sana düşman ya da gerçekten düşman mı?Başkalarını yüceltirken ,başkalarının isteklerini yerine getirirken,neden senin isteklerini vermemekte ısrar ediyor?Senin de hakettiğini düşündüğün fotoğraflara bakıp öfke duyarken kendin için oluşturulan kareleri ve bu karelerde olmak isteyen,bu kareleri hakettiklerine inanan insanları düşündün mü hiç?Yoksa onlar güzellikleri,başarıları haketmemişlermiydi?Koskocaman evren yanılmışmıydı,ya da adil mı değildi?Bizi o insanlardan üstün kılan ne idi?
 
   Sukunet,sakinlik.Bu iki eylem büyük bir huzur veriyor insan yaşamına.Düşüncelerdeki sakinlik.Düşünceleri bölmek,sınıflara ayırmak.Onları huzura bırakmak,kargaşaya izin vermemek.Düşüncelerine emeğini katmak,sevgiyle huzurla,çabayla hazırlamak onları evrene ve değerli bir hediye gibi sunmak.Hazırladığın güzelliklerin geri dönüşümünü huzurla,umutla bekleyebilmek.Sonra yine sakince ve sessiz ve de gülümseyerek diğer düşüncelerine geçebilmek.
 
   Gerçekten sevdiklerini gözden geçirmek.Sadece sevgili olarak sevdiklerini değil,yüreğine sokmak istediklerini.Ya da orada olmaları gerektiğine inandığın ama bir türlü tamamen gerçek sevgiyle,emekle,bencilliğe yer vermeden sokamadıklarını.Elini uzattın,gerçekten uzattın,ama hep uzattın,hiç kızmadan uzattın,hiç ard düşünce taşımadan,haksızlık etmeden uzattın.Tutmadılar mı,bırak gitsin.Takma kafana.Yüreğini kontrol et,dinle.Gerçekten sevdiklerini,iyi düşüncelerini,kötü düşüncelerini.Hayatta herşeyin zıttı vardır.İyiliklerle kötülüklerin de.İyi yönlerimiz gibi kötü yönlerimizi de görmeyi ve kabul etmeyi becerebilmeliyiz.Biz beceremesek de başkaları görecektir,hissedecektir.Yoksa onun için mi tutamıyorlar uzattığın ellerini?Onlara sıkı sıkı sarıldın mı hiç?Ama onlar istediği zaman.Onların mutluluklarını sen mutsuzken bile paylaşabildin mi?Onların mutlulukları senin mutsuzluklarını unutturabildi mi sana?İşte gerçek sevgi budur.Gerçek sevgi herşeye rağmen sevebilmektir.Bunu yapmak zorundamısın?Belki.Kendin için,sadece kendin için.İçindeki güzellikleri ortaya çıkarıp,sevmek istediklerini herşeye rağmen sevmeyi becerebilmelisin.Sevgini borç olarak veremezsin,emanet olarak da.Bugün verip yarın alamazsın.Çünki öbürgün tekrar verdiğinde inandıramazsın kimseyi gerçekten sevdiğine.Sevgi gerçek sevgi,sonsuzluğa uzanabilendir.
 
  Hakedenleri,bizi sevenleri,sevmek istediklerimizi sevdiğimizi,yüreğimiz titreyerek,gözlerimizden yaşlar akarak sevdiğimizi göreceğimiz günlere,ümitle…
 
                                                                         DİLEK,16/02/2010
 


Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Altını Çizdiklerim-Nietzsche Ağladığında…

Ekleyen: Tarih: May.31, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

Yürümeyi öğrenmenin ilk adımı kendi kurallarına uymayan insanın başkaları tarafından yönetilmek zorunda kalacağıdır.Başkalarının kurallarına uymak,insanın kendi kendini yönetmesinden çok,hem de çok kolaydır…

Gururlu bir yüceliğe sahip isteyen ağaç fırtınalı hava ister.Yaratıcılık da keşif de acı da saklıdır…

Acının büyüme,güç,yaratıcılık gibi marifetleri vardır…

Aşık seven kişi değildir.Aslında o,sevdiği kişinin mutlak sahibi olmayı amaçlar.Bütün isteği tüm dünyayı o değerli malından soyutlamaktır.Altınları başında nöbet tutan ejderha gibi alçak ruhludur.Dünyayı falan sevmez,tersine tüm diğer canlılara karşı bir umursamazlık içindedir…

Şehvet,topuklarımızı kemiren bir orospudur.Ve bu orospudan bir parça et esirgediğinde bir parça ruh için yalvarmayı çok iyi becerir…

Problem huzursuzluk değil,asıl problem yanlış bir konuda huzursuzluk duymandır…

Hakikat aşıkları fırtınalı ya da zor sulardan korkmaz.Asıl korkulacak olan sığ sulardır…

Eğer kimse sizi dinlemiyorsa,bağırmak en doğal haktır…

Arzu edilenden ziyade arzu etmeye alışığızdır…

İdeal evlilik ilişkisi her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır.Biriyle tam bir ilişki kurabilmek için önce kendinle ilişki kurabilmelisin.Eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak,inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız.Yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan ”kimsenin onu seyretmesine ihtiyaç duymadan” başka birisine sevgisini verebilir;yalnızca o zaman o insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesi ile ilgilenebilir.

İnsan evliliğini bitiremiyorsa o evlilik bitmiş demektir.Evliliği kurtarmanın tek yolu,onu bitirebilme gücüne sahip olmaktır…

Kaderini sev…

Acı çeken dostuna dinlenmesi için yer göster.Ama dikkat et yatak sert olsun…

 

 

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Hissettirdiklerimiz…

Ekleyen: Tarih: May.31, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler,insanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler.Ancak insanlar onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Dilek’ten…Keşke Diyebilseydin Anne…

Ekleyen: Tarih: Nis.28, 2010, Kategorisi: Dilek'in Şiir Köşesi...

 
           
            KEŞKE DİYEBİLSEYDİN ANNE..

      Ben çocukluğumu istiyorum,banane
      Koşmadım kırlarda doya doya,
      Koşmak istiyorum.
      Kuzucukları sevmek,
      Güneşi keşfetmek,
      Yuvarlanmak çamurlarda,
      Elbiselerimi kirletmek istiyorum… 
         
             Çocuk olmak istiyorum anne,
             Kapının önünde,kilimlerin üzerinde
             Evcilik oynayan arkadaşlarıma katılmak
             Yere oturmak istiyorum.
             Üşümem korkma annee…
  
      Neden daha fazla ders çalışacakmışım
      Çalıştım ki yeterince,
      Fazlası nedenn anne…
      Çok çalışmanın ödülü nedir hayatta?
      Üzme kendini anneciğim,
      Ben çalıştım,yeterince çalıştım. 
 
           Öğle uykusu uyumayacağım banane.
           Kapatma annee,güneşi göreyim.
           Gündüz için değildir ki perdeler.
           Uyumayacağım işte…
           Ben senin kadar yorgun değilim ki,
           Henüz yorulmadım ki anneciğim.
    
     Gençliğimi yaşamak istiyorum anne
     Olgunluğumu daha sonraya,
     Çokk uzun yıllar sonraya bıraksam.
     Söz o zaman iyi bir eş,
     Çok iyi bir anne olacağım.
     İnan bana annee.
 
            Anneciğim,çalma gençliğimi ne olur
            Sonra çokk özleyeceğim biliyorsun.
            Neden demiyorsun anne;
            Gün bugündür,senin günündür.
            Doyasıya yaşa gençliğini,özgürce,
            Bugünleri özlemeyecek kadar özgürce.
            Bugünleri gülümseyerek anacak kadar özgürce
            Yaşa kızım…
                         
                               Desene haydi annee…
 
                                         DİLEK/2008
 
            
       
 
      
       

2 Yorum Var D.E.V.A.M.I...

Nietzsche

Ekleyen: Tarih: Nis.27, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

Zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar.

Nietzsche

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Benjamin Franklin

Ekleyen: Tarih: Nis.26, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

Bırak bütün insanlar seni tanısın, ama hiç kimse seni tam olarak tanımasın.İnsanlar, sığ yerini gördükleri dereyi kolay geçerler.

Benjamin Franklin

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Dilek’ten…Susmalı mı? Susmamalı mı?

Ekleyen: Tarih: Nis.24, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

SUSMALI MI,SUSMAMALI MI?
Susmak  bir yaşam tarzıdır.Yaşamın bazı dönemlerinde,bazı olaylar karşısında uygulandığında faydalı bir eylemdir.
Susmak bazen uzun bir dönem kendimizi anlatmaya çabalamanın sonucudur.Başaramadığımızı gördüğümüzde susarız.Artık hiç konuşmayız.Anlatacaklarımız,çabalarımız bitmiştir.Beklentilerimiz de.Yüreğimiz rahattır,huzurluyuzdur.
Susarız.Dilimizin yerine yüreğimiz konuşur.Anlatmak isteriz aslında da,merak etmezler ki,sormazlar ki.Sormadıkları için susarız.Yüreğimizde biriktiririz anlatmak istediklerimizi.Bu birikim bir süre sonra küskünlüğe dönüşür.Küskünlüğümüz gözlerimize yansır biz  farketmesek de.Sormayanlar var ya hani,onlar okurlar gözlerimizdeki küskünlüğü,ancak anlam veremezler.Sormamaya da devam ederler.Belki de haklı olduğumuz halde haksız duruma düşeriz kendimizi anlatmadığımız için.
Bazen de kendimizi dinlemek,kendimizle kalmak için susarız.O an keyiflidir.Ancak sonu hüzünlüdür.Sıkılırız birden,pişman oluruz.Bizi bizimle bırakmalarını istediklerimize koşmak isteriz.Yakalayabilirsek ne ala
Bazen çözüm üretmek için susarız.Dert de bizdedir,derman da.Bizi sevenleri sıkıntılarımızla üzmemek için susarız..Hüzünle bakan gözlerimize soru işaretleriyle bakan gözlerine inat susarız.Onlarla konuşmak için başarıyı yakaladığımız,sorunlarımızı çözdüğümüz,hedefe ulaştığımız günü bekleriz.Başarı bayrağını salladığımızda müjdelerle bitecektir onlara suskunluğumuz.ilk duyan onlar olacaktır sevinç sözcüklerimizi,müjdeli gözyaşlarımızla.
Bazen sevdiklerimizin bizlere karşı olan tavırlarıdır susmamıza sebep.Sevdiğimizden,her zaman yüzyüze bakabilmek için susarız.Bekleriz gülümseyen sukunetimizle.Ve sabırlı sukunetimiz zamanla gülümseyen bir yüzle geri döner bize.
Susmak,susabilmek bir sanattır.Doğru zamanda doğru yerde uygulandığında çok güzel eserler harika anlar çıkar ortaya.
Susmamızın gerekmediği anlara,sevgilerimle
                                                
DİLEK

5 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Irvin D.Yalom…

Ekleyen: Tarih: Nis.22, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

 

                          Yalnızlığımı elimden aldıkları halde gerçekten eşlik etmeyenlerden nefret ederim.Bunu benim için aziz olan şeylere değer vermeyerek yaparlar.

                    Irvin D.Yalom/Nietzsche Ağladığında

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Yılmaz Karakoyunlu…

Ekleyen: Tarih: Nis.19, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

Kurtlar kuzunun bol olduğu yeri değil,sahipsiz olduğu yeri severler.

Salkım Hanımın Taneleri/Yılmaz Karakoyunlu

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...