Sözlerin Sultanı

Ustalardan Yazılar…

Hiç Bir İnsanı Unutmak Zorunda Kaldın mı?..

Ekleyen: Tarih: Mar.01, 2012, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

HİÇ,BİR İNSANI UNUTMAK ZORUNDA KALDIN MI?

Hiç, bir insanı unutmak,bir insandan vazgeçmek,
Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda
kaldın mı hiç?

Hani ölmüÅŸ gibi,hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi..

Her an kapından içeri gülümseyerek gireceÄŸini bekleyip
ama aslında hiç gelemeyeceÄŸini de bilmen gibi.
Ne zor ÅŸey deÄŸil mi ölmediÄŸini bilmek,
ama ölmüÅŸ gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana,
ne kadar katlanılmaz bir gerçek deÄŸil mi?

Sen hala bu kadar sevgili iken…

Özlemek,
bu kadar özlemek,etini kemiÄŸini yakarcasına özlemek…

Çok kötü deÄŸil mi?

Bu kadar özleyip onu görememek,ona dokunamamak,
onu iÅŸitememek,artik sonunun “Pi” hali deÄŸil mi?

Biliyorsun deÄŸil mi?

Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düÅŸünmek,belki ÅŸu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek,belki ÅŸu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaÅŸamak,ne zordur deÄŸil mi?

Ne kadar eritir insanı farketmeden.
Sen de biliyorsun değil mi bunları?

Bir sinema koltuÄŸunda sen de iki kiÅŸi gibi oturdun mu hiç?
Hiç iki kiÅŸi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına?
Güzel bir kafe keÅŸfettiÄŸinde,güzel bir film seyrettiÄŸinde,
güzel bir ÅŸarkı dinlediÄŸinde,güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaÅŸamadığın için onunla.

Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada?
Hiç iki kiÅŸilik beyninle yarım insan olabildin mi?
Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüÄŸün
oldu mu hiç?
Sana hayatındaki en büyük yoksunluÄŸu yaÅŸatandan
nefret edemediÄŸin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu, bacağını kesen bir insanın yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiÄŸin zamanlar oldu mu hiç?

Hayatta inandığın bütün deÄŸerlerini altüst eden birisine
aÅŸk ÅŸiirleri yazabildin mi?
Onu içinde korumanın seni yok etmek olduÄŸu zamanlara
feda oldun mu hiç?
İçinde aÄŸlayan çocuÄŸa umut ÅŸarkıları söyleyemediÄŸin,
özlemini,susuzluÄŸunu,açlığını gideremediÄŸin zamanlar oldu mu hiç?

Kanayan yarasını gördüÄŸün,ama merhem olamadığın zamanlar.

Gücünün,hani o tanrısal gücünün,bir çocuÄŸun aÄŸlamasını susturamayacak kadar olduÄŸunu gördüÄŸün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiçç
Hİç
HİÇ
Bir Hiçç !!!"

Can DÜNDAR

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Dört Mahalleli Kasaba…

Ekleyen: Tarih: Ara.05, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

 

DÖRT MAHALLELİ KASABA

Küçük bir kasabanın 4 ayrı mahallesi varmış.

Birinci mahallede ”Evet Ama” lar yasıyormuÅŸ. Evet ama’lar her zaman ne yapılması gerektiÄŸini bildiklerini düÅŸünürlermiÅŸ. Yapma zamanı geldiÄŸinde ise”evet ama” diye yanıtlarlarmış. Yanıtları hep yanlış olurmuÅŸ. Suçu’da baÅŸkalarına atmakta ustaymışlar.

İkinci mahallede”Yapacağım” lar yasarmış. Ne yapacaklarını bilirlermiÅŸ.
Kendilerini yapacakları ÅŸeye adim hazırlarlarmış ama yapacakları sırada ÅŸanslarını kaçırdıklarının farkına varırlarmış. Bu mahallede insanların dizleri dövülmekten yara bere içindeymiÅŸ. Yasamı ertelememek için verdikleri kararı bile ertelerlermiÅŸ.

Üçüncü mahallede yasayan ”KeÅŸke” çilerin hayati algılama güçleri mükemmelmiÅŸ. Neyin yapılması gerektiÄŸini daima en iyi ÅŸekilde bilirlermiÅŸ ama… maalesef her ÅŸey olup bittikten sonra. ”KeÅŸke” cilerin de basları hep kanarmış, duvara vurmaktan!

Kasabanın en yeÅŸil bölgesinde, en güzel evlerin olduÄŸu mahallede ise ”İyi ki Yaptım”lar otururmuÅŸ. ”KeÅŸke”ciler bu mahallede yürüyüÅŸe çıkar, etrafa hayranlıkla bakarlarmış. ”Yapacağım”lar ”KeÅŸke”ciler ile birlikte bu mahallede yürüyüÅŸe çıkmak ister ama bir türlü fırsat bulamazlarmış.”Evet ama”lar ise mahallenin güzelliÄŸini görmek yerine, aÄŸaçların gölgelerinin yeterince geniÅŸ olmadığından, günesin erken saatte dogması gerektiÄŸinden ÅŸikayet ederlermiÅŸ.

”İyi ki yaptım” mahallesinde ki insanların kusuru da beyinlerinde mazeret üretme merkezlerinin olmamasıymış.Bu yüzden yasadıkları ortam her zaman güzel, düzenli ve huzurluymuÅŸ.

Bu hafta hep beraber ”İyi ki yaptım” mahallesine taşınmaya ne dersiniz ?

CAN DÜNDAR

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Öğrendik ki…

Ekleyen: Tarih: Eyl.24, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

ÖÄžRENDİK Kİ

ÖÄŸrendik ki…
Bir tek insanın bize ”iyi ki varsın” demesi varolduÄŸumuz
için mutlu olmamızı saÄŸlar…

ÖÄŸrendik ki…
Kibar olmak haklı olmaktan daha önemlidir.

ÖÄŸrendik ki…
Hayat ÅŸartları bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasada hepimiz
çılgınlıklarımızı paylaÅŸacak birini arıyoruz…

ÖÄŸrendik ki…
Bazen tek ihtiyacımız olan bir el ve bizi anlayacak bir
yürektir…

ÖÄŸrendik ki…
Parayla ”klas insan” olunmuyor…

ÖÄŸrendik ki…
Gün içinde başımıza gelen küçücük ÅŸeyler gün sonunda koca bir
mutluluÄŸa dönüÅŸüyor…

ÖÄŸrendik ki…
İnkar edip içimizde sakladığımız ÅŸeyler gerçekliÄŸini
kaybetmiyor…

ÖÄŸrendik ki…
Biriyle dalaÅŸtığımızda tek baÅŸardığımız onun bize daha çok zarar
vermesini saÄŸlamaktır…

ÖÄŸrendik ki…
Her yarayı saran zaman deÄŸil sevgidir…

ÖÄŸrendik ki…
Çabuk olgunlaÅŸmak için zeki insanlardan çevre edinmek
gerekir…

ÖÄŸrendik ki…
KarşılaÅŸtığımız herkes bir gülüÅŸümüzü hak eder…

ÖÄŸrendik ki…
Hiç kimse mükemmel deÄŸildir…

ÖÄŸrendik ki…
Hayat zorludur ama biz daha zorluyuz…

ÖÄŸrendik ki…
Gülümsemek daha güzel bir görüntüye kavuÅŸmanın bedava
yoludur…

ÖÄŸrendik ki…
Hepimiz zirvede olmak istesek de asıl keyif oraya tırmanırken
yaÅŸadıklarımızdır…

ÖÄŸrendik ki…
Zamanımız ne kadar azsa yapacak iÅŸler o kadar çoktur…

ÖÄŸrendik ki…
BİRİNİ NE KADAR ÇOK SEVERSEK HAYAT ONU BİZDEN O KADAR ÇABUK
ALIYOR….

Can Dündar.

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Hayat Neye DeÄŸmez!

Ekleyen: Tarih: Eyl.10, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

Hayat çetele tutmak deÄŸildir.

Seni kaç kiÅŸinin aradığı, kiminle çıktığın, kiminle evli olduÄŸun demek de deÄŸildir.
Kimi öptüÄŸün, hangi sporu yaptığın veya kimlerin seni sevdiÄŸi de deÄŸildir.
Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi, nerede yaÅŸadığın

veya hangi okula gittiÄŸin de deÄŸildir.
Aslında hayat, notlar, para, giysiler, girmeyi baÅŸardığın ya da baÅŸaramadığın okullar da, çalıştığın iÅŸler de deÄŸildir.
Hayat çok arkadaÅŸ sahibi olmak ya da yalnız olmak,
kabul görmek ya da görmemek de deÄŸildir.
Hayat bunlar degildir.

Hayat;

kimi sevdiÄŸin ve kimi incittiÄŸindir.
Kendin için neler hissettiÄŸindir.
Güven, mutluluk ve ÅŸefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat;

kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öÄŸrenmek ve güven geliÅŸtirmektir.

Neler söylediÄŸin ve ne demek istediÄŸindir,

söylediklerinin arkasında durmandır.

İnsanların sahip olduklarını deÄŸil, kendilerini, olduÄŸu gibi görmektir.
Her ÅŸeyden önemlisi; hayatını,

baÅŸkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.

İşte hayat,

bu seçimlerden ibarettir.

Åžerefle bitirilmesi gereken en asil görev, hayattır.

Bir lokma ekmek için ÅŸerefini çiÄŸnetmeye,

bir anlık eÄŸlence için servetini tüketmeye,

bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye, insanları ezip geçmeye,

günlük menfaatlar için onurunu terk etmeye,

bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düÅŸman olmaya

deÄŸmez bu hayat…

 

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Huzursuz Ruh…

Ekleyen: Tarih: Ağu.26, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

HUZURSUZ RUH

Gitmek ama nereye?
Önemi yok.
Gitmek ama niye?
Cevabı yok.
Aslında varılacak yer dahi o kadar mühim deÄŸil, zira aslolan gitmek, gidebilmek… zaman zaman… her zaman…

DoÄŸru, nereye gidersen git, kaçtıklarını götürürsün beraberinde.
DoÄŸru, ne kadar kilometre kat edersen kat et yakınlaÅŸamazsın kendine, eÄŸer zihninin ve yüreÄŸinin sınırları duruyorsa yerli yerinde.
Doğru, aslolan hikayeleri arşınlamaktır, memleketleri değil. Bunların hepsi doğru.
Ve her seyyah bilir ki gittiği yerde onu gene kendisidir karşılayacak olan.
Kendi geçmiÅŸi.
Huzursuz ruhlar bilmez mi sanırsınız, ne kadar dolaşırlarsa dolaÅŸsınlar huzur bulamayacaklarını…

Ne var ki gene de dayanamazlar iÅŸte.
İçlerinde kurulu bir saat.
Tik-tak-tik-tak.
Sonsuza deÄŸin aynı yerde güven ve huzur içinde kalmak mı, yoksa savrula savrula oradan oraya gitmek mi deseler hiç tereddütsüz gitmek, gidebilmek derim…

İnsan ki eÅŸrefi mahlukattır, içindeki semavi özü keÅŸfetmekle yükümlüdür.
Çıkacaksın yollara, kendine doÄŸru git gidebildiÄŸin kadar. KeÅŸif boynumuzun borcudur.
Kendimizi keÅŸfetmek, aÅŸkı keÅŸfetmek, dünyayı keÅŸfetmek, Öteki’ni keÅŸfetmek…

Çakılı kalmamak hep aynı ruh hallerine, aynılıklara, çoktan bitmiÅŸ ama rol yapmayı sürdüren evliliklere, kendini yenileyemeyen iliÅŸkilere, tavsamış sirkeleÅŸmiÅŸ arkadaÅŸlıklara, aslını yitirmiÅŸ ve bir ucuz taklitten ibaret kalmış aÅŸklara… Bence devremülk bile almamalı insan.
Nereden biliyorsun her sene her 10 Temmuz-10 AÄŸustos arasını ÅŸu koskoca dünya üzerinde gidip gidip hep aynı noktada geçirmek istediÄŸini?
Olur da gelecek sene baÅŸka memleketlere gidersiniz ailecek? İran’a mesela ya da Ukrayna’ya veya Kamboçya’ya…
Nasıl yaÅŸar nasıl aÄŸlar orada insanlar sırf görmek için, sırf meraktan, merak ki en çabuk yitirdiÄŸimiz, en temel dürtümüzdü, bize en çok yakışan…
Hem belki seneye tek başına çıkarsın tatile, kocan ve çocuklarınla deÄŸil; kendi kendinle.
SevmediÄŸinden deÄŸil aileni, kendini özlediÄŸinden.
Åžöyle bir kendinle sohbet etmeyeli çok zaman geçtiÄŸinden. Yalnızlık içsel bir hazine olduÄŸundan.
Kaçılacak bir sosyal kusur deÄŸil…

Çakılı kalmamak sırf alışkanlıklardan ötürü demir attığın koylara.
Çıkmak oralardan, geçmek dalgakıranların beri tarafına, bilmediÄŸin memleketlere varmak, tatmadığın yemekler yemek, sözlerini anlamadığın ÅŸarkılarla içlenmek, risk almak, dağılmak ve parçalanmak ve hasret çekmek buram buram, gurbetin tadına bakmak ve kendini yabancının gözünden görmek, ÅŸaşırmak yeniden, ÅŸaşırmak bir çocuk gibi dünyanın hallerine, çeÅŸitliliÄŸine, güzelliÄŸine, acımasızlıklarına… ÅŸaşırmak ölene kadar… ÅŸaşırma kabiliyetini hiç yitirmemek…. budur son tahlilde Adem oÄŸullarına Havva kızlarına kendilerini keÅŸfettirten serüven…”Devamını Gör

Elif Åžafak

 

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Yılmaz ErdoÄŸan’dan Mektup…

Ekleyen: Tarih: Haz.21, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

Yılmaz Erdoğan`dan Mektup

Sevgili Yılmaz,(Bizim yasadigimiz donemde cocuklara dedelerinin adini koymak gibi adet vardi, bu aliskanlik hala suruyorsa, bu isimde bir torunum olabilir ama ben bu gelenegin bitmis olmasini umarim, zira sirf dedesinin adi Suayip diye hayati kayan yavrucaklar var.)

Sana bu mektubu iki bin yilindan yaziyorum. Gazeteden istediler. Sen simdi gazete nedir, diye sorarsin! Biz bu yillarda haberi kagitlara yazip dagitiyoruz. Kabul ediyorum, cok zor ve cok ilkel bir yontem ama o kadarda kotu durumda degiliz canim, gecen gun deden buyuk bir fiyakayla internette chat yapti. Henuz geyik muhebbetinde kullaniyoruz bilgisayari ama olsun. Ayrica ben senin yasindayken buyuk buyuk dedemin bana yazdigi mektup iki ton agirligindaydi! Magaranin duvarina kazimis, getiren arkadas az kalsin gocuk altinda kaliyordu. Yani beterin beteri var Yilmaz’cigim.

Aslinda bu mektubu sana biraz da ozur dilemek icin yaziyorum. Benden once yasamis cok akilli ve huzunlu bir Kizilderili’nin soyledigi "bu dunya bize atalarimizdan kalmadi, cocuklarimizdan odunc aldik" sozunu anlamasina anladik, hatta bir suru kartpostal da yaptik, cok guzel grafik tasarimlarla yazdik bu akilli adamin lafini ama yine de herseyi berbat ettik. Enerji lazimdi ve tepemizde gunes bazen on saat cayircayir donerdi ama biz kendimizi bir golgeye atip nukleer salakliklarla ugrasirdik. Yani su anda okul arkadaslarinin bazilarinin uc tane kulagi varsa bunda hepimizin sucu var. Ama sen benim torunum olduguna gore mutlaka yapmiyorsundur ama sakin o cocuga "kulagini ac da beni iyi dinle" turunden kulak memesi kivaminda sakalar yapma.

(Mektubun bu acikli bolumunun aynisi buyuk buyuk dedemin bana yazdigi mektupta da vardi maalesef. Umarim senin yazacagin mektup da boyle bir bolum olmaz.) Evet iklimi de degistirdik. Kitaplarda ya da bilgi kaynagi olarak ne kullaniyorsaniz iste onda yazanlar dogrudur. Bir ara dort mevsim vardi. Mesela bunlardan bir tanesinin adi bahardi ki inanamazsin butun insanlarda hatta hayvanlarda bile asik olma ihtiyaci uyandirirdi. Tabi bu durum kimi kazalara da yol acmiyor degildi ama yine de omrun en guzel mevsimiydi.

Sonra yaz… O muhtesem kamasma… Ama hala anlamiyorum ayni yerde hem iseyip hem nasil yuzdugumuzu.

Sevgili Yilmaz , iki bin yilina gelene kadar cok aptalca seylerle mucizevi isleri birarada yapmis insanogullarindan sadece birisi olarak ve buyuk deden olma sifatiyla sana soylemek istedigim sudur: Ben bilimkurgu sevmem. Bizde gelecegi duslerken abartma adeti vardir. Inanmazsin benim cocuklugumda Uzay 1999 diye bir televizyon dizisi vardi ve orada anlatilanlar gercek olsaydi benim gecen sene Jupiter’deki yazligima tasinmam gerekiyordu ama su anda en buyuk numaramiz yukariya binlerce uydu gondermis olmamizdir. Antenin hallicesi iste… Ben yuz yil sonra isinlanmayi bile becerse insan, insan kalacaktir diye dusunurum. (Isinlanma bizim bilimkurgucularin buldugu bir laf, alay edeceksin onlarla, et")

 Sevgili Yilmaz, ucan arabalara bile binsen, onur her insana lazimdir. Onurunu ve asik olma yetenegini asla kaybetme. Buyuk deden bunlara dikkat ederdi.Gozlerinden operim.

Haa bu arada 2071 yilinda saniyorum buyuk bir tantanayla Turkler’in Anadolu’ya girisinin bininci yili kutlanmistir. Merak ettim Malazgirt’in yolu da yapildi mi?

Yılmaz Erdoğan

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

AÅŸkın Yalan OlduÄŸunu Söylemediler Bana…

Ekleyen: Tarih: Haz.15, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

AÅžKIN YALAN OLDUÄžUNU SÖYLEMEDİLER BANA

AÅŸkın yalan olduÄŸunu söylemediler bana bu yüzden yara bereyim gönül evimde…
KaÅŸlarımdaki öfkeyi susturacak söz bulamıyorum lugatımda!
Yakışmıyor artık sana susmalar tadını kaçırdın yıllarca. Aramıza boyumuzdan büyük ayrılıklar koydun oldu mu? Bende kalabalığın tenhalaşıyor yavaÅŸtan… Meltem esmiyor nicedir fırtınalar susmadı henüz. Hayat anlamsız geliyor tutunamıyorum canıma…
Ben hiç mutluluktan delirmedim ama; delirmekten mutluluÄŸu aÅŸkta öÄŸrendim.
Neden herkes bakışlarını üstüme yapıştırmış bana bakıyor? Biliyorum çok çirkinim kimin yüreÄŸinin zilini çalsam açılmaz kapılar ardında kalırım kimsesizliÄŸimden… Oysa ben düÅŸlerin pembesini yüreÄŸimin görünmezliÄŸinde saklarım… Temiz hayallerimden kurÅŸun yemek öldürüyor içime sığmayan umutlarımı: Yine de her gece mektuplar yazarım sana hiç okumayacağın.

Yüzün flulaÅŸtı gözümde aklım yavaÅŸ yavaÅŸ seni unutmaya yelteniyor sevgili!
O duyumsuz bakışlarından aldığım yitik anlamı göÄŸsümde tutuyorum…
Geç bastırılmış bir yalnızlık ihtilali için MERHABA! bu yüzden zehirli geceler bırakıyorum ve seni onarıyorum kendimi yaralayarak. Yalnızlığımdan bir sen çıkarıyorum sensizlik büyüyor yanımda…
Mor bir ölüm giyiniyorum sensizliÄŸimin sessizliÄŸinde… Seni çıkarıyorum hücrelerimin beyinden kan revan her parçan ben kanıyorum gözlerimden sen düÅŸerken.

Seni bende devleÅŸtirmeseydim bu kadar sen de bilmeyecektin farkının farkındalığını sevgili!…
Sen de unutamayacaksın yar beni… Her ÅŸarkıda biraz beni hatırlayacak sevgimi bırakıyorum yüreÄŸine usulca haykırarak farkında olmasan da.
Göm ÅŸimdi beni aklının dehlizlerine sana da bu yakışır sevgili!
Beni saçlarının toroslarında uyut beyaz gelinliÄŸi sen giydir başımın mezarına!
Sonranın azı mor daÄŸların eteÄŸinde ölüm kusacak aÅŸkın ciÄŸerlerimden… Bu ölüm beni de korkutuyor ama; gelsem yoksun gelmesen ölüm oluyorum; nedir bu ters denklem anlamıyorum!
VE BEN SENİ BİLMESENDE HALA ÇOK SEVİYORUM…

Kahraman TazeoÄŸlu

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Mevlana OÄŸluna Der ki…

Ekleyen: Tarih: Haz.06, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

MEVLANA OGLUNA DERKI

“Bahaeddin! EÄŸer daima cennette olmak istersen,
herkesle …dost ol, hiç kimsenin kinini yüreÄŸinde tutma!
Fazla bir ÅŸey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!
EÄŸer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öÄŸretici!
Fena düÅŸünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun.
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
EÄŸer bir kimseyi düÅŸmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir,
gül ve fesleÄŸenlerle dolar.
DüÅŸmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar,
canin sıkılır, içine pejmürdelik gelir.
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar,
içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna maÄŸlup olup tutuldu,
hepsi gönül hoÅŸluÄŸu ile onların ümmeti ve müridi oldular.”

Mevlana oÄŸluna der ki:
Bahaeddin!

DüÅŸmanını sevmek, düÅŸmanının da seni sevmesini istersen,
kırk gün onun hayrını ve iyiliÄŸini söyle, o düÅŸman senin dostun olur;
Çünkü gönülden dile yol olduÄŸu gibi, dilden de gönüle yol vardır.
Allah’ın sevgisini de onun aziz isimleriyle elde etmek mümkündür.

Allah(CC) buyurdu ki:
Ey kullar,

kalbinizde arınma olması için beni pek çok anmaktan geri durmayın.
Kalbinizde arınma ne kadar çok olursa,
Allah’ın nurunun parlaklığı da kalpte o nispette fazla olur.
Nitekim ekmekçinin tandırı ne kadar sıcak olursa,
o kadar ekmek alır, soğuk olunca ekmek almaz.

 

 

 

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

AÅŸklar da Ayakkabılar Gibidir…

Ekleyen: Tarih: May.17, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

 Asklar da ayakkabilar gibidir…

 Bazilari çamur yagmur, toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava" kosullarina dayaniklidir.Bazilari ise ummadiginiz kadar kisa zamanda çabucak "yamulur" ilk yagmurlu havada "alti açilir" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup" gider.

 Asklari da ayakkabilar kadar "itinayla" seçmezseniz, tipki ayaginizda oldugu gibi yüreginizde NASIR olusabilir.

 Dar gelen bir ayakkabiyi sadece tarzini begendiginiz için "zamanla açilir" diyen saticiya inanarak alirsaniz, zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" baslar.

 Ruhunuzu daraltan bir ask içinde yalnizca fiziksel begeniye kapilip "zamanla düzelir" diyenlere kanarsaniz, yine zamanla içinizdeki olumlu duygularin "çarpildigini" görebilirsiniz.

 Asik olabileceginiz insan türü, tipki ayakkabilar kadar degisik stillerde, farkli kalitelerde ve sayisiz "renktedir"…. Aski bir çesit serüven olarak "spor" gibi yasayanlar, aynen "spor ayakkabi" gibi dikkat çekici ve rahat kisileri bulurlar.

 Tersine askta tutucu ve istikrarli olmayi benimseyenler "klasik ayakkabi" gibi muhafazakar çizgiler tasiyanlara tutulurlar.

 Dekolte ayakkabilar gibi sadece cinsellik ve eglence zevkleriyle ateslenen asklar vardir.

 "Bez" ayakkabilar gibi kisa ömürlü "tatil asklari" ise hemen herkesin kisisel tarihinde mevcuttur.

 "Marka" ayakkabi alir gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna "tutulan" asiklar görürsünüz.

 Kati plastikten "yagmur çizmesi" edinir gibi mantik süzgecinden geçirip "ise yarar" biçimde yasamak isteyenleri de bilirsiniz.

 Ayrica ne tuhaf ki, psikolojik testlerde "zaafi"olup evine sayisiz çesitte ayakkabilar yigan insanlarin ayni zamanda "degisik" türde asklara da zaafi oldugu söylenir.

 Evet ask "ayakkabidir".

 Aynen ayakkabiniza bakim yapmayip "hor" kullandigniz zaman kolayca eskittiginiz gibi, askiniza da dikkatli davranmayip özen göstermediginiz zaman kisa sürede "eskitirsiniz".

 Ve nasil ki "delik" bir ayakkabiyi tamir ettirdiginizde yalnizca "bir miktar" ömrünü uzatmis olursaniz; "delik" bir aski onarmaya kalkistiginizda da "asla eskisi gibi olmayacaktir"!

 CAN YÜCEL

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Kadınlar Susarak Gider…

Ekleyen: Tarih: May.03, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...


cemal süreyya – Kadınlar susarak gider Docameron

KADINLAR SUSARAK GİDER

Çok uzun emekler verir iliÅŸkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreÄŸi, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiÅŸtir ki, baÅŸka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam ters…i, konuÅŸmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuÅŸmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz ÅŸeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aÅŸklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuÅŸup derdini anlatma isteÄŸi, karşı tarafı ikna edene kadar uÄŸraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuÅŸma! Gereksiz ve saçma gelmiÅŸtir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiÅŸtirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceÄŸini bilemez. Bir kadın ÅŸikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o iliÅŸkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaÅŸamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum iÅŸte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuÅŸan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliÄŸe vermiÅŸtir. Ne zaman ümidini o iliÅŸkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. YüreÄŸindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, iliÅŸkiden çıkıp gitmiÅŸtir. Kadın, gerçekten gitmiÅŸse, çok sessiz olmuÅŸtur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiÅŸtir. Her akÅŸam eve geldiÄŸinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek piÅŸiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta seviÅŸmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidiÅŸi sessiz ve asildir.

CEMAL SÜREYYA

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Ruhumuzla BuluÅŸmak…

Ekleyen: Tarih: Nis.28, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

Ruhumuzla BuluÅŸmak

 Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuÅŸup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye baÅŸlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.

 Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuÅŸup tekrar yola koyuluyor ve sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.

 Arkeologlardan biri, yaÅŸlı rehbere soruyor; “hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? “

 YaÅŸlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; “çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetismesini bekledik…”

 Niye içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yaÅŸadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediÄŸimizi, niye kendimiz olmayı baÅŸaramadığımızı ve “niye” ile baÅŸlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor İnkalar’ın yaÅŸlı torunu.

 Çünkü bu aptal hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada kaldı, hatta onu nerelerde unuttuÄŸumuzu bile hatırlayamıyoruz. ÇocuÄŸunu kaybeden annelerin çılgınlığında bir saÄŸa bir sola saldırıyoruz hepimiz, ama bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz… Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. Sanıyoruz ki cok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız.

 Hadi maddeciliÄŸi bir kenara bırakalım; niye herkes aÅŸktan ÅŸikayetçi? Çevremiz de kaç kiÅŸinin aÅŸk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hic kimse yanlışın nerede olduÄŸunu da bulamıyordur. Ben ten uyuÅŸması kadar ruh uyuÅŸmasının önemine inanırım. Hatta insanların eÅŸ ruhlarının olduÄŸuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuÅŸabilir ki?

 Evet, önce göz görür fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eÅŸ ruhumuzu bulmak gibi bir ÅŸansımız olmadığına da eminim… İşte bu yüzden icimiz de sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz. İşte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp,çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve iÅŸte bu yüzden mutluluÄŸu bir türlü yakalayamıyoruz… Gerçekte hIz çağında yaşıyoruz. Her ÅŸey o kadar hızlı geçiyor ki, ne iÅŸe , ne arkadaÅŸlarımıza, ne ailemize, ne çocuÄŸumuza, ne kendimize yeterince vaktimiz kalmıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu yüzden bütün iliÅŸkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye bile vaktimiz yok bizim. Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor. İşlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok iÅŸte!

 Bence doÄŸanın kara bir laneti bu. Biz ondan uzaklaÅŸtıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor. Milan Kundera “yavaÅŸlık” adlı kitabında; ”yavaÅŸlık hep aldatır,hızlılık ise unutturur” diyor.

 Telefon hızlılık mesela, konusulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaÅŸlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Ben kendi adıma her zaman yavaÅŸlıktan yanayım. Mesela uçaklardan hiç hoÅŸlanmam, yeni bir ÅŸehre, yeni bir iklime hazırlanmaya, hatta hayal kurmaya bile vakit bırakmıyor bana ”Küt” diye baÅŸka bir hayatın içine giriveriyorum. Ve en kötüsü de dönüÅŸler, daha ayrılığın hüznünü bile yaÅŸamadan İstanbul’da olmak sahiden de cok tatsız. Tabii ki ruhumun beni terk edip oralarda kalması da cok normal. Oysa trenler karanlık geceyi yırtan keskin düdüÄŸü, uykuda olanlara yolculuk düÅŸleri gösteren kara trenler… DaÄŸları bölen, nehirlerle yarışan, köprülerden geçen, agaçları selamlayan, cocuklara el sallayan, güne bakanlara göz süzen, geçmiÅŸin hüznünü, geleceÄŸin umudunu yaÅŸatan, yolcularına yepyeni dostluklar hazırlayan kara trenler var bir de.

 Uçak deÄŸil, tren olmak istiyorum. Böylece ruhum benden hiç ayrılmaz. Evet freni patlamış kamyon gibi yaÅŸamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaÅŸ yavaÅŸ çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetiÅŸmesini bekleyelim artık. Aceleye ne gerek var?

 Hayat yalnız biz izin verdiÄŸimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaÅŸ…
Her ÅŸey bizim elimizde, sevgi de, aÅŸk da, basarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluÅŸtuÄŸumuzda…

Can DÜNDAR

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

AÅŸk…

Ekleyen: Tarih: Nis.15, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

 

” AÅŸk ”

Hani biriyle tanışırsın, çevrende görmeye alıştığın insanlardan çok farklı biri….
Öyle biri ki her ÅŸeyi bambaÅŸka bir gözle görür ve seni de bakış açını deÄŸiÅŸtirmeye yöneltir.
Dünyaya onun gözleriyle bakmaya baÅŸlarsın. İçine ve dışına da. Etkilenirsin….
Etkilenmek ne kelime, büyüsüne kapılırsın.
Gene de ilk baÅŸlarda araya bir mesafe koyabileceÄŸini,
yüreÄŸini kontrol altında tutabileceÄŸini zannedersin.
Oysa rüzgâr sandığın fırtınadır.
Sınır sandığın yer oynak ve kaygan bir zemindir.
Bir bakmışsın, farkında bile olmadan açılmış, karadan uzaklaÅŸmışsın.
Okyanusun tam ortasındasın…

Elif Åžafak

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Evliler İyi Okusun,Bekarlar Ders Alsın…

Ekleyen: Tarih: Nis.11, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

EVLİLER İYİ OKUSUN,BEKARLAR DERS ALSIN

Evlilik , inanmadığım halde içerisinde 17seneyi bitirdiÄŸim bir kurum benim
için.. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiÄŸi kurum ayni
zamanda da…
EvliliÄŸimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan
geçiyor.
EvliliÄŸi toplumun dayattığı ÅŸekilde yasamamaktan…
Nedir bu dayatmalar?
ErkeÄŸin muhakkak kadından yasça büyük olması , eÄŸitim seviyesinin erkeÄŸin
lehine yada en azından eÅŸit olması bunların sadece ikisi…
Olmaz,yürümez diyor toplum…
Erkek yaÅŸça büyük olmalı ki, kadına ‘höt’ dediÄŸinde oturmalı kadın…
Ya da yumuşatıyorlar;
Efendim kadın erkekten önce çöktüÄŸ ü için (hani doÄŸum felan) küçük olmalıymış
yaşı…
EÄŸitimde de böyle..
Kadının çok okumuÅŸu bilmiÅŸ olurmuÅŸ,evde kalmakmış layıkı ….
EÅžiM BENDEN 2 YAÅž BÜYÜK; ne ‘höt’ dememe gerek kaldı 17 senede, ne de
benden önce çöktü…
Yıllar içinde ben yaÅŸlandıkça o gençleÅŸti,
-’Ooo Can bey kapmışsınız çıtırı ‘esprilerine muhatap dahi oldum.
EÅžiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..
Ne o bana bilmiÅŸlik tasladı , ne ben ona ezik baktım…
KulaÄŸa gelen müzik tekse de, onu oluÅŸturan notalar farklıdır der
Halil Cibran…
Bunu unutmadık biz.
Ben konuÅŸurken o dinledi,ben dinlerken o konuÅŸtu 17 sene. O öfkeliyken
ben, ben öfkeliyken o ‘haklısın bitanem…’dedik,
Öfke bitip fırtına durulduÄŸunda ‘ama bi de böyle düÅŸün’ de dedik fikrimizi
savunurken.
Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaÅŸan
neferlerdik bu hayatta…
Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiÄŸi
kadar aldık..
Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı
cins diye sorgulamadık da ama…
Sevginin en büyük dostuydu bizim için ‘güven’… Ve güvenin ardına
saklanmış bir ‘saygı’ vardı daima…
Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede…
Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaÅŸayacaktık…
Bir gün öyle bir girdik ki birbirimiz e, ben ilk kez odamın
dışında yattım bi gece, misafir odasında…
Gece yarısı kapı açıldı eÅŸim;
-Ne yapıyorsun burda?’ diye sordu kapının eÅŸiÄŸinden, ‘uyuyorum’ dedim buz gibi bi sesle…
Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla… ‘kay yana’ dedi
daracık yatakta. ‘ne yapıyorsun?’dediÄŸimde ‘benim yerim senin yanın, sen
gelmezsen ben gelirim’ dedi…
Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek…
Ve bence doÄŸrusu da bu…Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde
kavga ettik, yatak odamız hariç..
Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize…
Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci
çift olacaktık o listede…
Ama oyunun kurallarını biz koyduk… Nede olsa bizim
oyunumuzdu, oynanan…
Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bi oyun bence…
Topluma kulaklarını tıkayarak hem de… Ne benim, ne de
bizim sözlerimizle…
Sadece gönlünüzden geçtiÄŸince …DediÄŸi gibi Ataol BehramoÄŸlu’nun ;

‘…YaÅŸadıklarımdan öÄŸrendiÄŸim bir ÅŸey var:
YaÅŸadın mi büyük yaÅŸayacaksın, ırmaklara, göÄŸe, bütün
Evrene karışırcasına.Çünkü ömür dediÄŸimiz ÅŸey,
hayata sunulmuÅŸ bir armaÄŸandır.Ve hayat, sunulmuÅŸ bir armaÄŸandır insana…’

Can DÜNDAR

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Ölür müydün Sanki Sevsen Beni…

Ekleyen: Tarih: Mar.09, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

Ölür müydün Sanki Sevsen Beni

YaÅŸadığımdan emin deÄŸilim.GittiÄŸinden eminim ama bak,seni özlediÄŸimden eminim.
Yirmi beÅŸ yaşında bir hayal kırıklığı olduÄŸumdan hiç ÅŸüphem yok mesela.
BeceriksizliÄŸimden,yalnızlığımdan,bu ÅŸehri sevmediÄŸimden,düzensizliÄŸimden,yorgunluÄŸumdan,huys
uzluÄŸumdan,baltalarınızdan birine sap olmamışlığımdan hatta olamayacak olmamdan,kırgınlığımdan,bir gün bana ayrılan sürenin sonuna geleceÄŸimden her tavÅŸan kesildiÄŸimde dünyanın daÄŸ olma vaziyetinden filan eminim.
Örnekleri çoÄŸaltabilirim.Örnekleri çoÄŸaltabileceÄŸimden eminim.

Birileri namusum üzerine yemin edecek,

Ölür müydün sanki sevsen beni.

Günlerdir doÄŸru dürüst uyuyamıyorum.Ellerim parçalanıyor ne zaman yazmayı denesem.AÄŸzım artık daha bozuk.
Her tarafta pis bir koku;nefes alamıyorum.
Çok bekledim seni.Her halimle,her yerimle bekledim.
Yetkiler verdim kendime;tuttum seni affettim.
Aramanı bile bekledim bazen.Ağır küfürlerle örtbas ettim sonra aramayışlarını.Bunca zaman aramayışlarını biriktirdim.
Seni bekledim ben çünkü
Seni bekledim.
İçtim..içtim..içtim…
Kustum.
En çok giderken bıraktığın kelimeleri kustum.Sanat filan dedi bazısı o kelimelere bazısı bunlardan bi bok olmaz dedi.
Senin önemsediÄŸin kadar önemsemedim ben o kelimeleri,senin danışma gruplarının önemsediÄŸi kadar önemsemedim.
Kustum..kustum..kustum.
İçtim.

Ellerimle yaptığım cam evim kırılacak,

Ölür müydün sanki sevsen beni.

içimden geç
içimi sil
artık özlemek istemiyorum.

Neye el atsam piç ediyorum.
Yine de fiyakalı durumlar peşindeyim hep.
En sert içkileri kaçırıyorum soluk boruma bilerek.Her yıl ilkokula baÅŸlıyorum.Her gün yeni bir krallık kurup öldürüyorum kralını gece yarısına doÄŸru.
Uzatmaya gerek yok;sen olmayınca yapamıyorum.

YokluÄŸun gümüÅŸ tepside intihar sunacak,

Ölür müydün sanki sevsen beni.

Emre Aydın

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

AÅŸka Ayıp Oluyor…

Ekleyen: Tarih: Şub.20, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

AÅžKA AYIP OLUYOR

Günümüz insanı aÅŸka aşık, aşığa deÄŸil! AÅŸkların kısa dönem askerlik gibi kısa sürmesinin nedeni herhalde bu.

Zaplanan aşıklar dönemi bu dönem! Kanaldan kanala geçer gibi aşıktan aşığa geçiliyor.
Peki bu neden böyle oluyor?
Çünkü insan insana sevgisiz, insan insana tahammülsüz, insan insan için fedakarlık duygusunu yitirmiÅŸ, insan insana kendini adamaktan kaçıyor.

Oysa fedakarlık, adanmışlık varsa vardır aşk. Fedakarlığın, adanmışlığın yaşamadığı yerde yaşamaz aşk.

Ne yazık ki uÄŸruna kendini adadığı ne bir ideali var günümüz insanının… Ne de uÄŸruna kendini adadığı bir aÅŸkı.

Nerde ideali, aÅŸkı uÄŸruna her ÅŸeyden vazgeçen dünün insanı… Nerde hiçbir ÅŸey için hiçbir ÅŸeyden vazgeçmeyen bugünün insanı.

Bugünün insanı aÅŸkta da köÅŸe dönmeci.
Emek harcamadan yaÅŸamak istediÄŸi gibi, emek harcamadan aÅŸk yaÅŸamak istiyor.

Sevmeden sevilmek, vermeden almak istiyor.
Hiç deÄŸilse bir koyup üç almak istiyor.
Bir koyup üç alamadı mı iliÅŸki bitiyor.
İliÅŸkiler çıkar, menfaat üzerine kurulu.
Elektriklenmeler kısa devre. Bir günlük elektriklenmeler, bir gecelik seviÅŸmeler aÅŸk sanılıyor.

Sevgili bayanlar baylar, aşka ayıp oluyor!!!!!!

Can Dündar

YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Şu an çevrimiçi:

Tavsiye EttiÄŸim Siteler!

BeÄŸendiÄŸim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...