Ustalardan

Hemen Gitme…

Ekleyen: Tarih: Nis.11, 2013, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

Hemen Gitme

Unutmuşum aşkta söylenenleri
Nasılsını bile bir başkaydı
Hemen gitme
Böyle tenhalaşmışım ya
Durup halini hatırını soruyorum gölgemin
Sanki yüzgöz olmuşum hüzünlerle
Kalbim diyorum ellerim çıkıp geliyor
Kovamıyorum da
Hemen gitme
Sana bir yaprak kadar solgunum desem, rüzgar çeler aklımı
Dallanıp budaklanır içimdeki boşluk
Bahara karın tokluğuna gelen ağaçlar gibi olurum
Hemen gitme bu kente bir sokak daha gelse
Söyle kim arar seni
Kırılır gülümsemelerin bir bir içime düşer ve
Bir gülü uyandırıp uygarlığından kırmızılığı ne kadar
Kim götürür seni
Ahh neydi ki suçum
Gençliğimi ve terketmelerini kayırmaktan başka
Alıp başını gidiyorsun benden
Hemen gitme
Sana diyorum bir ağlasam, üşüsem derin bir kuyu gibi
Omuzlarından başlayıp yıkılsam önüne
Utanır sevinçlerim insan içine çıkamayan toprak gibi olur
Hemen gitme
Anla beni ben bu yalnızlıkla geçinemem
Geçinemem terkedilmiş bir yürekle
Ama yinede sen sen herşeysin işte
Hayata açılan pencerem
Sevinçlerimi büyüten odalarım
Hemen gitme
Terk edilmiş evler gibi olurum
Hemen gitme…..

Kahraman Tazeoğlu

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Bilmelisin ki…

Ekleyen: Tarih: Oca.24, 2013, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

BİLMELİSİN Kİ,

Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Bilmelisin ki…
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Bilmelisin ki…
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Bilmelisin ki…
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!…
Bilmelisin ki…
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Bilmelisin ki…
Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.
Bilmelisin ki…
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Bilmelisin ki…
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki…
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki…
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz
Bilmelisin ki…
İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Bilmelisin ki…
Her problem kendi içinde bir firsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Bilmelisin ki…
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor

 

Can YÜCEL

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Yaşamı Ertelemek…

Ekleyen: Tarih: Oca.08, 2013, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

YAŞAMI ERTELEMEK

beni her ölüm etkiler
tanımasam bile üzülürüm
yitirilmiş ümitlere…
hiç gerçekleşemeyecek ideallere…

yaşanmamış sevgilere üzülürüm
bu yüzden korkarım yaşamı ertelemekten
ne yapılması, ne söylenmesi gerekiyorsa
söylenmeli, yapılmalı

seviyorsanız, sevdiğinizi bugün söyleyin
sevdanızı bugün yaşayın
işinizde yapılacak ne varsa bir an önce yapın
yarın çok geç olabilir
bir anda bitebilir herşey
yaşamak için acele edin bence
kısa yaşamışlıklar, yaşamamışlıklardan daha iyidir
geriye dönüp baktığınızda ?keşke?ler çoğunlukta
olmasın
uzun vadeli hedefler için bile bugünden harekete
geçmeli
yarınlar çok uzakta olabilir

daha okulda başlamıyor muyuz ertelemeye yaşamı
ilk hedef kolej, sonra üniversite
hep yarına yatırım bugünü sonra
yaşamamacasına
işe gireyim sonra…
evleneyim sonra…
çocuklar büyüsün sonra…
emekli olayım sonra….
sonra…
sonra…
sonra…

bir sürecin başında, ortasında yaşam her an sona
erebilir
sonrası olmayabilir
fedakarlıklar güzel ama
unutmayalım (herkes kendi hayatını yaşar)

İnsanlar yaşadıkça yaşlandığını düşünür,
aslında insanlar yaşamadıkça yaşlanır…?
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.

bitmeyen işler yüzünden
Siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı

siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.

gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadı

Behçet Necatigil

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Belki Gelmem,Gelemem…

Ekleyen: Tarih: Ara.02, 2012, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

BELKİ GELMEM GELEMEM

Sen istinyede bekle ben burdayım
İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
Çünkü ben buradayım karanlıktayım
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Şarabım bütün ekşi suyum soğuk
Yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
Karanlık adamlar hüvviyetini sordu mu
Ben senin olmadığını arıyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor sana ait ne varsa
Hiçbiri benim değil
Belki ölmek hakkımı kullanıyorum
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git

ATİLLA İLHAN

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Zülfü Livaneli’den…

Ekleyen: Tarih: Eyl.14, 2012, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

*Ey sağduyulu insanlar;

Hiç dünyada böyle bir şey gördünüz mü?
1938’de vefat etmiş bir liderin bu kadar tartışıldığını, her gün köşe yazılarına konu edildiğini, taraftarlarıyla karşıtlarının kanlı bıçaklı olduğunu hatırlıyor musunuz?
Dünyada böyle bir örnek var mı?
Amerikan basını kendi liderlerini unutmuş, durmadan Atatürk’ü yazıyor, Fransız basınında De Gaulle’den çok Atatürk adına rastlanıyor, Britanya’da adı, Churchill’den fazla geçiyor.
Bu size garip gelmiyor mu?
Bütün dünya niçin işi gücü bırakmış da 130 yıl önce Selanik’te doğmuş olan bir Osmanlı çocuğuyla ilgileniyor?
Dertleri onun tarihteki rolünü anlamak mı (bize bu kadar meraklı olduklarını hiç sanmıyorum), yoksa işin içinde başka bir iş mi var?
Birazcık aklı olan herkes, bu işin durup durup neden köpürtüldüğünü merak etmez mi?
Eder elbette.
İşte benim cevabım: Türkiye Cumhuriyeti anormal şartlar altında oluşmuş bir ülkedir. İmparatorluğun Batı tarafından planlı bir şekilde çökertilmesinden sonra Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkasya’daki Müslüman Osmanlı tebaası, son kale olarak Anadolu’ya göçtü. Bu kılıç artığı- insanların kültürleri, adetleri, yaşam biçimleri farklıydı. Bu büyük farklılıklar, Anadolu’da zaten karmakarışık olan etnik ve dini yapıya eklenince, acayip bir karışım doğdu.
O ‘karışımın hayatta kalabilmesinin ve bir arada yaşayabilmesinin tek şartı, yeni bir ulus ve yeni bir devlet oluşturmaktı.
Bu iş başarıldı ama Batı’daki gibi, zaten var olan homojen bir ulus, bir devlet yaratmadı.
Tam tersine, yeni devlet bir ulus yarattı.
Bu karmakarışık yapıdan bir ulus yaratan iradenin başında ise Mustafa Kemal vardı.
Ernest Renan, “Hiçbir ulus devlet, geçmişi çarpıtılmadan yaratılamaz” der.
Türkiye Cumhuriyeti de bunun dışında değildi elbette. Tarihi kendine göre yeniden yazdı, içinden çıktığı Osmanlı’yı hain ilan etti, Ziya Gökalp adlı Kürt asıllı bir düşünürümüzün ortaya attığı “Türkçülük tezi”ne aşırı bir önem atfetti; yani bir sürü aşırılık yaptı..
Elbette ki aradan bunca yıl geçtikten sonra bunları konuşacak ve yanlış uygulamaları eleştirerek demokrasimizi olgunlaştıracağız.
Buna aklı başında kimse itiraz etmez.
Ama bugün esen rüzgarlar, bunu amaçlamıyor. İstedikleri tek bir şey var,
Mustafa Kemal Atatürk’ü, Hitler gibi bir cani haline getirmek.
Çünkü bunu başardıkları gün, Türkiye Cumhuriyeti gayrı meşru hale gelecek.
..
Bazılarının bilinçli, bazılarının ise bilinçsiz olarak girdikleri yol bu.

***
Bilirsiniz; camilerde kubbeleri bir tek kilit taşı tutar. Bu taşı çekerseniz, ona yaslanmakta olan diğer taşlar gümbür gümbür çöker.
Mustafa Kemal, bu cumhuriyetin kilit taşıdır. Çünkü devlet ve ulus, onun iradesiyle kurulmuştur.
Cumhuriyeti yıkmak isteyenler ise bu gerçeği, yani ülkenin Aşil topuğunu çok iyi bilmektedirler.***
Atatürk’ü yıkmak, onun dayandığı üç unsuru devirmekle mümkün olabilirdi.
Neydi bu üç unsur?
Partisi, ordusu ve halktaki sevgi.
Önce partiyi yıktılar. Cumhuriyet Halk Partisi kağıt üstünde varlığını sürdürüyor ama artık kesinlikle aynı parti değil.
CHP’nin yerinde yıllardır yeller esiyor.
İkinci sütun olan ordu ise perişan. Bunu sadece son dönemlerdeki duruma bakarak söylediğimi sanmayın sakın.
Bu ordu yıllar önce, (Atatürk’ün vasiyetine aykırı olarak) iç politikaya, darbelere, işkencelere bulaştığı, Güneydoğu’daki savaşı bilerek uzatanları içinde barındırdığı ve emperyalizmin hizmetine girdiği gün bitmişti. AKP sadece, bu bitmiş kuruma son darbeyi indirdi.
Atatürk’ün üç dayanağından parti ve ordu bitirildikten sonra, sıra üçüncü ayağa geldi. Yani onu sevenlerin kalbindeki yeri.
Şimdi oyunun bu son perdesi oynanıyor. Mustafa Kemal’i itibardan düşürme gayretleri sergileniyor.
Bir devrim döneminde ortaya çıkan bütün fenalıklar, suçlar, kabahatler ona yüklenmeye çalışılıyor.
Bu da başarıldığı gün, bilin ki Türkiye Cumhuriyeti çökmüştür.

***
Bazı mesajlarda bana diyorlar ki: “Yahu bu rejim sana kötülük etmedi mi, ordu genç yaşında seni hapislerde süründürmedi mi,
evini barkını yıkmadı mı, mahkemeler seni yargılamadı mı, albümlerini yasaklamadı mı, merkez basın seni kaç kere linçe tabi
tutmadı mı? Nasıl olur da bu düzeni savunursun?”

Sevgili arkadaşlar; doğrudur, haklısınız. Türkiye’deki zalim rejimin acılarını en çok çekenlerden birisi benim.
Yapılanları anlatsam kitaplara sığmaz. Hayatım bu zulüm rejimine karşı mücadele ederek geçti. Ama hükümetlere, cuntalara karşı mücadele etmek başka, ülkeyi yıkmaya çalışmak başka. Ben hiçbir zaman ‘vatan haini’ olmadım.
O cuntalardan, generallerden, başbakanlardan, polis şeflerinden çok daha fazla sevdim bu memleketi.
Karşılıksız sevdim, kötülük gördüğüm halde sevdim. Gerçek yurtseverler bizleriz.
Bu yüzden; ülkeyi yıkmak için Mustafa Kemal’i itibarsızlaştırmak oyununa karşı çıkıyorum.
Siz 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, ordu yüzüne Kemalist maskesi takmışken benim hiç Atatürk’ten söz ettiğimi duydunuz mu?
Elbette duymadınız. Çünkü o zaman iktidar kendisine Kemalist diyen zalim bir grubun elindeydi.
Atatürk’ü övmek ödüllendiriliyordu, buna tenezzül edemezdim.
Ama şimdi oyun farklı. Dün Mustafa Kemal’i eleştirmek tehlikeliydi, bugün ise onu savunmak.
Ama benim de, tehlikeli bile olsa gerçeği söylemek gibi bir huyum var.
Ne yapayım!*

ZÜLFÜ LİVANELİ

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Aynalar…

Ekleyen: Tarih: Tem.04, 2012, Kategorisi: Kemal Müftüoğlu Şiir Köşesi...

AYNALAR

Yıllar varki sevimsiz
Dost bildiğim aynalar,
Artık her baktığımda
Beni içten yaralar.

Neden eskisi gibi
Canlı değil gözlerim
Nasıl mor lekelerle
Dolu şimdi ellerim.

Yüreğim paramparça
Alnımda kırışıklar
Akşam karanlığında
Görülmüyor ışıklar.

Meğer okyanuslara
Tükenmeye akmışım
Umutla her seraba
Gerçek diye bakmışım.

Şimdi her günüm kahır
Gençlik geçmişte bir an,
Gölgemden yakın ölüm
Aynalar bana düşman.

Kemal Müftüoğlu

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Anlarsın…

Ekleyen: Tarih: Haz.23, 2012, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

ANLARSIN

Bir gece habersiz bize gel

Merdivenler gıcırdamasın

Öyle yorgunum ki hiç sorma

Sen halimden anlarsın

Sabahlara kadar oturup konuşmadım

Kimse duymasın

Mavi bir gökyüzümüz olsun

Kanatlarımıza dokunarak uçalım

İnsanlardan buz gibi soğudum

Yalnız sen varsın

Öyle halsizim ki hiç sorma 

Sadece halimden sen anlarsın

Cahit Külebi


Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Öyle Bir Hayat Yaşıyorum ki…

Ekleyen: Tarih: Haz.20, 2012, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

Öyle bir hayat yaşıyorum ki

Cenneti de gördüm cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki…

Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de

Bazıları seyrederken hayatı en önden

Kendime bir sahne buldum oynadım

Öyle bir rol vermişler ki

Okudum okudum anlamadım

Kendi kendime konuştum bazen evimden

Hem kızdım hem güldüm halime

Sonra dedim ki söz ver kendine

Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin

Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin

Uçmayı seviyorsan düşmeyi de bileceksin

Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin

Öyle bir hayat yaşadım ki

son yolculukları erken tanıdım

Öyle çok değerliymiş ki zaman

Hep acele etmem bundan

anladım

Friedrichh Nietzsche

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Damla Damla…

Ekleyen: Tarih: Haz.11, 2012, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

 

Canım, Sevdiğim, Yüreğim

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin…
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan…
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır…
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili…
Bir gün akıp gideceğiz hayata…
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur…
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Yılmaz Güney

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Kıymetini Bil…

Ekleyen: Tarih: Haz.04, 2012, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

KIYMETİNİ BİL

Zirve seni bekliyor
Dağın kıymetini bil
Sanma ki yükselmek zor
Çağın kıymetini bil

Üşenme emek için
Mutluyum demek için
Üzümü yemek için
Bağın kıymetini bil

Yokluk göründüğü an
Çabuk yıkılır insan
Azı beğenmiyorsan
Çoğun kıymetini bil

Elin, ayağın, başın
Annenin, arkadaşın
Suyun, toprağın, taşın
Göğün kıymetini bil
Bir düşün;
Değeri var mı dünün
Yarın çok geç ömrünün
Bugün kıymetini bil

Ümit Yaşar Oğuzcan

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Sevdanın En Eğik Harfiyle Gülümse Bana / Aşkın Elif Halindeyim…

Ekleyen: Tarih: May.21, 2012, Kategorisi: İsmail Sarıgene

 

 

 

 

SEVDANIN EN EĞİK HARFİYLE GÜLÜMSE BANA/AŞKIN ELİF HALİNDEYİM

Gözlerimde sığıntı bir acı.

Parmak uçlarımda dünden emanet bir satır başı.
Ve hüzünden ayıklandığım yüreğin.
Gönül çaydanlığında demledim hepsini.
İki küp huzur ile karıştırıp
Sevdayı yudumluyor dudaklarım..

Unutulmuş yüzümün cesaretsiz yanını alıp çıktım senli yollara. Utangaç bakışlarımı gizlemek için dudaklarıma vurduğum peçe ile ne kadar haykırsam adını, duyulmazdı işte. Çıkmaz bir yolun sağında yer alan yeşil boyalı evimin pencerelerinden saldım ürkekliğimi. Kırsal ve bi o kadar karasal cümlelerimin içine yüzünün deniz kokularını serpiştirdim. Aşkın su yüzüne çıkmış tüm seceresini acıya yorarken, sen Elif oldun bir buğdayın en bereketli yüzünde. Karanlığa dem tutmuş bir yaranın en temiz yanında h sana koştum ben. Göz altı çukurlarına yaslayıp çocukluğumu, bir tren yolculuğuna bıraktım ertelenmiş güzlerimi.
Ertelenmiş ve zamanı yitirilmiş nice cümlelerimi heybemdem fire verirken sen acıya olan bakiyelerini hala düşmedin mi sevgili ? Daha kaç kez yüreğinin tam alnı çatısından vurduracaksın kiralık katillerin ? Sen susuzluğuna dem vururken ben suskunluğumu gusle zorluyorum. Hüzzam makamına alşkın olmayan kulaklarımı senli şarkıların tınılarna alıştırırken gel karış uzaklığıma. Aceleci ve bi o kadar yorgun topuklu ayakkabı seslerini kum saatinin akışına uydurma. Ben sana kendini yorma dedikçe sen daha kaç kez ölü bir cesedin dört kollu tabutunu tek başına omuzlamaya devam edeceksin. Yoruldukça renksiz balonların peşinde ben gözyaşına esir edileceğim..

Sana ve aşkına kasteden ellere kurban edileceksem, müsvedde kalbim hazırdır sevgili Yakılacaksa tam orta yerinden, ilmeklerimi sen ilmekle kefenimin. Ben seni aşkın Elif halinde sevmişken yeksenak bir ölümün ellerinde sana can vermek en büyük dileğimdir sevgili.Bilirsin senden önceki hiçbir uykum vapur sesinde uyanmadı ve hiçbir zaman dilimimin denize kıyısı yoktu. Çizgilerim hep çengelli iğne ile tutturulmuş bir muskanın ötesine geçememişti.

Yüzünden düşen her bir gözyaşına,
Ben her gece karanlığı kürtaja zorlayıp
Sana umutlar buduyordum mutluluğun dallarından.
Yüzünün çizgilerinden çekilen hayatın bir anına,
İntihara meyilli cümlelerimi rehin verip
Aceleci topuk seslerine,
Şehrinin tüm uykularını uyandırıyordum.
Ve sen kollarını iki yana açıp
Bir iskelede orta yaş eklem sancılarını kanatırken
Babamın öldüğü tarladan,
Buğday sarısı saçlarıyla Elif’i sana yoruyordum..

Ben bilsem de bildiklerimi,
Sen bana belli etme bilmek istemediklerimi.
Sen bir kum saatine ayarla işveli öpüşlerimi,
Sen yüreğimi yüreğinde öptüğünde,
En dar elbise giydirilsin cesedime.
Bir martı kanadında taşınsın uzuvlarım.
Ve yüreğimin üzerine soğuk bir demir parçası bırakılsın.
Ve taşımaktan yorulduğun tabutu omuzla şimdi

Eğik başını kaldır gökyüzünün mavisine.
Umuda bir dem kat, utanmadan sıkılmadan mutluluğa karış.
Utangaç gülüşlerinden bir damla hayat bağışla,
Siyah renkli bir gül dalına.
Bir gelinlik başı ile ört
Gözlerimin en kahve yanına.
Ve uyut beni gönül salıncağında.
Kanamalarım durulmayacak biliyorum.
Sen kapama en iyisi.
En siyah yerinden öpüver yüreğimin.
Ve aşkın Elif halinde gülümse bana.
En sonunda Elif ol şiir sonu cümlerinde.
Ve ben sana yar oldukça,
Yüreğinin en eğik harfiyle gülümse bana.

10 Ocak 2010

Mavi Bilyeli Adam

İsmail Sarıgene

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Çile Dolmayacak…

Ekleyen: Tarih: May.02, 2012, Kategorisi: Kemal Müftüoğlu Şiir Köşesi...

 




ÇİLE DOLMAYACAK

Sensiz geçen geceler
Sanki ateşten gömlek
Ümitsiz bakışlarla
Şafağı arıyorum.
Ruhumun çıkmazında
Beyazlar simsiyah renk
Gördüğüm her serabı
İnan sen sanıyorum.
Kıpkızıl akşamlara
Gözlerim takılıyor
Umutlar insafsızca
Yerlere yıkılıyor
Sana hasret ağlarken
Öksüz gecelerimde
Anılar yaprak yaprak
Üstüme dökülüyor.
Ben seni yıllar yılı
Mecnun gibi sevmiştim
Senin için ilk ve son
Sevgilim demiştim.
Ne yazıkki yarınlar
Dün gibi olmayacak
Bu ayrılık sürdükçe
Çilemiz dolmayacak.

Kemal Müftüoğlu

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Dalgacı Mahmut…

Ekleyen: Tarih: Nis.01, 2012, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

DALGACI MAHMUT

İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.

Deniz yırtılır kimi zaman,
Bilmezsiniz kim diker;
Ben dikerim.

Dalga geçerim kimi zaman da,
O da benim vazifem;
Bir baş düşünürüm başımda,
Bir mide düşünürüm midemde,
Bir ayak düşünürüm ayağımda,
Ne haltedeceğimi bilemem.

Orhan Veli KANIK

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Hiç Bir İnsanı Unutmak Zorunda Kaldın mı?..

Ekleyen: Tarih: Mar.01, 2012, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

HİÇ,BİR İNSANI UNUTMAK ZORUNDA KALDIN MI?

Hiç, bir insanı unutmak,bir insandan vazgeçmek,
Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda
kaldın mı hiç?

Hani ölmüş gibi,hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi..

Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip
ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek,
ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana,
ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi?

Sen hala bu kadar sevgili iken…

Özlemek,
bu kadar özlemek,etini kemiğini yakarcasına özlemek…

Çok kötü değil mi?

Bu kadar özleyip onu görememek,ona dokunamamak,
onu işitememek,artik sonunun “Pi” hali değil mi?

Biliyorsun değil mi?

Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek,belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak,ne zordur değil mi?

Ne kadar eritir insanı farketmeden.
Sen de biliyorsun değil mi bunları?

Bir sinema koltuğunda sen de iki kişi gibi oturdun mu hiç?
Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına?
Güzel bir kafe keşfettiğinde,güzel bir film seyrettiğinde,
güzel bir şarkı dinlediğinde,güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla.

Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada?
Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?
Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün
oldu mu hiç?
Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan
nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu, bacağını kesen bir insanın yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç?

Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine
aşk şiirleri yazabildin mi?
Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara
feda oldun mu hiç?
İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin,
özlemini,susuzluğunu,açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?

Kanayan yarasını gördüğün,ama merhem olamadığın zamanlar.

Gücünün,hani o tanrısal gücünün,bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiçç
Hİç
HİÇ
Bir Hiçç !!!"

Can DÜNDAR

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Beni Güzel Hatırla…

Ekleyen: Tarih: Şub.08, 2012, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

BENİ GÜZEL HATIRLA

Beni güzel hatırla
Bunlar son satırlar
Farzet ki bir rüyaydım esip geçtim hayatından
Yada bir yağmur sel oldum sokağında
Sonra toprak çekti suyu kaybolup gittim
Beklide bir rüyaydım
Senin için..
Uyandın ve ben bittim
Beni güzel hatırla
Çünkü sevdim seni ben her şeyini
Sana sırdaş oldum dost oldum koynumda ağladın
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini
Beni üzdün kınamadım
Alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım
Beni güzel hatırla
Sayfalarca mektup bıraktım sana
Şiirler yazdım her gece
Çoğunu okutmadım
Sakladım günahını sevabını içimde
Sessizce gittim senden öncekiler gibi sende anlamadın
Beni güzel hatırla
Sana unutulmaz geceler bıraktım
Sana en yorgun sabahlar
Gülüşümü gözlerimi sonra sesimi bıraktım
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka
Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye
Vedalar bıraktım duraklarda
Ne arasan bir sevdanın içinde
Fazlasıyla bıraktım ardımda
Beni güzel hatırla
Dizlerimde uyuduğunu düşün
Saçını okşadığımı üşüyen ellerini ısıttığımı
Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
Anlından öptüğüm dakikaları
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğini düşün
Şaşırtmayı severim biliyorsun
Bu da sana son sürprizim olsun
Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
Beni güzel hatırla

GİDİYORUM …

Orhan Veli Kanık

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...