Dilek Yazıyor…

Hüznüm Geldi…

Ekleyen: Tarih: Eki.02, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

HÜZNÜM GELDİ
 
Davetsiz misafirim;hüznüm yine geldi.Hem de çat kapı.Müsade istemeden,işim var mı,ona katlanabilecek durumda mıyım diye sormadan.Her zamanki gibi gözlerimden girdi; yüreğime kadar iniverdi yüzsüzce.Sonra benliğimin benim bilmediğim bir yerlerinde sinsice bekleyen,hüznümün geldiği anda ortaya çıkan kısmı ile buluştu yine.Yüreğime oturdular iki dedikoducu kadın gibi.Başladılar konuşmaya.Geçmişime gittiler önce,Keşkelerimle devam ettiler.Sonra beni geleceğimle korkutma çabaları başladı.Ne kadar da keyifliler.
 
Önceleri,çok önceleri onların konuşmalarından etkilenir,hatırlattıkları ile yüreğimde oluşan pişmanlık,öfke,umutsuzluk denizinde boğulurdum.Üstelik yalnızlığımla.O ikisi başbaşa verince ben yalnızlığıma sığınırdım.Sonra,ne yazık ki yıllar sonra,hem de en güzel yıllarımdan sonra tüm gücümü toplayıp savaş açtım o iki düşmana.Keyiflerini bozdum.Şaşırdılar.Çünkü onlar  geçmişimi sorgulamama neden olmaya çalıştıkça ben sorgulamaları bırakıp hatalarımdan aldığım dersleri hatırlamayı öğrendim.Yüreğime sinsice akıttıkları zehiri hoş melodiler dinleyerek yok etmeyi başardım.Ellerim boş değildi artık;kalemim vardı.Yalnızlığımla kahrolacağımı sandıklarında dostlarım yanımdaydı.Geleceğimden korkutmaya çalıştıklarında dualara sığınıyor,”işin Allah’a kaldıysa” diye alay ettiklerinde çabalarımı hatırlıyordum.Hak çalışanın yanında idi,biliyordum.
 
Böylece ben kazandım.Pes eden onlar oldu.Şimdi olduğu gibi.İşte hüzün gitti bile.Sinsi düşman da gizlendiği yere sığındı,hüznün geri gelmesini beklemek üzere.Bense nihayet yüreğimle sevgi,neşe,mutluluk,minnettarlık,umut üzerine keyifli bir sohbet etmek üzere başbaşa kalabildim.Gülümsememi ve umutla geleceğe bakan pırıl pırıl gözlerimi de bu keyifli sohbete dahil etmeyi unutmadım elbette.Şimdi hep birlikte el sallıyoruz davetsiz misafirimize.Güle güle hüzün.Hoşgeldin huzur…
 
DİLEK


Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Dilek’ten/Dün Kadındı,Bugün Kadın,Yarın da Kadın Olacak

Ekleyen: Tarih: Tem.15, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

DÜN KADINDI,BUGÜN DE KADIN,YARIN DA KADIN OLACAK

Hayatta her şey tektir ve aynı şeydir.Yüzyıllardan bugünlere pek çok şey değişmiş gibi görünse de,çağlar atlanmış bile olsa yaşananlardaki öz hep aynıdır,hep başa döner hayatlar,özüne döner.

Kadın yaradılışı gereği bir ışıktır.Işığını saçmak ister hep.Kimisi en yakınındakine,yavrusuna vermek için çabalar ışığını,kimisi tüm dünyaya.Her kadının emelidir bir çift gülen göz olmak,gülümsetmek hüzünle bakan tüm gözleri.

Günümüz kadını yaşadığım,tanıdığım coğrafyada da sevgili diye tutulur,bazen eş olur adı,bazen karım diye hitap edilir kendisine.Sevgili denir de sevilmez aslında pek,sadece tutulur bir mekanda,sevilseler de sevildikleri söylenmez genelde kendilerine.Yalanlarla avutulurlar,kandırılırlar,evet.İki kişilik hayat yaşadıklarını sanırlar yıllarca,ama bir gün görürler ki sadece kendini sevgili,eş diye tutanların hayatını yaşamışlar,kendi özleri alınmış ellerinden,fark etmemişler bile.

Günümüzde kadın evi,eşi,çocukları için ışık olmaya çabalarken,çark başka yönde,kadının aleyhinde işler sürekli.Kadın yine farkında değildir.Aldığı sorumluklara kaptırmıştır çünkü kendini.Bir gün ışığını kendine çevirdiğinde yıllar sonra,bakar ki giden yıllarla birlikte kendisi için elinde kalan sadece büyük bir boşluk.Eskisi gibi köle pazarlarında satılmamıştır belki, ama kendine sunulan,toplumun öngördüğü,toplumdan öğrendiği gibi yaşadığı hayatla yıllar sonra baş başa kaldığında, Birden tel örgülerle çevrilmiş,elleri,kolları bağlanmış olarak bulur kendini.Gitmek ister gidemez.Yatırımını kendine yapmamıştır ki nereye,neyle gitsin.Bağırmak ister bağıramaz,haykırması gerekirken susar,susmak zorunda kalır,susturulur.

Adına engizisyon denmese de yaşadığımız toplumda da yok mu o labirentler? Ağır yasalar iyi insanlar için işlemiyor mu? Günümüzde de bakılmaz mı kadının benine,gözüne,saçına.Hatta bazen ve hatta çoğunlukla bunu kadınlar,erkeklerin anneleri yaparlar.Sonra aynı kadınlar,belki başka özden geldiği için,belki kendisi gibi olmadığı içini,belki kıskançlığından ve de daha değişik nedenlerle,aslında toplumundan öğrendiğini yaparak,belki de kendince oğlunu koruduğunu sanarak,cadı damgasını vurmaz mı kadına?Ya da o kadınların erkek çocukları, bu kadın haklarını savunabiliyor,bu kadının bir beyni var,bu kadın düşünüyor diye cadı demez mi,annesinin beğenip de kendisinin de onayladığı kadınına?Oysa her kadın bir prensestir,kadını cadı yapan çevresindekilerdir aslında, eskiden de şimdi de.

Belki Nene Hatun gibi memesindeki bebeğini bırakıp düşmana karşı savaşmak zorunda kalmamıştır günümüz kadını.Ama çocuğuna hamileyken,çocuğunu emzirirken düşman askeri değil,kendisine karım diyen insanla savaşmak zorunda kalmaz mı çoğu kadın günümüzde?Çok cesur da davranamaz günümüzün kadını,ağlayamaz bile.Çünkü bilim öğretmiştir ona daha karnındayken bile yavrusunun onun her türlü ruh halinden etkileneceğini.Günümüzün annesinin ağlamaya bile hakkı yoktur.Susar günümüzün kadını, yine susar.

Belki Jan Dark gibi ülkesi için savaş vermemiştir günümüzde, yaşadığım coğrafyada kadın.Ama savaş sadece düşman askeriyle,silahla olmaz ki?Günümüz kadını kendi yalnızlığının,kendi sevdasının,kendi özgürlüğünün savaşında bile günahkar ilan edilir,soyutlanır,hatta kendi memleketinde belki ağabeyi,kardeşi tarafından öldürülür hunharca,külleri havaya savrulmasa da,gurur verir ya ölümü en yakınlarına.

Her kadın bir Eftelya’dır.Dış görünüşüne bakmadan bir yudum suyla da olsa kendisine ihtiyaç duyan herkesin yanındadır. Noturdam da sığındığı çan kulesindeki Guazzimos’un göreceli çirkinliği onun umurunda bile değildir.Çünkü o sevgiyi görselliğe göre değil, içsellik boyutuyla değerlendirir. En olumsuz koşullarda bile yüreği güzeldir hep.Hatta tüm saflığı ve iyi niyetiyle demez mi <kocamdır,döver de söver de diye>.

Hepati günümüzde de Hepati,değişen birşey yok yine.Yine kadın dini siyasete alet edenlerce kullanılır,kısa bir aradan sonra kadın yine kadavra bir yana, erkek hastanın kulağına bile bakamaz duruma getirilmeye çalışılmaktadır din sömürücüleri tarafından.

Kısacası kadın yıllar, yüzyıllar sonra hep aynı kadın.Günümüzde de her kadın değişik şekillerde benzer zulümleri yaşıyor,yaşayacak.Yüzyıllarca çocuk doğuran,doğurduğu çocuğun daha iyi bir hayat süreceğini hayal eden kadın hala yanılmakta.Değişen sadece Oriana Follaci’nin dediği gib<boktan bir kaloriferli evde oturabilmek>oldu günümüzün kadını için belki.O da az bir kesim için geçerli.

Ama ben dahil bütün kadınlar herkes için bir çift gülen göz olabilmek yolundaki çabalarına yine devam edecek. Zulmün bugünkü ve gelecekteki kapkara bulutlarına inat.Çünkü ,evrende kadınlar, sadece kadınlar mücadeleyi bırakmazlar.Kadınlar asla pes etmezler.Asla…Tek sermayesi olan sevgiyi bulamasa da kadın, beyaz güvercinlerini uçurmaya devam edecektir.

DİLEK

3 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Asil Yalnızlık…

Ekleyen: Tarih: Haz.02, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

Asildir senin yalnızlığın;sevdiklerini,sevenlerini özgür bıraktığın için.Onların yaşayacağı güzelliklerden senin için vazgeçmelerine izin vermediğin için…

Asildir senin yalnızlığın;yalnızlığını kendine bile hissettirmediğin için.Bazen bir şiir kitabına sarılarak,bazen de umutlarınla gülümseyerek uyuyabildiğin için…

Asildir senin yalnızlığın;çevren çok kalabalıkken bile yaşadığın yalnızlık duygusunu hissettirmemeyi becerebildiğin için.Boğazında birşeyler düğümlendiği halde sustuğun için,anlatmadığın için.En hüzünlü halinde bile kadere öfke duymadığın için…

Asildir senin yalnızlığın;yine bir şarkıda kendini bulduğunda gözyaşlarını gizleyebildiğin için,yalnızlığını yalnız yaşayabildiğin için…

                                              DİLEK

3 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Dilek’ten…Yüreğim Susamadı,Bugün Yine Konuştu…‏

Ekleyen: Tarih: May.31, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

Başkalarına göre değil,sana göre sen olmayı denesen.Neredeydin,neredesin?Verdiğin savaş kime karşı?Karşındaki güç kim?Neden sana düşman ya da gerçekten düşman mı?Başkalarını yüceltirken ,başkalarının isteklerini yerine getirirken,neden senin isteklerini vermemekte ısrar ediyor?Senin de hakettiğini düşündüğün fotoğraflara bakıp öfke duyarken kendin için oluşturulan kareleri ve bu karelerde olmak isteyen,bu kareleri hakettiklerine inanan insanları düşündün mü hiç?Yoksa onlar güzellikleri,başarıları haketmemişlermiydi?Koskocaman evren yanılmışmıydı,ya da adil mı değildi?Bizi o insanlardan üstün kılan ne idi?
 
   Sukunet,sakinlik.Bu iki eylem büyük bir huzur veriyor insan yaşamına.Düşüncelerdeki sakinlik.Düşünceleri bölmek,sınıflara ayırmak.Onları huzura bırakmak,kargaşaya izin vermemek.Düşüncelerine emeğini katmak,sevgiyle huzurla,çabayla hazırlamak onları evrene ve değerli bir hediye gibi sunmak.Hazırladığın güzelliklerin geri dönüşümünü huzurla,umutla bekleyebilmek.Sonra yine sakince ve sessiz ve de gülümseyerek diğer düşüncelerine geçebilmek.
 
   Gerçekten sevdiklerini gözden geçirmek.Sadece sevgili olarak sevdiklerini değil,yüreğine sokmak istediklerini.Ya da orada olmaları gerektiğine inandığın ama bir türlü tamamen gerçek sevgiyle,emekle,bencilliğe yer vermeden sokamadıklarını.Elini uzattın,gerçekten uzattın,ama hep uzattın,hiç kızmadan uzattın,hiç ard düşünce taşımadan,haksızlık etmeden uzattın.Tutmadılar mı,bırak gitsin.Takma kafana.Yüreğini kontrol et,dinle.Gerçekten sevdiklerini,iyi düşüncelerini,kötü düşüncelerini.Hayatta herşeyin zıttı vardır.İyiliklerle kötülüklerin de.İyi yönlerimiz gibi kötü yönlerimizi de görmeyi ve kabul etmeyi becerebilmeliyiz.Biz beceremesek de başkaları görecektir,hissedecektir.Yoksa onun için mi tutamıyorlar uzattığın ellerini?Onlara sıkı sıkı sarıldın mı hiç?Ama onlar istediği zaman.Onların mutluluklarını sen mutsuzken bile paylaşabildin mi?Onların mutlulukları senin mutsuzluklarını unutturabildi mi sana?İşte gerçek sevgi budur.Gerçek sevgi herşeye rağmen sevebilmektir.Bunu yapmak zorundamısın?Belki.Kendin için,sadece kendin için.İçindeki güzellikleri ortaya çıkarıp,sevmek istediklerini herşeye rağmen sevmeyi becerebilmelisin.Sevgini borç olarak veremezsin,emanet olarak da.Bugün verip yarın alamazsın.Çünki öbürgün tekrar verdiğinde inandıramazsın kimseyi gerçekten sevdiğine.Sevgi gerçek sevgi,sonsuzluğa uzanabilendir.
 
  Hakedenleri,bizi sevenleri,sevmek istediklerimizi sevdiğimizi,yüreğimiz titreyerek,gözlerimizden yaşlar akarak sevdiğimizi göreceğimiz günlere,ümitle…
 
                                                                         DİLEK,16/02/2010
 


Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Dilek’ten…Susmalı mı? Susmamalı mı?

Ekleyen: Tarih: Nis.24, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

SUSMALI MI,SUSMAMALI MI?
Susmak  bir yaşam tarzıdır.Yaşamın bazı dönemlerinde,bazı olaylar karşısında uygulandığında faydalı bir eylemdir.
Susmak bazen uzun bir dönem kendimizi anlatmaya çabalamanın sonucudur.Başaramadığımızı gördüğümüzde susarız.Artık hiç konuşmayız.Anlatacaklarımız,çabalarımız bitmiştir.Beklentilerimiz de.Yüreğimiz rahattır,huzurluyuzdur.
Susarız.Dilimizin yerine yüreğimiz konuşur.Anlatmak isteriz aslında da,merak etmezler ki,sormazlar ki.Sormadıkları için susarız.Yüreğimizde biriktiririz anlatmak istediklerimizi.Bu birikim bir süre sonra küskünlüğe dönüşür.Küskünlüğümüz gözlerimize yansır biz  farketmesek de.Sormayanlar var ya hani,onlar okurlar gözlerimizdeki küskünlüğü,ancak anlam veremezler.Sormamaya da devam ederler.Belki de haklı olduğumuz halde haksız duruma düşeriz kendimizi anlatmadığımız için.
Bazen de kendimizi dinlemek,kendimizle kalmak için susarız.O an keyiflidir.Ancak sonu hüzünlüdür.Sıkılırız birden,pişman oluruz.Bizi bizimle bırakmalarını istediklerimize koşmak isteriz.Yakalayabilirsek ne ala
Bazen çözüm üretmek için susarız.Dert de bizdedir,derman da.Bizi sevenleri sıkıntılarımızla üzmemek için susarız..Hüzünle bakan gözlerimize soru işaretleriyle bakan gözlerine inat susarız.Onlarla konuşmak için başarıyı yakaladığımız,sorunlarımızı çözdüğümüz,hedefe ulaştığımız günü bekleriz.Başarı bayrağını salladığımızda müjdelerle bitecektir onlara suskunluğumuz.ilk duyan onlar olacaktır sevinç sözcüklerimizi,müjdeli gözyaşlarımızla.
Bazen sevdiklerimizin bizlere karşı olan tavırlarıdır susmamıza sebep.Sevdiğimizden,her zaman yüzyüze bakabilmek için susarız.Bekleriz gülümseyen sukunetimizle.Ve sabırlı sukunetimiz zamanla gülümseyen bir yüzle geri döner bize.
Susmak,susabilmek bir sanattır.Doğru zamanda doğru yerde uygulandığında çok güzel eserler harika anlar çıkar ortaya.
Susmamızın gerekmediği anlara,sevgilerimle
                                                
DİLEK

5 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Dilekten…Yaşamak Bence…

Ekleyen: Tarih: Şub.25, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

Bir düş gördüm dün gece.Mutfağımda idim.Mutfağım korunağımdı,hem benim korunağım hem de tüm sevdiklerimin.Huzuru arayan orada idi.Oğlum,gelinim,torunlarım,kuzenlerim,yeğenlerim,onların çocukları.Masamda her zamanki gibi benim yaptığım bir kek vardı.Buzdolabımda limonata,kendi ellerimle yaptığım,tazecik.Bunaldıklarında tek sığınaklarının her zaman ben ve mutfağım olan herkese hemen sunabilmek için.Yaşamdaki kocamann gördükleri küçücük siyah noktalara takılanları, limonata eşliğinde tecrübelerimi sunuyordum,aldığım dersleri anlatıyordum.Dinliyorlardı,öğreniyorlardı,önemsiyorlardı,uygulayacaklardı hayatlarına, besbelli.Kocamannn güzelliklerle dolu evrende küçücük kötülüklere takılmayacaklardı sayemde,kendi hayatımı harcayarak aldığım dersler sayesinde.İşte bak huzurla gidiyorlar mekanlarına,gülümsüyorlar.ben de gülümsüyorum,bilmiş bilmiş.
  Sonra yine kendi hayatıma dönüyorum,kitaplarıma ve ben bu dünyadan göçünce ardımda kalacak beni oluşturduğum günlüğüme.Arada kalemimi bırakıp doğaya,insanlara,dışarıdaki dünyaya bakıyorum,kendi ellerimle silip tertemiz yaptığım penceremden.Evimin heryeri tertemiz ,sokaklar,hava,insanlar herşey tertemiz.Başımı eğip yere bakabiiyorum artık,midem bulanmadan. 
  Eşyam özenli,az ama öz.Özenle seçilmiş,hatıralara bürünmüş.Radyoda türk sanat müziği.Bir şarkı çalıyor,benim şarkım.Herkes biliyor bunun benim şarkım olduğunu.Annemin şarkısı diyor oğlum her duyduğunda,babaannemin şarkısı diyor torunlarım.Gelinim geliyor,yorgun ama mutlu.Bana geldiği için huzurlu,huzur buluyor bende, benim mekanımda.Masada karşılıklı benim yaptığım kahveyi içeceğimiz anı özlemiş.Masam tertemiz,örtüm tertemiz.Vazomda beyaz güller,her zamanki gibi.Birkaç dal da hanımeli.Hepsi kendi bahçemden.Fincanlarım özel,çiçekli ,incecik.Çok beğenilerek alınmış, alındığında çokk mutlu olunmuş.Torunlarım çekmecelerimi karıştırıyor.Bulacakları birşey yok ama,çocukluk işte.Merak ediyorlar babaannelerinin kapalı kutularında neler sakladığını.Sonra albümleri çıkarıyorlar.Ben gülümseyerek bakıyorum fotoğraflara.Dolu dolu yaşanmış,pişmanlık olmayan bir yaşam var onlarda.Mutluluk da var hüzün de.Ama öfke yok.Sakinlik var duruluk var,öfke hiç yok.Gülümseyerek bakıyorum herbirine.
 Gelinimin parmağında benim hediye ettiğim yüzük.Oğlumun doğumunda bana hediye edilen,sevgiyle parmağıma takılmış,sevgiyle benim gelinimin parmağına taktığım,gelinimin severek taktığı.Taşlarının renkleri çok güzel,pastel ama pırıl pırıl.Mavi var,yeşil var,sarı var,kırmızı var.Gökkuşağı gibi.
  Yaşamak huzur,yaşamak sevmek,yaşamak güvenmek,yaşamak güven vermek,yaşamak mutlu etmek,yaşamak özel olmak,yaşamak özel hissettirmek demek bence. 
                                                                                                  DİLEK 04/06/2009

6 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...