Sizlerden Yazılar…

Hiç Uğruna Yaşam…

Ekleyen: Tarih: Eyl.05, 2012, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

HİÇ UĞRUNA YAŞAM

Hiç`lik dünyamda oluşan eksikliği nasıl artıya dönüştüreceğim ?

Müsadenizle sessizliğimi bozup yine kendi kendime konuşacağım, kendimi kendimden gizleyip kimseye göstermeyeceğim…

O ‘ kadar çok konuşmak istiyorum ki suskunluğumla belli ediyorum, her gün ettiğim dualarımı yemin etmeme rağmen korkusuzca bozuyorum !
Yalnızım ve yalnızlığımda sessizliğimi istiyorum, hiç tanımadığım birini ararcasına kayboldum.
Neden kendimi kandırıyorum , o hala varmış gibi davranıyorum.
İşkenceye gerek kalmamıştı adını başkalarından duymam kimsesizlik gibi.

Hayat; bugün aldığım nefese hamd ediyorum çünkü seni bir kez daha özleyebilme duygusunu tattırıyor.
Uzağında olup  göremiyorsan, dokunamıyorsan veya gözlerinin içine bakıpta seni seviyorum diyemiyorsam.. sen benim için bu hayatta tek olan ikincisi olamayacak en güzel şeysin.
Sevdam korku değil ! Aşkınla yalnız kaldıkça ölüme açıkıyorum.
Bildiğim ve senin anlayamadığın durum; beni kimsenin anlamadığı dilde, seni seviyorum.

Zifiri karanlığın çocukluk korkusuyla ağlıyorum !
Kimsesizlik ; kim olduğunu bilmeden yaşamak olmamalı.
Yoruldum vakit geldi senden uzaklaşıyorum..
Uzağımı yakın etmek ne zülüm ki kendimi kaybediyorum,
Nalettir hayat sürgün eder yalnızlığın ucubesine !

İnsanın sevdiğinden en uzaklaştığı yer; yalnızlıktır.. Oysa ben sensiz uyuduğum gecelerde, seni rüyamda gördüğümde; sırf rüyam bitmesin seni daha çok göreyim diye uyanmamayı değil, yanında uyuyacağım gecelerde seni daha çok göreyim diye sık sık uyanmayı istiyorum.
Seni niçin düşündüğü bilmeden sevip ve seni bahane edip ölümü sevdim !
Ne zavallı biriyim seni düşünerek zamanı durduracağımı zannetmek.

En iyiside ne biliyormusun seni düşünüp kendimi hatırlamak, kim olduğumu bilmek !
Fakir kaldım sensiz bir hayatın sessizliğine ..
Daha da kendi kendime konuşmak istemiyorum, hayatın’ a hayırlı olsun deyip kendimi susturmak istiyorum.
İmkansız denilenleri denedim , o yüzden zor olanlar basit’ te kaldı ( n ) .

” Ölüm kapıma geldiğinde, ona sedece hoşgeldin diyeceğim. ”

” Hüseyin BULDUK ” 07. 07. 2012 ` Cumartesi `

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Bana En Yabancı Kişi Benim…

Ekleyen: Tarih: Ağu.29, 2012, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

ANA EN YABANCI KİŞİ BENİM.

Başıma uzun bir zamandır bir ağrı girdi, çıkmak bilmedi kahrolası… kendimi tanıyamaz, hatırlayamaz hale geldim. İnsanların bana acayip ve garip baktıklarının farkındayım, İşime geleni yapıyorum her defasında onu düşünmeden olmaz diyorum. Ben dahil hiç kimse ile aram iyi değil ve hiç olmadığım kadar insanlıktan çıktım.. neye benzediğimi ve ne hal davranışlar yapacağımın bir dakika sonrasında neler olur demeden yaşıyorum.

Gitmesi ne kadar kötü olsada.. benim bekleyerek  yaşamamda bir o kadar işkenceye dönüştü. Onu elbet artık görmüyor, duymuyor ve giderek hissetmemeye başladım ne acıki; kendimi kandırıyorum her defasında karşımda hayali ile konuşuyor ve kendimi kendime nefret ettiriyorum.

Hayatın boşluk olduğunu ve boşlukta olduğumu biliyorum ama neden yere düşmüyorum, canım acısa dahi pes edememek ne hazin şey..  Beni benden aldı.. kendinide bende hatıra bıraktı.

 

Piskolojimin bozuk olduğunu kendimde farklılıklar görerek keşfettim.. Kimse ile değil kendimle daha çok konuşur oldum, kafayı sıyırmadım insanların bir çoğu yazdıklarımı okuyunca dertli değil.. piskolojimin iyi olmadığı düşünüyorlar. Ne türlü düşündüklerinin her türlü düşüncelerini iyi biliyorum maalesef çok koyuyor o izler bazen gelip beni dürtüklemesi.. ! Ne acı değil mi..  kendimi kandırıyorum ben mutluyum diye, canıma kıymış o kişi beni yalnız bırakarak haberi yok. Sadece yazdıklarım haber salıyor imdat beni bu dertten kurtarın diye..!

 

Kimse istemesin karekterimde zerre değişmemi.. Yalnızlığı sevip aşık oldum, en çok anlaştığım şey yalnızlıktır ne bana karışır nede itiraz eder bırakmış beni kendime halime yaz yazacağın kadar diyor. Sevdiğim; yalnızlıktır.!  Onun sayesinde yazıyorum daha ne isteyim karşılıksız seviyorum onun bana kalan sessiz yalnızlığını..

HERKESİN GÖRÜP, DUYUP, YAŞADIĞI, LANET ETTİĞİ VE  KÜFÜR ETTİĞİ DURUMA HANGİMİZ İTİRAZ EDİYORUZ Kİ ;

BELKİDE HER BİRİMİZ OLMASI GEREKEN DURUMA BİLE BİLE FIRSAT VERİYORUZDUR ….

 

” Hayatın iki beden arasındaki gerçek lik yüzü; Seven seviyormuş gibi göz göze’ bakıp sevdiğinin elini tutup  ve ona sahip oluyor. Seven seviyormuş gibi kendini önce kandırıp’ karşı tarafı aldatarak ‘ Hakiki yavş.k olma yolunda ‘ bir başkasınada Seni seviyorum diyor. ”

 

” Hüseyin BULDUK ” ` 27. 08. 2012 ` PAZARTESİ

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Biri Yara Alır İçimizden…

Ekleyen: Tarih: Haz.13, 2012, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yanlış rüzgarlar esiyor sıcak ellerime,duyumsuyorum…Kaç kişiyi oynar hisler bilinmez,gülüp geçtiğini seziyorum.Sevgi her yerdeyken aşk sadece birine yakışır yani sen yakıştırırsında uymazzz!…Sevgili denmezken lafı geçer aniden.Biri yara alır içimizden! Diğerine yüklenir bağlılık.Sonuç ise müstakil bir aşktır. Aşk yaşımızın on sekizini de alır on dokuzunu da..Aşk geçmişimizi de yıkar geleceğimizi de yakar geçer.İçimizden biri yara alır.,yine de diyebiliriz ki aşk mutluluktur yaşımızın ilk demlerinde.Sonları bilemem ben, sonları sevemeyiz  çünkü içimizden biri yara alır.

Koray Yıldırım

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

İnsanlar Ve Hayaller…

Ekleyen: Tarih: Tem.31, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

İNSANLAR VE HAYALLER

” Kulaklarımın çınlaması aslında kalbimin acımasıydı… Bir köşede oturup, kaybettiği aşkının yasını tutanlar gibiyim artık… Pencere camlarında yağmur damlalarını sayan ve utandığı için giden sevgilinin baş harfini cama yazamayan, bir hüzün taciriyim şimdi… Sonbahar yaprakları gibiyim… Düştüğüm yer belli ama savrulup gittiğim …yer belli değil… Alışılmış yalnızlık, aslında hiç kolay yazılmayan bir ayrılık şarkısıdır… Bestelerin ahengiyle sarhoş olurken, sözlerin arasında kaybolursunuz bazen… Benim şiirlerimde, onu bestelerken kaybolduğum gibi… Hiç tanımadan sevenlerin, hayal güçleri daha geniş olur… Aşkı şekillendirdikleri gibi, ayrılığın yakınından bile geçmezler… Susarlar.. Sevilmeyi beklerler… Ama beklenenler gelmezler.. Bilirler.. Bilirler… Yinede beklenen sevgili, hayallerinde ki ise vazgeçmezler… Benim gibi.. Çünkü, insanlar ölmek için gelirler… Hayaller ise yaşamak için…”

ERDEM ÇAĞLAR

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Hızlı ve Acılı Büyüdük….

Ekleyen: Tarih: Tem.24, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

HIZLI VE ACILI BÜYÜDÜK

Ah şu insanoğlu şöyle ömür boyu sussa, hiç konuşmasa…
Kimse dili ile yürekleri kırmasa, kimse sözleri ile hayalleri denize atmasa..
Bugün var, yarın toprak olduğumuz bir hayatta, hangi hakla kendimize değer biçeriz? Niye acımasızca birbirimizi üzeriz? Niye bu kadar benciliz?

Birbirimize sadaka niyetine sevgi versek, ne kaybederiz? Hepimiz Adem ile Havva’dan gelmedik mi? Sahi, ne sandık ki biz kendimizi?

Nedir bu dünya telaşı, nerden geldi ki bu ihanet havası..

Zaman zaman kendimizden nefret ederiz. Evet. Mutlaka yüreğimizin şuurunu kaybettiğimiz an, hayata ister istemez söveriz.
Aslında hayat değildir sevmediğimiz, içimizdeki nefisdir küçümsediğimiz.

Yapilan kötülükleri asla unutmayız. Ne tuhaf, oysa ki ruhlar alemindeki büyük anlaşmayı unutmuşuz. Bir de çekinmeden sadakat bekleriz insanlardan. Sadakat.. Sanki Yaradana verdigimiz söze çok sadık kalmışız gibi..

Biz hiç anlamadık, daha doğrusu hep cahil kaldık.
Şerefimize söz getirtmeyecek kadar cesur, ölümden bahsedemeyecek kadar korkağız.

Ve bu yüzden hep apar topar geçti zaman, ve bu yüzden düşe kalka öğrendik hayatı. Geçmişimizden izler gördük her an, bu yüzden unutamadık ihanetin hatıralarını.

Hangi kalabalığın içinde bulunuyorsak, bulunalım;
Aslında herkes, kendi alemi ile baş başa, kendi yüreği ile yalnızdır.
Çünkü herkesin kendine ait bir amel günlüğü vardır

   [  Dr€am€R.’ R. ]

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Sussam Gönül Razı Değil Söylesem Tesiri yok…

Ekleyen: Tarih: Tem.22, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

 
SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL,SÖYLESEM TESİRİ YOK
 

ilk aşık olduğum zamanı hatırlıyorum… Lisedeydim ve öyle birine aşık oldum ki içimde hep bir ümit hep bir sevinç vardı. Ne olursa olsun herşey onu hatırlatırdı… Sigaramı içerken,şiirler yazarken ne yaparsam yapayım aklımdan çıkmıyodu… Küçükken derlerdi de aşk farklı birşey inanmazdım. Aman sıradan basit bir sevgi derdim ama o kadar acı veren,o kadar ağlatan,umut vermese de sen gülüşünde  bile umut arayan biri olurdun… Gece yatağa yatınca  sabahı edemezdim.O kadar ağladım yıprattım ki kendimi  söyledim ama nafile istemiyordu.Ben  her gece resimlere bakarak ağlayarak uyurdum … Deliye döndüğüm,sızlandığım geceleri unutamadım.. Ama şimdi çok kötü oldu… Küstü bana,konuşmadı aylarca.Askere gitti.Sanki sevgilimmiş gibi onu düşünüyordum. Ziyaretine bile gidemedim.Bir gün dayanamadım,çünkü herşeyde onu düşünmekten artık dayanamıyodum. Kendi kendimi kandırır artık sevmediğimi söylerdim sonra oturur saatlerce ağlardım.

Onu hiç unutmadım unutamam da çünkü kuzenime aşık olmuştum. Şu  an mecburiyetten abi diyorum. Her abi dediğimde içimdeki sızı artıyor katlanamıyorum ama mecburum .Olmayacak duaya amin demekti sadece hepte öyle kalıcak benim ki. Ama hala konuşunca bile çocuk gibi umutlanmıyor değilim.

Dreamerr

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Hoşçakal…

Ekleyen: Tarih: Tem.07, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

HOŞÇAKAL

Hoşçakal gönlümün nazlısı… Gidiyorum buralardan,yalın ayak ve üzgün!
Önümdeki uçurumlara aldırmadan…Varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın…Ardımda yaralı bir yürek,kederli bir ömür ve yoksul anılar bırakarak,çekip gidiyorum sevdiğim hoşçakal…Gidiyorum başım önümde gözümde nem durmam artık ey aşk! ey sevdiğim hüzün ve kedere boğuldum bu şehirde artık durmam…
Hiçbir anı kabul etmiyor beni bedenim buz gibi soğuk,yüreğim param parça kış kadar soğuk ellerim …

5 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Hoşçakal Demek İstiyorum Giderken…

Ekleyen: Tarih: Haz.13, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

HOŞÇAKAL DEMEK İSTİYORUM GİDERKEN

Hoşça kal demek istiyorum giderken.
Hoşça kal da kocaman bir umut vardır çünkü.
“Sen Hoş kal, ben geleceğim” dir aslında ardına gizlenen.
“Şöyle bir tur atıp geleceğim” dir.
Bir kayboluş değildir Hoşça kal, aksine beş dakika sonra geleceğimdir ya da beş saat sonra.
Gelirken de tüm umutları çuvalla getirmektir.
Hayatın gülücüklerine ufak bir hüzün eklemektir, dudağın yarısına tebessümü saklayarak.
Nefes almanın biraz güçleştiğini hissetmek ama hiç durmayacağını bilmektir.
Hoşça kal ağlamaktır koparcasına, sarılmaktır karşındakine.
Çünkü bilinir ki geriye kesin dönüş vardır bir gün.
Aşk bitmemiştir yüreklerde, daha sıcacıktır.
O sıcaklık köz olsa da hiç bitmeyecektir.
Zira Hoşça kal denmiştir giderken.
Gözler birbirinden hiç ayrılmayacaktır, kalple işbirliği yaparcasına.
Başkalarına bakmayacaktır.
Ten kokusu hiç terk etmeyecektir bedenini.
Kalp, adını her duyuşta fırlayacaktır yerinden.
Çünkü Hoşça kal denmiştir giderken.
Dünyanın bir ucunda bile olunsa o hep seninledir, nefesi hep boynunda, umudu hep seninledir.
Bazen bir köşebaşında beklemektir, onun oradan sana koşacağını bilmektir.
Hoşça kal Nihavent makamıdır. Bahar kokar, umut kokar, aşk kokar.
Ağlarken güldürür.
Severken daha da sevdirir.
Yenilen yemeğin tadına varmaktır, tuz eklemektir bazen.
Tatlının şerbetini bol tutmaktır.
Limonataya fazladan iki limon daha sıkmaktır.
Hoşça kal kısa bir mola, küçük bir nazdır.
Ancak ne olursa olsun, sonu hep mutluluktur.

Elveda demek istemiyorum giderken.
Hüzün dolu ayrılıkları kemikleştiren bir kelimedir çünkü.
Sevdaları yürekten kopartıp atan ve yerinde yaralar bırakandır.
Çiçekleri soldurup, güneşi bile karartandır.
Tüm yaşanmışlıkları ortadan kaldırıp, hatıraların koynunda yıllandıran bir kelimedir, elveda.
Bakışların bakışlara kenetlendiği günlerin, saatlerin hatta saniyelerin bittiğidir.
Sevgi sözcüklerinin tükendiğidir, konuşamamaktır.
Özlemlerin himayesine girmek ve hiç çıkamamaktır elveda.
Kalbin yerinden çıkacakmış gibi atmasının sonudur.
Ömrünü adadığın her kimse ömrünle kaybolup gitmesidir, seni yalnızlığınla baş başa bırakıp.
Dokunuşların hissini kaybetmesidir, uyuşmaktır elveda.
Dünyanın sonudur, yaşarken ölmektir, anlamsızlıktır.
Tatlının acı, tuzlunun tuzsuz, suyun ise zehir olmasıdır.
Fotoğraflara son kez bakıp hepsini göz kırpmadan yakabilmektir.
Bazen kalbin izin vermese de “ah” etmektir elveda.
Bazense verdiğin ömre bir yenisini eklemek için Allah’a dua etmektir.
Bir babanın biricik kızını gelin olarak görmesidir.
Bir çocuğun annesini veya babasını son yolculuğa uğurlamasıdır.
Başını geriye çevirmek ve beyaz mendil sallamaktır, gözlerde iki damla yaş ile birlikte.
Ya da ardına bakamamak ve gözlerinden damlaması gereken yaşları içine akıtıp hızla uzaklaşmaktır.
Bir an kendinle olan mücadeleni kaybedip yine ona koşmaktır, ancak uzakta kalmak ve sadece seyretmektir, görebilmektir onu.
Bahçende, saksında, fesleğen yetiştirmektir veya ıhlamur ağacı aramaktır çevrende.
Zira ikisinin de kokusu içlidir, arsızdır. Bir nefesin rüzgarı bile kokularını salmaları için bahanedir onlara.
Fesleğenin, ıhlamurun kokusunu içine çekerken alkolle kısa bir arkadaşlık yapmaktır. Sarhoşlukla tanışmaktır.
Beraber yaşadığın günleri büyük bir iştahla saymak yerine artık tarihleri unutmaktır.
Hiç neşe barındırmaz içinde elveda.
Sıcaklıktan uzaktır, sevgi katilidir, sinsidir.
Bir onur mücadelesidir, kıyasıya.
Kısacası, umudun bitmesi ve ömrün kalan kısmını uzatma olarak görmektir elveda.

Bu yüzden, sırf bu yüzden Elveda demek istemiyorum sana.
Sadece Hoşça kal diyorum.
Hoşça kal…

İNCİ KANDEMİR

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Martıların İstanbul’u…

Ekleyen: Tarih: May.30, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

MARTILARIN İSTANBUL’U

Zamana sustu sözlerimiz, zamana sustuk kaldık. Her neresindeyse yaşantımızın, biz farketmeden geçip giden bütün o yürekliliğimiz, bir denizin dalgaları arasında belirdi yeniden. Maviye sindi içimizin endişeleri. Veremediğimiz bütün kararları bir denize yükledik bir gün.

Belki görmeyelim diye gizlemişlerdi becerikli, deli dolu, kabına sığmaz, yaratıcı, belki cüretkar aralıklarını ömrümüzün. Belki böyle olması gerekiyordu herşeyin aynı kalması için. Aynı kalmak=Değişmemek, değişimden sorumlu olmaktan da kurtarıyordu çünkü hepimizi. Yaratmak değil, yaratılmış ve kabul görmüş olanlar üzerine oynamak ve kazanmak önemliydi bu yüzden. Ve oynadık… Kazandık mı kaybettik mi henüz bilmiyoruz aslında. Aslında kazanmanın ya da kaybetmenin ne demek olduğunu da bilmiyoruz. Biz gözlerimizle görüp ellerimizle tutamadığımıza kazanılmış demiyoruz çünkü… Ve çünkü kaybettiklerimiz hep görüp tutamadıklarımız…

Yakışmıyordu İstanbul sana somurtmak… Yakışmıyordu selamsız kalman sevdalara… Görülmeyeni gözlerine, tutulmayanı ellerine sunmalıydın baharla… Sen daima son sestin düşüncelere. Uzaklığın yakışmıyordu, bize o en yakın mavilerine…

Martıların İstanbul’uydun sen, kanatlarının altında güzeldin… Sen kazanılan ve kaybedilendin… Sen güneşlerde güzeldin…

Bir gün ellerinde yürekleriyle geldiler sana, sen bunu istememiştin ki… Yüreklerine seni doldurmalıydı insanlar… Koklamadılar yosun kokunu, dalıp gidemediler yakamozlarına, dalgalarına değmedi elleri, sana dokunmadılar… Oysa ne çok severlerdi seni sözde.

Olamadığımız herşeyi bir denize yükledik bir gün düşlerimizle… Yarın ve daha sonrası için doldu o nefes içimize. Biz yarın olduk bir gün.

Söylenmemiş onca söz ve anlatılmamış onca hikayeyle baktık bir denize bir gün. Dalgalara konuştu gözlerimiz. Suda hayat buldu yüreğimiz. Kazandık belki bu defa, kendi adımıza… Başımızın üstünde bir martı sürüsü tanığımız oldu, kimsenin paylaşamayacağı duygularımıza. Biz yeniden doğduk bir gün.

Aynı kalmadık, o an değiştik işte! Susmadık, o an konuştuk işte! Yeniden yaratmayı kazandık işte!

İstanbul, sen duygularımızı geri verdin bize… Almayı hiç istememiştin ki.. Sen onlarla çoğalmayı düşlemiştin zamanlarda. Belki şimdi kazanan hem sen hem de biz olduk. Düşlerimizi verdin, sevdalarımızı uzattın ellerimize. Biz mavi olduk, biz dalga olduk, biz insan olduk bir gün.

 Dilek KALINDEMİR
 (2000)

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Bugün Doğum Günümmüş.. 8 mayıs 2o11

Ekleyen: Tarih: May.09, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

yaş geldi 23’e.. yaş’landı hayallerim.. taş’ları yumuşattığımı bilirim, kalpler müstesna.. işte yine geldim, "nereden çıktım yine" dimi.. bir hatıramı paylaşmaya sadece.. "bu çocuk kim?" diye soranlar vardı ya.. geçen gün kendimi buldum, bi köşeyi dönüyodu, ilk bakışta çıkaramadım.. ama tanıdım.. bendim.. o’ydum!..tuttum yakasından.. bana baktı, "hayrola hemşerim?" dedi.. dondum.. meğerse ikimiz de ne çok değişmişiz.. ben yaş’lanmışım.. onun gözleri yaş’lı.. kendimle konuştum geçen.. geçen günlere yandım.. beş dakikaydı, sonra döndü köşeyi, yine gitti, aradığım kendimi bulmuştum, bendim o!.. bir sorusunu hatırlıyorum:"hani bizi bırakıp giden var ya, ben de senden kopmuştum o gün.. ben tek sevdamı arıyorum yıllardır, geldin buldun beni, o günden sonra sevmedin dimi? bir candan iki acı barınmaz ki.." dedi.. yutkundum..sustum!.. baktı baktı ..sadece baktı.. anlayamadı beni "kendim".. "o canda acılar dans ediyor" diyemedim!..süre bitmişti.. giderken sordum ne zaman bulurum seni, dedi: "aslında hiç kaybetmedin ki beni, yüreğini girdapa çevirmişsin sadece, kıyıdan uzaklaşmışsın epeyce.." bana masal okuma dedim, ne zaman görücem seni tekrar, "ben" bana dedi ki: "o’nu bi daha göremiycen, sana yemin ediyorum!.. ama ben seni bulucam Huzuf… madem sen beni buldun, müsterih ol artık!.. aşka da bel bağlama, senin avuç avuç dilendiğini, onlar rüyalarında görmediler!.. seni de asla anlamayacaklar, anlamadılar da.."

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Önceliğimiz İyi Bir İnsan Olmak…

Ekleyen: Tarih: May.03, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

Önceliğimiz İyi Bir İnsan Olmak

 Bir gün bir baba, oğluna timsahla kaplumbağanın hikâyesini anlatır. Der ki: "Bir timsah kaplumbağayı yutmak ister; kovalamaya başlar. Tam yakalayıp yutacağı sırada kaplumbağa kenara sıçrar ve ağaca tırmanır." Hikâyenin tam bu aşamasında çocuk hayretle karışık sorar: "Baba, hiç kaplumbağa ağaca çıkar mı?" Babası düşündürücü cevabını verir: "Çıkması lazımdı oğlum, çıkması lazımdı. Kurtulması için çıkması lazımdı."

İnsanın köşeye sıkıştığı, çaresiz kaldığı, umutsuzluğun salvolarına karşılık veremediği dönemleri vardır. Hepimizin hayatında böylesi zamanlar olmuştur. Bu anlarda bir çıkış yolu bulabilmek, bir umut ışığı görebilmek için adeta çırpınırız. Lakin gerçek ve içinde bulunulan olumsuz hal, her an içine düşülen girdabın ortasına biraz daha bizi çeker.

Zorluklar ne kadar fazla olursa olsun, imkânsızlıklar ne denli etkili bulunursa bulunsun; dayanmak, katlanmak, üstesinden gelmek, sonuna kadar mücadele etmek insanı güçlü kılar. Bunun için Nietzsche; "Bizi yıkmayan her şey, bize güç verir" diyor. Öbür taraftan da Behçet Necatigil’in seslenişi: "Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz."  Bir tarafta teslim olmak, kaderimize razı olmak; öte tarafta direnmek ve mücadele etmek. Bence insanı anlamlı kılan, yaşamasına mana katan husus da budur. Hayatın öngöremediğimiz, ancak her an bizi etkisi altına alması muhtemel sorunlarına olgun ve vakar bir ruh haliyle karşı durmak, hatta bertaraf etmek maharetten öte kararlılık isteyen bir davranıştır. Belki bu kararlılığı birçoklarımız gösteremez. Ancak boş vermek, bırakmak, vazgeçmek şahsiyetli insanın tavrı olmadığı da bilinmelidir. Umut olmadan, umut edilene ulaşılamaz. Umutların canlı tutulması, hayatın açmazlarına gösterilecek dirençle mümkündür. Bir şeye inanıyorum: Hayat dediğimiz ve üzerine binlerce yıldır yorumlar yapılan karmaşık süreç; zayıf ve umutsuz kişiliklere fırsat ve mutluluk kapılarını aralamıyor. Hayat, ancak kendisine diklenenlere çözüm imkânlarını sunuyor.
Kaldı ki hayatın hazır bir reçetesi de yok. Her insan kendi tecrübesini kendi kazanıyor. Böyle olmasaydı insanlığın tekâmül aşaması daha farklı olurdu. Savaşlar, cinayetler, kavgalar, tahammülsüzlükler, ayrılıklar, kamplaşmalar belki de en aza inerdi. Ama dünle bugün arasında değişen pek bir şey yok. Sadece zaman ve oyuncular farklı. Bugün yaşadığımız en temel ve genel sorun; yaşamak dediğimiz mefhumu bir türlü tam anlamıyla anlamlandıramamak.

Matematikten iyi not almayı, iyi bir yer kazanmayı ya da iyi bir işe sahip olmayı bir sonuç olarak kabul ediyoruz. Bundan sonra sanki her mesele bitmiş gibi, hitamında her şeyin istediğimiz gibi olacağına inanıyoruz. Kabul etmemiz lazım ki; bizler hep sonuçlara odaklandırıldık. Skor, süreçten hep daha çok önemsendi. Tıpkı bir futbol takımının; doksan dakika iyi oynayıp, ancak maçı kaybetmesinin ardından iyi oynamasının bir manası olmadığı gibi…

Hepimiz küçüklükten itibaren sonuca yöneltildik. Bu olurken, sorunlara göğüs gerebilecek, çare bulabilecek bir zihniyete bir türlü kavuşamadık. Asıl maharetin ruhu ve kişiliği güçlendirmek olduğunu hep ıskaladık. Sürekli sorun çıkmaması için uğraştık. Aslında, bu tavrın bir olgun yaklaşımdan daha çok; hayatın olağan ya da olağan dışı komplikasyonlarına karşı duyulan endişe olduğunu hep ihmal ettik. Maalesef kazançlı ve sıfatlı olmayı; iyi ve erdemli bir insan olmaya çok zaman tercih ettik. Sonra da bugün dönüp neden var olan sorunları çözemiyoruz, niçin cepheleşiyoruz, diye birbirimize soruyoruz! Ne kadar abesle iştigal bir soru!

Bugün içinde bulunduğumuz sorunların kökünde hiç gündemimizde olmayan, ama hepimizin davranışına yön veren, çocukluktan getirdiğimiz psikolojik amiller var. Sonuca odaklanan bireyler, bu sonucu göremedikçe hırçınlaşıyor ve var olan, üstelik etkisini her geçen gün arttıran bunalımın içinden bir türlü çıkamıyor. Bildiğim ve inandığım bir şey var: bireyde başlayan, aileyle devam eden ve toplumsal yapıya yön veren psikolojik ve eğitimsel kurguyu yeniden gözden geçirmeden meselelerin üstesinden gelmek biraz zor.

Şartlar ne olursa olsun iyi bir insan olma tercihinden ödün vermemek, sorunları çözecek bir iradenin oluşmasını sağlayacak karakter yapısının oluşmasına çalışmak bence her şeyden öncelikli olmalıdır. Son tahlilde hayatta mutlu olmanın iki yolu var; ya isteklerimizi azaltacağız ya da var olan imkânlarımızı zorlayacağız. Kaplumbağanın ağaca çıkabilmesi için bu son derece gerekli…

Ulvi İzzet

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Gözyaşımı Tutar Mısın…

Ekleyen: Tarih: Şub.25, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

GÖZ YAŞIMI  TUTARMISIN

Gözyaşımı tutarmısın, düşmesin yere ne olur. Hayat vereyim sana bir çiçeğe değil. Kalınca yolda korkuların içinde, gözünde iki damla ben olayım. Gözyaşımı tutarmısın. Yağmurlardan korurum seni, sarı eylül sabahlarına uyandırmam. Düş olurum nisanda, haziranda lal. Gözyaşımı tutarmısın, savaş büyüten topraklardan aşk getiririm sana, açlık memleketlerinden aş. Tutarmısın gözyaşımı, sıcaklığına ortak edermisin. Avuçlarının derin dehlizlerinde kaybolsam bir kere. Sonra… Sonrası yok işte. Ağla ve gör sonra gözyaşlarını. Ağla avuçlarıma…
  

Önder Öztürk

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Sitemim Aşka…

Ekleyen: Tarih: Şub.16, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

SİTEMİM AŞKA

Şu anda cok uzaktasın, beni düşünüyor musun, bilmiyorum? Ama ben hep seni düşündüm bugün, hiç aklımdan çıkmadın, attığım her adımda, yaktığım her sigaramdaydın….
Seni öyle cok özlüyorum ki, zaten cok uzaklardaydın, bugün klevyeme dokunan parmaklarım bile sana kavuşamadı…Bugün bir başka hüzün çöktü yüreğime, ne yapsam ,ne etsem silinip atılamadı.

Seni şimdiden öyle çok özledim ki…İçim acıyor, sanki anlamsız bir keder çöreklendi yüreğime, gitmek bilmiyor…

Seni öyle çok seviyorum ki, istersen sor bugün benimle olan yüreğime akan gözyaşlarıma sor istersen, yüreğime sor, giderken yanına aldığın yüreğime sor, anlatsın seni ne çok sevdiğimi….ne cok özlediğimi…

Seni öyle çok özledim ki, sanki bugün yine ankara benimle ağladı…Gözyaşlarım yağmurun kilere karıştı….hava kasvetli, ben bir büyük acı.. senden başka kim bilebilir, çektiğim bu sancıyı?

Yürüdüm yağmur da, ellerim üşüdü yine….

Gözyaşlarım, yağmura karıştı….Yüreğim ise sıcaktı, Giderken yanında götürdüğün için o hep ılık bir sevda sıcaklığındaydı…..

Biliyor musun? ne zaman biri bana canım dese, senin seslenişin kulaklarımda çınlıyor, irkiliyorum, mutsuz musun gene? Gene yüreğin mi acıyor diye düşünüyorum…Ne zaman yalnız birini görsem, senin suliyetin sanıyorum, ne zaman bir ayak izine takılsa gözlerim, yüreğime geldiğin günler de bıraktığın ayak izleri aklıma geliyor, ürperiyorum…..

Yokluğunda neleri yitirdim… sen yoksan, gül güzel kokmuyor eskisi gibi, ne de güneş içimi isitiyor, ne de yağmurdan sonra toprak kokusu geliyor burnuma, buram buram…
Yokluğunda neleri yitirdim, sen yoksan artık gülüşüm bile içten değil, şen kahkahalar atanlara imreniyorum hanidir…sen yoksan, ipekler bile dalıyor bedenimi, sakin yanlış anlama.. sitemin sana değil bebeğim, sitemim aşka…

Sana aşık olmasam, sensiz günlerde böyle mutsuz olmazdım, sen, sen diye yakarıp, sabahlara kadar yıldızları saymazdım…Görüyor musun yokluğunda neleri yitirdim..ama sitemim sana degil…sitemim AŞKA!!!

SANA NASIL SiTEM EDEBİLİRİM? BEN SADECE SENİ SEVMESİNİ BİLİRİM…. 
 
 Gizem

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Senden Sonrası…

Ekleyen: Tarih: Oca.29, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

Senden sonrasıni nasıl anlatmalı nasıl yaşamalı , bir bile bilsem….
Yollarımı kaybettim ardından,
O yolların çıktığı kapıları ; Oysa hayatın başında ne güzel yollarım vardı.. Her biri ayrı ayrı kapılara çıkıyordu.
Sevgi kapısıni açacak kalbim vardı; senin sevginle beslenen..
Aşk kapısı oysa; anahtarını senin verdiğin sevgiyle açacaktım,..
mutluluk kapısı
ve diğerleri,, her birini teker teker kaybettim..Senden sonra,
ozlem kavurdu her tarafı  Kalbim buz kesti, senden sonra
sevgi bana yabancı,
aşk bana yabancı,
mutluluk bana yabancı….
Senden sonra neyi yaşayacağımı karıştırdım. Anahtarlar hangi cebimde yada nerede kaybettim bilemiyorum..
Biliyormusun senden sonra korkar oldum, mutlu olmaktan , yada aşkı tatmaktan..
Oysa ne güzel hayallerim vardı. Senden sonra hayaller bir kuş oldu ellerimin arasında uçsuz ufuklara doğru bir daha dönmemecesine uçup gitti…
İçimin hiç bu kadar üşüdüğünü hatırlamıyorum. Kalbim buz kesti senden sonra o kadar uzaksın ki bana oysa yanıbaşımdaydın…
Bir hiçlik kaplamış duygularımı neyle ve nasıl dolduracağımı inan bilmiyorum yada nasıl öğrenecegim, bir okulu yada öğreteni varmı ?Onuda bilmiyorum.
Isyanlarda yüreğim ihtirasların kurbanı olmak daha çok acı çekmek istiyorum…Ta ki acılar kalbimi acıtmayana kadar…..
Hayatımda ilk kez canım yanıyor..
Hayatta ilk kez ağlamaktan korkuyorum, ya gelmezsin diye gözyaşlarımı sıcak ellerinle silmezsin diye korkuyorum.

Hayatımda ilk kez yanlızım hemde hiç olmadığım kadar..
Özlem meğer ne güçlü bir duyguymuş…
Sevgiyi unutmak, aşkı hatırlamak istemiyorum.. ama özlemin yokmu, içimi kavuruyor…
Senden sonra buz kesen kalbimde hissettiğim tek guzel duygu yada içimi ısıtan sey ozlemin..
Bir yunus olmak okyanusun derinliklerine karanliklarina dalmak isterdim..Ta ki yukarıya çıkamayana kadar.. Anılarımı su üstünde bırakıp, derinlerde bir yerde ,güneş görmeyen karanlıklarda yaşamak isterdim..
Yüreğim isyanlarda hemde hiç olmadığı kadar ..
Ne kadarda güzeldi herşey.. Ta ki senden sonrasina kadar.. Bu öyle büyük bir fırtınaki, kurtulmam imkansız..
Yokluğunun verdiği sevgisizlik ,caresizlik her yanımı kaplamış…
Kimsenin beni sevmesini istemiyorum, kalbimin belki sevgisizlikten yaşayamayacağını umuyorum.
Ne garip öyle değilmi gözyaşlarıda faydasız,Hiç bir şey ruhumdaki sensizlikten doğan sevgisizliği unutturamıyor..
..
Yaşamak meğer senmişsin, bunu anlamak sen gidince nasip olacakmış..
Hayatta aldığım en ağır ders bana…
Bir kez için neler vermezdim biliyorsun degil mi?…
Bir kez bana bakman için,bir kez daha gulumsemen icin , bir kez daha "ela gozlum" demen için hayatimi, gerekirse en ağır diyeti ödeyeceğimi bilsem bile,yinede hiçbiri sensizliğin verdiği acıdan daha büyük olamaz cunku..
Aşka beslediğim sevginin kaynağı senmişsin , ,
Hayatımın rengi senmişsin, ,
Sensiz, renksiz bir dünyada yaşar gibiyim.
Oysa maviyi ne çok severdim.Simdi deniz koca bir siyah gozumde,gokyuzu ise kara bir delik..hayallerini bile kuramıyorum mavinin..
Oysalar ve keşkeler senden sonra bana artı kalanlar..
Ne çok yapacak şeyimiz varmış meğer seninle, oysa hiçbirini yapamadık…
Senden sonra batıyorum her geçen gün birazdaha yok oluyorum…
Ortada bir yerlerdeyim, burası neresi yada nereye koşuyorum bilmiyorum.
Bir senden öncesi birde senden sonrası var, ,
Senden sonrasını yaşamak istiyorum.Fakat seninle olan zaman hep engel oluyor hayat o kadar tatsız ki senden sonrasını yaşamak istemiyorum…
 Bir masalda yaşıyorum senden sonra.. Bir rol beğendim kendime sürekli mutluluk oyunu oynuyorum gülücükler atiyorum çevremdeki olmayan insanlara ve duvara astigim 2 resminde mutlulukla gulen gozlerine..Sensizligimle olan senle sohbet ediyorum.Meğer ne kolaymış rol yapmak.Sanki yeniden yasiyorum,hayattayim yeniden…
Sanki sevgiyi yaşıyorum..Oysa senden sonra yaşayamiyorum bu hayatı…
 Ne güzel yollarım vardı..Ama yolların çıktığı her kapıda bir kilit vardı.Anahtarlarinin hepsinide sana vermiştim..

Her kapıyı bana sen açacaktın.Oysa şimdi sen yoksun…
Hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım hayatta ..
Simdi sudan çıkan balığın neler hissettiğini biliyorum…
Bir an dalıyorum,ve kendimi seninle olduğum yerlerde buluyorum.Besiktas Ve Ortakoy arasindaki o yolda..Agaclarin arasindan yururken sarmas dolas umutla,askla.. onlar sahitti askimiza..Kilitlenirdi gozlerimiz birbirine..Kalplerimiz gibi..Saatelerce bakardim o doyamadigim gozlerine..
Ilk kez ramazanın gelmesini istemedim ya da bayram sabahı uyanmak gelmedi icimden..Biliyordum sen yoksun,gulen gozlerin yok,bayram sensiz neye yararki?
Bunu bilmek ayrı katlanmak ayri canımı yakıyor…Senin hayatımda olmayışını bilmek ve bunu kabullenmek zorunluluğu içimi çok eritiyor…
Anlatmak mümkün değil aklıma hep Mevlananın o meşhur lafı geliyor AŞKI sorduklarında BEN olda gör demiş..
Banada sensizliği sorduklarında BEN olda ANLA demek geliyor icimden.Ama kimsenin bunu yaşamasıni istemem….
Her yeni birgün belki bir nebze olsun mutlu ediyor beni, hayatımdan anlarin eksilmesi sona yaklaşmam tek tesellim…
Sensizliğe alışmak istemiyorum..Senin hayatımda olmadığına inanmak istemiyorum..
Bütün bu karmaşanın , bu yaşananların tek sebepi var.Seni deli gibi seviyor olmam ve asla vazgecmeyecek olmam..Biliyorum bir gun geri doneceksin bana .Bu hayatta olmasa dahi baska bir hayatta baska bir vucutta..Hani derdik ya birbirimize "Biz baska vucutlarda zaten beraberdik taniyorduk birbirimizi ASIKTIK"diye`..Sen benim hayatimda zaten hep vardin,Biz zaten hep beraberdik,..Yasamlar gelip
gececek..Ama askimiz inan bana baska vucutlarda can bulacak

SERDAR CELIK

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Rengi Kaçan Düşler

Ekleyen: Tarih: Oca.28, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

Yabancı mevsimlerin cemresiyim ben…
Ezgiler yazarım doğmayan sevdalara, sonra onları da öldürür iliştiririm tırnaklarımla kazdığım ölü topraklara.

Kim bilir hangi şehrin sevdası son yolculuğuna doğru yol almaktadır.
Kesin oralarda mevsim şimdi sonbahardır, sarı yapraklar; ölü sevdaların üzerinde uçuşuyordur ve İki damla yaş gözlerde siyahlara bürünmüş vaziyette son yolculuğuna uğurlanıyordur. Oysaki giden çoktan yükünü almış rahmet dileyerek uzaklaşıyordur başka şehirlere… Bambaşka mevsimlere…

Farkında mısın ey yâr; giden seni, kalansa beni anlatmaktadır. Ne çok benziyor kalanla gidenlerin öyküsü birbirine; yoksa ondan mı tüm şiirler yaşayandan çok okurun yüreğinde dağlanır.

Söylesene yâr! Kim öldürdü bizim sessiz mutluluğumuzu?
Hiç unutmam gidişini, mimlenmişçesine duruyor aklımda. Yaşadığın topraklar sana lanet saçarken, kuşlar bile ağlıyordu halime… Tabii senin bunlardan haberin yoktu! Gerçi olmasının da bir önemi yoktu ya senin için, neyse… Sustum.

Hâlâ aklımda ki sen yanları almıyor gidişinin yersiz sebebini… Nasıl bir gidişti ki bu sende ki, ağıtlarım yıkmıştı duvarımın o mahcup direncini… Biliyorum seninleyken her anım hüzün veriyor yüreğime, ama yokluğun ayrı bir hüzündü sessiz, sensiz, yoksun mutluluğumda!

Zamanın akıntısına bırakırken yüreğimi, az kalsın boğuyordum ölü topraklardaki gözyaşlarımla.. Zaman da senden yana çıktı bu körpe hayatımda… Bitik bir sevdanın ardında noktaya özenircesine durdum önce; sonra izledim seni tüm sükûnetliğimle, ne güzel gülüyormuşsun yâr… Güldüğünde, çiviler çakılırcasına oyuklar oluşuyormuş elmacık kemiklerinde.

Peki ya bense;

Genzime kaçan sözlerini üvezin gölgesine emanet ederken, ihaneti gölge gibi sırtlanıp üstüme seviştirdim bedenimi başka bedenlerle… Ruhumu sorma, o yok! Firar şimdilerde… Bu aralar hayli üzgünüm de, sakın ola ilişme! Düşlerimin rengi rengârenkken, gecenin gölgesini kıskanan griye dönüştü sayende… Uğraşma boşuna, benim düşümün rengi artık budur ve renkleneceği de meçhuldür.

Sahi, senin düşlerinin rengi ne renktir?

Huriye ÖZDEMİR

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...