Serdar Beki Köşe Yazıları…

Ben İnsanım…

Ekleyen: Tarih: Oca.22, 2012, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Ben insanım

İnsan olmam sadece İstanbul’un şerefi olacaksa, istemem şeref. İnsan olmam dünyaya itibar ise, başımla beraber!

Ben Ermeni’yim diyemeyeceğim! Ucuz kahraman olmak, haneme girdi çıktı yapmıyor. Medyatik, hadi burada da bir laf salatası olayım, kahramancık olmayayım, alkışlar kıyamet olsun diye de ermeni olamayacağım, varsın kusur kalsın.

Evet! Bir insana kalleşçe kıyılmıştır. Ebediyete intikal eden insan bir değerdi, hele yazan çizen olduğundan kat kat değerli olması da haktır… Ancak, öldürülmesi ve önemsenmesini küfre gütmekle eleştirmekte, ihanettir. Aslını inkârdır. Dünyadaki tüm katliamlara, tüm insan eli ile yaşamlara nokta konmasına karşı olan ben! Ermeni değilim…  Olamam da. 

Ermenilerin katlettiği nice değerler, üstatlar olduğunda Erivan’dan biz Türk’üz seslerine şahit olmadım, yaşım yıllarınca. Olan varsa, ses versin. O halde ben ermeni değil, tek doğru olan anlamıyla “İnsanım”. Ya siz?

Mahkeme kararını tartışmak, irdelemektense sonucunu beklemek  gerekli. Adalet herkes için adilane ise adil olacaktır.
 
Sevgili Hrant Dink, cellâtlarından fazla yaşayacak. İsmiyle eserleri ile… İnsan unvanıyla.

Serdar BEKİ

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Dert Ne Ki,Aşk…

Ekleyen: Tarih: Tem.31, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

1.sayfa

Yorgunluğum, çiğnenmişliğim… Tüm yaşanmışlıklarım nihayet bulmuştu. Menfaatperestlikler, böğürtüyordu artık. Hani kendimi de aldatıyordum artık, kendi kendime yalan kızağına bindirdiğim oldu, ölmeden bir şans daha tanıdım, tüm yaşanmışlığıma…

İlmiği boynumdan taksite bağladım…

Yıkıntılarımı, aldatılmışlığımı, yangınlarımı, bir kenara bırakıp, gitmek istedim… Uzak diyarlara gitmeliydim, saç sakalım akmalıydı yaşanmışlıklarımda. Gitmeliydim tüm çirkinliklerle. Hesabımı kapatmalıydım. Yol uzadıkça uzamalıydı, tüm şeritleriyle…

Yorulmalıydım, ne gözümün feri ışık saçmalıydı, ne dizlerim bağ eylemeliydi gitmelerime. Derdim dertti çünkü. Ya terk-i diyar edecektim, yâda beni tanıyan yerleşimlerden darı beka’ya iltica edecektim… Gittim de!  Uzun uzadıya, yol gittim. Bu yol benim tüm yaşanmışlıklarıma ayna olmalıydı…

Birkaç şehir, birçok kasaba, her birinde kısa konaklamalar yaptım. Kerhen de olsa, yol kesitlerinde konaklamalarımın, benden ne aldıkları oldu, ne bıraktığım oldu. Yol, sadece arkamda bıraktıklarımın seyri çilegâhıydı.

Yol uzun ve can yakıcıydı, bir soluklandım, birde susamışlığıma adres aradım. Görkemli, göz dolduran, albenisi tavan yapmış, harikulade bir hanenin önünde belirdim… Ben ve yorgun yüreğim. Bir tas ayran, bir nefeslik can suyu için…

Görkemli bir kapıda, koca aslan tokmağı… İnsan tokmağı, koca gövdeli kapıya vururken irkilir ya, öyle bir tüylerim ürperdi ki, kapıyı açan iri yapılı hizmetkârı, daha da devasa görmeme vesile oldu…

>>>…

2.Sayfa

Hoş geldiniz! Derken, asalet beliriyordu dudaklarından, hissettiriyordu sahibin gücünü… Kendinden emin gür sesi ile. Titrek sesimle bir yudum susamışlığım oldu dedim… Hayhay, ikramımız izzetimizden olur, buyurun lütfen dedi, koca hizmetkâr adam…

Kocaman kapısını ittim, ayaklarımı o görkemli hanenin avlusuna bıraktım. Tüm yaşanmışlıklarımla kuruldum avludaki çardağa… Bir yudum susamışlık için… Bakır bir tasta sunulan, karpuza değdiği an çatlatan soğuksuyu kana kana içtim, tüm yorgunluğuma değsin diye.

Ben suyumu içerken, koca gövdeli hizmetkâr, biran gözden kayboldu… Suyumu içmiştim, şükranlarımı sunacağım kimselerde yoktu ortalık yerde. Bir yanım minnettarlık için, bekle dedi. Bir yanım, git dedi. O anda ne gitmeye, ne minnettarlık sunma eğilimime hacet kalmamıştı…

Döndü hizmetkâr, halin harap, gidecek yerin var mı? Diye sorduğunda, başımı önüme eğerek olmadığını anlayan hizmetkâr, sana yatak yapayım müştemilatta kal bu akşam dedi. Kalmalıydım, davete icabet ettim, yorgun bedenim yatakla hasbıhal etmeliydi.

Yatağa girer girmez uyumuştum. Ne geceyi, ne sabahı gördüm. Uykudan uyandığımda öğlen sularıydı… Giyinip bekledim ağırlayan hizmetkârı. Ne asil bir davranıştı beni ağırlaması, ev sahibinden haberlimi konakladım, doğrusu bilemedim.

Bir saate yakın bekledim geldi hizmetkâr.

Uyandınız mı? Diye sordu.

Teşekkür ederim, unutmayacağım konukseverliğinizi, dedim… Ve müsaade istedim. Yardıma ihtiyacın olunca ben buradayım gel dedi. Helallik alıp ayrıldım oradan.>>>…

 Serdar Beki

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Meydanlar “bip”lemedi…

Ekleyen: Tarih: Haz.05, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Meydanlar “bip”‘lemedi  

Cüretkâr ve peşin hükümle söylüyorum ki, anketler ve seçim arenasından gelen haberlere itibar etmiyorum. Seçimin nabzı konusunda ahkâm kesenler, genelde hüsrana uğramışlardır. Ben seçimin sonucuyla değil, meydanlardaki yakışıksız üslubun kazıdıklarıyla meşgulüm.
 

Son yılların en “bip”li seçim mitinglerini geride bırakırken, koskoca küfürler, argo konuşmalar, küçümseyici dizeler yerinde kala kaldı. Rahmetli Kemal Sunal’ın vazgeçilmez filmlerinden şakalar bile bip’lenirken, Liderlerin konuşmaları süzgeçsiz, güpegündüz evlerimize oturuverdi. Misafirperver, hanedan bir milletiz dedikte, bu kadarda değil hani. Zamane çocuklarından, her evde en az bir tane var. Nazarlara gelmesinler, amma! seçim meydanlarından atılan her argo cümle, alınlarına kurşun gibi değmiştir. Sırf seçmeni etkilemek amacıyla söylenen sözler, geleceğe dair kazanç değil hasar bıraktığı muhakkaktır.

550 Milletvekili seçileceği gerçeğinden yola çıkarsak, meydanda Adeta düşman olanlar, ceylanlara gelerek deri koltuklarda, bir birleriyle hayli manidar hasbıhal edecekler. Hem uhrevi, hem dünyevi dostluklar kuracaklar. Gayette normal bir süreç olacaktır. Peki, çocuklarda hatta biz saçı sakalı beyazlamışlara bıraktıkları küfür mirasını, nasıl reddi miras kılacaklar… Sırf parlamento havasını teneffüs etmek için, bunca kırıcı, gayri terbiyeli ifadeler kullanmak ne devlet terbiyesine nede insan sıfatıyla bağdaşmamakta. Topluma örnek olmak buysa, milleti temsil etmek buysa, beyhude çabalar bunlar… Hani çok iyi hareketler değil, bu hareketler.

Sonucu belli olan bu seçime, geri sayımda olduğumuz bugün, önümüzde şuan görev yapan TBMM resminden, farklı okuma olmayacaktır. Büyükler ne zaman dünyanın pisliğine batsalar, çocuklara sarılırlar. Çocukların temizliğiyle yıkanmak, arınmak isterler. Ancak çocuklarda büyüdükçe kirlenirler. Onlarda sarılacak çocuk ararlar. Büyükler dünyanın pisliğinden kurtulmak için çocuklara sarılmak yerine, dünyayı pislikten arındırmanın gerekli olduğunu anlasalar. Ne zaman anlayacaklarının da, önü çok açık… Bir dizi film den aldığım replikle yazımı taçlandırayım dedim… İyide etmişim.

Siyaset, siyaset olalı bunca “bip”i bir arada görmedi…
Çocuklar duydu haberiniz ola.

Serdar Beki

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Ya Tutarsa?

Ekleyen: Tarih: May.25, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Ya Tutarsa?

Göle bir maya çalıyorlar, ya tutarsa? Hiçte belli olmaz, ya tutarsa? Siyaset Aktörleri sahaya indi… İndi inmesine ya, çalınan mayalar tutarsa…
Biri, Ecevit’ten medet uman
Biri, “Esfel-e Safilin’den dem vuran.
Biri, Eşrefi Mahlûk’tan yana olan.
Biri, üçünden de yakınıp bölgesel siyaset yapan.
Birileri de var ki, dördünden de yaka silkinen…

CHP; Aile sigortası sözü, TRT hükümetin borazanı olmayacak, Diyarbakır cezaevi müze olacak, dokunulmazlıklar kalkacak, kobilerde 0 faiz uygulanacak, YÖK kalkacak, Çiftçiye 1,5 liraya mazot vaadi, Askerlik 9 aya, akabinde 6 aya inecek müjdesi, Ankara sanayi kenti olacak. 800 bin kişiye iş sözü, Yargı reformu, Kürt yurttaşlar kimliklerini özgürce yaşayacak. Yeni Anayasa, İstanbul için özel kent vurgusu. Vs… Maya bu! Ya tutarsa…

AK Parti; Kanal İstanbul projesi, İstanbul’a iki yeni şehir sözü, İstanbul’a 3. hava limanı vaadi, İstanbul finansta dünyanın 10. sırasında olacak. Yeni Anayasa, İstanbul’a 3. köprü yanında eşantiyon tren hattı, Büyük ekonomi, % 5 lik işsizlik hedefi, ilk sivil uçak yapımı, meslek liselerinin oranı % 65 olacak, zorunlu eğitimde 13 yıl hazırlığı, aylık 100 liraya konut, bölünmüş yol çalışmaları hız kesmeyecek, YÖK’ün yapısı şekillenecek, Toki konut sayısını 1 milyona çıkaracak. Raylı sistem ağları iki katına çıkacak. İki yeni tüp geçitle yeraltında yeni bir dünya kurulacak, Avrupa birliği stratejik hedef olacak. Vs… Maya bu! Ya tutarsa…
 
MHP; Siyasi ahlakı tesis etmek, dokunulmazlıklar kalkacak. Milli gelir 2.1milyar dolara çıkacak. Yüksek demokrasi standartlarını yakalamak, Üretim kapasitesini, kişi başı gelir 14 bin dolara çıkacak. Terör sorunu çözülecek. Yeni Anayasa çalışması yapılacak. Özelleştirmeler şeffaf yapılacak. Yaşlılık aylığı yükselecek. Daimi olmayan öğretmenler daimi kadroya geçecek. Sosyal güvenlik ve vergiler aşamalı azalacak. sanayi ve enerji alt yapısını dünya ölçülerinin üzerine çıkarmak, İşsizlik ve yoksulluğu ortadan kaldırmak, Köklü bir eğitim reformu gerçekleştirmek ve bilgi toplumu dönüşümünü tamamlamak Vs… Maya bu! Ya tutarsa…

BDP ”Bağımsızlar” Özgürlükler adına ne varsa “O”, Seçim barajını indirmek, Kürt Halkını temsil etme mücadelesi. Demokratik özerklik isteği, Bir başbakan yetmez ikincisi olsa-mı acabası Vs… Maya bu! Ya tutarsa…

Birileri de; Atılan bu mayaya tutkal çalarsa! Vekâlet vermekten geri durup, uyku daha tatlı… Bana ne sizin göllerinizden ve mayalamak istediklerinizden dese, ne olacak? Olacak belli, dört siyaset kurumu da sınıfta kalacak, ülke yönetim fukaralığı çekecek, Ülke, yüksek bir tepeye çıkarak, iki elini açıp burası benim diyen, bir deliye kalacak. Deli’ya oda bir maya çalacak göle! Ya tutarsa…

Laf ebeliği eşliğinde, tüm kalabalık argümanlar artık iştah çekmiyor. İlerlesek de, ekonomide iğleşmelerde olsa, Hırlıyı hırsızı kovalasak ta, Ecevit’e saygıda kusur etmesek de, Esfel-e safilin yarenliğimiz olmasa da, Eşrefi mahlûk tan olsak da, zaman karın ağrısı zamanı, Bakın bir gerçeği sizinle paylaşayım. Belki hikâye, belki fıkra her ne ise bugünün doğrusu…

Şöyle ki; Birkaç psikopat hayatı cacık olmuş, yorgun bir adamı sıkıştırır, çıkmaz sokağın soğuk duvarına… Boşalt ceplerini! Ver bize her şeyini! Yok, bende papa pul der adam. Yok haa, al sana! Diyerek acımazsızca yumruklarlar adamın karnını, Aldığı her darbeye “ay belim” diye acısını haykırır adam, bir iki çok çok kez aynı darbeler ve her seferinde aynı çığlık “ay belim” psikopatlar sorar adama, biz senin karnına vuruyoruz, sense ay belim diyorsun niye? Siz benim karnıma vurdunuz, oysa benim belim olsaydı, siz karnıma vuramazdınız, der! Nede doğru demiş. “Ülkede beli (sırtı) olmayan bir çoğunluk var, sessiz çoğunluk! Gerçek vatandaş” 

Hâsılı; Siyasi arenada ortalığa saçtığınız vaatlerinizi, tutmadığınız halde! Tek yetkiyi elinde tutan, keskin kılıcını bileyen bu aziz millet, gün gelir, “Sizin her şeyinizi alır, size hiçbir şeyini vermez”!
Ya bu tutarsa!

Serdar Beki
www.serdarbeki.com

 


 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Mektepli Cahiller…

Ekleyen: Tarih: May.10, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Mektepli Cahiller

“Tahsil Cehaleti Alır, Eşeklik baki Kalır”

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka kampusunda düzenlediği Önder Kadınlarımız toplantısından, Cehalet kokuşmuşluğu… Bakın, bir toplantıda korkular, korkakça şöyle dile getirilmiş. Sanırsın yüksek istişare kurulu, sanırsın insan! İnsancıklar yumağı, atıp tutmuşlar. Ciplerinizden mi indiniz, yoksa Sıpa, konken, ayaklı gazete seanslarınız mı aksadı. Yoksa götürdükleriniz elinizden mi kayıyor, hacı şakir sabunu eşliğinde. Kaya, KAYA…

Mektepli zır cahillerden çakma inciler.
“Ezan, hadi Ezan… Birde 11 civarında Kuran okunuyor. Ve her gün!” Beş vakit ezana tahammülü olmayan saygıdan yoksun üye, kulağının kirine baypas olan Ezan-ı Muhammediye’den bahsederken, kineyaseni baş tacı yapıyor.

“Türban için başa bağlanan… O Kuran’da adı geçmeyen baş sargısı için beyaz çarşaf giyiyor ve ortaya çıkıyorlar, bu ne utanmazlıktır arkadaşlar, çok üzüldüm…” Utanmasını bilmeyenler, utanmasını istedikleri kişiler kadar utanabilse de Kuran-ı Azimüşşan’a, O kuran demese… Baş sargısı dediğinin, kendi gibi bir kadının tercihi diye saygı gösterebilse… Nerde!

"O kafalarına saten pırıl pırıl başörtülerini takıp başları dik bir şekilde yanımızdan geçişlerini hazmedemiyorum!” Seninde mini eteğin, bol dekoltelerin, abartılı badana boyan, çalma sultan takıların birilerinin hoşuna gitmese, seni aşağılasa hoşuna gider mi? Sevsinler denmez mi?

Bir başka üye İmam-Hatiplilerden dert yanıyor. “Arkadaş, çocuğunu alalım, okul masraflarını biz üstleniyoruz. Biz onu koyalım normal liseye, bursunu da bağlayalım.” Sonra ne olmuş, çocuklar eski tas eski hamam. Bunun üzerine, “döndüremeyeceğimizi anlayınca bursu da kestik” Konunun başlığı tamda bu üyeye cuk diye oturuyor. İmam hatip devlet okuludur, saygısızlık cehalet buradan başlayarak. İnsanlarının tercihini madde baskısı ile altüst etmede devam ederek şeytani plan hüsrana uğrayınca burs kesme cüreti ile ayyuka çıkıyor. Mektepli cehalet değil mi?

Bak sen, siyasette bilirlermiş! Seçim için muhtarların ele geçirilmesi gerektiğini anlatarak izlenecek stratejiyi açıklıyor. “Seçimler geliyor, muhtarları elde etmek zorundayız. Sadece muhtarları ve mahalleleri elde edersek, işi başarabiliriz arkadaşlar. Ama bunu medyaya yaymadan kendi aramızda ve bütün bulunduğumuz alanlarda, her yerde bizim kafamızdaki muhtarlar çoğu kadın olmalı, erkekler de bizim kafamızdaysa erkekleri de"

HE VALLA; Sevsinler sizi, hani Muhtar bile olamazsın dediğiniz siyasetçi başbakan olduya, dünya da hatırı sayılı lider oldu ya… Oradan yola çıkıyorsunuz, sizi gidi kopyacılar, sizi. Değil muhtarları toplamanız her biriniz, her köye, kasabaya, mahalleye muhtar olsanız, göle çalacağınız mayalarınız tutmaz. Mektepli cahiller olacağınıza, elleri nasırlı alaylı olsaydınız.

Buda son kokana-mış konuşması!  Üyelerden biri yanında çalışan temizlikçi kadını, Yardımcısını, AK Parti’ye oy verdiği için nasıl rencide ettiğini şişme egoları ile aktarıyor “Yanımda çalışan kadın bile ertesi gün, AKP’ye verdim abla” dedi. Niye evladım AKP’ye mi? dedim. Köprülerde yazıyor ya, şunu yaptık bunu yaptık. İstikrar var diye cevap verdi. Üniversiteli kadın üye bu cevap üzerine sinirleniyor ve şöyle söylüyor. İstikrar senin neyine Vesayet… İstikrar senin neyine”

Mektepli cahil olarak çalışanının özgürlüğüne, hür iradesine saygısız isen istikrar asıl, senin neyine! İnsanlık senin neyine! Kadın olmak senin neyine! Mektepli cehaletinizle tüm toplumu kirletiyor. Türk Üniversiteli kadınlar ismine, ihanetin daniskasını, bu ismi şemsiye olarak kullanmakla da, Tüm Türk kadınlarından gereken cevabı alacağınızdan şüphem yok.

Eşek Ölür Kalır Semeri, İnsan Ölür Kalır Eseri
Ya…

Serdar Beki/www.serdarbeki.com

4 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Milletvekili Olmayacağım…

Ekleyen: Tarih: Nis.24, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Milletvekili Olmayacağım

Aday adaylığı süzgecinden kırk takla atarak geçip, lider beğenisiyle aday olacağım. Dağ, taş olan memleketime deniz getireceğim yalanı, her oy verene bir kadro zırvalığı, destek veren her iş adamına iş, akçeli dayanışma sözü… Başı sonu olmayan vaatlerle, hasbelkader seçileceğim. Ve çıkıp milletin teveccühü diye, şişen pazılarımı göstereceğim…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Alacağım Üç kuruşluk maaşı… Merkezden, ilçelerden, köylerden gelen seçmenlere çay, çorba, konaklama gideri olarak harcayacağım halde, Ayaklı gazetelerin (dedikoducular), diline düşeceğim. Sessiz kurşunların, ”göz değmelerin” hedefi haline geleceğim… TBMM lokantasında ucuz yemeklerimle, herkesin iştahını kabartacağım…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Liderimin bir lafına bakacak, koskoca 4 yılım olacak ki, hazır ol vaziyetim kusursuz olsun. Genel kurulda, tek tip kıyafetimle ayrıcalıksız kalacağım, sağ elim her daim yukarı aşağı kalkacak. Okullu yıllar, Askerliğimin bir bölümü hep sıkmıştır beni, tekrarı gıcık yapar…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
İki süslü cümle edeceğim diye 2-3 dakikalık konuşma için, günlerce ayna karşısında kendimi eğiteceğim, her türlü şaklabanlık eşliğinde. Kürsüye çıkmak için yapmayacağım yalakalık kalmayacak. Neymiş; Meclis TV’ye çıkacağım, işte bende konuştum diye etrafa rüzgâr-fırtına atacağım…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Ankara yolculuğumda yâda Ankara’dan kaçışlarımda, VIP yolcusu olarak biznes class ta uçacağım. Portakal suyu içe içe yolculuk yapacağım
Hani bildiğimiz meyve suyu, beni özel, önemli kişi kılacak ya! Arka sırada oturan vatandaşı, benden küçük gösteren ön koltuk…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Yatıp kalkacağım aradan 4 yıl geçecek, liderim beni aday göstermeyecek, zaten ben istemedim yalanının arkasına sığınacağım. Küfür yemeyen Aile bireyim kalmayacak. Vekillik bitince, hiçbir baltaya sap olmayarak, emekli maaş ile okey masasında nargile tüttüreceğim…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Asil kalmak, vekil olmaktan daha evladır. Siz siz olun, bir gün sizi azledecek halktan olmaya devam edin.
Yani; “Sel Gider, Kum Kalır”

“”    “”   “”
Başkan Olmalıyım

Sıralanmış seçim, seçilme vaatleriyle değil! Sırf siyaset yapmak için, siyaset değil! Merkeze dayalı baskı dayatmaları ile değil! Bunun adamı, şunun yamağı değil! Asıl olan, Halk konseyi kararları ile… Deniz getirilemeyecek kadar şeffaf-akılcı… Ne yalan vaatler, ne kadro, ne kayırma… Oğluma iş, aş! Balık ısmarlama vampirliği… Daha zengin, daha kaliteli bir yaşam için, bir kürekte benden, yeme yerine… Balık tutmaya öğrenci olan her bireyle bir olup…
Memleketim için
“Başkan Olmalıyım”.
Gıptayla baktığım, yaşayarak ezber ettiğim… Metropol illerden aldığım hizmet ilhamı ile “doyduğum” kente değil, “doğduğum” kente “Başkan olmalıyım”. Sosyal yoksunluğa, Alt yapı fukaralığına, Yeşilken çöl gebeliğine, Çözülmeyene bir kördüğümde benden çabası değil, Çözülmesi mümkün, elzem olana ivedilikle bir el atmak için…
Memleketim için,
“Başkan Olmalıyım”.
Yaşanılacak yaşanmışlıklara bir set çekip, keyif kedere hadi oradan deyip, Ahmet’in külahını Mehmet’in kafasına takan siyaset tacirlerine karşı! İmkânların tavan yaptığı dönemlerde, hizmeti beceriksizliğe dönüştürenlere karşı! Memleketimin gelişimini hak olarak görmeyenleri kınadığım ve tarihin sorgulamasını beklemeden…
Memleketim için
“Başkan Olmalıyım”
Her şey hayalperestlikten uzak, gerçek için!
Her şey vaatsiz geleceği olan Bingöl için!

Kaleme aldığım bu yazımı; İlime, güzeller güzeli memleketim ”Bingöl”’e Hizmet edeceğine emin olduğum,
“ Ş İ M D İ L İ K” ismi bende saklı Memleket sevdalısına atfen yazdım.

Serdar Beki/www.serdarbeki.com

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Ezber Bozan Liste “Değişim”…

Ekleyen: Tarih: Nis.15, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

 

Ezber Bozan Liste “Değişim”

Bu Seçim, Cumhuriyet Tarihinin En Önemli Seçimi Olacaktır”
Türkiye seçimini yapıyor. Asalak muamelesi yapanlara, hayır diyor… Ergenekon ile sıradan vatandaş yarışıyor! Genç nüfus, hiçe sayılmaya dur diyor. İçimizde dolaşan çürükleri ayıklıyor. Seçim zamanı-değişim zamanı. Hem de bağıra bağıra! Seçiyor.

Değişim, susamışlığı ile ortada, gün beyan… Tüm kurumlar değişim ayarında! Statükoyu kınından çıkmış kılıç olarak görenler, Hangi yöne yürüyeceğini şaşırmışlardır. Ulusal yaşanmışlıklara bakınca, değişim şartı aşikâr. Kutuplaşmalara meydan vermeyecek aklıselimler, Artık, varlık göstermeli…

Değişim silsilesi, AK Partinin eseridir. Seversiniz, sevmezsiniz,  Desteklersiniz, desteklemezsiniz… Doğru tektir!  Geçmişten hatırlarız ki, değişimlere kapalıydık… Şimdilerde uyandık. Gün-aydınlandık. Çıraklık, kalfalık, ustalık devri geçti… Amenna. Zaman “ehil” olana destek zamanı Yani, zaman! Top yekûn değişim zamanı. Derken…

Karşımıza öyle bir aday tablosu çıktı ki;  Bingöl için değişim, askıda kalabilir.
Aslında gidenler, sizi hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece siz, yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsunuz. Gelenler, gidenleri arattırır mı?  Doğrusu arattırdığı, tarihle aşikâr. Getirecekleri ile götürecekleri terazide denk olsa…  Amenna!  Ya tersi olsa… Vay halimize, Vay!

Birçok senaryolar yazıldı, çizildi Cevdet yılmaz, Antep-Urfa adayı oldu Kazım Ataoğlu, İkinci sıraya oturtuldu Yusuf Coşkun, bir vardı bir yoktu. Merkezde Turan Bozgan, listenin başına geçti. Genç’te Enver Fehmioğlu, 2. sıradaydı hep. Kuzey ilçesinde ise Abdulhakim Koçin, Ercan Arslan vardı. Tutmadı, zaten bu güne dek hiçte tutmamıştı.

“Cevdet Yılmaz” “Eşref Taş” “Şahin Bingöl” Üçlüsü Aday oldu. Ak Parti Yönetimi, Senarist siyasilerin, Ayaklı gazetelerin, ezberini bozdu. Tabi ki; bu ezberle, başka bir ezberin iştahı kabarmazsa! Bu liste ile Ak Parti Bingöl’den beklediği Oyu alamayabilir

Buda Bağımsız aday, “İdris Baluken’i” İştahlandıracak. Ak Parti Bingöl’ü Şampiyon İlan edecekse, tekerrürden! Seçim startını, Bingöl’den vermeli, Dışarıdan takviye ile sıkı bir çalışma yapmalıdır. Liste sıralaması ile ters köşe olanlar, küs olacaksa ki küsler.
Ak Parti için, zor bir seçim olacak Bingöl’de. Bir Olmazsa olmaz, hâsıl olmuştur ki;

“Kazım Ataoğlu” ve “Fevzi Berdibek’in” desteği olmadan… Ak Parti, 3 vekili rüya olarak görebilir.  Ak Parti Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Gönül alarak, çalışmaları yönünde… Kazım Ataoğlu ve Fevzi Berdibek’i canla başla,  Çalışmaları hususunda, Razı etmelidir.

Mamafih, olmaya ki;
Gitme zamanı gelmişse, “Dur!” demenin…
Zaman geçmişse, “Dön!” demenin hiçbir anlamı olmayacaktır.

Serdar Beki

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Aday Adaylığı Değil, Şimdi Meclis Zamanı!

Ekleyen: Tarih: Mar.17, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Aday Adaylığı Değil, Şimdi Meclis Zamanı!

Ak Parti Kadın Kollarından, MKYK üyesi bir hanımefendi. İstanbul ilinde sosyal sorumluluk projelerine, farklı yön kazandıran isim. Şimdilerde ise, Memleketi olan Kocaeli ilimizde, AK Parti Aday Adayı… İlinde bir kadın milletvekili ile değil, bir kaç kadın Milletvekili olmazsa olmaz düşüncesi hâkim olduğundan, Adaylığını koymuştur.

Siyasi Partilerin, % 30 kadın adayı ile seçime girmeleri zırvalığına inat, Milletvekili sayısı 11 kişi olan Kocaeli ilimizde, yarışı önde götürdüğü de kuşkusuz. Niye? Diye soranlara cevap.

Daha önceki bir yazımda belirttiğim üzere
“Ülkemde kadının hakkını savunmak, yerleşmiş düzeni değiştirmeye kalkmak cesaret ister! Erkek egemen bir toplum içerisinde, kadın hakları sözcükleri havalarda dolaşırken, ayaklar bir türlü yere basmaz… Lafta kalır! Kadın ezilir, aşağılanır, cahil bırakılır. Bu yapılırken, yüksünmez erkeği… Sanki hepsini hak ediyormuş muamelesi görür… Kadın doğmuştur bir kere!

Yıllarca süregelen bu zihniyete, bir dur deme adına yeni bir dönem için… Kadın Kendi değerini bilmeli. Kendini ifade edebilmeli. Ona dayatılan, zorla yaptırılan her eylemi, sadece kendi istediği için yapabileceğinin ayırdına varmalı… Zorbalıklara göğüs gerecek gücü, içinde hissetmeli. Hayalleri olmalı ve o hayallerini gerçekleştirebileceği imkânları yaratabilecek gücü göstermeli. Kadının bir mesleği olmalı; bir kimliği” Öyle İse Kocaeli kadınları için Ferhan Akbaş.

“Erkek diktasının öncülüğünü yapan TBMM kıracaksa kötü şöhretini, fırsatlardan biridir, bir kadın daha… Ferhan Akbaş. Kocaeli kentinde, Gürcü, Karadenizli vatandaşlarımızın yoğunluğu mevcut ise elzemdir Karedeniz kökenli… Ferhan Akbaş.  İstanbul ilinde, sosyal sorumluluk projelerinde birçok yaranın şifa bulmasına katkı sağladıysa, bundan Kocaeli ilimizde nasiplenmeli ki… Ferhan Akbaş. Hereke’nin, hizmet fransız-ı olduğunu inkâr etmeyeniniz çoğunlukta olduğundan… Ferhan Akbaş. Kocaeli ilimiz, 3 kadın Milletvekili ile temsil hakkını elde edecek ise… Ferhan Akbaş, doğru adres olmalıdır”

Ülkemizde bir kanayan yara var ki, Anlamak akıl ister. Kadın hakkı, Kadına şiddet, Kadının ikinci sınıf muamelesi görmesidir. Sokaklar da, TV kanallarında, sempozyumlarda irdelenir tartışılır… İzleriz, dinleriz. Ancak izlemekle, dinlemekle sınırlı kalan bu sorun, TBMM içerisinde çözüleceği de, gerçeğin birinci sırasını işgal ediyor. Öyle ise siyasi partiler, kadın vekillerin sayılarını gözden geçirmeye mecburdurlar.

Kadını Erkek değil, kadın korur kollar. Bunu da Anayasal çerçeve içerisinde çözmek mümkündür. Öyle ise tüm İllerimizde, % 50 erkekliğini gösteremeyeceğimizden, % 30 kadın Milletvekili ile desteklemelidirler.

Kadın “anne” ise, kadın "evin direği" ise neden anayasa çıkaran aktörlerin aktristi olmasın. Yani zaman, kadına yer açma zamanı. Söz! erkek sözü ise!

Serdar Beki

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Cellâtlarından Fazla Yaşa, İbrahim Tatlıses…

Ekleyen: Tarih: Mar.15, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

 

Cellâtlarından Fazla Yaşa, İbrahim Tatlıses

Ayağında Kundura ile hayatımıza giren Sanatçı, Ayağından kundurasını çıkarmadan, vurulmasına aldırmadan, yaşama tutunuyor. Sıkılan kurşunu, sıkan eli yâda elleri lanetlememek kahpeliğin ta kendisidir. Bu kurşunlar sadece insana değil, yaşam hakkına, sanat dünyasına. Ülkemizin tamamına, Orta Doğunun tamamına yakın kesimine, sıkılmıştır.

35 yıllık sanat yaşamında, yazılanda, çizilende, söylenende Sanat gücüne iltifattır. Büyümekti eleştiri alması, büyüklüğünün yansımasıydı, iyi yâda kötü eleştiriler.

Ölmeden, ölmek! Sosyal paylaşım sitelerinde, işgüzarlık, kader yazma hadsizliği kol gezdi gün boyu… Ne kolaymış kaderi belirlemek, alın yazısı yazmak. Öldü, sakat kaldı, bir daha yürüyemeyecek, sanat hayatı bitti söylemleri, sıra sıra dizildi. Sanırsın, yaşam hakkı ellerinde, hüküm sürüyorlar cahil düşünceli kader tacirleri.

“Ne Sahne İsteriz, Ne Türkü, Ne Konut İsteriz, Ne Vekillik, Uyuduğun Yeter! Uyan Artık”

Örgüt yaptı, Kuzey Irak’tan ortağı kırdı kalemini. Nede peşin hükümlü davranışlar bunlar. Sanırsınız ordaydılar, gözlediler. Pesss… Herkes işine baksa, Devlet işini yapsa! Dimi? Hemen hemen, tüm ülkenin kucakladığı, Orta Doğunun vazgeçilmez sanatçıdır, İbrahim TATLISES.

Evet; kavganın, silahın, duygusallığın yakınındaydı sanat yaşamı boyunca. Ancak bunu hak ettiğini söylemek, cahillik, bağnazlık, ahlaksızlıktır. Sevgili İbo, herkesin bir tarafıdır aslında. Kâh güldüğünde, kâh ağladığında, kâh türkülerinde bulduk kendimizden bir parça. Yani kimimiz Oxford da okuyarak dinliyoruz, kimimiz ilkokullu namelere eşlik ediyoruz. Yani hepimizin ortak yanları saklı İbo’da.

Hadi, hepimizin kendimizi bulduğumuz yanlarına tutunarak dua edelim. “Evliyalar duası ile dualansın, Sevgili İbrahim TATLISES”

Sıkıntısını, sevincini, kazanımını, kaybını tüm şeffaflığı ile tv kanallarında paylaşan, içimizden yüreğimizden biridir. Yaşadığı tüm krizleri, Aziz milletimizin desteği ile atlatan, istihdam yaratan adama yakışan, ayağa kalkmaktır.

İnadı inattır, biliriz.  Cellâtlarından fazla yaşaması dileği ile… Kısacası, dua ile şifa ile.

Serdar Beki

 

1 Yorum Var :, D.E.V.A.M.I...

14 Şubat’ta Sevgililer Sevgilisine…

Ekleyen: Tarih: Şub.14, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

 

14 Şubat’ta Sevgililer Sevgilisine

14 Şubat’ta bir gül, bir demet papatya ile sevgilime bağlılık günü olacakken olmadı, olsun… İyi ki olmadı! Sevgilimi de, Yar dediğimi de es geçeyim. Hz. Muhammed Mustafa’ya (sav) yönelip, bir gül vereyim layık görüp kabul buyurursa.

Daha öncesinde de yakarmıştım;
Elime geçen her haritadan kendime yer baktığımda, sevgiliye olan susamışlığım boğazıma düğümlenir… Diye! İzin verse deve yükü ile günah yumağım la, kabul buyursa sevdamı, iliklerime işlediği gerçeği ile arz edebilsem.

Kabul buyurulurmu bilmiyorum. Ancak; Sevgililer Sevgilisine susamışlığım, beni benden alıp, diyar ötesi arzulara çekti… Ölmeyi dilemek, yaşanılacak ne varsa yaşamakla ola ki, ben korkak, titrek halimle istiyor, istemiyor arasında bocalıyorum, kavuşmak istiyorum. Sevgiliye Özlemimdendir… Kaçmak istiyorum, Utancımdan olsa gerek…
 
Evvelinden de demiştim;
Keşke / Keşke / Keşke
Bir gün eğer, Kâinatın efendisine kavuşsam…
Nutkumun tutulacağı, dizlerimin tir tir titreyeceği, gözyaşlarımın tsunamiye taş çıkaracağı, utancımdan boynumun tutulacağı kesin.
Ya Sevgililer Sevgilisi, 14 Şubat’ta sevgime hayır dese…
Vay ki vay halime! Ben ne yapayım, kafamı hangi koca taşa vurayım. Bilmem! Bilmiyorum… Bilmeyi de korkaklığıma sayın.

Hadi riyakârlık yapıp, 14 Şubat sabahı Eyüp Sultan Camii ne gideyim bir parça dua edip, yüzü suyu hürmetine af dileyeyim sevgiliden, akabinde Beyazıt camiinde öğle namazına durayım cemaat eşliğinde, unutmayayım ki iltifata mazhar olan Fatih Sultan Mehmed’i, bir boğazdan yâd edeyim… Oldumu? Olmadı…

Ziyaretler, sevgililer sevgilisine gül vermekle, eş değer mi?  Değilmiş… Uzaktan sevmeler sevmek değil, kavuşup hasbıhal etmek ayaklarının tozu olmak evla… Keşke!

Evet…
Bugün 14 Şubat. Sevgililer Günü. Sevgiler Sevgilisi’ne bağlılık günü. Yani mevlit kandili… Hz. Muhammed’in doğum günü olan Rebiülevvel ayının 12. günü, 14 Şubat’a denk geliyor. Mevlit Kandili olan bu günde, Çifte sevinç yaşamalı, edeple…

14 Şubat sevgililer sevgilisinin, doğum ayını emirle itaatkâr karşılıyorum. Ben ve benden olanlar, senin yoluna feda olsun.

Serdar Beki
14.Şubat.2011

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Seçim Kapıya Dayanınca…

Ekleyen: Tarih: Şub.03, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

 

Seçim Kapıya Dayanınca

En beğenilen, en başarılı siyaset adamını sorguladığımız zaman, % 41 oy oranıyla Recep Tayyip Erdoğan ilk sırada. Kemal Kılıçtaroğlu, % 10’la ikinci sırada… Devlet Bahçeli % 4 oy oranı ile üçüncü sırada.

“Cinsiyete göre baktığımızda önümüzdeki seçimde”
Ak parti ye; Kadınlar % 46,5 Erkekler % 40,1 oy vermeyi düşünüyor!
CHP ye; Kadınlar % 21,3 Erkekler % 17,6 oy vermeyi düşünüyor!
MHP ye; Kadınlar % 7,1 Erkekler % 12,9 oy vermeyi düşünüyor!
BDP ye; Kadınlar % 3,5 Erkekler % 6,7 oy vermeyi düşünüyor!

Bu tabloya baktığımızda, Ak Partinin muhtemel iktidarını kadınlar sağlıyor. Üşenmeden, bana ne demeden, oy sandıklarına sahip çıkıyorlar.

Ak Parti, iktidarını kadınlara borçlu.
CHP ise muhalefetini…
MHP ve BDP ise, erkeklerin oyları ile yetiniyorlar.
MHP, zar zor barajı aşıyor…
BDP ise, bağımsız girerek gurup hakkı elde ediyor…

Siyaset bu… Biri birinci, biri ortada, birileri de sonlarda olacak. Her rey sahibi, hür iradesi ile sandığa gider… Ancak son seçimlerde, hür irade yerine kadın iradesi hâkim görünüyor. Mutfak reisliğinden, iş dünyası reisliği kesmemiş görünüyor ki, Ak Parti Ve CHP de kadınlar bayrağı önde taşıyor, açık arayla.

Türkiye genelinde, Ak partinin Kürt ve Zaza kökenli vatandaşların oyları ile oy çıtasını yükselttiğini bilirdim. Ancak, kadınların bu denli aktif rol aldıklarını, son memleket ziyaretimde gördüm.

Ha sohbet, ha eşlerinden aldıklarım bilgilere dayanarak diyebilirim ki, Bingöl ilimiz Ak Partiyi oy şampiyonu yaptı, bunu da Bingöl kadınlarına borçlular. Eşlerini Ak Partiye rey verme hususunda ikna eden kadınlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın karizması, dik duruşu, eşinin kapalı olması, One munite çıkışı, kadınların üzerinde ciddi etki yapmış ve etki reylere sirayet etmiş, edecek…

İstihdamın çok az olduğu, işsizliğin yüksek oranlarda olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının çok ciddi çalışmalarının, yoksul kadınlar üzerindeki etkisini katarsak, AK Parti ve onun Lideri, haliyle Bingöl İlinde birinci oluveriyor. Sosyal Yardımlaşma ise en büyük yardımı, yine bayanlara yönelik yaptığından bunun önemi bir kez daha ortaya çıkmış oluyor.

Bingöl ilinde seçim hazırlıkları başlamış, aday adayları bir bir demeç veriyor! Bir eksikle… Madem kadınlar seçimin kaderini belirliyor. Bir yanlış var, bu yanlışa da bir dur demenin vaktidir…

Milletvekili sayısı 3 olan Bingöl ili, siyasi partilerden en az bir kadın aday olma hakkını hak ediyor. Mevcut haliyle, AK Parti 3 erkek milletvekili ile mecliste bulunuyor… Önümüzdeki seçimlerde, 1 kadın 2 erkek milletvekiliyle temsil etse…

Bu konuda Siyasi Parti temsilcilerine bir mektupla başvurmayı borç edindim.

Bingöl hanımefendileri, Ya siz ne dersiniz?

Serdar Beki

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Kimse Ağlamasın! Baba…

Ekleyen: Tarih: Oca.24, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Kimse Ağlamasın! Baba…

Ne Müslüm Baba,
Ne Ferdi Baba,
Nede Noel Baba…
Bugün tek baba, Ali Gaffar Okkan baba!

Her diyarın babasızlığına, dem vurayım istedim bu yazımda. Sadece Diyarbakır babasız kalmadı, 10 yıldır…

Babasız kalan Türk Polis teşkilatının, Gaffar Okan’la gelen vizyonu. Höt, dıt, lan, lun, yat arkanı dön erkekliği, şehit Gaffar ile minimize oldu… Sert bakışlı, benim babam senin babanı döver ukalalığı, mantığını, eylemini, Polisin yüreğinden, belindeki yedek cesaretinden söküp, sokakla barıştırdı…

 Simitçi Ahmet, kundura boyacısı Cafer, taksi şoförü Şehmuz, kaldırım dürümcüsü Recep, mahalle berberi Ayhan ve tüm ürkek yürekleri, polisin korkmayacağı lezzete getirdi… Efendiliğiyle, sokağa inişiyle, halden anlayarak kardeş kavgasına nihayet eğletti…

Güvenlik güçlerinin, etten kemikten olduğunu öğretti! Hatırlattı…
10 yıl oldu, ağlıyor… 10 yıl oldu, babasız yetim… 10 yıl oldu, hala gülmüyor asık suratlı olmayı meziyet sayanlar…

Şehit düştüğünde ağladım, sana ve senle yola çıkanlara… Her dökülen gözyaşım, kalbime şifa oldu… Cennetli olduğun için! Bir bir cennet bahçesi hediyeniz olsun.

Sevincim, cennetli olman!
Burukluğum, yetim bıraktıklarının soğumayan feryatları…
Sevincim, 10. Yılında bile evliyalar duası ile dualaşmandan…
Üzüntüm, cellâtlarının hala cirit atmaları!
Rahmetle…

Serdar Beki
25.10.2011

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Aysun,İhmale Kurban!Darısı Bize…Ambulans!

Ekleyen: Tarih: Oca.21, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Aysun, İhmale Kurban! Darısı Bize… Ambulans!

Ambulans şoförlüğü birçoğumuzun hayatına “Çocuklar Duymasın” dizisinde ki fısfıs İsmail karakteri ile girdi… Dizi Film ya, senaristler yazarken karakteri ambulans ile alakalı değil, Kazanovalıkla haşir neşir ettiler…

Dizi başka, gerçek hayat başka… Elbet! Fısfıs İsmail, Sevgili Süleyman Yağcı dizi setinin dışında, hayat kurtaran Ambulans şoförlüğü yapıyor. Alkışlamak gerekir ki, az buz şöhreti olduğu halde mesleği ile izdivacı devam ediyor.

Birde hayatın içinden, hatta hayatın ta kendisini irdelesek Ambulans ile alakalı ne acı hikâyeler ısırır durur ruhumuzu… Hafızalarımızı yoklarsak, acil siren sesleri eşliğinde trafiği yarıp geçen Ambulansların, hayatımızın çok yerin de olduğunu görürüz… İş adamlarımız, metropol illerde trafik çilesine değmemek için ambulans edinerek, evinden işine işinden evine seyir düzenliyorlar. Yaptılar da…

Hani birde sürekli bir tekerlememiz var “eğitim şart”. Bir de meşhur Eğitimimiz, ambulans şoförlerimize değse hızlı araç kullanmanın dışında, nelere dikkat etmeleri konusunda bilinçlenseler… Şoförün dışında, bir pratisyen, bir hemşire olur. Onlarda tüm yoğunluklarını, bir mesai dolsa  yarışına bıraktığı için, tüm dikkatler ambulans şoförüne ihale edilir…

Hastayı naklederken birçok hayatı kararttıkları, gizli saklı kalıyor… Onda bir kameralara yansıyor, o da pür dikkat şov eşliğinde olur…

Aysun, 31 yaşındaydı, 2008’in Haziran başında gece yarısı, şiddetli karın ağrısı şikâyeti ile alakalı hastaneye kaldırıldı. Ambulans görevlilerinin, O’nu sedyeden düşürmesiyle beyin kanaması geçirdi ve yoğun bakımda 25 gün yaşam mücadelesi verdi, ama başaramadı.

Aysun’un ailesine verilen tek hesap yoğun çaba sarf etmemize rağmen maalesef kurtarılamadı… Başınız sağ olsun! Bumu? Genç yaşında sedye kurbanı olmuş. Ailesi O’nu ülke geleceğine, Aile bireylerine faydalı olsun diye bu yaşa getirmemiş miydi?. Ya Aysun’un hayalleri, elinden alınan yaşamı… Yaşayamadıklarını kim geri verebilir ki artık. Aysun yaşamının baharında sonsuzluğa uğurlanmış ve bir tek sorumlu bulunmamıştır. Dikkatsizlik ve insana insanca davranmamak mı sebep ?…

Şimdi eğitim verilemeyen, eğitim almak aklına gelmeyen, yâda ne eğitimi diye sırf direksiyon sallayarak, Aysun ve yüzlerce Aysun’un sedye mağduriyetine emek verenler, hesapsız cezasız fütursuzca kulaklara zarar, siren sesleriyle aramızda, Aysun’sa yok artık! Aman biz bize dikkat edelim fısfıs İsmail’e bir şey olmasın…

Serdar Beki
21.01.2011

 

Çıplak ayakla yürüdüm karanlıkta,toprakla merhabalaştım…Rüzgarın ince esintisi fısıltıyla konuşurken yapraklar dallarında eşlik etti muhabbetimize.Uzaktan üzerimize düşen ışıkların uzantısı bu muhabbete gölgeleri de dahil etti.Tam bir seramoniydi doğayla kucaklaşmam,konuşmam,onu hissetmem…Rengarenk ışık hüzmeleriyle,bir çok spot eşliğinde sahnede gibiydim.Gözlerim alacakaranlıkta doğayı seçerken alaz belez,yeni geceye dönmüş günü uğurladım hüzünle…Ve…Bir de kardeşimi uğurladım ebediyete…
Gözyaşlarımın tükendiği bu dakikalarda vedalaştım canımla ve bu güzel doğaya teslim ettim O’nu: "O’na iyi bak" toprağım…
          Güle güle canım… Aysun’um…
                                         
         
Elvin Hülya ç.
        28.Haziran.2008

Bu duyarlı ve içten yazınız  için çok teşekkür ediyorum sevgili Serdar Beki…

Aysun kardeşimdi!..

Mesleğinin bilincinde olmayan sağlık çalışanlarını dikkate ve biraz daha insan olmaya davet ediyorum!Hastalar sedyede bağlanarak taşınmalı,o bir eşya değildir,candır.

 

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Anti Centilmenler…

Ekleyen: Tarih: Oca.19, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Anti Centilmenler

“Denizden Babam çıksa yerim” diyenler halt etmiş… Kimse babasını yemez! Portakal C vitaminidir, nimete saygısızlık edilmez! Portakal, ayak oyunu değildir! Dimi?

“Futbol topunu yolda bulsam! Karakola bomba diye teslim ederim” ayak oyunu bilmişliğim vardır, okumuşluklarımla… Ancak ayakla oynanan, adına da dostluk, hoşgörü, centilmenlik sporu denilen Futbolu, dün tanıdım ıslıklar eşliğinde…

Sabahın ilk ışıklarında uykumu böldüm, davete icabet eden bir misafiri hava alanından aldım. Çok heyecanlıydı İstanbul misafiri, projeye katkısı vardı… Akşam sularında, icabet edecek heyecanını yaşayacaktı davetin, yaşayamadığını biliyorum erken terk etmişti açılışı… Projeye olan katkısını helal ettimi bilmem, ancak sabah uykumu bölerek havalimanından açılışa katılması için aldığım V.I.P yolcusuna, hakkım helal niyet ettiği açılışa katkımı haram ediyorum! Yazık, ayıp, değmezmişsiniz… Olan güzelim uykuma oldu…

Evin, barkın yok. Yaşam alanını oluşturamıyorsun, zekâta muhtaç, cami avlusunda mendil açacak durumdayken… Kendi evine çul almayarak, sana ev yapıyor, sende düğme ilikleyeceğine ıslık sesi çıkararak teşekkür ediyorsun. Aferin sana, Aslan parçası!

Ne kendisini, tanırım nede babasını! Lakin, ülkemizin görüp göreceği en başarılı bürokratı Erdoğan BAYRAKTAR, ülkenin konutsuzluğuna çare olmuş, harikulade konutlar kazandırmış, bunun yanı sıra hadi aslan evsiz kalmış bir evlendirelim demiş ve muazzam bir eser kazandırmış. Sen gel konuşmasını ıslak ıslığınla böl! olur mu? Olmaz da, oldu…

Peki, Başbakan’ın suçu ne? Bin bir zorlukla temelinden çatısına kadar karılan her harcın içine yüreğini koydu. Koydu’da ne oldu… Bırakın teşekkürü, kusur kalsın. Açılış konuşması yapmadan ayrıldı, eserini denize attı, bilmeyin kadir kıymet bilen biliyor dedi… Misafirperver toplum, hatırşinas kalabalık, dost, hoşgörülü sporseverler sınıfta kalakaldı protokolün ayrılmasıyla…

Adnan Polat Defaten özür diledi… Abdurrahim Albayrak, tüm yalakalığıyla makam aracının önüne kadar Özür yıkıntılarının arasında ezildi… Federasyon ayıpladı…  Türk Telekom Arena, yönetim özür dilesin diye yapılmadı. Taraftar daha iyi bir sahaya sahip olsun, geçmişin başarıları hatırına hediye olsun diye yapıldı… Hatır bilmez taraftar, hak etmiyor bu muazzam sahayı. Taşıma imkânı doğsa, Bursa spora hediye edilse, Bingöl Spora teşekkür edilse, Edirne halkına hibe edilse…

Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN Türk Telekom Arena’yı, birçok kez durma noktasındayken tüm imkânları seferber ederek inşa ettirdi. Yapılan muamele, taraftarın ne kadar spordan anladığını ortaya koymuştur…

İyi ki Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan, Galatasaray futbol takımını tutmuyor… İyi ki Toki Başkanı Erdoğan BAYRAKTAR Galatasaray’lı değil…

Serdar Beki
17.01.2011

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Leylekler getirdi, Bizde Tecavüz Edelim!

Ekleyen: Tarih: Oca.17, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Leylekler Getirdi, Bizde Tecavüz Edelim!

Doğurmak kolay değil, 9 ay boyunca karnında taşımakta, bir hayli yorucu olsa gerek… Ya cami avlusu, Ya belediye bankı, Ya çöp konteynırları, Yâda, kapı eşiği yaşamlarının yeni sayfası olmuştur… Boşanma dramları, hayata akmama engelsin terk etmeleri, cehalet, beş dakikalık şehvet hayvanlığı, ben yaptım bakamadım, devlet baba daha iyi bakar, haysiyetsizliği…

Tüm masumiyetleriyle göbek bağından ayrılırlar minik bedenler, ne ana baba ya, nede korumasız kaldıkları tüm yaşlarında hesap soramayacaklar, topluma eksik akacaklar. Çaresizliği katık edip, namertlerin, onurdan, haysiyetten nasiplenmemiş insan kılığındaki haşerelerin yazdıkları kaderi yaşar, dururlar… Minik bedenleriyle tutunamadıkları anne babalarına…

Çaresiz itaat ederler, her daim 18 yaşında ki Devlet baba’ya…
Devlet Baba şefkat eyleyip korur kollar, bir tabldot yemeği, kameralar olmazsa olmazı, sanatçıklar giyim kuşam hediyeleri, cezaevi koğuşlarından az biraz daha lüks yatakhane, okul çağı gelince, oku adam ol… Anan baban yok! Devlet baba sağ olsun şarkısı ezberle… 18 yaşında nerden geldiysen hadi güle güle…

Siirt Pervari’de bir Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda yaşananları unuttuk mu? Tunceli Hasan Ali Yücel Yatılı İlköğretim Okulunda meydana gelen tecavüz olayını unuttuk mu? Çorum’da, Yetiştirme Yurdu’nda kalan 15 yaşındaki bir kız öğrenciye, tecavüz olayını unuttuk mu? Unutmadım daha nicesini saymak mümkün… Ne unuttum, nede unutturacaklara eyvallahım olur…

Tesadüfler açık etmiştir birkaç yaşanmışlığı, yâda tesadüf etmemiştir! Yetiştirme yurtlarında öyle dramlar var ki, ne ben mürekkebimle akıtabilirim, nede okuyacaklar tahammül gösterirler… Personele; ister kadrolu deyin… İster sözleşmeli deyin… İster erkek, ister kadın olsun… Şiddetin ağababası var, Tecavüzün tüm iğrençliği mevcut, tacizlerin önüne geçene aşk olsun, köleleştirmenin eğitimi tam gaz, “Devlet tektir amenna” Lafım gelmiş geçmiş, tüm yöneticilere. Bakanı, Müsteşarı, Genel müdürü, Bölge müdürü, İl müdürü, Müstahdemi, Sosyologu, kim varsa, bu günaha ortaktır…

Hayvan haklarına siper olan bedenler, bir zahmet yetim başı okşasalar, incileri dökülmez.

“Yapan yaptığıyla kaladursun, seyirci kalanın vay haline”

Serdar Beki
05.01.2011

 

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...