Serbest Kürsü
Cellâtlarından Fazla YaÅŸa, İbrahim Tatlıses…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Mar.15, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Cellâtlarından Fazla YaÅŸa, İbrahim Tatlıses
Ayağında Kundura ile hayatımıza giren Sanatçı, Ayağından kundurasını çıkarmadan, vurulmasına aldırmadan, yaÅŸama tutunuyor. Sıkılan kurÅŸunu, sıkan eli yâda elleri lanetlememek kahpeliÄŸin ta kendisidir. Bu kurÅŸunlar sadece insana deÄŸil, yaÅŸam hakkına, sanat dünyasına. Ülkemizin tamamına, Orta DoÄŸunun tamamına yakın kesimine, sıkılmıştır.
35 yıllık sanat yaÅŸamında, yazılanda, çizilende, söylenende Sanat gücüne iltifattır. Büyümekti eleÅŸtiri alması, büyüklüÄŸünün yansımasıydı, iyi yâda kötü eleÅŸtiriler.
Ölmeden, ölmek! Sosyal paylaşım sitelerinde, iÅŸgüzarlık, kader yazma hadsizliÄŸi kol gezdi gün boyu… Ne kolaymış kaderi belirlemek, alın yazısı yazmak. Öldü, sakat kaldı, bir daha yürüyemeyecek, sanat hayatı bitti söylemleri, sıra sıra dizildi. Sanırsın, yaÅŸam hakkı ellerinde, hüküm sürüyorlar cahil düÅŸünceli kader tacirleri.
“Ne Sahne İsteriz, Ne Türkü, Ne Konut İsteriz, Ne Vekillik, UyuduÄŸun Yeter! Uyan Artık”
Örgüt yaptı, Kuzey Irak’tan ortağı kırdı kalemini. Nede peÅŸin hükümlü davranışlar bunlar. Sanırsınız ordaydılar, gözlediler. Pesss… Herkes iÅŸine baksa, Devlet iÅŸini yapsa! Dimi? Hemen hemen, tüm ülkenin kucakladığı, Orta DoÄŸunun vazgeçilmez sanatçıdır, İbrahim TATLISES.
Evet; kavganın, silahın, duygusallığın yakınındaydı sanat yaÅŸamı boyunca. Ancak bunu hak ettiÄŸini söylemek, cahillik, baÄŸnazlık, ahlaksızlıktır. Sevgili İbo, herkesin bir tarafıdır aslında. Kâh güldüÄŸünde, kâh aÄŸladığında, kâh türkülerinde bulduk kendimizden bir parça. Yani kimimiz Oxford da okuyarak dinliyoruz, kimimiz ilkokullu namelere eÅŸlik ediyoruz. Yani hepimizin ortak yanları saklı İbo’da.
Hadi, hepimizin kendimizi bulduÄŸumuz yanlarına tutunarak dua edelim. “Evliyalar duası ile dualansın, Sevgili İbrahim TATLISES”
Sıkıntısını, sevincini, kazanımını, kaybını tüm ÅŸeffaflığı ile tv kanallarında paylaÅŸan, içimizden yüreÄŸimizden biridir. YaÅŸadığı tüm krizleri, Aziz milletimizin desteÄŸi ile atlatan, istihdam yaratan adama yakışan, ayaÄŸa kalkmaktır.
İnadı inattır, biliriz. Cellâtlarından fazla yaÅŸaması dileÄŸi ile… Kısacası, dua ile ÅŸifa ile.
Serdar Beki
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
Perşembe monologları/ 10 Mart 2011
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Mar.11, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
10 Mart 2011 PerÅŸembe, 08:32:10
â– KİMİ konuÅŸma yaptı, kimi ÅŸiir okudu, kimi kadın kılığına girip fotoÄŸraf çektirdi… Bir Kadınlar Günü daha "müsamere"lerle geçti.
â– "Kadınlarımız" diye baÅŸlayan, iltifatlarla devam eden, iyi niyetle kurulduÄŸundan emin olduÄŸum cümleler bile sinirime dokunuyor. Çoraplarımız, ayakkabılarımız, kravatlarımız, kadınlarımız!..
â– Kendi ayakları üzerinde durmak… "İçi boÅŸalan sözler ligi"nin en tepesine oturmayı hak etmiyor mu artık?
â– Türkiye’de "iyi film" ne demek? Benim gördüÄŸüm, anladığım ÅŸu: Asla kentli, katiyen komik olmayacak; illa ki "DoÄŸulu" bir "sorun"un üstüne kurulmuÅŸ olacak.
Göç, berdel, töre, terör… Bizim gibi "iyi" filmlerimiz de "dar alanda hapis".
â– Son bir yılda, Türkiye’de doÄŸum kontrol yöntemlerinde düÅŸüÅŸ yaÅŸanmasını ErdoÄŸan’ın üç çocuk çaÄŸrısından ziyade ölmek üzere olan bitkilerin can havliyle son kez çiçek açması gibi "bir doÄŸa olayı"na baÄŸlıyorum. Demek umutsuzluk, kaygı, korku falan derken…
â– Bir koÅŸu geleceÄŸe gitmek istiyorum. Gerçeklerin su yüzüne çıktığı yıllara. Tarih ne yazmış… Günahlarını mı alıyoruz birilerinin, yoksa masum zannettiklerimiz suçlu mu? 30 yıl sonra öÄŸrenmek neye yarar, ÅŸimdiden bilmek istiyorum.
â– "Tarafsız" olmak bazen o tarafa, bazen bu tarafa hak vermek demektir esasında. Yani pingpong topu gibi gitmek gelmek arada. Fakat insan top olmadığından sonunda "sersem"e dönüyor.
â– Bir adamı suçlarken önünüze bin tane delil koysalar da siz o adamın suçluluÄŸuna inanmıyorsanız bunun nedeni "güven eksikliÄŸi"dir. O delillerin gerçekliÄŸinden ÅŸüpheniz vardır. Bu durumda çoÄŸu ülkede size "hasta" derler. Acilen tedavi görmeniz gerekir.
Fakat kimi ülkeler için durumunuz "normal" sayılır. Çünkü o topraklarda güven duygunuzun geliÅŸmesine "izin verilmemiÅŸtir".
"Güven"in boÅŸluÄŸunu "korku" doldurur.
â– Ölümün "sıralı"sı "sırasız"ından daha çok ürpertir geride kalanları.
Sırasız ölüm "piyango"dur bir bakıma ve piyangonun kendisine çıkabileceÄŸine pek ihtimal vermez insan. Ama öteki… O "kaçılmaz bir gerçek"tir.
MIÅž/MUÅž
â– Savcı, Nazlı Ilıcak’a Güneri Cıva-oÄŸlu’yla iliÅŸkisi olup olmadığını sormuÅŸ.
Bir yaÅŸtan sonra böyle sorulara "Teveccühünüz" diye cevap verilir ancak!
■Kadının kalp damarları, erkeğinkinden daha inceymiş.
Belliydi zaten!
â– ÖrümceÄŸin, erkeÄŸin ereksiyon sorununa çözüm olabileceÄŸi ortaya çıkmış.
Durumun anlamına uygun olarak bölgeyi ağıyla çevreliyor; sen saÄŸ ben selamet!
Pakize Suda
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
PerÅŸembe monologları/24 Åžubat 2011 PerÅŸembe…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Şub.26, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
24 Åžubat 2011 PerÅŸembe, 07:35:21
â– 83 yaşında biri için moral yüklü bir söylem arıyorum. "Hayat her ÅŸeye raÄŸmen güzel, yaÅŸamaya deÄŸer"i salık vermezsiniz inÅŸallah!
â– ErdoÄŸan, DoÄŸuda "kimsenin Van Gölü’ne göl demediÄŸini" bilmiyor oluÅŸuyla, Kars’ın en ücra köyünün muhtarının ayakkabı numarasından bile haberdar olan Demirel’in "ülkesini tanıyan son siyasetçi" olduÄŸunu göstermiÅŸ oldu.
â– Dekolte?
V yaka mesela? Yetmez ama evet!
â– Yazmak giderek zorlaşıyor. Ya gündemden beslenip "sıkıcı"
olacaksınız ya da her ÅŸeye sırtınızı dönüp bu defa da "bir elinde cımbız bir elinde ayna bir vurdumduymaz" sayılacaksınız.
â– Evde daima "nöbetçi bir gripli" var.
■Dizilerin kısalması, bir tablonun duvardan indirilmesi yahut sevgili kedinizin sokağa atılması gibi!
Bakın, akÅŸam yemeÄŸini dışarıda yiyin, çıkışta bir de bara uÄŸrayın, geç vakit dönün evinize… Siz çıkarken baÅŸlamış olan dizinin hâlâ bitmemiÅŸ olması bir yana çıkmadan gözünüze takılmış olan sahnenin "donmuÅŸ kalmış" olduÄŸunu hayretle göreceksiniz!
Tıpkı duvardaki tablo gibi, yahut bıraktığınız koltukta aynı pozisyonda uyumakta olan kediniz gibi.
Kıymayın efendiler!
â– Özcan Deniz’in henüz görmediÄŸim filmi için kimileri gibi ben de önyargılıyım. Ama bir farkla. Benimki "olumlu önyargı".
Ne zaman bir "deneme", bir "risk alma" durumu söz konusu olsa, "Ne haddine" deyip peÅŸin peÅŸin ceza kesenlerin aksine "peÅŸin peÅŸin bravo" diyenlerdenim ben.
â– Sigarayı bırakmak kolay… Zor olan ÅŸekeri bırakmak!
â– Albüm, tanıtım, afiÅŸ, röportaj… Yüzlerce kare fotoÄŸrafı çekilir sanatçının. İçinden "en iyi"si seçilir. Yani Funda Arar’ın son günlerde her yerde karşımıza çıkan "saçını kokladığı" o fotoÄŸraf en iyisi!
â– Bir ölünün umut vereceÄŸi hiç aklıma gelmezdi ama Samsun’da 40 yıllık kaynanasının ölümüne dayanamayıp ondan yarım saat sonra hayatını kaybeden gelin "insanlık namına" yüreÄŸime su serpti.
â– Her ölüm erkendir!
Galiba diktatörler için de "her son erken" sayılıyor. Baksanıza, vazgeçmiyor Kaddafi…
MIÅž-MUÅž
â– ErdoÄŸan, KılıçdaroÄŸlu’na "Haritada Libya’nın yerini gösteremez", KılıçdaroÄŸlu, ErdoÄŸan’a "Attan düÅŸtün biz bir ÅŸey dedik mi" demiÅŸ.
12 Hazirandaki "Âşıklar Bayramı"na hazırlanıyorlar!
■Stres kilo aldırıyormuş. Gel de eskinin o kilo verdiren
"üzüntü"lerini özleme!
â– Bilim adamları suçlu olacak çocuÄŸu 3 yaşında tespit etmeyi baÅŸarmışlar.
İşin kolay kısmını aşmışlar, sıra zora gelmiş; bunu ana-babaya kabul ettirmek!
Pakize Suda
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
14 Åžubat’ta Sevgililer Sevgilisine…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Şub.14, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

14 Åžubat’ta Sevgililer Sevgilisine
14 Åžubat’ta bir gül, bir demet papatya ile sevgilime baÄŸlılık günü olacakken olmadı, olsun… İyi ki olmadı! Sevgilimi de, Yar dediÄŸimi de es geçeyim. Hz. Muhammed Mustafa’ya (sav) yönelip, bir gül vereyim layık görüp kabul buyurursa.
Daha öncesinde de yakarmıştım;
Elime geçen her haritadan kendime yer baktığımda, sevgiliye olan susamışlığım boÄŸazıma düÄŸümlenir… Diye! İzin verse deve yükü ile günah yumağım la, kabul buyursa sevdamı, iliklerime iÅŸlediÄŸi gerçeÄŸi ile arz edebilsem.
Kabul buyurulurmu bilmiyorum. Ancak; Sevgililer Sevgilisine susamışlığım, beni benden alıp, diyar ötesi arzulara çekti… Ölmeyi dilemek, yaÅŸanılacak ne varsa yaÅŸamakla ola ki, ben korkak, titrek halimle istiyor, istemiyor arasında bocalıyorum, kavuÅŸmak istiyorum. Sevgiliye Özlemimdendir… Kaçmak istiyorum, Utancımdan olsa gerek…
Evvelinden de demiÅŸtim;
KeÅŸke / KeÅŸke / KeÅŸke
Bir gün eÄŸer, Kâinatın efendisine kavuÅŸsam…
Nutkumun tutulacağı, dizlerimin tir tir titreyeceÄŸi, gözyaÅŸlarımın tsunamiye taÅŸ çıkaracağı, utancımdan boynumun tutulacağı kesin.
Ya Sevgililer Sevgilisi, 14 Åžubat’ta sevgime hayır dese…
Vay ki vay halime! Ben ne yapayım, kafamı hangi koca taÅŸa vurayım. Bilmem! Bilmiyorum… Bilmeyi de korkaklığıma sayın.
Hadi riyakârlık yapıp, 14 Åžubat sabahı Eyüp Sultan Camii ne gideyim bir parça dua edip, yüzü suyu hürmetine af dileyeyim sevgiliden, akabinde Beyazıt camiinde öÄŸle namazına durayım cemaat eÅŸliÄŸinde, unutmayayım ki iltifata mazhar olan Fatih Sultan Mehmed’i, bir boÄŸazdan yâd edeyim… Oldumu? Olmadı…
Ziyaretler, sevgililer sevgilisine gül vermekle, eÅŸ deÄŸer mi? DeÄŸilmiÅŸ… Uzaktan sevmeler sevmek deÄŸil, kavuÅŸup hasbıhal etmek ayaklarının tozu olmak evla… KeÅŸke!
Evet…
Bugün 14 Åžubat. Sevgililer Günü. Sevgiler Sevgilisi’ne baÄŸlılık günü. Yani mevlit kandili… Hz. Muhammed’in doÄŸum günü olan Rebiülevvel ayının 12. günü, 14 Åžubat’a denk geliyor. Mevlit Kandili olan bu günde, Çifte sevinç yaÅŸamalı, edeple…
14 Åžubat sevgililer sevgilisinin, doÄŸum ayını emirle itaatkâr karşılıyorum. Ben ve benden olanlar, senin yoluna feda olsun.
Serdar Beki
14.Åžubat.2011
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
Seçim Kapıya Dayanınca…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Şub.03, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Seçim Kapıya Dayanınca
En beÄŸenilen, en baÅŸarılı siyaset adamını sorguladığımız zaman, % 41 oy oranıyla Recep Tayyip ErdoÄŸan ilk sırada. Kemal KılıçtaroÄŸlu, % 10’la ikinci sırada… Devlet Bahçeli % 4 oy oranı ile üçüncü sırada.
“Cinsiyete göre baktığımızda önümüzdeki seçimde”
Ak parti ye; Kadınlar % 46,5 Erkekler % 40,1 oy vermeyi düÅŸünüyor!
CHP ye; Kadınlar % 21,3 Erkekler % 17,6 oy vermeyi düÅŸünüyor!
MHP ye; Kadınlar % 7,1 Erkekler % 12,9 oy vermeyi düÅŸünüyor!
BDP ye; Kadınlar % 3,5 Erkekler % 6,7 oy vermeyi düÅŸünüyor!
Bu tabloya baktığımızda, Ak Partinin muhtemel iktidarını kadınlar saÄŸlıyor. ÜÅŸenmeden, bana ne demeden, oy sandıklarına sahip çıkıyorlar.
Ak Parti, iktidarını kadınlara borçlu.
CHP ise muhalefetini…
MHP ve BDP ise, erkeklerin oyları ile yetiniyorlar.
MHP, zar zor barajı aşıyor…
BDP ise, bağımsız girerek gurup hakkı elde ediyor…
Siyaset bu… Biri birinci, biri ortada, birileri de sonlarda olacak. Her rey sahibi, hür iradesi ile sandığa gider… Ancak son seçimlerde, hür irade yerine kadın iradesi hâkim görünüyor. Mutfak reisliÄŸinden, iÅŸ dünyası reisliÄŸi kesmemiÅŸ görünüyor ki, Ak Parti Ve CHP de kadınlar bayrağı önde taşıyor, açık arayla.
Türkiye genelinde, Ak partinin Kürt ve Zaza kökenli vatandaÅŸların oyları ile oy çıtasını yükselttiÄŸini bilirdim. Ancak, kadınların bu denli aktif rol aldıklarını, son memleket ziyaretimde gördüm.
Ha sohbet, ha eÅŸlerinden aldıklarım bilgilere dayanarak diyebilirim ki, Bingöl ilimiz Ak Partiyi oy ÅŸampiyonu yaptı, bunu da Bingöl kadınlarına borçlular. EÅŸlerini Ak Partiye rey verme hususunda ikna eden kadınlar, BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın karizması, dik duruÅŸu, eÅŸinin kapalı olması, One munite çıkışı, kadınların üzerinde ciddi etki yapmış ve etki reylere sirayet etmiÅŸ, edecek…
İstihdamın çok az olduÄŸu, iÅŸsizliÄŸin yüksek oranlarda olduÄŸu göz önünde bulundurulduÄŸunda, Sosyal YardımlaÅŸma ve Dayanışma Vakıflarının çok ciddi çalışmalarının, yoksul kadınlar üzerindeki etkisini katarsak, AK Parti ve onun Lideri, haliyle Bingöl İlinde birinci oluveriyor. Sosyal YardımlaÅŸma ise en büyük yardımı, yine bayanlara yönelik yaptığından bunun önemi bir kez daha ortaya çıkmış oluyor.
Bingöl ilinde seçim hazırlıkları baÅŸlamış, aday adayları bir bir demeç veriyor! Bir eksikle… Madem kadınlar seçimin kaderini belirliyor. Bir yanlış var, bu yanlışa da bir dur demenin vaktidir…
Milletvekili sayısı 3 olan Bingöl ili, siyasi partilerden en az bir kadın aday olma hakkını hak ediyor. Mevcut haliyle, AK Parti 3 erkek milletvekili ile mecliste bulunuyor… Önümüzdeki seçimlerde, 1 kadın 2 erkek milletvekiliyle temsil etse…
Bu konuda Siyasi Parti temsilcilerine bir mektupla baÅŸvurmayı borç edindim.
Bingöl hanımefendileri, Ya siz ne dersiniz?
Serdar Beki
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
Kimse Ağlamasın! Baba…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Oca.24, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Kimse AÄŸlamasın! Baba…
Ne Müslüm Baba,
Ne Ferdi Baba,
Nede Noel Baba…
Bugün tek baba, Ali Gaffar Okkan baba!
Her diyarın babasızlığına, dem vurayım istedim bu yazımda. Sadece Diyarbakır babasız kalmadı, 10 yıldır…
Babasız kalan Türk Polis teÅŸkilatının, Gaffar Okan’la gelen vizyonu. Höt, dıt, lan, lun, yat arkanı dön erkekliÄŸi, ÅŸehit Gaffar ile minimize oldu… Sert bakışlı, benim babam senin babanı döver ukalalığı, mantığını, eylemini, Polisin yüreÄŸinden, belindeki yedek cesaretinden söküp, sokakla barıştırdı…
Simitçi Ahmet, kundura boyacısı Cafer, taksi ÅŸoförü Åžehmuz, kaldırım dürümcüsü Recep, mahalle berberi Ayhan ve tüm ürkek yürekleri, polisin korkmayacağı lezzete getirdi… EfendiliÄŸiyle, sokaÄŸa iniÅŸiyle, halden anlayarak kardeÅŸ kavgasına nihayet eÄŸletti…
Güvenlik güçlerinin, etten kemikten olduÄŸunu öÄŸretti! Hatırlattı…
10 yıl oldu, aÄŸlıyor… 10 yıl oldu, babasız yetim… 10 yıl oldu, hala gülmüyor asık suratlı olmayı meziyet sayanlar…
Åžehit düÅŸtüÄŸünde aÄŸladım, sana ve senle yola çıkanlara… Her dökülen gözyaşım, kalbime ÅŸifa oldu… Cennetli olduÄŸun için! Bir bir cennet bahçesi hediyeniz olsun.
Sevincim, cennetli olman!
BurukluÄŸum, yetim bıraktıklarının soÄŸumayan feryatları…
Sevincim, 10. Yılında bile evliyalar duası ile dualaÅŸmandan…
Üzüntüm, cellâtlarının hala cirit atmaları!
Rahmetle…
Serdar Beki
25.10.2011
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
Aysun,İhmale Kurban!Darısı Bize…Ambulans!
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Oca.21, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Aysun, İhmale Kurban! Darısı Bize… Ambulans!
Ambulans ÅŸoförlüÄŸü birçoÄŸumuzun hayatına “Çocuklar Duymasın” dizisinde ki fısfıs İsmail karakteri ile girdi… Dizi Film ya, senaristler yazarken karakteri ambulans ile alakalı deÄŸil, Kazanovalıkla haÅŸir neÅŸir ettiler…
Dizi baÅŸka, gerçek hayat baÅŸka… Elbet! Fısfıs İsmail, Sevgili Süleyman YaÄŸcı dizi setinin dışında, hayat kurtaran Ambulans ÅŸoförlüÄŸü yapıyor. Alkışlamak gerekir ki, az buz ÅŸöhreti olduÄŸu halde mesleÄŸi ile izdivacı devam ediyor.
Birde hayatın içinden, hatta hayatın ta kendisini irdelesek Ambulans ile alakalı ne acı hikâyeler ısırır durur ruhumuzu… Hafızalarımızı yoklarsak, acil siren sesleri eÅŸliÄŸinde trafiÄŸi yarıp geçen Ambulansların, hayatımızın çok yerin de olduÄŸunu görürüz… İş adamlarımız, metropol illerde trafik çilesine deÄŸmemek için ambulans edinerek, evinden iÅŸine iÅŸinden evine seyir düzenliyorlar. Yaptılar da…
Hani birde sürekli bir tekerlememiz var “eÄŸitim ÅŸart”. Bir de meÅŸhur EÄŸitimimiz, ambulans ÅŸoförlerimize deÄŸse hızlı araç kullanmanın dışında, nelere dikkat etmeleri konusunda bilinçlenseler… Åžoförün dışında, bir pratisyen, bir hemÅŸire olur. Onlarda tüm yoÄŸunluklarını, bir mesai dolsa yarışına bıraktığı için, tüm dikkatler ambulans ÅŸoförüne ihale edilir…
Hastayı naklederken birçok hayatı kararttıkları, gizli saklı kalıyor… Onda bir kameralara yansıyor, o da pür dikkat ÅŸov eÅŸliÄŸinde olur…
Aysun, 31 yaşındaydı, 2008’in Haziran başında gece yarısı, ÅŸiddetli karın aÄŸrısı ÅŸikâyeti ile alakalı hastaneye kaldırıldı. Ambulans görevlilerinin, O’nu sedyeden düÅŸürmesiyle beyin kanaması geçirdi ve yoÄŸun bakımda 25 gün yaÅŸam mücadelesi verdi, ama baÅŸaramadı.
Aysun’un ailesine verilen tek hesap yoÄŸun çaba sarf etmemize raÄŸmen maalesef kurtarılamadı… Başınız saÄŸ olsun! Bumu? Genç yaşında sedye kurbanı olmuÅŸ. Ailesi O’nu ülke geleceÄŸine, Aile bireylerine faydalı olsun diye bu yaÅŸa getirmemiÅŸ miydi?. Ya Aysun’un hayalleri, elinden alınan yaÅŸamı… YaÅŸayamadıklarını kim geri verebilir ki artık. Aysun yaÅŸamının baharında sonsuzluÄŸa uÄŸurlanmış ve bir tek sorumlu bulunmamıştır. Dikkatsizlik ve insana insanca davranmamak mı sebep ?…
Åžimdi eÄŸitim verilemeyen, eÄŸitim almak aklına gelmeyen, yâda ne eÄŸitimi diye sırf direksiyon sallayarak, Aysun ve yüzlerce Aysun’un sedye maÄŸduriyetine emek verenler, hesapsız cezasız fütursuzca kulaklara zarar, siren sesleriyle aramızda, Aysun’sa yok artık! Aman biz bize dikkat edelim fısfıs İsmail’e bir ÅŸey olmasın…
Serdar Beki
21.01.2011
Çıplak ayakla yürüdüm karanlıkta,toprakla merhabalaÅŸtım…Rüzgarın ince esintisi fısıltıyla konuÅŸurken yapraklar dallarında eÅŸlik etti muhabbetimize.Uzaktan üzerimize düÅŸen ışıkların uzantısı bu muhabbete gölgeleri de dahil etti.Tam bir seramoniydi doÄŸayla kucaklaÅŸmam,konuÅŸmam,onu hissetmem…Rengarenk ışık hüzmeleriyle,bir çok spot eÅŸliÄŸinde sahnede gibiydim.Gözlerim alacakaranlıkta doÄŸayı seçerken alaz belez,yeni geceye dönmüÅŸ günü uÄŸurladım hüzünle…Ve…Bir de kardeÅŸimi uÄŸurladım ebediyete…
GözyaÅŸlarımın tükendiÄŸi bu dakikalarda vedalaÅŸtım canımla ve bu güzel doÄŸaya teslim ettim O’nu: "O’na iyi bak" toprağım…
Güle güle canım… Aysun’um…
Elvin Hülya ç.
28.Haziran.2008
Bu duyarlı ve içten yazınız için çok teÅŸekkür ediyorum sevgili Serdar Beki…
Aysun kardeÅŸimdi!..
MesleÄŸinin bilincinde olmayan saÄŸlık çalışanlarını dikkate ve biraz daha insan olmaya davet ediyorum!Hastalar sedyede baÄŸlanarak taşınmalı,o bir eÅŸya deÄŸildir,candır.
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
PerÅŸembe monologları/20 Ocak 2011…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Oca.20, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
20 Ocak 2011 PerÅŸembe, 06:25:33
- DURMADAN “geçmiÅŸ”i tartışıyoruz… Herkes “seçtiÄŸi atasını” savunuyor birbirine karşı… Bir yandan “geçmiÅŸe dayalı” suçlamalar karşısında bütün dünyaya aksini ispatlama çabası…
Özür dileriz çocuklar!
Biz ecdadımıza takılı kaldık, sizin geleceÄŸinizi düÅŸünmeye ne fırsat var ne mecal kaldı.
*
- “Sebbaha kadar” MuhteÅŸem Yüzyıl tartışması, buna karşılık içkiyle ilgili yeni düzenlemeler konusu adeta “üvey evlat”!
Çünkü ilkine dair henüz “BaÅŸbakan fetvası” yok ortada, atış serbest!
*
- ArkadaÅŸlar, belli ki malum dizi yıllarca sürecek. En azından Hürrem’in 6 çocuk doÄŸuracağını biliyoruz; 9 ay 10 günden 56 ay eder!
Yani Osmanlı’yla ilgili diyeceklerinizi “tiz” tüketmeyin derim ben.
*
- “İstanbul kara teslim” olmadı, bu yıl gazete baÅŸlıkları “kliÅŸesiz” kaldı.
*
- Gazetede BoÄŸa burcu mensuplarının ev dekorasyonundaki tercihinin “sade ve elegan” olduÄŸunu okuyunca dönüp “çıfıt çarşısı” kıvamındaki evime baktım. Burcuma “ihanet” içerisindeyim sevgili okurlar ya da bunca yıl yanlış burcu takip etmiÅŸim! Bir ihtimal daha var, onu da siz anlamışsınızdır.
*
- Ne ona ne buna, bence Meryem Uzerli, Sumru Yavrucuk’a benziyor.
*
- Gerçi ÅŸu sıralar Okan Bayülgen’i “linç etmek” moda ama ben onun pazartesi geceleri çıkardığı iÅŸe dikkatinizi çekmek istiyorum.
Çok önemli konulara parmak basıyor. Önemli ama topumuzun “aymaz” olduÄŸu, öteki programcıların reyting getirmez diye itibar etmediÄŸi konulara. TeÅŸekkürler Okan.
*
-Aklı olan bugünlerde evde bile ıslık çalmaz.
*
- İşte bir “eriÅŸim ve paylaşım çağı” insanı!
Twitter’da ve Facebook’ta olmadığı dakikalarda hiç deÄŸilse telefondaki arkadaşıyla bağıra bağıra konuÅŸarak anlattıklarını kafe sakinleriyle paylaşıyor.
*
- Ne mutlu Galatasaraylıyım “diyebilene”!
*
- “Ucube” altın çağını yaşıyor.
MIÅž/MUÅž
* Yunan CumhurbaÅŸkanı, Ermenistan liderine, “İkimizi de aynı barbar kesti” demiÅŸ.
Neyse… Bizimki ÅŸimÅŸeklerini onlara çevirir de biz azıcık rahat ederiz belki!
*Samsun’da iki aylık bebek açlıktan ölmüÅŸ.
Belki de “üç çocuk” ısrarının nedeni bu; yedekte çocuk bulunsun!
Pakize Suda/HABERTÜRK
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
Anti Centilmenler…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Oca.19, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...
Anti Centilmenler
“Denizden Babam çıksa yerim” diyenler halt etmiÅŸ… Kimse babasını yemez! Portakal C vitaminidir, nimete saygısızlık edilmez! Portakal, ayak oyunu deÄŸildir! Dimi?
“Futbol topunu yolda bulsam! Karakola bomba diye teslim ederim” ayak oyunu bilmiÅŸliÄŸim vardır, okumuÅŸluklarımla… Ancak ayakla oynanan, adına da dostluk, hoÅŸgörü, centilmenlik sporu denilen Futbolu, dün tanıdım ıslıklar eÅŸliÄŸinde…
Sabahın ilk ışıklarında uykumu böldüm, davete icabet eden bir misafiri hava alanından aldım. Çok heyecanlıydı İstanbul misafiri, projeye katkısı vardı… AkÅŸam sularında, icabet edecek heyecanını yaÅŸayacaktı davetin, yaÅŸayamadığını biliyorum erken terk etmiÅŸti açılışı… Projeye olan katkısını helal ettimi bilmem, ancak sabah uykumu bölerek havalimanından açılışa katılması için aldığım V.I.P yolcusuna, hakkım helal niyet ettiÄŸi açılışa katkımı haram ediyorum! Yazık, ayıp, deÄŸmezmiÅŸsiniz… Olan güzelim uykuma oldu…
Evin, barkın yok. YaÅŸam alanını oluÅŸturamıyorsun, zekâta muhtaç, cami avlusunda mendil açacak durumdayken… Kendi evine çul almayarak, sana ev yapıyor, sende düÄŸme ilikleyeceÄŸine ıslık sesi çıkararak teÅŸekkür ediyorsun. Aferin sana, Aslan parçası!
Ne kendisini, tanırım nede babasını! Lakin, ülkemizin görüp göreceÄŸi en baÅŸarılı bürokratı ErdoÄŸan BAYRAKTAR, ülkenin konutsuzluÄŸuna çare olmuÅŸ, harikulade konutlar kazandırmış, bunun yanı sıra hadi aslan evsiz kalmış bir evlendirelim demiÅŸ ve muazzam bir eser kazandırmış. Sen gel konuÅŸmasını ıslak ıslığınla böl! olur mu? Olmaz da, oldu…
Peki, BaÅŸbakan’ın suçu ne? Bin bir zorlukla temelinden çatısına kadar karılan her harcın içine yüreÄŸini koydu. Koydu’da ne oldu… Bırakın teÅŸekkürü, kusur kalsın. Açılış konuÅŸması yapmadan ayrıldı, eserini denize attı, bilmeyin kadir kıymet bilen biliyor dedi… Misafirperver toplum, hatırÅŸinas kalabalık, dost, hoÅŸgörülü sporseverler sınıfta kalakaldı protokolün ayrılmasıyla…
Adnan Polat Defaten özür diledi… Abdurrahim Albayrak, tüm yalakalığıyla makam aracının önüne kadar Özür yıkıntılarının arasında ezildi… Federasyon ayıpladı… Türk Telekom Arena, yönetim özür dilesin diye yapılmadı. Taraftar daha iyi bir sahaya sahip olsun, geçmiÅŸin baÅŸarıları hatırına hediye olsun diye yapıldı… Hatır bilmez taraftar, hak etmiyor bu muazzam sahayı. Taşıma imkânı doÄŸsa, Bursa spora hediye edilse, Bingöl Spora teÅŸekkür edilse, Edirne halkına hibe edilse…
BaÅŸbakan Recep Tayyip ERDOÄžAN Türk Telekom Arena’yı, birçok kez durma noktasındayken tüm imkânları seferber ederek inÅŸa ettirdi. Yapılan muamele, taraftarın ne kadar spordan anladığını ortaya koymuÅŸtur…
İyi ki Recep Tayyip ERDOÄžAN BaÅŸbakan, Galatasaray futbol takımını tutmuyor… İyi ki Toki BaÅŸkanı ErdoÄŸan BAYRAKTAR Galatasaray’lı deÄŸil…
Serdar Beki
17.01.2011
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
Leylekler getirdi, Bizde Tecavüz Edelim!
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Oca.17, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Leylekler Getirdi, Bizde Tecavüz Edelim!
DoÄŸurmak kolay deÄŸil, 9 ay boyunca karnında taşımakta, bir hayli yorucu olsa gerek… Ya cami avlusu, Ya belediye bankı, Ya çöp konteynırları, Yâda, kapı eÅŸiÄŸi yaÅŸamlarının yeni sayfası olmuÅŸtur… BoÅŸanma dramları, hayata akmama engelsin terk etmeleri, cehalet, beÅŸ dakikalık ÅŸehvet hayvanlığı, ben yaptım bakamadım, devlet baba daha iyi bakar, haysiyetsizliÄŸi…
Tüm masumiyetleriyle göbek bağından ayrılırlar minik bedenler, ne ana baba ya, nede korumasız kaldıkları tüm yaÅŸlarında hesap soramayacaklar, topluma eksik akacaklar. ÇaresizliÄŸi katık edip, namertlerin, onurdan, haysiyetten nasiplenmemiÅŸ insan kılığındaki haÅŸerelerin yazdıkları kaderi yaÅŸar, dururlar… Minik bedenleriyle tutunamadıkları anne babalarına…
Çaresiz itaat ederler, her daim 18 yaşında ki Devlet baba’ya…
Devlet Baba ÅŸefkat eyleyip korur kollar, bir tabldot yemeÄŸi, kameralar olmazsa olmazı, sanatçıklar giyim kuÅŸam hediyeleri, cezaevi koÄŸuÅŸlarından az biraz daha lüks yatakhane, okul çağı gelince, oku adam ol… Anan baban yok! Devlet baba saÄŸ olsun ÅŸarkısı ezberle… 18 yaşında nerden geldiysen hadi güle güle…
Siirt Pervari’de bir Yatılı İlköÄŸretim Bölge Okulunda yaÅŸananları unuttuk mu? Tunceli Hasan Ali Yücel Yatılı İlköÄŸretim Okulunda meydana gelen tecavüz olayını unuttuk mu? Çorum’da, YetiÅŸtirme Yurdu’nda kalan 15 yaşındaki bir kız öÄŸrenciye, tecavüz olayını unuttuk mu? Unutmadım daha nicesini saymak mümkün… Ne unuttum, nede unutturacaklara eyvallahım olur…
Tesadüfler açık etmiÅŸtir birkaç yaÅŸanmışlığı, yâda tesadüf etmemiÅŸtir! YetiÅŸtirme yurtlarında öyle dramlar var ki, ne ben mürekkebimle akıtabilirim, nede okuyacaklar tahammül gösterirler… Personele; ister kadrolu deyin… İster sözleÅŸmeli deyin… İster erkek, ister kadın olsun… Åžiddetin aÄŸababası var, Tecavüzün tüm iÄŸrençliÄŸi mevcut, tacizlerin önüne geçene aÅŸk olsun, köleleÅŸtirmenin eÄŸitimi tam gaz, “Devlet tektir amenna” Lafım gelmiÅŸ geçmiÅŸ, tüm yöneticilere. Bakanı, MüsteÅŸarı, Genel müdürü, Bölge müdürü, İl müdürü, Müstahdemi, Sosyologu, kim varsa, bu günaha ortaktır…
Hayvan haklarına siper olan bedenler, bir zahmet yetim başı okÅŸasalar, incileri dökülmez.
“Yapan yaptığıyla kaladursun, seyirci kalanın vay haline”
Serdar Beki
05.01.2011
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
MuhteÅŸem Yüzyıl…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Oca.10, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

MuhteÅŸem Yüzyıl
Kalemi eline alan eleÅŸtirmiÅŸ! Sanırsın cihan harbi, sanırsın yangından mal kaçırılıyor… Ne oldu ki, Kim tavuÄŸunuza kış kış dedi? Altı Üstü bir dizi, “Reklamın iyisi de, kötüsü de makbuldür” diye kaleminizden akan öfke, tirajınızı yükseltiyorsa, amenna! Yok, dizi Ecdadımızı küçük düÅŸürüyor diyorsanız, burada durun!
Ecdadımız ne zamandan beri, mafyalaÅŸtı! Mafya dizisi Kurtlar Vadisi Osmanlı ve Türk aile toplumlarında hangi devri yansıtırda, yıllardır izliyor, alkışlıyoruz…
Ecdadımız ne zamandan beri, Çarli Çaplin’leÅŸti! Rahmetli Kemal Sunal, her daim güldürürken, gerçeÄŸimizde analarımızdan emdiÄŸimiz süt burnumuzdan geldiÄŸinde alkış kıyametti…
Ecdadımız ne zamandan beri, Bihter’leÅŸti Behlül’leÅŸti! AÅŸk-ı Memnu dizinde Behlül amcasının eÅŸine göz diktiÄŸinde de, Alkış yaÄŸmuru vardı…
Ecdadımız ne zamandan beri, jokerleÅŸti, kurÅŸun askerleÅŸti, Bez Bebek çocuklardan ziyade, biz yaÅŸlıların vazgeçilmezi iken, sihir-büyü göbek attırırdı bize…
Ecdadımız ne zamandan beri, Arka Sokaklarla kirlendi! KahramanlaÅŸtırılan Kemal öÄŸretmen, bir okulda entrika / fuhuÅŸ / psikopat / AÅŸk acısı meseleleri ile mücadelesi verirken, dejenere ve özentiye alkışlar kusur görülmüyor…
Kostümler fevkaladenin fevkinde, çekim alanları orijinalleriyle birebir tasarlanmış, konu bütünlüÄŸü, tarihe uygun, Hürrem sultanın giriÅŸi de muhteÅŸem, harem sahneleri de dudak ısırtacak cinsten… Bunun neresi Ecdada hakaret bunu göremedim… Ecdat harem sefası yapmamış ise amenna! Saraylarda yaÅŸamamış ise, baÅŸüstüne! Muazzam deÄŸerde kıyafet ve takıları olmamış ise haktır… Kala kala savaÅŸlar, kazanımlar kaldı, birinci bölüm daha el insaf…
Said-i Nursi’nin hayatı konu edilen “Hür Adam” filmi ile “MuhteÅŸem Yüzyıl” dizisine yönelik eleÅŸtiriler, aynı kalemlerden çıkıyor. İzlemeden, kulaktan dolma bilgilerle yahut ilk sahneleri ile eleÅŸtirmek son derece yakışıksız. Bir zahmet izleyerek fikir yürütseler, eleÅŸtirseler… Tüm bu eleÅŸtiriler reklam kokmuyorsa… Ön yargıdır! Yazmak için yazmaktır.
Serdar Beki
10.01.2011
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
PerÅŸembe monologları/06 Ocak 2011…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Oca.06, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
06 Ocak 2011 PerÅŸembe, 10:58:41
* “BENİ magazine bulaÅŸtırmayın” diyerek bütün magazin eklerinin baÅŸ sayfasında yer alan Sadettin Saran’ı “Yılın YaÄŸmurdan Kaçarken Doluya KoÅŸan Adamı” ilan ediyorum. (“Aslı “koÅŸmak” deÄŸil “tutulmak”tır” diye mail atmazsınız di mi?)
*
* Depresyonun nedenleri; sonbahar, kış, saÄŸlığın bozulması, yakınların ölümü, iÅŸyerinde sorun, evde huzursuzluk, boÅŸanma, aldatılma, ayrılık, doÄŸum, günlerin kısalması, aşırı sıcak, iÅŸten kovulma, parasızlık, ısı deÄŸiÅŸikliÄŸi, eÅŸ deÄŸiÅŸikliÄŸi, iÅŸ deÄŸiÅŸikliÄŸi, ev deÄŸiÅŸikliÄŸi… Åžuna kısaca “Ömür, doÄŸumla ölüm arasında depresyondur” desek?
*
* En komiÄŸi, kısaca “En iyisi yeme içme iÅŸini unutun” diyen saÄŸlık köÅŸeleriyle, kısaca “En hafif yemeÄŸiniz kuzu dolması olsun” diyen yemek köÅŸelerinin aynı sayfaya denk gelmesi.
*
* Bir tespitim var: “Komedi oyuncuları komediyi küçümsüyorlar.” Seyirci istediÄŸi kadar baÅŸ tacı yapsın onları… Hepsinin gönlünde “ciddi” rol var. Belki “oyunculuÄŸun gereÄŸi”nden yola çıkıyorlar ama bana göre oyunculukta da bal gibi “ihtisaslaÅŸma” olabilir. Ama kimse istemiyor, özellikle komedi oyuncuları. Neredeyse bu konuda “kompleks”e kapıldıklarını düÅŸüneceÄŸim, “Seyirciyi ÅŸaşırtmak istiyorlar” deyip geçiÅŸtiriyorum.
*
* Hayat bu kadar hızlanmışken “büyük kutlama” için neden 1 yıl bekleyelim?
Hem “yeni bir gün” de kutlanmaya deÄŸer deÄŸil midir?
En azından iyi dileklerin karşılık bulması ihtimali daha yüksek deÄŸil midir? Olabilecek felaketler açısından 1 gün 1 yıldan daha az riskli sayılmaz mı?
*
* Geçen gün gözüme iliÅŸti, BDP’nin kapatılması için delil mi toplanıyormuÅŸ yine neymiÅŸ… Ben derim ki bu iÅŸ otomatiÄŸe baÄŸlansın ve de pratik hale getirilsin; 6 ayda bir mahkeme direkt olarak partinin ismini deÄŸiÅŸtirsin!
*
* Un, bulgur, mercimek, yaÄŸ, makarna, peynir, et, tuvalet kâğıdı, içecek… Ne bulursanız yığın eve! Önünüzdeki yılları evinizde geçirin, çocukları da okula göndermeyin!
Hayır, savaÅŸ yok, deprem de… “Tahliye” var.
*
* Sokaktaki adama “Osmanlı’dan on kiÅŸi say” deseniz aklına ilk gelenler Kanuni zamanından olacaktır. Bütün “renkli simalar” o devirden. Filmcilerin de habire o devri çekmesi “pervanenin ışığa koÅŸması” olarak açıklanabilir.
Uzatmayayım, galiba devrin tek eksiÄŸi “Âlem-i Osmanlı” isimli bir cemiyet hayatı dergisi. Yok di mi belgeler arasında?
MIÅž/MUÅž
*Mardin’de 1 yıl içinde 24 erkek Fas’tan kuma getirmiÅŸ.
Evin camına yapıştırsalardı, “İthal kuma geldi”!
*
*Gençler en çok Ezel’le Kurtlar Vadisi’ni seviyormuÅŸ.
Oxford vardı da okumadılar mı? Ya “hiç durmadan aÄŸlayan kadınlar”ı seçeceklerdi ya söz konusu dizileri.
Pakize Suda/HABERTÜRK
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
365…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Oca.01, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

365
Gitti gidecek dediÄŸim, 2010 gidiyor, yazımı yazdığım bu saatlerde… A. B. C. D. E. F… 1. 2. 3. 4. 5. 6… diye sıralamak zül gelecek diye, ortaya bir karışık servis edeyim… Her kiÅŸi alacağını alsın! Geriye kalanı, kambur eyleyeyim…
Küçük ÅŸehrimden ayrılmazken, giden yılın deÄŸil! Gelen yılın muhasebesini yaparak, padiÅŸah sarayına iltifat ederdim… Can evimden bakardım, güzelim memleket insanına… Gelecek her mevsimi, bir dostuma taht eyledim… Her günü, bir çığlığa ayırdım… Her derde bir damla olmanın programıyla, hizmetkârlığıyla, 365 günü taksim ettim…
Nede güzeldi, küçük ÅŸehrin iltifatları, zorla söyletilmeyen dualar, kaz gelecek diye tavuÄŸun kurban edilmeyiÅŸi… Ne güzeldi ÅŸehr-i dost! Ne güzeldi, riyasız bakışlar! Ne güzeldi kaygısız sevdalar! Ne güzeldi köÅŸe başında gölgelere bakmadan, adım adım sevdalanmak… Ne güzeldi sen çok yaÅŸa, cömertliÄŸi.
Ya Åžimdi! ne yapıyorum? Yaptığımda, yazdıklarımda çırılçıplak, orta yerde karışık duruyor. Yeni yılın deÄŸil, geçtiÄŸimiz yılın, yılan, çıyan, köÅŸe başı gölgelerini ayıklıyorum… GeçmiÅŸte bıraktığım 365 sayısını yaÅŸamamayı dileyerek, muhasebe yapıyorum… Bir ses İçime oturmuÅŸ, kurduÄŸu baÄŸdaÅŸla avazı çıktığı kadar bağırıyor… SaÄŸ elinle yaptın! Sol elin görmesin! Hani, hakkını vererek bağırıyorsun da… Göstermedim ki görsün… Gözüne sokmadım ki kör olsun… Yaptığım kendimeydi, ne yaptıysam kendime yaptım! Ne, yaptığım beni bildi, nede yaptığımı ortaya karışık eyledim… Ne yaptıysam, deniz kıyısında yaptım… Her gece köÅŸe başında, gölgelere inat aÄŸladım… Betona deÄŸen her damla yaÅŸ, oh olsun diye kulağıma dua etti… Geçen 365 gün hatırına, müstahakmışım. BaÅŸ tacım olsun…
Masal dünyasında, kanaryaları sarı sarı uçurtamadım ama… “Kargalar kafama selam söyledi” tüm yaÅŸanmışlıklarımla. Åžair gönlüm namaza durduÄŸunda bile, ihanetlerin gölgesinde bozulmadı. Dik duruÅŸuma hürmet edenler, bol haset eÅŸliÄŸinde, arkasında sakladığı ÅŸeytanıyla ehhh! Bu da kim, diyen dostçuklar kemirir beni. KeÅŸkelerim yoktu, kan emici kemirgenler 365 defa keÅŸke dedirtti ya! Yanar, yanar ilk keÅŸkem 2010’na yanarım. Bu bir rüya olsa! Ter, tuz, su eÅŸliÄŸinde uyansam… Hayali bile küfrettiriyor! KeÅŸke…
Hastası olana koÅŸmayayım… DüÄŸün, dernek, sünnet, baÅŸsaÄŸlığı benden uzak dursun… Haksızlığa uÄŸramış dost, ahbap, kendi derdine yansın. EÅŸi, sırf yokluk mertliÄŸi bozdu diye terk etsin, yarenliÄŸim kusur kalsın… Evi barkı tefecilere göz kırpınca, alkışım kıyamet olsun. Kendini darı ambarında gören bir koltuk yüzsüzü, astım, kestim, bitirdim diyince, aferinim, okkalı olsun… Çalışanına maaÅŸ veremediÄŸinden, başı önüne eÄŸik iÅŸadamı adayına, bana verileni paylaÅŸmayıp, birde ben oh olsun deyip, hicaz makamından çığırayım… Ev sahibi tarafından ÅŸikâyet edilen, iÅŸi bozulmuÅŸ memleketlime Üsküdar’dan koÅŸmayıp, paltomla ısıtmayayım, ev sahibinin hışmında boÄŸulsun… Bende gölgemden utanmayarak, ateÅŸin bile yakmaya kıyamadığı burnumla övüneyim, seksek oynayarak, başım dik dolaÅŸayım… He kurban, kendimi seveyim…
Yeni yılda benden beklenen, yukarıdaki ortaya karışık servisi… İki numaralı keÅŸkeye yol aralamamak için, kabul etmeliyim ortada olanı… Kendimden utanmayan, kendime saygısızlık yapan, kendimi aciz kılan, sözde iÅŸe yaramazlığımı alkışlayan, ben olacaksam. Yeni yıl’da ÅŸimdiden, benim keÅŸkem oluversin…
Yukarı tükürsem, aÅŸağı tükürsem aynı ÅŸarkı… Ben bana mutlu olayım da, tüm yekûn canınız cehenneme desem! Hadi oradan, desem! Ne düÄŸünüme, ne mezarıma desem! Ne Siz bana yar, nede ben size yar olamayayım desem! Bir bilene sorsam; “bırak dost, post olsun” der. Bir bilmeyene sorsam; “kimseye olma, kendine ol” der. Ben yinede kendime sorsam! Ne etsek! (?)
Etsem de, etmesem de, yüzüme insan yok, Arkamdan, def çaldığını sanan çok… “O halde herkese, güvenir gibi olayım, hiç kimseye güvenmeyeyim! Herkesi sever gibi olayım, kimseyi sevmeyeyim! Kendimi de, dost sandıklarımı da atlatayım” Böylesi mutluluk baÅŸa, kaÅŸa ÅŸerbet…
Sende al! Åžerbetlen… Bendensin! 365
31.12.2010-01.01.2011
Serdar Beki
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
PerÅŸembe Monologları/30 Aralık 2010 PerÅŸembe…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Ara.30, 2010, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...
Perşembe Monologları
30 Aralık 2010 Perşembe
Eski yılbaşı geceleri, “özlemle anılma” açısından eski bayramlardan hep geride kalmıştır nedense.
*
DoÄŸu’dan korkarken “özerklik” NiÅŸantaşı’ndan geldi adeta!
*
Yıllarca kocasından ÅŸiddet gören, devletten yardım istemesine raÄŸmen canları deÄŸil de bilmiyorum neyi, kimi korumak üzere hazırlanmış yere batasıca kanunlar yüzünden kaderiyle baÅŸ baÅŸa kalan ve sonunda kocası tarafından öldürülen kadının adı AyÅŸe’ydi.
Besbelli “kafası aydınlık olduÄŸu için” Diyanet Vakfı Kadın Kolları BaÅŸkanlığı’ndan alınan kadının adı da AyÅŸe.
Bu bir tesadüf elbet.
Peki Türkiye’de kadını sembolize eden isimlerden biri olması “AyÅŸe”nin… Bu tesadüfe ne diyorsunuz?
*
Sol acilen “çok yakışıklı bir lider” bulmak zorunda!
Ancak o zaman özlediÄŸi çıkışı gerçekleÅŸtirebilir.
Åžöyle söyleyeyim; AK Parti’nin aldığı oyların büyük bir kısmının Tayyip ErdoÄŸan’a ait olduÄŸunu biliyoruz. Bu oyların da hatırı sayılır bir kısmı Kibariye’nin temsilcisi olduÄŸu “Üstüne tanımam anacım” diyen kadınlardan gelmektedir bana sorarsanız.
*
Yukarıdaki tezimden “cinsel” bir mana çıkarmayın. Güzellik tünelin ucundaki ışık gibidir; herkes oraya doÄŸru yönelir. Nereye çıkacağını düÅŸünmeden…
*
AyÅŸe Arman’ın gazi babalarla yaptığı iki röportajın ikisinde de gördük ki gazilik “kaza”yla gelmiÅŸ. Biri zırhlı aracı kullanan acemi ÅŸoförün kurbanı olmuÅŸ, ötekinin üstüne toprak çökmüÅŸ. Biz çocuklarımızı “terör” öldürüyor zannediyorduk; yıllardır yanıldık mı ne!
*
Sözlüklerden ayrımcı ve aÅŸağılayıcı atasözü ve deyimlerin çıkarılması iÅŸi, belleklerden istenmeyen kayıtların silinmesini saÄŸlayan aletin icadına kadar hükümsüzdür!
*
Kendimi “ödevini yapmamış öÄŸrenci” gibi hissediyorum. 2010’un “en”lerini çıkarmadım… DoÄŸrularımın yanlışlarımın dökümünü yapmadım… 2011 için hedefim falan da yok… Ne iÅŸe yararım ben!
*
Cem Özer’in, “kadının eskiden erkeÄŸin defosuna katlandığı, ama artık para kazandığı için evliliÄŸi kolayca bitirebildiÄŸi” tespitine tamamen katılıyorum. Evet, gerçek bu. Ayrıldığımız nokta, o bu durumdan ÅŸikâyetçiyken ben kadın olarak “iyi ki”, “neyse ki”, “çok ÅŸükür ki” diyorum bu gerçeÄŸe.
*
Ama “erkeÄŸin tek defosu, kadından daha az para kazanması”ysa eÄŸer… Bakın o zaman “eÅŸitlik” diye bağıran kadının ikiyüzlülüÄŸü çıkıyor ortaya.
*
Anladım artık… Her TC vatandaşının, bir gün gazetelere düÅŸme ihtimaline karşı kenarda bulundurduÄŸu “artistik” bir fotoÄŸrafı var.
MIÅž/MUÅž
* ErdoÄŸan öÄŸrenciye burs, çiftçiye kredi müjdesi vermiÅŸ.
Bu da ErdoÄŸan’ın “2011 hedefi”nin olumlu yan etkisi!
* Sinem Kobal, rol aldığı dizide nihayet öpüÅŸmüÅŸ.
Kızımızın mürüvvetini gördük adeta!
Pakize Suda/HABERTÜRK
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
Nerde O Eski Türk Filmleri…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Ara.27, 2010, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Nerde o eski Türk filmleri
Son dönemde bir dizi furyasıdır gidiyor. Çokta iyi oluyor, kötümü… Hayır! Büyük bir sektör, iÅŸsizliktense iyidir… İşsizliÄŸi azaltıyor, genç beceriler artıyor, bizlerde ay çekirdeÄŸi, patlamış mısır eÅŸliÄŸinde kurulup koltuÄŸa, kanepeye izliyoruz… Buraya kadar her yer sütliman, deÄŸme keyfime…
Birde madalyonu tersine çevirip bakma ihtiyacı doÄŸdu. İşlenen konular ve mekânlar içler acısı, Türk Aile yapısı ile baÄŸdaÅŸmayan hatalar zinciri.
Lüks oteller, yalılar, rezidanslar, bol camlı gökdelenler, ultra lüks arabalar, cafeler… Dersin ülke lüks arenası. Benim Ülkemde gecekondu var, mütevazı yaÅŸamlar var, memur hayatlar var, izlenecek Vizonteleler var. Haberdar olana lafım… Bihaber olanlara da sivrisinek saz melodisi gerek. Bakıyorsun konu ihtiras, aile ÅŸirketleri, miras davaları, özel okullu gençler, AÅŸiret aÄŸaları, mafya çatışmaları, İstihbarat aÄŸabeyliÄŸi. Liste uzarda uzar.
Åžimdi; lüks oteller yerine, motel pansiyon kullanılsa… Denize nazır yalılar yerine, Üsküdar DoÄŸancılarda ki aparman daireleri kullanılsa… rezidans yerine, gecekondu iÅŸlense… Gökdelenler yerine sirkecideki pasajlar, ofis olsa… Lüksün sınırlarını zorlayan jeepler yerine, orta halli binekler yolları iÅŸgal etse… Bir çayın, beÅŸ on lira olduÄŸu cafeler yerine, Ümraniye’de bir kıraathane yada bir pastane de çay, çorba içilse… Memleket gerçeÄŸi daha çıplak iÅŸlenmez mi?
İhtiras sadece Etiler’de yok, Çankaya’nın her noktasında, Keçiören’in her mahallesinde var… Aile ÅŸirketleri Maltepe’de, Sincan’da, üçteker arabalarının üzerinde de mevcut… Miras kavgaları Pursak’larda, Emek’te gani… Özel kolejler kusur kalsa, Etlik’te ki liselerde, neler var neler… AÅŸiret AÄŸaları sadece Mardin’de yok, Saman pazarında AÄŸa babaları var… Mafya her yerde, dizi izleyen kolları açık yürüyor, ÅŸaşırıp babasına bile “kardeÅŸÅŸ” diyor… İstihbarat dersen, memleket simitçi kaynıyor, köÅŸe başı… Demem ÅŸu ki, Canım Ülkem sadece lüküs hayattan, janjanlı hallerden, denize nazır paÅŸa konaklarından ibaret deÄŸil. Biri yer biri bakar, kirlilik üÅŸütür.
Hababam sınıfı, Turist Ömer, Davaro, Katillerde aÄŸlar, Al Yazmalım, 1975 ten AÅŸk-ı Memnu, ÇalıkuÅŸu, Zübük, Bugünün Saraylısı, dizi ve filmleri uzatılabilir. Bu eserlerin mekânları, kıyafetleri, kalitesi çabuk unutulmuÅŸ… Denemesi bedava, gelin, daha taze yayını sona ermiÅŸ bir dizinin tekrarını izleyelim. Birde, yıllanmış bir dizinin tekrarını seyredelim… Bıkkınlık vermeyecek lezzet ortaya çıkar. Hayatın gerçekleri ile hayal gücünün farkına varmaktır sanat. Sanatı Akçe ile ilintilendirenler, bir daha düÅŸünmeli. Bir eser, soÄŸuk servis edildiÄŸi müddetçe lezzetli olur. Sıcak servis edilen eserler, bir kez ağız yakar. Bir daha da lezzetlenmez…
“Kendi oynadıkları diziyi izlemeyen oyuncular, Kemal Sunal’ın serilerini, defaten aynı lezzetle izlerler”
Serdar BEKİ
25.12.2010
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.
