Serbest Kürsü
Ben İnsanım…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Oca.22, 2012, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Ben insanım
İnsan olmam sadece İstanbul’un şerefi olacaksa, istemem şeref. İnsan olmam dünyaya itibar ise, başımla beraber!
Ben Ermeni’yim diyemeyeceğim! Ucuz kahraman olmak, haneme girdi çıktı yapmıyor. Medyatik, hadi burada da bir laf salatası olayım, kahramancık olmayayım, alkışlar kıyamet olsun diye de ermeni olamayacağım, varsın kusur kalsın.
Evet! Bir insana kalleşçe kıyılmıştır. Ebediyete intikal eden insan bir değerdi, hele yazan çizen olduğundan kat kat değerli olması da haktır… Ancak, öldürülmesi ve önemsenmesini küfre gütmekle eleştirmekte, ihanettir. Aslını inkârdır. Dünyadaki tüm katliamlara, tüm insan eli ile yaşamlara nokta konmasına karşı olan ben! Ermeni değilim… Olamam da.
Ermenilerin katlettiği nice değerler, üstatlar olduğunda Erivan’dan biz Türk’üz seslerine şahit olmadım, yaşım yıllarınca. Olan varsa, ses versin. O halde ben ermeni değil, tek doğru olan anlamıyla “İnsanım”. Ya siz?
Mahkeme kararını tartışmak, irdelemektense sonucunu beklemek gerekli. Adalet herkes için adilane ise adil olacaktır.
Sevgili Hrant Dink, cellâtlarından fazla yaşayacak. İsmiyle eserleri ile… İnsan unvanıyla.
Serdar BEKİ
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Perşembe Monologları/4 Ağustos 2011…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Ağu.05, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
04 Ağustos 2011 Perşembe, 09:30:27
■ SIRADAN vatandaş olarak YAŞ’la hiç ilgim olmasın istiyorum. Ne bir haber ne bir yorum… Merak bile etmemeliyim. "Normal" bu değil midir?
★
■ Deniz mevsimi, karpuz mevsimi falan tamam da esas "tadilat mevsimi" bu.
★
■ Kaç desibel olmalı matkap sesi? Ne kadarına dayanabilir insan? Ve ne kadar süre?
Tadilat ruhsatı verenler "komşu kulakların ihlali" meselesini de dikkate alıyorlar mı?
★
■ Herkes sanki başka diyarlardan haber veriyormuş gibi havanın ne kadar sıcak olduğunu anlatıyor birbirine.
★
■ Neden bacaklar kadar ilgi görmez kollar? Oysa "bir çift güzel kol" da önemli değil midir kadında?
★
■ Gizem, Irak’ta, Suriye’de, Gazze’de, Libya’da değil Norveç’te yaşıyordu. Dünyanın en güvenli ülkelerinden birinde. Ne tuhaf! Yahut kader.
★
■ Bizim toplumun "takdir"iyle "tekdir" arasında ya son model bir araba ya pahalı bir tekne
vardır. Acun Ilıcalı yeni aldığı sürat teknesiyle "geçiş" yapmak üzere.
★
■ Erkek… Üzerinde göbeğini gizleyemeyen bir tişört, altında benim "uzun donun ceplisi" dediğim kısa pantolon, omzunda çapraz asılmış çanta, yüzünde şaşkın ve şapşal bir ifade.
Kadın… Üzerinde doğum kilolarını gizlediğini zannettiği uzun, bol bir elbise, kucağında "zafer"i, yüzünde "zafer"in vermiş olduğu mutluluk. "Aşk"ın geldiği bu nokta fena halde hüzünlendiriyor beni. "Aşk"a "ayrılık" yakışıyor.
★
■ Oyuncu kartviziti:
Hatırla Sevgili’nin "Yasemin"i. Aşk-ı Memnu’nun "Bihter"i. Fatmagül’ün Suçu Ne’nin "Fatmagül"ü.
★
■ Kimse meraklanmasın TSK’ya bir şey olmadı, açılımı değişti bir tek… Tayyip’i Sevmeyen Kalmasın!
***
MIŞ/MUŞ
■ Dedikodu ata yadigârı çıkmış.
Yattıkları yerde rahat uyusunlar, hatıralarına sımsıkı bağlıyız.
■ Dünyanın en kurak çölüne kar yağmış.
Güvendiğim çöllere kar yağdı.
■ Nabız atışında limit 90′a inmiş.
Kalp-damarda işler kesat galiba!
Pakize Suda
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Dert Ne Ki,Aşk…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Tem.31, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

1.sayfa
Yorgunluğum, çiğnenmişliğim… Tüm yaşanmışlıklarım nihayet bulmuştu. Menfaatperestlikler, böğürtüyordu artık. Hani kendimi de aldatıyordum artık, kendi kendime yalan kızağına bindirdiğim oldu, ölmeden bir şans daha tanıdım, tüm yaşanmışlığıma…
İlmiği boynumdan taksite bağladım…
Yıkıntılarımı, aldatılmışlığımı, yangınlarımı, bir kenara bırakıp, gitmek istedim… Uzak diyarlara gitmeliydim, saç sakalım akmalıydı yaşanmışlıklarımda. Gitmeliydim tüm çirkinliklerle. Hesabımı kapatmalıydım. Yol uzadıkça uzamalıydı, tüm şeritleriyle…
Yorulmalıydım, ne gözümün feri ışık saçmalıydı, ne dizlerim bağ eylemeliydi gitmelerime. Derdim dertti çünkü. Ya terk-i diyar edecektim, yâda beni tanıyan yerleşimlerden darı beka’ya iltica edecektim… Gittim de! Uzun uzadıya, yol gittim. Bu yol benim tüm yaşanmışlıklarıma ayna olmalıydı…
Birkaç şehir, birçok kasaba, her birinde kısa konaklamalar yaptım. Kerhen de olsa, yol kesitlerinde konaklamalarımın, benden ne aldıkları oldu, ne bıraktığım oldu. Yol, sadece arkamda bıraktıklarımın seyri çilegâhıydı.
Yol uzun ve can yakıcıydı, bir soluklandım, birde susamışlığıma adres aradım. Görkemli, göz dolduran, albenisi tavan yapmış, harikulade bir hanenin önünde belirdim… Ben ve yorgun yüreğim. Bir tas ayran, bir nefeslik can suyu için…
Görkemli bir kapıda, koca aslan tokmağı… İnsan tokmağı, koca gövdeli kapıya vururken irkilir ya, öyle bir tüylerim ürperdi ki, kapıyı açan iri yapılı hizmetkârı, daha da devasa görmeme vesile oldu…
>>>…
2.Sayfa
Hoş geldiniz! Derken, asalet beliriyordu dudaklarından, hissettiriyordu sahibin gücünü… Kendinden emin gür sesi ile. Titrek sesimle bir yudum susamışlığım oldu dedim… Hayhay, ikramımız izzetimizden olur, buyurun lütfen dedi, koca hizmetkâr adam…
Kocaman kapısını ittim, ayaklarımı o görkemli hanenin avlusuna bıraktım. Tüm yaşanmışlıklarımla kuruldum avludaki çardağa… Bir yudum susamışlık için… Bakır bir tasta sunulan, karpuza değdiği an çatlatan soğuksuyu kana kana içtim, tüm yorgunluğuma değsin diye.
Ben suyumu içerken, koca gövdeli hizmetkâr, biran gözden kayboldu… Suyumu içmiştim, şükranlarımı sunacağım kimselerde yoktu ortalık yerde. Bir yanım minnettarlık için, bekle dedi. Bir yanım, git dedi. O anda ne gitmeye, ne minnettarlık sunma eğilimime hacet kalmamıştı…
Döndü hizmetkâr, halin harap, gidecek yerin var mı? Diye sorduğunda, başımı önüme eğerek olmadığını anlayan hizmetkâr, sana yatak yapayım müştemilatta kal bu akşam dedi. Kalmalıydım, davete icabet ettim, yorgun bedenim yatakla hasbıhal etmeliydi.
Yatağa girer girmez uyumuştum. Ne geceyi, ne sabahı gördüm. Uykudan uyandığımda öğlen sularıydı… Giyinip bekledim ağırlayan hizmetkârı. Ne asil bir davranıştı beni ağırlaması, ev sahibinden haberlimi konakladım, doğrusu bilemedim.
Bir saate yakın bekledim geldi hizmetkâr.
Uyandınız mı? Diye sordu.
Teşekkür ederim, unutmayacağım konukseverliğinizi, dedim… Ve müsaade istedim. Yardıma ihtiyacın olunca ben buradayım gel dedi. Helallik alıp ayrıldım oradan.>>>…
Serdar Beki
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Perşembe monologları/28 Temmuz 2011…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Tem.29, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
28 Temmuz 2011 Perşembe, 09:54:32
■ KENDİMİ bildim bileli, hiçbir mevsimde yakalanamayan, sıcaklıkların daima ya "altında" ya "üstünde" seyrettiği "mevsim normalleri"nin hangi çağın normali olduğunu merak ediyorum doğrusu. Paleolitik çağ?..
■ "Aile salonu" yeniden zuhur etti bana sorarsanız.
Fakat bu defa kadını bekâr masalarından gelebilecek nazarlardan korumak için değil; kocayı erkek dergisine çıplak poz vermek üzere orada bulunduğu intibaını yaratan "fıstık" garson ve teşrifatçılardan uzak tutmak amacıyla.
■ Kimi şarkıcılar atış talimi yapan "amatör atıcı" misali. Bütün şarkıları "karavana". Arada "tesadüfen" hedef tahtasına değiyor attıkları, o kadar.
■ Atalarımız "Su testisi su yolunda kırılır" demişler ama "testi"nin tarifini açık bırakmışlar. Yıllar sonra sorun oldu işte! Gelecek nesillere söz bırakacak olanlar kestirip atmasınlar, detaya girsinler!
■ Kadınlar dikkat!
Ayakkabı numaranız "39+" ise ve bacaklarınızın değil de sadece ayaklarınızın görüneceği bir kıyafet giyecekseniz açık ayakkabıdan kaçınınız!
İmza: Bilinenin aksine, "bir dost".
■ Aldatıldığı halde eşini terk etmeyen kadının, gerekçe olarak "kocasına duyduğu sevgi"yi göstermesine kanmayınız. Esasında "hırs"tır o. Kadın, "sevildiği için seven" kişiliktir biraz da. Başkasını seven erkeği sevmeye devam etmesi mümkün değildir.
■ Bir ideolojiye angaje olan biri "özgür" değildir artık. O ideolojinin temelinde "herkesin özgür olması gerektiği" yatsa bile.
■ Masallardaki padişahların damat adaylarına "yere düşen karpuz çekirdeğini elle alabilme" şartı koşmadıklarına şaşmışımdır daima!
■ 38 derecede soğuktan ürpermenin yolu: Çok sıcak suyla duş almak. Çıktıktan sonra birkaç dakikalığına da olsa "yalancı soğuk" sarmalıyor bedeninizi.
■ AsmalıMESCİT… Amanın, yoksa adına mı dönüyor!
■ Paylaşmayacaksın! Evini, yatağını, sırrını, derdini… Arkadaşlık paylaşa paylaşa gelişir ama "aşk" tersine. Aman ha!
***
MIŞ-MUŞ
■ Sarılmak ilişkiyi sağlamlaştırıyormuş.
Tabii… Adama sımsıkı sarılıp bir yere bırakmazsan ilişkiyi sağlama almış olursun!
■ Kadın hayranı, Murat Boz’a sutyenini atmış.
E, Üsküdar’a gider iken bir mendil bulacak hali yoktu Murat Boz’un!
Pakize Suda
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Perşembe Monologları/23 Haziran 2011…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Haz.24, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
23 Haziran 2011 Perşembe, 09:46:45
ACUN Ilıcalı seyirciyi "en iyi tanıyan" televizyoncu. Onun için "en çok seyredilen" programları yapıyor daima. Survivor’da, "kötü", yarışmanın sonuna kadar orada olmalı ama ödülü "iyi" almalıydı. Öyle yaptı Acun.
Ha, pardon sonuçları SMS’ler belirliyor di mi?
O zaman bravo seyirciye, dengeyi çok güzel tutturdu.
★
"Aydınlanmak" istemiyorum!
Doktorlar, gazete köşelerinden, hastalıkların belirtileri konusunda beni bilgilendirmesinler! Öğrendiği her hastalığı kendinde teşhis eden tıp öğrencilerine döndüm be!
Vallahi yasal yollara başvuracağım, çok ciddiyim!
★
"Dışarıda geçen yazdan kalma bir gün var."
Bu yaz, ancak bu cümleyle ifade edilebilir.
★
İki genç, yakışıklı erkek… Şu yeni moda "işadamı tipi" ikisi de. Eskiden işadamının "alametifarika"sı göbekti, şimdi "kelleştirilmiş kafa". Neyse… Sohbet ediyorlar. Borsadan, yatırımlardan, çocuklardan, tatilden… A "kadın" yok! A, a, a, a, a!
Eşlerini bulup müjde vermek istedim… Sonra "gizli gay" olduklarını düşündüm… Anlayın erkeklerin bendeki imajını…
★
Doğru bildiğimiz yanlışlar: İnsan "düşünen" hayvandır.
★
Eski siyasetçi ile yeni siyasetçi arasındaki 7 farkı bulun!
Bir: Gecekondu affı-Köşe yazarı affı.
Öteki 6′sı için uğraşmayın, henüz "aynı tas aynı hamam".
★
Bizi dünyanın geri kalan kısmından ayıran en önemli özellik ne diye sorsanız, "yüzünü karıştırmak" derim. Herkesin eli daima yüzünde. Kimi gözünde çapak, kimi kulağında kir, kimi sıkılacak sivilce, kimi saçında kepek arıyor.
★
Hayır zannettiğiniz gibi değil… Televizyon programlarında konukların önünde duran o kupalar sadece programın samimi bir program olduğunu göstermek için konmuyor oraya. İçindeki sıvı da değil önemli olan. Önemli olan kupanın kendisi. O bir "kurtarıcı". Sıkışanın, sıkılanın imdadına yetişiyor.
★
"Vermek" size çok şey kazandırabilir. Ün, para, makam, sevap… Fakat unutmayın "verme ihtimali olan", verenden daha değerlidir. "Ee?" diyeceksiniz, ben de size "İşiniz zor" diyeceğim.
Not: "Vermek" anlam açısından kapsama alanı en geniş fiildir.
MIŞ-MUŞ
■ Newsweek’teki bir yazıda Türkiye’de Osmanlı İmparatorluğu’ nun yeniden canlanabileceği konu edilmiş.
Ne olur? Fatmagül’ün Suçu Ne, Adını Feriha Koydum gibi diziler "dönem dizisi" olur!
■ Erdoğan seçim sonrası Bakanlar Kurulu’nda "Sevincimizi başkalarını rahatsız edecek düzeye çıkarmayın, muhalefeti rencide edecek şekilde eleştirmeyin" demiş.
Hayır saksı değil sandık düştü başına!
Pakize Suda
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Meydanlar “bip”lemedi…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Haz.05, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Meydanlar “bip”‘lemedi
Cüretkâr ve peşin hükümle söylüyorum ki, anketler ve seçim arenasından gelen haberlere itibar etmiyorum. Seçimin nabzı konusunda ahkâm kesenler, genelde hüsrana uğramışlardır. Ben seçimin sonucuyla değil, meydanlardaki yakışıksız üslubun kazıdıklarıyla meşgulüm.
Son yılların en “bip”li seçim mitinglerini geride bırakırken, koskoca küfürler, argo konuşmalar, küçümseyici dizeler yerinde kala kaldı. Rahmetli Kemal Sunal’ın vazgeçilmez filmlerinden şakalar bile bip’lenirken, Liderlerin konuşmaları süzgeçsiz, güpegündüz evlerimize oturuverdi. Misafirperver, hanedan bir milletiz dedikte, bu kadarda değil hani. Zamane çocuklarından, her evde en az bir tane var. Nazarlara gelmesinler, amma! seçim meydanlarından atılan her argo cümle, alınlarına kurşun gibi değmiştir. Sırf seçmeni etkilemek amacıyla söylenen sözler, geleceğe dair kazanç değil hasar bıraktığı muhakkaktır.
550 Milletvekili seçileceği gerçeğinden yola çıkarsak, meydanda Adeta düşman olanlar, ceylanlara gelerek deri koltuklarda, bir birleriyle hayli manidar hasbıhal edecekler. Hem uhrevi, hem dünyevi dostluklar kuracaklar. Gayette normal bir süreç olacaktır. Peki, çocuklarda hatta biz saçı sakalı beyazlamışlara bıraktıkları küfür mirasını, nasıl reddi miras kılacaklar… Sırf parlamento havasını teneffüs etmek için, bunca kırıcı, gayri terbiyeli ifadeler kullanmak ne devlet terbiyesine nede insan sıfatıyla bağdaşmamakta. Topluma örnek olmak buysa, milleti temsil etmek buysa, beyhude çabalar bunlar… Hani çok iyi hareketler değil, bu hareketler.
Sonucu belli olan bu seçime, geri sayımda olduğumuz bugün, önümüzde şuan görev yapan TBMM resminden, farklı okuma olmayacaktır. Büyükler ne zaman dünyanın pisliğine batsalar, çocuklara sarılırlar. Çocukların temizliğiyle yıkanmak, arınmak isterler. Ancak çocuklarda büyüdükçe kirlenirler. Onlarda sarılacak çocuk ararlar. Büyükler dünyanın pisliğinden kurtulmak için çocuklara sarılmak yerine, dünyayı pislikten arındırmanın gerekli olduğunu anlasalar. Ne zaman anlayacaklarının da, önü çok açık… Bir dizi film den aldığım replikle yazımı taçlandırayım dedim… İyide etmişim.
Siyaset, siyaset olalı bunca “bip”i bir arada görmedi…
Çocuklar duydu haberiniz ola.
Serdar Beki
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Ya Tutarsa?
Ekleyen: serdarbeki Tarih: May.25, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Ya Tutarsa?
Göle bir maya çalıyorlar, ya tutarsa? Hiçte belli olmaz, ya tutarsa? Siyaset Aktörleri sahaya indi… İndi inmesine ya, çalınan mayalar tutarsa…
Biri, Ecevit’ten medet uman
Biri, “Esfel-e Safilin’den dem vuran.
Biri, Eşrefi Mahlûk’tan yana olan.
Biri, üçünden de yakınıp bölgesel siyaset yapan.
Birileri de var ki, dördünden de yaka silkinen…
CHP; Aile sigortası sözü, TRT hükümetin borazanı olmayacak, Diyarbakır cezaevi müze olacak, dokunulmazlıklar kalkacak, kobilerde 0 faiz uygulanacak, YÖK kalkacak, Çiftçiye 1,5 liraya mazot vaadi, Askerlik 9 aya, akabinde 6 aya inecek müjdesi, Ankara sanayi kenti olacak. 800 bin kişiye iş sözü, Yargı reformu, Kürt yurttaşlar kimliklerini özgürce yaşayacak. Yeni Anayasa, İstanbul için özel kent vurgusu. Vs… Maya bu! Ya tutarsa…
AK Parti; Kanal İstanbul projesi, İstanbul’a iki yeni şehir sözü, İstanbul’a 3. hava limanı vaadi, İstanbul finansta dünyanın 10. sırasında olacak. Yeni Anayasa, İstanbul’a 3. köprü yanında eşantiyon tren hattı, Büyük ekonomi, % 5 lik işsizlik hedefi, ilk sivil uçak yapımı, meslek liselerinin oranı % 65 olacak, zorunlu eğitimde 13 yıl hazırlığı, aylık 100 liraya konut, bölünmüş yol çalışmaları hız kesmeyecek, YÖK’ün yapısı şekillenecek, Toki konut sayısını 1 milyona çıkaracak. Raylı sistem ağları iki katına çıkacak. İki yeni tüp geçitle yeraltında yeni bir dünya kurulacak, Avrupa birliği stratejik hedef olacak. Vs… Maya bu! Ya tutarsa…
MHP; Siyasi ahlakı tesis etmek, dokunulmazlıklar kalkacak. Milli gelir 2.1milyar dolara çıkacak. Yüksek demokrasi standartlarını yakalamak, Üretim kapasitesini, kişi başı gelir 14 bin dolara çıkacak. Terör sorunu çözülecek. Yeni Anayasa çalışması yapılacak. Özelleştirmeler şeffaf yapılacak. Yaşlılık aylığı yükselecek. Daimi olmayan öğretmenler daimi kadroya geçecek. Sosyal güvenlik ve vergiler aşamalı azalacak. sanayi ve enerji alt yapısını dünya ölçülerinin üzerine çıkarmak, İşsizlik ve yoksulluğu ortadan kaldırmak, Köklü bir eğitim reformu gerçekleştirmek ve bilgi toplumu dönüşümünü tamamlamak Vs… Maya bu! Ya tutarsa…
BDP ”Bağımsızlar” Özgürlükler adına ne varsa “O”, Seçim barajını indirmek, Kürt Halkını temsil etme mücadelesi. Demokratik özerklik isteği, Bir başbakan yetmez ikincisi olsa-mı acabası Vs… Maya bu! Ya tutarsa…
Birileri de; Atılan bu mayaya tutkal çalarsa! Vekâlet vermekten geri durup, uyku daha tatlı… Bana ne sizin göllerinizden ve mayalamak istediklerinizden dese, ne olacak? Olacak belli, dört siyaset kurumu da sınıfta kalacak, ülke yönetim fukaralığı çekecek, Ülke, yüksek bir tepeye çıkarak, iki elini açıp burası benim diyen, bir deliye kalacak. Deli’ya oda bir maya çalacak göle! Ya tutarsa…
Laf ebeliği eşliğinde, tüm kalabalık argümanlar artık iştah çekmiyor. İlerlesek de, ekonomide iğleşmelerde olsa, Hırlıyı hırsızı kovalasak ta, Ecevit’e saygıda kusur etmesek de, Esfel-e safilin yarenliğimiz olmasa da, Eşrefi mahlûk tan olsak da, zaman karın ağrısı zamanı, Bakın bir gerçeği sizinle paylaşayım. Belki hikâye, belki fıkra her ne ise bugünün doğrusu…
Şöyle ki; Birkaç psikopat hayatı cacık olmuş, yorgun bir adamı sıkıştırır, çıkmaz sokağın soğuk duvarına… Boşalt ceplerini! Ver bize her şeyini! Yok, bende papa pul der adam. Yok haa, al sana! Diyerek acımazsızca yumruklarlar adamın karnını, Aldığı her darbeye “ay belim” diye acısını haykırır adam, bir iki çok çok kez aynı darbeler ve her seferinde aynı çığlık “ay belim” psikopatlar sorar adama, biz senin karnına vuruyoruz, sense ay belim diyorsun niye? Siz benim karnıma vurdunuz, oysa benim belim olsaydı, siz karnıma vuramazdınız, der! Nede doğru demiş. “Ülkede beli (sırtı) olmayan bir çoğunluk var, sessiz çoğunluk! Gerçek vatandaş”
Hâsılı; Siyasi arenada ortalığa saçtığınız vaatlerinizi, tutmadığınız halde! Tek yetkiyi elinde tutan, keskin kılıcını bileyen bu aziz millet, gün gelir, “Sizin her şeyinizi alır, size hiçbir şeyini vermez”!
Ya bu tutarsa!
Serdar Beki
www.serdarbeki.com
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Mektepli Cahiller…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: May.10, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Mektepli Cahiller
“Tahsil Cehaleti Alır, Eşeklik baki Kalır”
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka kampusunda düzenlediği Önder Kadınlarımız toplantısından, Cehalet kokuşmuşluğu… Bakın, bir toplantıda korkular, korkakça şöyle dile getirilmiş. Sanırsın yüksek istişare kurulu, sanırsın insan! İnsancıklar yumağı, atıp tutmuşlar. Ciplerinizden mi indiniz, yoksa Sıpa, konken, ayaklı gazete seanslarınız mı aksadı. Yoksa götürdükleriniz elinizden mi kayıyor, hacı şakir sabunu eşliğinde. Kaya, KAYA…
Mektepli zır cahillerden çakma inciler.
“Ezan, hadi Ezan… Birde 11 civarında Kuran okunuyor. Ve her gün!” Beş vakit ezana tahammülü olmayan saygıdan yoksun üye, kulağının kirine baypas olan Ezan-ı Muhammediye’den bahsederken, kineyaseni baş tacı yapıyor.
“Türban için başa bağlanan… O Kuran’da adı geçmeyen baş sargısı için beyaz çarşaf giyiyor ve ortaya çıkıyorlar, bu ne utanmazlıktır arkadaşlar, çok üzüldüm…” Utanmasını bilmeyenler, utanmasını istedikleri kişiler kadar utanabilse de Kuran-ı Azimüşşan’a, O kuran demese… Baş sargısı dediğinin, kendi gibi bir kadının tercihi diye saygı gösterebilse… Nerde!
"O kafalarına saten pırıl pırıl başörtülerini takıp başları dik bir şekilde yanımızdan geçişlerini hazmedemiyorum!” Seninde mini eteğin, bol dekoltelerin, abartılı badana boyan, çalma sultan takıların birilerinin hoşuna gitmese, seni aşağılasa hoşuna gider mi? Sevsinler denmez mi?
Bir başka üye İmam-Hatiplilerden dert yanıyor. “Arkadaş, çocuğunu alalım, okul masraflarını biz üstleniyoruz. Biz onu koyalım normal liseye, bursunu da bağlayalım.” Sonra ne olmuş, çocuklar eski tas eski hamam. Bunun üzerine, “döndüremeyeceğimizi anlayınca bursu da kestik” Konunun başlığı tamda bu üyeye cuk diye oturuyor. İmam hatip devlet okuludur, saygısızlık cehalet buradan başlayarak. İnsanlarının tercihini madde baskısı ile altüst etmede devam ederek şeytani plan hüsrana uğrayınca burs kesme cüreti ile ayyuka çıkıyor. Mektepli cehalet değil mi?
Bak sen, siyasette bilirlermiş! Seçim için muhtarların ele geçirilmesi gerektiğini anlatarak izlenecek stratejiyi açıklıyor. “Seçimler geliyor, muhtarları elde etmek zorundayız. Sadece muhtarları ve mahalleleri elde edersek, işi başarabiliriz arkadaşlar. Ama bunu medyaya yaymadan kendi aramızda ve bütün bulunduğumuz alanlarda, her yerde bizim kafamızdaki muhtarlar çoğu kadın olmalı, erkekler de bizim kafamızdaysa erkekleri de"
HE VALLA; Sevsinler sizi, hani Muhtar bile olamazsın dediğiniz siyasetçi başbakan olduya, dünya da hatırı sayılı lider oldu ya… Oradan yola çıkıyorsunuz, sizi gidi kopyacılar, sizi. Değil muhtarları toplamanız her biriniz, her köye, kasabaya, mahalleye muhtar olsanız, göle çalacağınız mayalarınız tutmaz. Mektepli cahiller olacağınıza, elleri nasırlı alaylı olsaydınız.
Buda son kokana-mış konuşması! Üyelerden biri yanında çalışan temizlikçi kadını, Yardımcısını, AK Parti’ye oy verdiği için nasıl rencide ettiğini şişme egoları ile aktarıyor “Yanımda çalışan kadın bile ertesi gün, AKP’ye verdim abla” dedi. Niye evladım AKP’ye mi? dedim. Köprülerde yazıyor ya, şunu yaptık bunu yaptık. İstikrar var diye cevap verdi. Üniversiteli kadın üye bu cevap üzerine sinirleniyor ve şöyle söylüyor. İstikrar senin neyine Vesayet… İstikrar senin neyine”
Mektepli cahil olarak çalışanının özgürlüğüne, hür iradesine saygısız isen istikrar asıl, senin neyine! İnsanlık senin neyine! Kadın olmak senin neyine! Mektepli cehaletinizle tüm toplumu kirletiyor. Türk Üniversiteli kadınlar ismine, ihanetin daniskasını, bu ismi şemsiye olarak kullanmakla da, Tüm Türk kadınlarından gereken cevabı alacağınızdan şüphem yok.
Eşek Ölür Kalır Semeri, İnsan Ölür Kalır Eseri
Ya…
Serdar Beki/www.serdarbeki.com
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Perşembe monologları/5 Mayıs 2011…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: May.06, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
05 Mayıs 2011 Perşembe, 09:35:37
BİN Ladin ölse "ne yazar"…
Ortadoğu ve Arap ülkelerinde terör adeta "kurumsal"laşmış.
★
Bin Ladin olayında işin "komplo teorileri" kısmını Türklere bırakmalılar. Her işi ehline yaptırmak lazım.
★
Türk insanı "duyarlı" değil! Nereden anladın derseniz, "Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?" sorusuna verilen cevapların içerisinde bir tane bile "İstanbul Boğazı’nın tanker sorunu" yok.
★
Anneler Günü için sunulan hediye seçeneklerine bakıyorum… Hiçbiri bendeki "anne" imajıyla bağdaşmıyor. Ya da şöyle söyleyeyim, piyasa benim annemi "hesaptan düşmüş".
★
Birden aklıma geldi, Banu Alkan’ın Murat Taşdemir’ine ne oldu sahi?
★
Neden ünlülerin rol aldığı reklam filmleri, adeta bir kural gibi, daima, her yönüyle, kelimenin tam anlamıyla "uyduruk" oluyor?
★
Yola o amaçla mı çıkıldı bilmiyorum ama Muhteşem Yüzyıl "komik" bir film. Galiba Meryem Uzerli’den geliyor bu. Şişmanlığı, şivesi, tuhaf kahkahası, doğururkenki bağırışı, dişlerinin dolgusu falan derken sanki Yavuz Seçkin’in "Hürrem tiplemesi"yle karşı karşıyayız. Ya da Hürrem Sultan tarihin en "matrak" kadınıydı.
★
Artık "köşe yazarı" yok, "pop yazar alaturka yarışmacıları" var!
★
"İlk aşk" unutulmazdır ama bir şartla… Bir daha hiç karşılaşmayacaksınız. Aksi büyük hayal kırıklığıdır.
★
Ünlü insanlar neden ilişkilerini hep inkâr ederler?
"Daha az kabarık bir liste"yle anılmak için mi?
Aynı zamanda "tutucu"yuz!
★
Size bir "iyi", bir de "kötü" haberim var!
Kötü haber: ÖSYM’de bu defa da işe alımlarda "göstermelik sınav" yapıldığı iddia edilmiş. İyi haber: ÖSYM "istikrar"ını koruyor!
★
"Ömür" dediğin şey hayallerle hayal kırıklıklarının toplamıdır.
★
Ah, Kraliyet düğünündeki o şapkalar boşa gitti! Burada kaç "moda polisi" ekmek yerdi onlardan!
MIŞ-MUŞ
■ Bin Ladin’in vasiyetinde "Eşlerim bir daha evlenmesin" dediği ortaya çıkmış.
Bakın işte şimdi başta Türk erkekleri olmak üzere Ortadoğu sokağa dökülebilir: "Hepimiz Bin Ladin’iz!"
■ Lazerle vajina gençleştiren Dr. David Matlocok, Türkiye’de şube açıyormuş.
"Nüfus kâğıdı"nın kala kala "kâğıtlığı" kaldı bir tek!
■ "Anne olmak için en iyi ülke" sıralamasında Türkiye 55′inciymiş.
Bunlar küçük meseleler, büyük düşüneceksiniz!
Pakize Suda
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Milletvekili Olmayacağım…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Nis.24, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Milletvekili Olmayacağım
Aday adaylığı süzgecinden kırk takla atarak geçip, lider beğenisiyle aday olacağım. Dağ, taş olan memleketime deniz getireceğim yalanı, her oy verene bir kadro zırvalığı, destek veren her iş adamına iş, akçeli dayanışma sözü… Başı sonu olmayan vaatlerle, hasbelkader seçileceğim. Ve çıkıp milletin teveccühü diye, şişen pazılarımı göstereceğim…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Alacağım Üç kuruşluk maaşı… Merkezden, ilçelerden, köylerden gelen seçmenlere çay, çorba, konaklama gideri olarak harcayacağım halde, Ayaklı gazetelerin (dedikoducular), diline düşeceğim. Sessiz kurşunların, ”göz değmelerin” hedefi haline geleceğim… TBMM lokantasında ucuz yemeklerimle, herkesin iştahını kabartacağım…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Liderimin bir lafına bakacak, koskoca 4 yılım olacak ki, hazır ol vaziyetim kusursuz olsun. Genel kurulda, tek tip kıyafetimle ayrıcalıksız kalacağım, sağ elim her daim yukarı aşağı kalkacak. Okullu yıllar, Askerliğimin bir bölümü hep sıkmıştır beni, tekrarı gıcık yapar…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
İki süslü cümle edeceğim diye 2-3 dakikalık konuşma için, günlerce ayna karşısında kendimi eğiteceğim, her türlü şaklabanlık eşliğinde. Kürsüye çıkmak için yapmayacağım yalakalık kalmayacak. Neymiş; Meclis TV’ye çıkacağım, işte bende konuştum diye etrafa rüzgâr-fırtına atacağım…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Ankara yolculuğumda yâda Ankara’dan kaçışlarımda, VIP yolcusu olarak biznes class ta uçacağım. Portakal suyu içe içe yolculuk yapacağım
Hani bildiğimiz meyve suyu, beni özel, önemli kişi kılacak ya! Arka sırada oturan vatandaşı, benden küçük gösteren ön koltuk…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Yatıp kalkacağım aradan 4 yıl geçecek, liderim beni aday göstermeyecek, zaten ben istemedim yalanının arkasına sığınacağım. Küfür yemeyen Aile bireyim kalmayacak. Vekillik bitince, hiçbir baltaya sap olmayarak, emekli maaş ile okey masasında nargile tüttüreceğim…
Yok, Yok! Kusur kalsın.
Asil kalmak, vekil olmaktan daha evladır. Siz siz olun, bir gün sizi azledecek halktan olmaya devam edin.
Yani; “Sel Gider, Kum Kalır”
“” “” “”
Başkan Olmalıyım
Sıralanmış seçim, seçilme vaatleriyle değil! Sırf siyaset yapmak için, siyaset değil! Merkeze dayalı baskı dayatmaları ile değil! Bunun adamı, şunun yamağı değil! Asıl olan, Halk konseyi kararları ile… Deniz getirilemeyecek kadar şeffaf-akılcı… Ne yalan vaatler, ne kadro, ne kayırma… Oğluma iş, aş! Balık ısmarlama vampirliği… Daha zengin, daha kaliteli bir yaşam için, bir kürekte benden, yeme yerine… Balık tutmaya öğrenci olan her bireyle bir olup…
Memleketim için “Başkan Olmalıyım”.
Gıptayla baktığım, yaşayarak ezber ettiğim… Metropol illerden aldığım hizmet ilhamı ile “doyduğum” kente değil, “doğduğum” kente “Başkan olmalıyım”. Sosyal yoksunluğa, Alt yapı fukaralığına, Yeşilken çöl gebeliğine, Çözülmeyene bir kördüğümde benden çabası değil, Çözülmesi mümkün, elzem olana ivedilikle bir el atmak için…
Memleketim için, “Başkan Olmalıyım”.
Yaşanılacak yaşanmışlıklara bir set çekip, keyif kedere hadi oradan deyip, Ahmet’in külahını Mehmet’in kafasına takan siyaset tacirlerine karşı! İmkânların tavan yaptığı dönemlerde, hizmeti beceriksizliğe dönüştürenlere karşı! Memleketimin gelişimini hak olarak görmeyenleri kınadığım ve tarihin sorgulamasını beklemeden…
Memleketim için “Başkan Olmalıyım”
Her şey hayalperestlikten uzak, gerçek için!
Her şey vaatsiz geleceği olan Bingöl için!
Kaleme aldığım bu yazımı; İlime, güzeller güzeli memleketim ”Bingöl”’e Hizmet edeceğine emin olduğum, “ Ş İ M D İ L İ K” ismi bende saklı Memleket sevdalısına atfen yazdım.
Serdar Beki/www.serdarbeki.com
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Perşembe monologları/21 Nisan 2011…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Nis.22, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
21 Nisan 2011 Perşembe, 09:45:46
■ BIÇAKLANMIŞ, acı içinde kıvranan, can havliyle koşup kendilerinden yardım isteyen Bedri Baykam’ı fiyakalı arabalarını kilitleyip orada öylece bırakıp kaçanları "unutmaya çalışıyorum". Aksi halde bu ülkeye, yaptığım işe falan yabancılaşabilirim. Hiçbir şey için şevkimin kalmamasından korkuyorum.
■ Bedri Baykam, neticede merkezinde "insan"ın oturduğu siyasi fikirlerine bundan sonra aynı heyecanla sarılabilir mi?
■ Özür dilemek bir erdem… Herkes dilemeli yeri geldiğinde. Ama ömrü boyunca kaç kez "özür dilemesini gerektirecek hata" yapma hakkı vardır insanın?
"Başarılı bir hayat"tan söz edebilmek için kaç özürde kalınmalıdır?
■ Evlilik "rüya gibi bir düğün"le "kâbus gibi bir boşanma"nın arasındaki zaman dilimidir.
■ Birbirine sarılan iki genci "Burası seks yapma yeri değil" diyerek otobüsten indiren İETT şoförü "ölmeden" gençleri "solladı". Yatak odasında bizler için bir "dikiz aynası" koydu; orada bir "arıza" olduğunu bütün Türkiye’ye gösterdi.
■ "Daha kaç bahar var önümüzde" diye dertlenirken terk edip gidenin "bahar" olacağını hiç düşünmemiştik.
■ Psikiyatri biliminin kendini güncelleme zamanı geldi. Çünkü "hasta" denilen "usta"dır artık.
■ Issız adaya düşersem yanımda "fiskos masası" olsun isterim.
■ Sinek küçük ama büyük gösteriyor.
■ Bisküvi eskiye oranla çok çeşitlendi fakat reklamlardaki "daimi paylaşım sorunu"na bakarsanız az sayıda üretiliyor. Çikolata deseniz adeta "yapay penis".
■ Ey Türk gençliği!
Safını belirle; "5-10 bin"in içinde misin yoksa biber gazı, tazyikli su vs. sever misin?
■ Yiyor, içiyor, yemek pişiriyor, ağlıyor, gülüyor, düz ayakkabı giyiyor, saçlarını topluyor, seviniyor, üzülüyor, şaşırıyor. Bade "Ezel" dizisine setleri karıştırıp yanlışlıkla gelmiş gibi.
■ YSK, YGS’den rol çaldı.
MIŞ/MUŞ
■ İnternet sansürü artıyormuş.
"İleri demokrasi" fazla ileri gitti!
★
■ İzmirli 35 SARIŞIN kadın Erdoğan’a çıkıp yaşam tarzına müdahaleyi konuşacaklarmış.
Dip boyası için güvence isteyecekler!
★
■ İnsanın en mutlu olduğu yaşlar 25 ve 65′miş.
Biri "dünyayı değiştirme umudu"yla, öteki dünyayı değiştirmeye çalışmaktan "vazgeçmenin rahatlığı"yla!
Pakize Suda
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Perşembe monologları/14 Nisan 2011…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Nis.15, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
14 Nisan 2011 Perşembe, 09:47:46
BENİM çocukluğumda mahallenin ufaklıkları yaşlarının yetmediği oyunlara "fasulyeden" dahil edilirlerdi. "Meclis’teki kadın"ın durumu o ufaklıklar gibi biraz.
★
Bir gün "Falanca parti 42′si garanti 80 erkek aday gösterdi" şeklinde haberlerin gazetelerde yer alması dileğiyle…
Yahut kadının milletvekilliğinin de "normalleşmesi" ve haber değerinin kalmaması…
★
Şimdi bu liste dışı kalanların küskünlüğü, "Türkiye’nin meselelerini çözmek için dâhiyane fikirlere sahip olup fakat bunları hayata geçirmeyecek olmaları" yüzünden di mi?
★
Hatip Dicle, Leyla Zana, Ahmet Türk, Sırrı Sakık… En "muhafaza"kâr parti BDP!
★
Biri bahara "sahne sırası geldiğini" haber versin!
★
Kıştan direkt yaza geçmek "önsevişmesiz seks" gibi.
★
"Hayat devam ediyor" sözünün açılımı: "Tamam öldün ama bu senin sorunun, kusura bakma öyle uzun uzun yasını tutamayız". Çok acımasız yahu!
★
Alışverişe en yüksek topuk, en ağır makyaj, en şık kıyafetle gitmenin anlamı, tezgâhtara "Tarzım bu şekerim, ona göre bir şeyler göster" demek olsa gerek. Başka bir açıklama bulamıyorum.
★
Kendimi çok merak ediyorum. Nasıl biri olduğumu…
Düşündüğüm gibi miyim yoksa karşıdan göründüğüm gibi mi?
İkisi birbirini tutuyor mu?
Tutmuyorsa hangisi doğru?
Yoksa ikisi de "sanı" mı?
Gerçek ne o zaman?
Tanrım bu, bu… Nihat Doğan ekolü!
★
Nihat Doğan, Türkiye hasretiyle yanıp tutuşurken Türkiye, Nihat Doğan’a "boğazına kadar" doydu.
★
"Şifre" olayında adeta gökten "tatmin" yağıyor! Fakat öğrencilerin başına isabet etmedi henüz.
Ayrıca "sınava" mı soktuk çocukları, "yatağa" mı?
MIŞ-MUŞ
*Birgünde iki kadın daha kocası tarafından bıçaklanmış
Nikâhta cüzdanla beraber bıçak da mı veriliyor bunlara ne!
*Türkiye’de bambudan otomobil üretilecekmiş
Alsana hakikaten "gıcır gıcır” bir araba!
* Milletvekili adaylarında çoğunluk doktor ve avukatlardaymış
Meclis’e girdikten sonra 550′nin tamamı üçe ayrılıyor. Boksörler,emir erleri, kırmızı koltuk üzerinde koyu renkli köşe yastıkları!
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Ezber Bozan Liste “Değişim”…
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Nis.15, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Ezber Bozan Liste “Değişim”
Bu Seçim, Cumhuriyet Tarihinin En Önemli Seçimi Olacaktır”
Türkiye seçimini yapıyor. Asalak muamelesi yapanlara, hayır diyor… Ergenekon ile sıradan vatandaş yarışıyor! Genç nüfus, hiçe sayılmaya dur diyor. İçimizde dolaşan çürükleri ayıklıyor. Seçim zamanı-değişim zamanı. Hem de bağıra bağıra! Seçiyor.
Değişim, susamışlığı ile ortada, gün beyan… Tüm kurumlar değişim ayarında! Statükoyu kınından çıkmış kılıç olarak görenler, Hangi yöne yürüyeceğini şaşırmışlardır. Ulusal yaşanmışlıklara bakınca, değişim şartı aşikâr. Kutuplaşmalara meydan vermeyecek aklıselimler, Artık, varlık göstermeli…
Değişim silsilesi, AK Partinin eseridir. Seversiniz, sevmezsiniz, Desteklersiniz, desteklemezsiniz… Doğru tektir! Geçmişten hatırlarız ki, değişimlere kapalıydık… Şimdilerde uyandık. Gün-aydınlandık. Çıraklık, kalfalık, ustalık devri geçti… Amenna. Zaman “ehil” olana destek zamanı Yani, zaman! Top yekûn değişim zamanı. Derken…
Karşımıza öyle bir aday tablosu çıktı ki; Bingöl için değişim, askıda kalabilir.
Aslında gidenler, sizi hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece siz, yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsunuz. Gelenler, gidenleri arattırır mı? Doğrusu arattırdığı, tarihle aşikâr. Getirecekleri ile götürecekleri terazide denk olsa… Amenna! Ya tersi olsa… Vay halimize, Vay!
Birçok senaryolar yazıldı, çizildi Cevdet yılmaz, Antep-Urfa adayı oldu Kazım Ataoğlu, İkinci sıraya oturtuldu Yusuf Coşkun, bir vardı bir yoktu. Merkezde Turan Bozgan, listenin başına geçti. Genç’te Enver Fehmioğlu, 2. sıradaydı hep. Kuzey ilçesinde ise Abdulhakim Koçin, Ercan Arslan vardı. Tutmadı, zaten bu güne dek hiçte tutmamıştı.
“Cevdet Yılmaz” “Eşref Taş” “Şahin Bingöl” Üçlüsü Aday oldu. Ak Parti Yönetimi, Senarist siyasilerin, Ayaklı gazetelerin, ezberini bozdu. Tabi ki; bu ezberle, başka bir ezberin iştahı kabarmazsa! Bu liste ile Ak Parti Bingöl’den beklediği Oyu alamayabilir
Buda Bağımsız aday, “İdris Baluken’i” İştahlandıracak. Ak Parti Bingöl’ü Şampiyon İlan edecekse, tekerrürden! Seçim startını, Bingöl’den vermeli, Dışarıdan takviye ile sıkı bir çalışma yapmalıdır. Liste sıralaması ile ters köşe olanlar, küs olacaksa ki küsler.
Ak Parti için, zor bir seçim olacak Bingöl’de. Bir Olmazsa olmaz, hâsıl olmuştur ki;
“Kazım Ataoğlu” ve “Fevzi Berdibek’in” desteği olmadan… Ak Parti, 3 vekili rüya olarak görebilir. Ak Parti Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Gönül alarak, çalışmaları yönünde… Kazım Ataoğlu ve Fevzi Berdibek’i canla başla, Çalışmaları hususunda, Razı etmelidir.
Mamafih, olmaya ki;
Gitme zamanı gelmişse, “Dur!” demenin…
Zaman geçmişse, “Dön!” demenin hiçbir anlamı olmayacaktır.
Serdar Beki
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Perşembe Monologları/24 Mart 2011…
Ekleyen: PAtiSka Tarih: Mar.24, 2011, Kategorisi: Pakize Suda Yazıları...

Perşembe monologları
24 Mart 2011 Perşembe, 10:21:48
■ BİR Ortadoğu ülkesinin "petrolü var diktatörü yok"sa… Bu mümkün değildir; bir diktatör Allah’ın emri değilse de Batı’nın emridir ki sonradan "demokrasinin tesisi için" çalışılsın!
■ Bir Ortadoğu ülkesinin "petrolü yok diktatörü var"sa o ülke diktatörüyle yaşamayı öğrenmelidir!
■ Bir Ortadoğu ülkesinin "petrolü de diktatörü de yok"sa o ülkenin yolu yanlışlıkla oralara düşmüş demektir!
■ Batı’nın yaptığı şey "yap-işlet-devret" sisteminin bir türlüsüdür.
Diktatörü önce "yaratır", sonra "destekler", sonunda "yok eder"!
■ Felaket üstüne felaket… Dünyaya bir seri katil musallat oldu adeta; yolunun üstündekileri öldüre öldüre geziyor.
■ İnsan, üç-beş yıl, hatta birkaç ay önceki kendisini anlamakta bile zorlanırken "başkalarını anlamak" hayaldir.
■ Sıradan ölümler ağlatmaz oldu. İlaveten ilgi çekici bir hikâye de olacak illaki.
■ Değil yatakta, karşı kaldırımda bile görmeye dayanmak için güçlü bir mideye sahip olmayı gerektiren erkekle, dünya güzeli bir genç kız, satış görevlisinin "Fantezi için" dediği, mutfak önlüğünden esinlenilerek hazırlanmış bir iç çamaşırı satın alıyorlardı.
Baktım… Galiba kadınlar o tuhaf şeyleri her zaman erkekler için giymiyorlar. Bazı durumlarda kadının kendisini "gaza getirmesi" gerekebiliyor. Ne diyeyim… Kendi düşen ağlamaz.
■ Kimi doktorların, İbrahim Tatlıses’in hayatının bundan sonraki dönemiyle ilgili "kara tahminler"de bulunmasını çok yakışıksız buluyorum.
■ Dizilerdeki çocuklara "yetişkin hatta filozof ağzı" diyaloglar yazan senaristler yüzünden normal hayattaki çocuklara "zekâ geriliği" tanısı koyasım var.
■ Libya’ya gökten demokrasi yağıyor!
■ Amerika’ya "Amarika", ameliyata "amaliyat" diyenleri hakikaten kutluyorum. Kolaya kaçmayıp zoru başardıkları için.
■ Aşkta bir süre sonra beyin ölümü gerçekleşiyor, ilişki makineye bağlı olarak sürüyor, sonra taraflardan biri fişi çekiyor.
Pakize Suda
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Aday Adaylığı Değil, Şimdi Meclis Zamanı!
Ekleyen: serdarbeki Tarih: Mar.17, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Aday Adaylığı Değil, Şimdi Meclis Zamanı!
Ak Parti Kadın Kollarından, MKYK üyesi bir hanımefendi. İstanbul ilinde sosyal sorumluluk projelerine, farklı yön kazandıran isim. Şimdilerde ise, Memleketi olan Kocaeli ilimizde, AK Parti Aday Adayı… İlinde bir kadın milletvekili ile değil, bir kaç kadın Milletvekili olmazsa olmaz düşüncesi hâkim olduğundan, Adaylığını koymuştur.
Siyasi Partilerin, % 30 kadın adayı ile seçime girmeleri zırvalığına inat, Milletvekili sayısı 11 kişi olan Kocaeli ilimizde, yarışı önde götürdüğü de kuşkusuz. Niye? Diye soranlara cevap.
Daha önceki bir yazımda belirttiğim üzere
“Ülkemde kadının hakkını savunmak, yerleşmiş düzeni değiştirmeye kalkmak cesaret ister! Erkek egemen bir toplum içerisinde, kadın hakları sözcükleri havalarda dolaşırken, ayaklar bir türlü yere basmaz… Lafta kalır! Kadın ezilir, aşağılanır, cahil bırakılır. Bu yapılırken, yüksünmez erkeği… Sanki hepsini hak ediyormuş muamelesi görür… Kadın doğmuştur bir kere!
Yıllarca süregelen bu zihniyete, bir dur deme adına yeni bir dönem için… Kadın Kendi değerini bilmeli. Kendini ifade edebilmeli. Ona dayatılan, zorla yaptırılan her eylemi, sadece kendi istediği için yapabileceğinin ayırdına varmalı… Zorbalıklara göğüs gerecek gücü, içinde hissetmeli. Hayalleri olmalı ve o hayallerini gerçekleştirebileceği imkânları yaratabilecek gücü göstermeli. Kadının bir mesleği olmalı; bir kimliği” Öyle İse Kocaeli kadınları için Ferhan Akbaş.
“Erkek diktasının öncülüğünü yapan TBMM kıracaksa kötü şöhretini, fırsatlardan biridir, bir kadın daha… Ferhan Akbaş. Kocaeli kentinde, Gürcü, Karadenizli vatandaşlarımızın yoğunluğu mevcut ise elzemdir Karedeniz kökenli… Ferhan Akbaş. İstanbul ilinde, sosyal sorumluluk projelerinde birçok yaranın şifa bulmasına katkı sağladıysa, bundan Kocaeli ilimizde nasiplenmeli ki… Ferhan Akbaş. Hereke’nin, hizmet fransız-ı olduğunu inkâr etmeyeniniz çoğunlukta olduğundan… Ferhan Akbaş. Kocaeli ilimiz, 3 kadın Milletvekili ile temsil hakkını elde edecek ise… Ferhan Akbaş, doğru adres olmalıdır”
Ülkemizde bir kanayan yara var ki, Anlamak akıl ister. Kadın hakkı, Kadına şiddet, Kadının ikinci sınıf muamelesi görmesidir. Sokaklar da, TV kanallarında, sempozyumlarda irdelenir tartışılır… İzleriz, dinleriz. Ancak izlemekle, dinlemekle sınırlı kalan bu sorun, TBMM içerisinde çözüleceği de, gerçeğin birinci sırasını işgal ediyor. Öyle ise siyasi partiler, kadın vekillerin sayılarını gözden geçirmeye mecburdurlar.
Kadını Erkek değil, kadın korur kollar. Bunu da Anayasal çerçeve içerisinde çözmek mümkündür. Öyle ise tüm İllerimizde, % 50 erkekliğini gösteremeyeceğimizden, % 30 kadın Milletvekili ile desteklemelidirler.
Kadın “anne” ise, kadın "evin direği" ise neden anayasa çıkaran aktörlerin aktristi olmasın. Yani zaman, kadına yer açma zamanı. Söz! erkek sözü ise!
Serdar Beki
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
