Hatıra Defteri…
Yıllar Önce Bir Milli EÄŸitim Bakanının Gerçek Hikayesi…
Ekleyen: SAHRA Tarih: Ağu.11, 2011, Kategorisi: Hatıra Defteri...

Hasan Ali Yücel
Yıllar Önce Bir Milli EÄŸitim Bakanının Gerçek Hikayesi
Yıllar önce bir Milli EÄŸitim Bakanının odasının kapısı çalındı. İçeriden kararlı ve tok bir ses " girin" diye seslendi.
Oldukça mütevazi döÅŸenmiÅŸ odaya iki tane lise talebesi girdi. Tombul yanaklı olan Milli EÄŸitim Bakanının yanına yanaÅŸarak " Babacığım merhaba. Elini öpmeye geldik Gazi ile beraber" diyerek arkadaşını gösterdi.
Mezun olmuÅŸlardı iki samimi arkadaÅŸ liseden. Gazi ve Can. Bakanın elini öptükten sonra masanın karşısındaki koltuklara oturdular.
Tombul yanaklı çocuk söz aldı, Babacığım biliyorsun okulumuzu her ikimiz de baÅŸarı ile bitirdik. Ve bir yıldır para biriktiriyorduk. EÄŸer senin de iznin olursa Bakanlığın bursundan yararlanıp Amerika’ya okumaya gitmek istiyoruz." Bakan küçük bir sessizlikten sonra " OÄŸlum biraz dışarı çıkar mısın? Bizi arkadaşınla bir iki dakika yanlız bırak" dedi.
OÄŸlu dışarı çıktıktan sonra uzun boylu çocuÄŸa ÅŸöyle dedi. Bak evladım,ben sizler gibi baÅŸarılı öÄŸrencilerin yurt dışında öÄŸrenim görmesini her zaman desteklerim. Fakat bir bakan olarak oÄŸlumu Amerika’ya gönderirsem, bunu baÅŸkaları farklı deÄŸerlendireceklerdir. Bu yüzden sadece sana burs vereceÄŸim. Gerekli iÅŸlemlerin yapılması için talimatı veririm az sonra. Hayırlı olsun deyip dışarı çıkmasını söyledi talebenin.
Heyecan içinde kapının önünde bekleyen bakanın oÄŸluna sarıldı çocuk. " Can sana bir iyi, bir kötü haberim var. Baban bana burs verdi ama senin gitmeni onaylamıyor.
Tombul yanaklı çocuk elini cebine atıp bir mendil çıkarttı. İçi para dolu olan mendili arkadaşına verip, "al bunları Gazi. Nasıl olsa bana lazım deÄŸil bu para artık" dedi, bir yıldır biriktirdiÄŸi parayı arkadaşına uzattı.
OÄŸlunun geleceÄŸini bile ülkesinden sonra düÅŸünen onurlu Milli Egitim Bakanımızı Sayın Hasan Ali Yücel Bey’i saygıyla anıyoruz.
OÄŸlu Can büyük edebiyatçı Can Yücel’dir.
Onun lise arkadaşı Gazi ise dünyanın en ünlü beyin cerrahlarından Prof.Dr. Gazi YaÅŸargil’dir.
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Nereden GeldiÄŸini Unutmayacaksın…
Ekleyen: Editor Tarih: Nis.07, 2011, Kategorisi: Hatıra Defteri...

Nereden Geldiğini Unutmayacaksın!
Ünlü basketbolcu Hidayet TürkoÄŸlu esiyle birlikte, Eminönü’nde geziyordu. Önce akvaryumcuları dolaÅŸtılar, Kapalıçarşı, Nurosmaniye, Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı derken, Yeni Caminin önüne kadar geldiler. Orada bağıra bağıra simit satan bir çocuk vardı. Basketbolcu birden durakladı…
Sonra simitçiye yaklaÅŸtı:
– Simit’in kaça koç ?
- 300 bin abi. Çıtır çıtır….
- Tezgahta kaç simit var ?
- 70-80 tane var herhalde…
- Hepsini alsam ne tutar ?
- Seksen desek 24 milyon.
- Al sana 30 milyon… Farz et ki hepsini aldım…
-SaÄŸ ol abi… saÄŸ ol…
Basketbolcu üç onluk çıkartıp simitçinin önüne bıraktı. EÅŸi ÅŸaÅŸkındı. Üç beÅŸ adım yürümüÅŸlerdi ki eÅŸine yaklaşıp fısıldadı.
- Hidayet sen deli misin ?
- Yooo
- Peki yemediğimiz simitlerin parasını niye verdin ?
- BoÅŸ ver sorma.
- Diyelim ki soruyorum. Hem de ısrarla soruyorum.
- Öyleyse söyleyeyim.
- Lütfedersiniz beyefendi.
- Tablanın kenarı dikkatini çekti mi ?
- Hayır.
- Baksan görecektin. Tahtaya bir isim kazınmıştı.
- Nasıl bir isim ?
- Hidayet !
- Yoksa ?
- Evet o tezgah, eskiden benimdi.
(Bu hikayeyi Hidayet tv8 de katıldığı bir programda kendisi anlatmıştır..)
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Bilezik…
Ekleyen: Elvin Hülya Ç. Tarih: Mar.19, 2011, Kategorisi: Hatıra Defteri...

Kucağında küçük bir köpek vardı.
Veteriner Tıp Merkezi’nin önünde dolanıp durdu bir süre.
Arada bir köpeÄŸini okÅŸuyor, hasta köpeÄŸi tüm acılarına raÄŸmen o okÅŸadıkça başını kaldırıp sahibini koklayarak öpüyordu.
Ve içeri girdiler.
Adam Karabük’te bir apartman görevlisiydi, adı; Oktay Özkul.
KöpeÄŸi Colly’nin çok hasta olduÄŸunu anlattı, köpeÄŸi başını kaldırıp "Neler oluyor?.." der gibi onları dinledi.
Sevgili Veteriner Hekim AteÅŸ, köpeÄŸi muayene etti. Kafasında tümör vardı ve ciddi bir ameliyat gerekiyordu.
Üstelik hemen…
KöpeÄŸin sahibi o an elini cebine soktu, bir bilezik çıkarttı. "Bu karımın tek bileziÄŸi, çabuk gelelim diye bozdurmaya vakit bulamadım, bunu verebilir miyim?.." dedi.
Hekim AteÅŸ’in gözleri doldu.
Adam aÄŸladı…
Ve küçük köpek ameliyat edilmek üzere içeri alındı.
*
Van’daki vahÅŸete, Åžanlıurfa’da dört ayağı insan tarafından kesilmiÅŸ kediye, her an yurdun dört bir yanından gelen kötü-dehÅŸet verici haberlere takılmışken…
Bir anda küçük köpeÄŸini tedavi ettirmek için karısının tek bileziÄŸini alıp koÅŸan Karabük’ten Oktay’ın boynuna sarıldım, taa uzaktan uzaktan…
Onun yüce bir insan olduÄŸunu düÅŸündüm.
Ona, "Sen insanlığın yüz akısın" dedim, duysa da duymasa da…
Onu yüzünü görmeden sevdim…
Onunla aynı ulustan olmaktan, aynı topraklarda yaÅŸamaktan, onunla vatandaÅŸlığı paylaÅŸmaktan gurur duydum…
*
Yazının tam burasında VTM’yi aradım:
Colly’nin durumu iyi. Ameliyat çok iyi geçmiÅŸ, kafası sargılar içinde öyle oturuyormuÅŸ.
Gözü kapıda…
Çünkü ben bunları bilirim; canları çok yansa da onların akılları sevdikleri insandadır, öyle beklerler…
VTM bileziÄŸi almadı, tüm masrafları karşıladı.
Belki yakında Colly, sahibinin kucağında evine dönecek.
Kolunda tek bilezik, ama yüreÄŸinde hazineler taşıyan annesinin… Belki apartman görevlisi, ama insanlığın en yüce mertebesinde beylerbeyi olan babasının yanına…
Bekir CoÅŸkun
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
Milli Ruh…
Ekleyen: Elvin Hülya Ç. Tarih: Mar.18, 2011, Kategorisi: Hatıra Defteri...

MİLLİ RUH
Dönemin BaÅŸbakanı Sayın Turgut Özal zamanında… gerçekleÅŸmiÅŸ bir olay ÅŸöyle anl…atılır: Japon eÄŸitim uzmanları gelmiÅŸ ve ülkemizin eÄŸitim sistemini incelemiÅŸ, Sayın Özal’ın bürokratlarının da hazır bulunduÄŸu bir ortamda raporlarını sunmuÅŸ ve sonuç olarak ÅŸunu söylemiÅŸlerdi: “Sizin eÄŸitim sisteminizde milli ruh yok!” Turgut Özal’ın “Nasıl?” sorusu üzerine ÅŸunu anlatmışlardı: “Biz Japonya’da okula baÅŸlayacak çocuklarımıza milli ruh ÅŸoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı alır HiroÅŸima ve Nagazagi’ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir deriz ki: EÄŸer siz çalışmaz, bilinçlenmez ve az önce gördüÄŸünüz teknolojiye sahip olmak için çalışmazsanız sonunuz böyle olur.”
Bürokratlardan biri atılır: “Ama bizim HiroÅŸima’mız yok ki!”
Japon uzmanın cevabı tokat gibidir: “Sizin Çanakkale’niz on HiroÅŸima eder!”
YAZI,ŞİİR VE ÇİZİMLERİN HER HAKKI SAKLIDIR.İZİNSİZ YAYINLANAMAZ,KOPYALANAMAZ…
