Güzel Sözler


Ne Garip…

Ekleyen: Tarih: May.18, 2013, Kategorisi: Güzel Sözler

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Bahar Geliyor…

Ekleyen: Tarih: Mar.16, 2013, Kategorisi: Güzel Sözler

Bahar geliyor,ağaçlar çiçeklerini açarken yeniden yapılanacak doğa,kanımız kaynayacak,ılık rüzgarlarla ruhumuz okşanacak,güneş içimizi ısıtacak…Sizleri seviyorum.

Elvin Hülya Ç.

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Mevlana’dan…

Ekleyen: Tarih: Oca.14, 2013, Kategorisi: Güzel Sözler

 

Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirlerine zarar vermeden de 
yol almanın mümkün olduğunu…

Mevlana

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Montaigne’den…

Ekleyen: Tarih: Kas.01, 2012, Kategorisi: Güzel Sözler

Talih insana bütün nimetlerini verse, onları tadabilecek bir ruh gerekir..
Bizi mutlu eden ; Bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varmaktır…

Montaigne

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Güzel Kadın Tarifi…

Ekleyen: Tarih: May.10, 2011, Kategorisi: Güzel Sözler, Sinema Tarihinden Ünlüler...

GÜZEL KADIN TARİFİ
 
Ünlü film yıldızı Audrey Hepburn’e güzelliğinin sırrını sordular. Sinema oyunculuğunun yanısıra iyilikseverliğ i ile de tanınan Hepburn bu soruya karşılık aşağıdaki makyaj tarifini verdi:

”Çekici dudaklara sahip olmak istiyorsanız, dudağınıza tatlı sözden başkasını dokundurmayın.

Güzel gözleriniz olsun istiyorsanız, güzel insanlarla göz göze gelin, gerçek dostlar edinip sık görüşün.

İdeal beden ölçülerine sahip olmak ve hep zayıf kalmak istiyorsanız, yemeğinizi yoksullarla ve açlarla paylaşın.

Alımlı saçlara sahip olmak istiyorsanız, çocuğunuzun günde en az bir kere onu okşamasına izin verin.

Dikkat çekici pozlar vermek istiyorsanız, yanınıza bilgelik ve tevazuyu alarak yürüyün, asla cahilce ve gururla yürümeyin.

İnsanların da tıpkı elimizin altındaki eşyalar gibi, hatta onlardan çok daha fazla onarılmaya, yenilenmeye, bakım gömeye, gözden geçirilmeye ihtiyaçları vardır. Hiçbir insanı eskisi, bozuldu işe yaramıyor diye elinizden çıkarma hakkınız yoktur.

Hatırlayın, bir yardım eline ihtiyaç duyarsınız, kendi omuzunuzdan kolunuza doğru göz gezdirin, dirseğinize ve bileğinize varın, işte orada bir yardım eli bulacaksınız.

Yaşlandıkça, iki elinizin olduğunu, birinin kendinize, diğerinin de başkalarına yardım etmek üzere yanınızda hazır beklediğini fark edeceksiniz.

Bir kadının güzelliği giydiği elbisede, beden ölçülerinde ya da saçını tarayış biçiminde değildir.

Bir kadının güzelliği gözlerinden okunmalı, çünkü gözler kalbe, yani aşkın yaşadığı ülkeye giden kapıdır.

Bir kadının güzelliği yüzündeki benlerden değil, içinde sakladığı ruhundan okunur.”

Audrey Hepburn

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Ömrüm Der ki…

Ekleyen: Tarih: Nis.09, 2011, Kategorisi: Güzel Sözler

(ÖMRÜM DERKİ)


Çapkınlara:
Sevmediğin birine asla "Seni Seviyorum" deme, İçinde olmayan duygulardan varmış gibi söz etme, Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme, Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme, çünkü birine verebileceğin en büyük acı  Aşık olmadığın birini Kendine Aşık Etmektir.

Boşuna Bekleyenlere:
…Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır..Senin aşkını bugün hak etmeyen, Bilki 10 yil sonrada hak etmeyecektir. Bırak gitsin…

Kalbi Kırıklara :
Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve ilacı bu acıya alışmak değil ondan ders çıkarabilmektir.

Sevgilisi Olanlara:
Aşkın Amacı birileri için "Mükemmel insan" olmak değildir. Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır.

Aşktan Korkanlara:
Aşka düş ama tökezleme, anla ama bekleme,paylaş ama isteme,yaralan ama asla acıyı içinde büyütme.

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Muhteşem Yüzyıl Dizi Replikleri…

Ekleyen: Tarih: Oca.13, 2011, Kategorisi: Dizi ve Sinema Replikleri...

~Süleyman; Ben süleyman … Babam Sultan Selim Handan Kalan Şerefli Mirasi Devrlmak için yürüyen
– Yürüdüğü her adımda Adalet Araycağına söz veren Osmanlı İmparatorluğunun 10. Sultanı

 

~Hürrem; Af Yok Korku Yok Benim Adım ” Hürrem ” !
Sultan Koydu Mübarek Perşembe !

~Mahidevran: Alexandra duydum ki çok güzel raks ediyomuşsun.Şimdi bizim için de oyna Alexandra.
~Valide Sultan: Hadi oyna
(Alexandra oynar)
~Mahidevran: Aferin Alexandra. Pek maharetliymişsin eğlencede.
~Alexandra(Hürrem) : Hürrem
(herkes ne diyo diyo bu kız gibisinden bakarlar)
~Mahidevran: Ne dedin sen
~Alexandra(Hürrem): Benim adım Hürrem.Alexandra yok.Sultan Süleyman öyle istiyo
~Mahidevran: Terbiyesizlik yapma Alexandra
~Alexandra( Hürrem): Sen terbiyesiz
~Valide Sultan: Alın götürün.Atın mahsena bu terbiyesizi.Gözüm görmesin.
~(Alexandra-(Hürrem’i götürürlerken)):Bırakın beni..BIRAKIN BENİ.BEN HÜRREM’İMHÜRREM’İM.



~İbrahim Paşa ; Ben Pargalı Rum Balıkçı Manolis İle, Venedikli Sofia’dan Doğma,
Parga’dan 10 Yaşında Devşirilen, Dönme İbrahim…
Adım Neydi, Hangi Dilde Ne Anlama Geliyordu, Unuttum. Unutmak Özgürlük.
Yoksa Bırakmıyor Kalbini Adını Aldığın Dil, Üzerinde Yürümeyi Öğrendiğin Toprak.
Ben İbrahim… Parga’dan 10 Yaşında Devşirilen Dönme İbrahim…
Dönmek Nasıl Birşey. İnsan Nereye Döner. Döndüğü Yer Neresidir.
Geriye Dönmek Var Mıdır, Mümkün Müdür. Yoksa Kader Sadece İleriyi Mi Gösterir.
Geldiğin Döndüğün Yer Orda Mıdır, Bekler Midir. Baksan Görür Müsün.
Kalbin Dönerken Pusulan Mıdır. Geçtiğin Yerleri Unutmadan Aynı Yerlerden Geçerek Evin Yolunu Bulabilir Misin.
Yoksa Döndüm, Değiştim, Geldiğim Dediğim
Her Yerde Ve Dilde Ve De Dinde Hala Dönme Misindir.
Dönmek Kabiliyet Değil, Zaruret Midir İbrahim…

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Devrim Arabaları Filminden…

Ekleyen: Tarih: Oca.08, 2011, Kategorisi: Dizi ve Sinema Replikleri...

 

 

Türkiye’de hiç bir başarı cezasız kalmaz!

 

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Konfüçyüs’e Sordular…

Ekleyen: Tarih: Ara.29, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

KONFÜÇYÜS’ e SORDULAR

– Bir memleketi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?

  Büyük filozof şöyle cevap verdi:

– Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle işe başlardım.
  Ve dinleyenlerin şaşkın bakışları karşısında sözüne devam etti:

– Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz.
  Düşünceler iyi anlatılamazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz.
  Ödevler gereği gibi yapılamazsa, töre ve kültür bozulur.
  Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar.
  Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk,
  ne yapacağını,nereye varacağını bilmez.
  İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.

 

 

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Güzel Sözlerden…

Ekleyen: Tarih: Ara.27, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

Her yaLan unutuLuyor zamanLa,Her yara kabuk bağLıyor.
Gidenler arkalarında kırık kaLpLer bırakıyor beLki.
Ama zamanLa o yangınLarda sönüyor..
Gün geliyor sadece SEN kaLıyorsun ve ne giden geri geLiyor
ne de döktüğün gözyasi onLara değiyor..
O yüzden eğer bu hayatta iLLa kıymet biLmek gerekiyorsa
sadece kıymetini biL..
………Bosver; Her rüya güneşLe sona eriyor…

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Şems-i Tebrizi’nin 40 Kuralı…

Ekleyen: Tarih: Ara.16, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

Şems-i Tebrizi’nin 40 Kuralı
( Gönlü Geniş Ve Ruhu Gezginlerin Kırk Kuralı )

– Birinci Kural:
Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar.
Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla…Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

– İkinci Kural:
Hak Yol’ unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil.
Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!

– Üçüncü Kural:
Kuran dört seviyede okunabilir.
İlk seviye zahiri manadır.
Sonraki batıni mana.
Üçüncü batıninin batınisidir.
Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

– Dördüncü Kural:
Kainattaki her zerrede Allah’ ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir.
Allah’ ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’ nu görüp ölen de yoktur. Kim O’ nu bulursa sonsuza dek O’ nda kalır.

– Beşinci Kural:
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır.
Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını.
"Aman sakın kendini" diye tembihler.
Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, ko gitsin! "
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer.
Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

– Altıncı Kural:
Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır.
Sen sen ol, kelimelere fazla takılma.
Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.

– Yedinci Kural:
Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’ i keşfedemezsin.
Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

– Sekizinci Kural:

Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma.
Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar.
Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.
Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.
Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.

– Dokuzuncu Kural:
Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir.
Sabır nedir?
Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.
Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder.
Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

– Onuncu Kural:

Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün!
Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

– Onbirinci Kural:
Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz.
Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

– Onikinci Kural:
Aşk bir seferdir.
Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir.
Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

– Onüçüncü Kural:
Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var.
Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir.
Tutup da ona hayran olmaya değil.

– Ondördüncü Kural:
Hakk’ ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol.
Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.
"Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

– Onbeşinci Kural:
Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür.
Tek tek herbirimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz.
Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır.
Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

– Onaltıncı Kural:

Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır.
Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir.
Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir.
Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.

– Onyedinci Kural:
Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur.
Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır.
Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

– Onsekizinci Kural:
Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir.
Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir.
Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir.
Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.

– Ondokuzuncu Kural:

Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları.
Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir.
Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin.
Yakında gül yollayacak demektir.

– Yirminci Kural:
Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir.
Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

– Yirmibirinci Kural:

Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık.
Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı.
Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

– Yirmiikinci Kural:

Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur.
Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur.
Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

– Yirmiüçüncü Kural:
Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret.
Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için.
Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar.
Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıktan uzak dur.

– Yirmidördüncü Kural:
Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi,
atttığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir.
İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

– Yirmibeşinci Kural:
Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.
İkisi de şu an burada mevcut.
Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında.
Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

– Yirmialtıncı Kural:

Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes gözünmez iplerle birbirine bağlıdır.
Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma.
Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir.
Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

– Yirmiyedinci Kural:

Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et.
Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.
Senin gönlün değişirse dünya değişir.

– Yirmisekizinci Kural:

Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret.
Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi.
Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.

– Yirmidokuzuncu Kural:
Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir.
Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.
Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.
Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.
Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

– Otuzuncu Kural:
Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.

– Otuzbirinci Kural:
Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı.
Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir.
Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp…
Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız.
Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

– Otuzikinci Kural:
Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin.
Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.
Bilhassa putlardan uzak dur dost.
Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma!
İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

– Otuzüçüncü Kural:

Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten farkı olmamalı.
Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

– Otuzdördüncü Kural:
Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir.
Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

– Otuzbeşinci Kural:
Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz.
Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla.
İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi.
Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

– Otuz atıncı Kural:
Hileden, desiseden endişe etme.
Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur.
Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sisitem karşılıklar esasına göre işler.
Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!

– Otuzyedinci Kural:
Tanrı kılı kırk yararak titizlilke çalışan bir saat ustasıdır.
O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur.
Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç.
Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

– Otuzsekizinci Kural:
"Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazırmıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil.
Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık.
Her an her nefeste yenilenmeli.
Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

– Otuzdokuzuncu Kural:
Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar.
Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır.
Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde…
Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.

– Kırkıncı Kural:
Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır.
Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma!
Ayrımlar ayrımları doğurur.
AŞK’ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.
Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Ben Seni Sevdiğimde İstanbul’a Gün Doğmamıştı…

Ekleyen: Tarih: Ara.11, 2010, Kategorisi: Dizi ve Sinema Replikleri...

Ben seni sevdiğimde istanbula gün doğmamıştı
balıkçılar ağ atmamış
şairler henüz yatmamıştı
neler yaşadık önce
ben seni ne çok sevdim
bir istanbul expresinden halliceydi kalbim
ve bir yemini körelttim şimdi yerine bir umudu bile
ve bir istanbul expresinden halliceydi kalbim

üstelik bilmiyordum beşiktaştan beyoğluna kaç saatte inilir
aşk nerdedir bu şehirde hangi sokakta gezinir
dedim ya ben seni sevdiğimde istanbula gün doğmamıştı
gün doğmadan neler doğar
bunu gönlümde ummamıştı
uçakları hiç sevmem trendende vazgeçtim
izmir’den istanbul’a tam bir saatte geçtim..

Nurullah Okatan
(kavak yelleri dizisinden)

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Geniş Aile Dizisi Replikleri…

Ekleyen: Tarih: Kas.14, 2010, Kategorisi: Dizi ve Sinema Replikleri...

Cevahir: Çabuk beni hastahaneye götür.
Koyu Bilal: Yoğun baktım ya lan daha ne ?

Mürsel: Nazan ev buldum bir oda hiç salon.

Kütük: Oğlum biz böyle çok güçlü olduk be, al bizim boğaçı da senden olsun.
Zekai: Rahat ol sen, ağzınızı kırdıktan sonra hepiniz benden olacaksınız.

Bilal: Seninle şimdi kavga etmicem cevahir, dışardan benim dayak yediğim sanırlar.

Cevahir: Mürselcim, ben de iki ters bi dürüstüm! istersen bi tersime falan gelmeden yürü koçum!

Şükufe: Bilal’i şimdilik kadro dışı bıraktım yerine iyi birisini bulursam sezon bitmeden göndericem.

Cevahir: Ne kadar eksiksen söyle ulvi, üstünü tamamlıyım lan.

Cevahir: Bak bilal! senin ömründen kefilsiz kredi çekerim!’

Zekai: Beni evlatlık mı aldınız ya bu evde hiç bi istediğim olmuyor
Nazan: Merak etme Zekai evlatlık almış olsak daha seçici davranırdık .

Bilal: Oğlum müfit, Cevahir mevsim normallerini yaşarken, ben dört mevsim güneşi görüyorum.

Cevahir: Lan ulvi sen ingilizce biliyodun dimi?
Ulvi: Abi düşünüyorum da konuşamıyorum.
Cevahir: Peki nece düşünüp türkçe konuşuyosun?

Mürsel: Kuddusi baba farkettiniz mi ? Ümran Süreyya Beyin 2 ismi de uniseks

Cevahir hastanededir.
Cevahir: Hocam benim bu flashdiskime bağlı semptomlarımda bağkursal kıpırdamalar var ama hadi hayırlısı.
Doktor: anlamadım.
Cevahir: Ya ben şimdi bunu halk dilinde nasıl anlatayım ki.
Ulvi: Abi ne oldu.
Cevahir: Ulan iki bilimsel terimin belini kıralım dedik kaçtı gitti çıban.Sahte doktor mudur nedir.

Baba:Ulan faydasız çık git evimden gözüm görmesin anca bayramlarda ananın elini öpmeye gelirsin.
Cevahir:milli bayramlarda dahilmi baba ?  
 
Mürsel: Cevahir git burdan bak valla polisle attırırım seni
Cevahir: Sen akşam eve gelicen ama di mi, ben seni sivilde yakalicam akşam di mi, o zaman görüşcez senle.
Mürsel: Takım elbiseyle gelirim, takım eliseyle yatarım, sivil olmam. yürü git lan!

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Not:Seni Seviyorum Filminden…

Ekleyen: Tarih: Eyl.29, 2010, Kategorisi: Dizi ve Sinema Replikleri...

Hepimiz birden yalnızsak yalnızlıkta da beraberiz demektir.

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...