Alıntılar

Baba ve Evlat…

Ekleyen: Tarih: Ağu.28, 2012, Kategorisi: Alıntılar

BABA VE EVLAT

Baba : Evladım seni çok göresim geldi, nerelerdesin?

Evlat : Baba çok işim var..

Baba : Evladım seni arıyorum, ama ulaşamıyorum.

Evlat : Baba toplantılarım var.

Baba : Evladım seni bugün yemeğe bekliyoruz.

Evlat : Baba arkadaşlarla önceden yaptığımız bir program var.

Baba : Evladım bir sesini duyayım dedim.

Evlat : Babacığım şimdi kapatmak zorundayım, ben seni ararım.

Baba : Evladım seni ne zaman göreceğiz?

Evlat : Baba çok işim var, bir ara uğrarım.

Baba : Evladım dün gece rüyalarıma girdin, iyi misin?

Evlat : İyiyim baba iyiyim.. Şimdi araba kullanıyorum, seni sonra ararım..

Baba : Evladım ne zaman arasam işin var, yoğunsun, seni çok özledim, ne zaman görüşeceğiz?

Evlat : OF BABA YAAA!!!

Bir zaman sonra evlat babasına telefon eder… Telefonu açan babasının komşusudur

Evlat : Babamla görüşeceğim, çok işim var, gelemeyeceğimi söyleyecektim..

Komşu : Babanız dün gece vefat etti, son sözleri de “Evladım şimdi iş toplantısındadır, onu rahatsız etmeyin, beni toprağa siz verin” oldu…..

Alıntı

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Mutluluk Duası…

Ekleyen: Tarih: Haz.27, 2012, Kategorisi: Alıntılar


MUTLULUK DUASI

Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil, sevebileceğim herkes de dahil… SAĞLIĞI İYİ OLSUN Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın… SEVDİKLERİYLE BİRARADA OLSUN Bu birileri az ama öz olsun Sevgisinin tamamını harcasın Harcasın ki ona büyük bir miras kalsın.. SEVMEKTEN BIKIP USANMAYACAĞI BİRİ OLSUN Onun yeri ayrı olsun Aşık olsun, sırılsıklam olsun Kurumasın… YAPMAKTAN BIKIP USANMAYACAĞI BİR İŞİ OLSUN İbadet eder gibi, bu keşfini her gün yeniden kutlar gibi Onu yapıp dursun… NEŞESİ BOL OLSUN Kendini mutlu etsin Durduk yere neşelenmek nedir bilsin.. DEĞİŞTİRMEK İSTEDİKLERİ DEĞİŞSİN İçte ve dışta, iyi günde ve kötü günde hep tadilat yapsın Kendinden taşınmak isterse İçindeki güç, dışındaki sevgi ona yardımcı olsun… BİR HAYALİ GERÇEK OLSUN Bir hayale gözünü yumsun Peşinden koşup onu sobelesin.. BU DUAYI OKUSUN.. KENDİ SESİYLE DUYSUN.. DUASI GERÇEK OLSUN

AMİN….♥

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Bazen Sadece Susarsın…

Ekleyen: Tarih: Nis.06, 2012, Kategorisi: Alıntılar

BAZEN SADECE SUSARSIN

Bazen susarsın ya,
Konuşmak istemezsin,

Öyle kalakalırsın,

Hani bırakıp giderler ya seni bir başına,

Ya da sen öyle hissedersin.

Kalakalırsın.

Kelimeler boğazında düğüm,

Söylesen çağlayanlar, şelaler olur,

Yalçın kayalardan dökülen,

Ya da yıldırımlar, şimşekler olur,

Gökyüzünden yere çakılan.

Ama susarsın ya işte,

Bakakalırsın, gidenlerin arkasından.

İçinde bir dolu dünya,

Ama gözlerinde boş bakışlar.

Ellerin yumruk olmuş,

Dizlerinin bağı çözülmüş,

Oturduğun yerden kalkamazsın ya.

Dilinin ucuna gelenleri yutarsın,

Sebebi yoktur,

Bazen sadece susarsın

Alıntı

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Eskiden Daha mı Güzeldi?..

Ekleyen: Tarih: Oca.31, 2012, Kategorisi: Alıntılar

Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.

Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta Babanım bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki…..

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya,zıplaya yürüyerek gelirdik.

Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.
Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar,hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine gidip gelen (…ki;sadece çişi gelen giderdi evine)elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi…
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var, içinde yaşayan yok. Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye
hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ‘vale’lerin, ‘bady’lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik?
Yoksa birileri mi böyle istedi?..
‘Her toplum hakettiği gibi yönetilir’derler ya, hakettiği gibi de yaşar diyelim mi?

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Bazen Birileri Hayatınıza Girer…

Ekleyen: Tarih: Eyl.21, 2011, Kategorisi: Alıntılar

Bazen birileri hayatınıza girer ve onların orada olmalarının, sizin bazı amaçlarınıza hizmet etmeleri, size ders vermeleri veya kim olduğunuz ya da kim olmak istediğiniz konusunda size yardım etmeleri demek olduğunu kesinlikle bilirsiniz.

Bu kişilerin kim olabileceklerini asla bilemezsiniz bir oda arkadaşı, bir profesör, bir arkadaş, bir sevgili ya da tamamen yabancı biri ama gözleriniz onlarla kilitlendiğinde, işte o an hayatınızı çok derin bir şekilde etkileyeceklerini bilirsiniz.

Bazen, başınıza gelen şeyler ilk başta korkunç, acı verici ve adaletsizce görünebilir ama sonraları aksine o engelleri aşmadan potansiyelinizin, gücünüzün, iradenizin ve yüreğinizin asla farkına varamayacağınızı anlarsınız.

Hastalık, yaralanma, aşk, gerçek mükemmelliğin kayıp anları ve aptallıklar, hepsi sizin ruhunuzun sınırlarını test etmek için vardır. Bu küçük testler olmaksızın, her ne olursa olsunlar, hayat hiçbir yere varamayan, pürüzsüzce asfaltlanmış düz, yavan bir yol gibi olurdu. Güvenli ve rahat; ama aptalca ve tamamen anlamsız.

Tanıştığınız, hayatınızı etkileyen insanlar, tecrübe ettiğiniz başarı ve çöküşler, kim olduğunuzu ve kim olacağınızı bulmanıza yardımcı olurlar. Kötü tecrübelerden bile bir şeyler öğrenilebilir. Aslında, bazen onlar en önemlileridir.

Eğer birileri sizi severse, karşılığında onlara hangi şekilde yapabiliyorsanız sevgi verin, sadece sizi sevdikleri için değil aynı zamanda size sevmeyi ve kalbinizi ve gözünüzü nasıl açabileceğinizi öğrettikleri için. Eğer birileri sizi incitirse, aldatırsa ya da kalbinizi kırarsa, onları affedin, size, güveni ve kalbinizi kimlere açacağınıza dikkat etmenin önemini öğrettikleri için.

Her gününüzü önemseyin. Her anın değerini bilin ve onu bir daha asla yaşayamayacağınız için o anlardan alabileceğiniz her şeyi alın. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun ve onların söylediklerini dinleyin!

Aşık olmanıza izin verin, kendinizi serbest bırakın ve görüşlerinizi yükseltin. Başınızı dik tutun; çünkü her türlü hakka sahipsiniz. Kendinize önemli bir kişi olduğunuzu söyleyin ve kendinize inanın; çünkü eğer siz kendinize inanmazsanız başkalarının size inanması güç olacaktır.

Hayatınızda istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Kendi hayatınızı yaratın ve daha sonra dışarı çıkıp hiç pişmanlık duymadan yaşayın! Ve eğer birilerini severseniz bunu onlara söyleyin; çünkü yarının neler sakladığını asla bilemezsiniz.

Yaşadığınız her günden hayata dair bir ders alın! Bugün; dün için endişelendiğiniz yarındır. Buna değer miydi?

Sharon Zeff

 

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Sevenlere…

Ekleyen: Tarih: Ağu.01, 2011, Kategorisi: Alıntılar

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Hoşçakal/2…

Ekleyen: Tarih: Tem.09, 2011, Kategorisi: Alıntılar

HOŞÇAKAL

…ardımda yoksul bir sevda ve bana ait ne varsa bırakıp gidiyorum ardıma bakmadan…hoşçakal alnımın yazısı,kaderimin küskünü  hoşçakal…Bir yıldız daha kaymadan gözlerimden,yüreğimden bir arzu daha sönmeden ıssız bir köşede bırakıp kırgın,sabah çiğlerine gözyaşlarımı,hüzünlü bir fotoğrafta düşlerimi bırakıp çekip gidiyorum…ey aşk! ey sevgili!   yüreğimde ki bu acıyı başka bir acıya sarıp,alıp yıldızların ve dağların gölgesini yanıma…yüzümde kış,bakışlarımda kar… yorgun akan bir ırmak misali sokaklara bırakıp yalnızlığımı çekip gidiyorum…sevdiğim hoşçakal  Gecelerimin yıldızı,karlı dağlarım hoşçakal…. bütün borçlarını ödedim bu şehrin,geri dönmez bir mevsimdeyim artık duramam ey aşk! bu şehre sığamam bu hüzünle… yoksa acılar üşütür beni,kar kavurur anılarımı,donar bakışlarım,üşürüm ey aşk!

Alıntı

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Bu Nasıl Aşktır/Mihrimah Sultan Cami…

Ekleyen: Tarih: Tem.03, 2011, Kategorisi: Alıntılar

Bu nasıl bir aşktır…

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi …onunla evlenmek ister.

Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.

Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.

Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır!
Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.

Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir.

Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.

Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a.

Cami küçücüktür.

Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır.

İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana.

İşte, aşka adanmış iki eser.

Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin.

Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür.

Göreceğiniz manzaraysa şudur;

Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar!

Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay.

Alıntı

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Bu Saatten Sonra…

Ekleyen: Tarih: Haz.23, 2011, Kategorisi: Alıntılar

 

konuşacağım insaları ben seçerim,
kafama göre takılır,istediğimle muhattap olurum…
kendime güvenirim,bunu sorgulayanı sorgularım.
küçük şeylere takılırım,OLAYCIYIM…
benimle oyun oynanmaz,mızıkçıyım…
…hayat zordur bilirim,ama bende kolay biri değilim…
çocularla çocuk kalmışlarla uğraşmam yol veririm…
vede zekasından şüphe ettirenleri,
hayatımdan çıkarır,engellerim.
herkes için mükemmeli değil;
ben sevdiğim için bana mükemmel geleni beklerim…
…ağır severim…
gerektiğinde masaya yumruğunu vuracak,
saygı görecek,benim gözümde saygın olacak…
benim için mantık önemli şeydir,gerisi hoştur lakin boştur..
ben istemedikten sonra kim olursa olsun HİÇTİR…
geçmişe takılmam,mazi der geçerim…
adımlarımda kim ne der diye düşünmem…
basit kişilerle polemiğe girmem…
bazı şeyleri asla affetmem…
tutkularım vardır asla vazgeçmem…
gidiyorsam eğer çok özlesem bile geri dönmem…
bazen çok severim ama söyleyemem…
mutavazıyım ukalalıkla ilgilenmem…
yalan ve taktiklerle uğraşmayın  yemem…
herkes haddini bilsin dostlarıma laf söyletmem…
artık kimseye kolay,kolay güvenmem…
bi daha güvenmedikçe sevmem!
giden gider,kalan sağlar benimdir der yolumdan dönmem…
AĞIR GELİRSE BUNLAR FİRAR SERBEST ÜSTLENMEM…

Alıntı

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

İyileştiren Sevgilere İhtiyacı Var İnsanın…

Ekleyen: Tarih: Haz.04, 2011, Kategorisi: Alıntılar

İYİLEŞTİREN SEVGİLERE İHTİYACI VAR İNSANIN…
 
İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın,
Seni tüm zaaflarınla, hatalarınla kabul eden,
Tüm korkularınla bilen,
Hesapsızca ve sorgusuz,
Şartsız ve koşulsuz,
Bencilce olmayan,
"Benim" den önce senin olan,
Onaylamasa da kabul eden bir yumuşaklıkta,
Kalbinin içi kadar bir uzaklıkta,
Sonuçta değil süreçte iyi gelen,
İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın.
Düşüncesi bile gülümseten,
Omuzlarındaki tüm yüklerinden seni azad eden,
Keder değil yaşama sevinci veren,
Tüm yaralarını kendi bile fark etmeden saran,
İyileştiren, iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın.
Beklentileriyle yormayan, fazla soru sormayan,
Yanında sen gibi sen olduğun,
Tüm yanlış bildiklerini unuttuğun,
Hiçbir hesap yapmadığın, yapamadığın,
İyi gelen, iyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın.
Seni kalıplar içine sıkıştırmayan,
Tüm kayıp taraflarını bakışlarıyla bulduran,
En beceriksiz taraflarını,
Sevimli bir çocuğun yaramazlığı gibi görüp, Seni sevmeye daha da sarılan,
İyileştiren, iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın

Alıntı

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Neler Bildiğin Önemli Değil,Ne Yaptığın Önemlidir…

Ekleyen: Tarih: Haz.02, 2011, Kategorisi: Alıntılar

Neler bildiğin önemli değil, Ne yaptığın önemlidir.

Öğrendik ki…
Bir tek insanın bize "İyi ki varsın." demesi,
var olduğumuz için mu…tlu olmamızı sağlar.

Öğrendik ki…
Kibar olmak,haklı olmaktan daha önemlidir.

Öğrendik ki…
Hayat şartları bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasa da
hepimiz çılgınlıklarımızı paylaşacak birini arıyoruz.

Öğrendik ki…
Bazen tek ihtiyacımız olan bir el ve bizi anlayacak bir yürektir.

Öğrendik ki…
Parayla "klas insan"olunmuyor.

Öğrendik ki…
Gün içinde başımıza gelen küçücük şeyler,
günün sonunda koca bir mutluluğa dönüşüyor.

Öğrendik ki…
İnkar edip içimizde sakladığımız şeyler,
gerçekliğini kaybetmiyor.

Öğrendik ki…
Biriyle dalaştığımızda tek başardığımız,
onun bize daha çok zarar vermesini sağlamaktır.

Öğrendik ki…
Her yarayı saran zaman değil ,sevgi….

Öğrendik ki…
Çabuk olgunlaşmak için,zeki insanlardan çevre edinmek gerekir.

Öğrendik ki…
Karşılaştığımız herkes bir gülüşümüzü hak eder.

Öğrendik ki…
Hiç kimse mükemmel değildir.

Öğrendik ki…
Hayat zorludur ama biz daha zorluyuz.

Öğrendik ki…
Gülümsemek,daha güzel bir görüntüye kavuşmanın bedava yoludur.

Öğrendik ki…
Hepimiz zirvede olmak istesek de asıl keyif,
oraya tırmanırken yaşadıklarımızdır.

Öğrendik ki…
Zamanımız ne kadar azsa,yapacak işler o kadar çoktur…

Alıntı

1 Yorum Var :, D.E.V.A.M.I...

Bir Kadın Gittiğinde…

Ekleyen: Tarih: Nis.23, 2011, Kategorisi: Alıntılar

Kadınlar gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde ‘yetim-öksüz’ kalan çok olur:
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler…
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker ’sarıkız’.
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde…
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci.. .
Bir anne gider…
Bir dost…
Bir arkadaş…
Bir sevgili…
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.
Hep böyle olur bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki ‘Dikkat et…’ duyulmaz, annesi gitmiştir ‘geç kalma’nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.
Ve bir kadın gittiğinde pek çok ‘yetim’ bırakmıştır arkasında
.

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Sen Gideli Kaç Saat Oldu…

Ekleyen: Tarih: Nis.21, 2011, Kategorisi: Alıntılar

Sen gideli kaç saat oldu? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar …geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. Oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..

Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli…

Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım. Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.

Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.

Yoksun, gittin, tek başına koydun… Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum.. Yetti artık, yetiş n’olur dayanamıyorum.

Alıntı

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Senin Haberin Yoktu Bir Kalbi Titrettiğinden…

Ekleyen: Tarih: Nis.07, 2011, Kategorisi: Alıntılar

Senin haberin yoktu bir kalbi titrettiğinden. Yoksa vardı da , bu kalp ağrıları zevk mi veriyordu sana. Ben, yalnızlığını dert etmeyen insanlarla tanışırken, sen; aşk sunuyordun güzel gözlerinle. Ve bir gün öyle bir bakmıştın ki, bütün veresiye sevgilerim boğulmuştu gülüşlerinde…
İşte o zaman cesaret dolu kalbimin, aslında yenik hatta korkak bir organ olduğunu anladım. Neden olduğum hatalarımı unuttum, hatalarımla sana sığınmama neden oldun.

Hep özlemle yaşar insan. Evet öyledir. Hayatı özleyenler ya mahkumlardır ya da ölülerdir. Yaşamayı özlemek başkadır hayatla beraber. Belki de özgürlük adı altında sömürdüğüm sevgiler sana sığınmama bir nedendir. Gözlerini gördüğümde; sen bana bakmasan bile, çıtır çıtır kırılan kalbim, başka özlemleri arzulama engellidir.
Gözlerini yüceltiyorum. VE Sadece yaşamayı özlediğim için çıkıyorum yanlızlık mezarından. Bu gösteri daha ne kadar sürer ya da ne zaman biter en iyi sen biliyorsun. Bu sadece sana sığınmanın felsefesidir.

Almıyor aklım işte! Geriye dönüp baktığım aşkımın hüznü vuruyor yüzüme. Sertçe. Sonra sana sığınıyor bedenim. Tutunuyorum gülüşlerine…

Evet; Senin haberin yoktu bir kalbi titrettiğinden. Ya da vardı da bu ağrılar zevk veriyordu sana. Bu hasta yüreğin , bir yaşama özlemi olduğunu ve o yaşamın seninle dolu bir hayat olduğunu gösteriyordu belirtiler.

Dedim ya her insan özlemle yaşar. Benim hayatı özlememde ki sır, ölü canlılığımla gözlerinde dirilmek. Belki bana göstereceğin ilgi azaltacaktı ağrılarımı. Ne olur çocuksu bakışlardan çaldığım gülüşünü alma gözlerimden. Anla sana sığıntılarımı.

Alıntı

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Kırıldım Aşka Onun Haberi Yok…

Ekleyen: Tarih: Nis.06, 2011, Kategorisi: Alıntılar

 

Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak bir şey yok ortada. Yine de yüreğimden, gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kalıyor..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum…imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir çocuk gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum. Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum. İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..!
Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi bugün, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu, bedenim değil…Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum.
Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgalı denizlerde yaşar. Levrekler uzak bir düş gibi zor yakalanır. Ama sen becerirsin düşleri yakalamayı, derinlere dalmayı, uzaklara kavuşmayı..Sahi, becerebilir misin..?
Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma. Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş, kafayı bulunca itiraf etti sonunda. Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil. Gelseydin; kendimi unutup sana akacaktım, susturacaktım içindeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş oluşum gibi, dokunacaktım, kusacaktım birikmişliğimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hiç de niyetin yoktu aslında. Kendimi kandırdığımı anladığımda, ağlıyordum…
Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana. Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda…Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eğer, niye benim yanımda değilsin ki…?
Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana. Gittin..belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım. Ayak uyduramadım yorgunluğuna. Düşlerindeki öpüşü konduramadım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın dokunuşlarında kendini bulan. Ama en çok da imkansızın oldum, hırçınlığın, yirmi yaşın, gecikmişliğin…Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum. İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum. Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum. Aşk pazarında harcadığın mevsimler oldum, sessizce boşalan gözyaşların,birikmişliğin oldum. Son ses dinlediğin bir şarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler, ister istemez yaşadığın talihsizlikler oldum. Yüreğindeki kadın ben olmak isterken, yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum…? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk…Kalbime henüz söylemedim gittiğini. Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.
Gittin…sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan unutulmak aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışıyor..? Unutan sen olsan da, sana bile yakışmıyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun işte, aşka ve sana ihanet etmiyorum ben, ki kırgınlığım aşka.Sen üstüne alındın…Bir sonbahar’da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni çıkarttı karşıma. Sen “bitti” dediğinde yağmur yağıyordu, aşkın canı sıkıldı, seni aldı…

Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
Ayrilirken kimligim, adresim sende kalmis.
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldügümü gösteren tek resim sende kalmis..

Alıntı

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...