Tag: serdarbeki

Meydanlar “bip”lemedi…

Ekleyen: Tarih: Haz.05, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Meydanlar “bip”‘lemedi  

Cüretkâr ve peşin hükümle söylüyorum ki, anketler ve seçim arenasından gelen haberlere itibar etmiyorum. Seçimin nabzı konusunda ahkâm kesenler, genelde hüsrana uğramışlardır. Ben seçimin sonucuyla değil, meydanlardaki yakışıksız üslubun kazıdıklarıyla meşgulüm.
 

Son yılların en “bip”li seçim mitinglerini geride bırakırken, koskoca küfürler, argo konuşmalar, küçümseyici dizeler yerinde kala kaldı. Rahmetli Kemal Sunal’ın vazgeçilmez filmlerinden şakalar bile bip’lenirken, Liderlerin konuşmaları süzgeçsiz, güpegündüz evlerimize oturuverdi. Misafirperver, hanedan bir milletiz dedikte, bu kadarda değil hani. Zamane çocuklarından, her evde en az bir tane var. Nazarlara gelmesinler, amma! seçim meydanlarından atılan her argo cümle, alınlarına kurşun gibi değmiştir. Sırf seçmeni etkilemek amacıyla söylenen sözler, geleceğe dair kazanç değil hasar bıraktığı muhakkaktır.

550 Milletvekili seçileceği gerçeğinden yola çıkarsak, meydanda Adeta düşman olanlar, ceylanlara gelerek deri koltuklarda, bir birleriyle hayli manidar hasbıhal edecekler. Hem uhrevi, hem dünyevi dostluklar kuracaklar. Gayette normal bir süreç olacaktır. Peki, çocuklarda hatta biz saçı sakalı beyazlamışlara bıraktıkları küfür mirasını, nasıl reddi miras kılacaklar… Sırf parlamento havasını teneffüs etmek için, bunca kırıcı, gayri terbiyeli ifadeler kullanmak ne devlet terbiyesine nede insan sıfatıyla bağdaşmamakta. Topluma örnek olmak buysa, milleti temsil etmek buysa, beyhude çabalar bunlar… Hani çok iyi hareketler değil, bu hareketler.

Sonucu belli olan bu seçime, geri sayımda olduğumuz bugün, önümüzde şuan görev yapan TBMM resminden, farklı okuma olmayacaktır. Büyükler ne zaman dünyanın pisliğine batsalar, çocuklara sarılırlar. Çocukların temizliğiyle yıkanmak, arınmak isterler. Ancak çocuklarda büyüdükçe kirlenirler. Onlarda sarılacak çocuk ararlar. Büyükler dünyanın pisliğinden kurtulmak için çocuklara sarılmak yerine, dünyayı pislikten arındırmanın gerekli olduğunu anlasalar. Ne zaman anlayacaklarının da, önü çok açık… Bir dizi film den aldığım replikle yazımı taçlandırayım dedim… İyide etmişim.

Siyaset, siyaset olalı bunca “bip”i bir arada görmedi…
Çocuklar duydu haberiniz ola.

Serdar Beki

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Seçim Kapıya Dayanınca…

Ekleyen: Tarih: Şub.03, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

 

Seçim Kapıya Dayanınca

En beğenilen, en başarılı siyaset adamını sorguladığımız zaman, % 41 oy oranıyla Recep Tayyip Erdoğan ilk sırada. Kemal Kılıçtaroğlu, % 10’la ikinci sırada… Devlet Bahçeli % 4 oy oranı ile üçüncü sırada.

“Cinsiyete göre baktığımızda önümüzdeki seçimde”
Ak parti ye; Kadınlar % 46,5 Erkekler % 40,1 oy vermeyi düşünüyor!
CHP ye; Kadınlar % 21,3 Erkekler % 17,6 oy vermeyi düşünüyor!
MHP ye; Kadınlar % 7,1 Erkekler % 12,9 oy vermeyi düşünüyor!
BDP ye; Kadınlar % 3,5 Erkekler % 6,7 oy vermeyi düşünüyor!

Bu tabloya baktığımızda, Ak Partinin muhtemel iktidarını kadınlar sağlıyor. Üşenmeden, bana ne demeden, oy sandıklarına sahip çıkıyorlar.

Ak Parti, iktidarını kadınlara borçlu.
CHP ise muhalefetini…
MHP ve BDP ise, erkeklerin oyları ile yetiniyorlar.
MHP, zar zor barajı aşıyor…
BDP ise, bağımsız girerek gurup hakkı elde ediyor…

Siyaset bu… Biri birinci, biri ortada, birileri de sonlarda olacak. Her rey sahibi, hür iradesi ile sandığa gider… Ancak son seçimlerde, hür irade yerine kadın iradesi hâkim görünüyor. Mutfak reisliğinden, iş dünyası reisliği kesmemiş görünüyor ki, Ak Parti Ve CHP de kadınlar bayrağı önde taşıyor, açık arayla.

Türkiye genelinde, Ak partinin Kürt ve Zaza kökenli vatandaşların oyları ile oy çıtasını yükselttiğini bilirdim. Ancak, kadınların bu denli aktif rol aldıklarını, son memleket ziyaretimde gördüm.

Ha sohbet, ha eşlerinden aldıklarım bilgilere dayanarak diyebilirim ki, Bingöl ilimiz Ak Partiyi oy şampiyonu yaptı, bunu da Bingöl kadınlarına borçlular. Eşlerini Ak Partiye rey verme hususunda ikna eden kadınlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın karizması, dik duruşu, eşinin kapalı olması, One munite çıkışı, kadınların üzerinde ciddi etki yapmış ve etki reylere sirayet etmiş, edecek…

İstihdamın çok az olduğu, işsizliğin yüksek oranlarda olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının çok ciddi çalışmalarının, yoksul kadınlar üzerindeki etkisini katarsak, AK Parti ve onun Lideri, haliyle Bingöl İlinde birinci oluveriyor. Sosyal Yardımlaşma ise en büyük yardımı, yine bayanlara yönelik yaptığından bunun önemi bir kez daha ortaya çıkmış oluyor.

Bingöl ilinde seçim hazırlıkları başlamış, aday adayları bir bir demeç veriyor! Bir eksikle… Madem kadınlar seçimin kaderini belirliyor. Bir yanlış var, bu yanlışa da bir dur demenin vaktidir…

Milletvekili sayısı 3 olan Bingöl ili, siyasi partilerden en az bir kadın aday olma hakkını hak ediyor. Mevcut haliyle, AK Parti 3 erkek milletvekili ile mecliste bulunuyor… Önümüzdeki seçimlerde, 1 kadın 2 erkek milletvekiliyle temsil etse…

Bu konuda Siyasi Parti temsilcilerine bir mektupla başvurmayı borç edindim.

Bingöl hanımefendileri, Ya siz ne dersiniz?

Serdar Beki

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...


TOKHADER’e Alkış…

Ekleyen: Tarih: Eki.22, 2010, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

TOKHADER’ e Alkış

Kadının kendi var, kimliği yok!

Ülkemde kadının hakkını savunmak, yerleşmiş düzeni değiştirmeye kalkmak cesaret ister!
Erkek egemen bir toplum içerisinde kadın hakları sözcükleri havalarda dolaşırken, ayaklar bir türlü yere basmaz.
Lafta kalır!

Kadın ezilir, aşağılanır, cahil bırakılır. Bu yapılırken yüksünmez erkeği… Sanki hepsini hak ediyormuş muamelesi görür.

Kadın doğmuştur bir kere!

Yıllarca süregelen bu zihniyete bir dur deme adına yeni bir dernek kuruldu:  

TOKHADER
Dernek Başkanı;  Sayın Hüsniye Kaya… Güçlü bir kişilik!
Sözlerine bir kulak verdiğimde, Türk kadınının olması gerektiği yeri belirleyen tavrı etkileyici, Dernek faaliyetlerinden olumlu sonuçlar çıkacağı aşikâr

Birkaç kelam da ben etmek isterim.
”Kadın Okumazsa” nın ardına;

Kadın okumalı! Kendi değerini bilmeli. Kendini ifade edebilmeli. Ona dayatılan, zorla yaptırılan her eylemi sadece kendi istediği için yapabileceğinin ayırdına varmalı. Zorbalıklara göğüs gerecek gücü içinde hissetmeli. Hayalleri olmalı ve o hayallerini gerçekleştirebileceği imkânları yaratabilecek gücü göstermeli. Kadının bir mesleği olmalı; bir kimliği…

Kadın değerdir. Değerini bilmek de gerek bu toplumda. Ülkemin yanlış zihniyeti unutmamalıdır ki, analarımız sayesinde bu ülke kazanılmıştır.

 TOKHADER
“Toplumsal Kadın Hareketi Derneği”
Kadının önünü açacak, ufkunu genişletecek yaklaşımları ve faaliyetleriyle toplumun eksik etek düşünce yapısını tamamlayacak güce ve beceriye sahip görünüyor. Bu seçilmiş olan Dernek Başkanı, Sayın Hüsniye Kaya’nın varlığından da anlaşılmaktaki son derece güven telkin ediyor. Devamı dileği ile…
 

Türk kadını emin ellerde!

 21 Ekim 2010
Serdar Beki  


1 Yorum Var :, D.E.V.A.M.I...

Saadet Partisi…

Ekleyen: Tarih: Eki.20, 2010, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Saadet partisi

 

“Kongreler, kayyum, istifalar, ardından büyük sürpriz”

 

Şuurlandık, Çelikleştik, Geliyoruz sloganları eşliğinde, Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresi yapıldı. Kongrede Necmettin Erbakan aday olmayacağını açıklamasına rağmen, 88 delege Yeşil Liste ile Efsanevi lider Eski Başbakan Necmettin Erbakan’ı genel başkanlığa aday gösterdi.

 

Erbakan tek aday olarak girdiği seçimde 684 oyla genel başkan seçildi.

 “Bizden giden yok, gelenlere selam olsun” ve “Lidere itaat inancımızdır” yazılı afişlerde yerindeydi doğrusu…

 

Eski Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan 84 yaşında, aslında kendilerine olan hürmetimden herhangi bir yakıştırma yapmamalıyım, Ancak hürmetsizlik yapanları eleştirmekte boynumun borcu,

 

Evine misafir olanların, Hocanın çuluna göz dikmeleri son derece manidar ve yakışıksız, kendilerini kandırmaları, bile bile lades demeleri Milli Görüş hareketine de sekte vurmaktır. Neden Liderlerini bu yaşta , bu ağır yolculuğa layık gördüler bunu anlamak zor. Haa, bunu kendileri istemiştir diyecek olanlarda olacak elbet. Görev alınmaz, görev verilir mantığı ile hareketine yön veren Milli Görüş, bu duruma tezat düşmüştür,

 

Manevi, onursal lider konumunda olması, genç, hızlı, hatip bir lider bulunamadı mı ki, Efsanevi lider Eski Başbakan Necmettin Erbakan genel başkanlığa seçildi…

 

Elbette şunu anlamakta zorluk çekmiyorum, Siyaset kana bulaşmış sürekli nükseden bir hırs hastalığıdır…

 

Yok, arkadaşlar bu kongrede çıkan tablo, şık olmamıştır, yakışanda olmamıştır, aday gösteren 88 Delege tamamen meselenin farkında olmayanlardan oluşmuştur. Yazık !


Bu saatten itibaren görülecek rüya;

 

Türkiye Partisi genel başkanı Abdüllatif Şener Ve Saadet Partisi seçim ittifakı yapacak, hani bir başarı elde edildi ise Abdüllatif Şener Saadet Partisinin başına geçerek, eski hayalini gerçekleştirecek. Efsanevi lider Eski Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a hürmette kusur etmeyecek…

 

Rüya bu…

 

Zor bir ihtimal…

Ya, rüya gerçeği yansıtmaz ise!

 

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Başımıza Çorap Örmeyin…

Ekleyen: Tarih: Eki.18, 2010, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Başımıza Çorap Örmeyin


Adına, Başörtü, Türban, yazma, ihram, çarşaf deyin, ben setretme diyorum…
 
Ülkemizde kanaat önderlerinin bile elini yakan 30 yıllık bu sorun, bir türlü çözüme yaklaştırılmamıştır. Aslında bu çözümsüzlük hakkında kimsenin de bir bildiği yok, adres gösterilen siyasi iradeler çözer deniliyor ya! Yok kardeşim, onlar hiç çözemez…
 
Neden mi?

Çözüm için adres gösterilen siyasi parti üyeleri ve yöneticileri, çözümsüzlükle inatlaşıyorlar. Anneleri, nineleri, babaanneleri, hatta zevceleri örtülü,  çarşaflı, yâda başörtülü…
 
Handikap buya, El eli yıkar el döner yüzü yıkamıyor, tepe kadrodan tutun alt tabaka bürokrata varıncaya kadar, herkes son derece pişkin, bananeci olmak moda hali almış, bana dokunmayan tavuk bin yaşasın mantığı ile gol atılıyor mağdurelere…
 
Gol bir;

Diyanet işleri, sorun önlerinde iken, bana ne siyasetçiler çözsün diyor, sümen altı yapıyor. Tüm pişkinliği ile…
 
Gol iki;

Cumhurun başı, her alana eşi ile gidiyor kimseciklerin gıkı çıkmıyor, çıkmamalıda! Yusuf meselesi tabi…

Gol üç;

Başvekil, eşi ile denk düşmeyen programlarında kızı ile Dünyayı dolaşıyor, buyur buradan yak dememek acizlik olur… Tüm Dünya kırmızı halı sererken, biz yuhalayıp kamusal, alana sokmama yüzsüzlüğü gösteriyoruz. El aya çıkmaya gayretli biz Annelerimizin örtüsüne saygısızlık çabasındayız. Maşallah
 
Gol dört;

CHP ye yeni yol haritası çizmek için gelen namı diyar Gandi Kemal Kılıçtaroğlu, kılıcını dar tutmuş ki Muharrem İnce’ye bile yetmiyor, çözüm benim diyor, akabinde… Sırf başı kapalı olan Cumhurun eşi ile aynı mekânda bulunmak istemiyor… İktidara koşuyorsun ya, çok koş sağdan olsun, belki para bulursun…
 
Hep gol yiyen mağdure kardeşlerimiz bu olumsuzluğa, bu belirsizliğe başını öne eğerek itaat edecekse, burada ben birkaç kelam etmeden durmam! faturası ne ise öderim,

Bugün Başımı Ben Örtüyorum

Mesele, ön bahçe arka bahçe meselesi değil, mesele eğitimli yâda alaylı meselesi hiç değil…

Mesele, tamamen bu ülkenin değerleri meselesidir.

Geçmişimizde örtünme vardı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk yönetiminde olan Türkiye Cumhuriyeti Devlet’i yönetilirken de örtünme vardı. Arşivler çokta uzağımızda değil. Dimi?

Ha mesele Şuan başörtü’lü, Türban’lı, yazma’lı, ihram’lı, çarşaf’lı hanımefendilerin son model araçlara binmesi ise, haktır binsinler…

Otuz yıldır mini etekli hanımefendiler lüksle hasbıhal ettiler, devran döner, kıskanmak bencillikten ibaret olur,

Yani, el eli yıkar el döner yüzü yıkar ya! Birazda el dönsün “adilane” tüm kesimleri yıkasın…

Otuz yıllık sumen altı yapılan bu meseleyi daha da kangrenleştirmek istemiyorsanız adres belli, gidin Annelerinize, Anneannenize, babaannenize, yani evinize eşlerinize sorun,

Yani, bir okul düşünün ki, dersler sanal ortamda olsun, Kitabı internet ortamında bir camın arkasından okuyorsunuz, hani kokusunu alamadığınız, sayfaları çevirince o muazzam bilge sesini almıyorsunuz, okuduğunuzu büyük bir aşk-ı bilinçle hıfzedemiyorsunuz ya…
 
Öyleyse;

Dışarıdan bakmakla olmuyor, bir zahmet evinizdeki aynaya bakın!
 
“çözüm siyasetçiler de ya!”

Gücenmeyelim…

 
17 Ekim 2010
SerdarBEKİ


 

 

3 Yorum Var :, D.E.V.A.M.I...

Bir Evde İki Küskün…

Ekleyen: Tarih: Eki.15, 2010, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Bir evde iki küskün

Evlilik kutsaldır elbet,

Tabi anlayana…

Malatya ilimiz başta Rahmetli Turgut ÖZAL, akabinde kayısı meyvesi ile anılır.

Gelmiş geçmiş en fayda veren dost Başbakan’lardan Cennetli Turgut ÖZAL bu aralar hayli gündem dâhili içerisinde, yıllar yılı suskun kalan Evladı Ahmet, Babama suikast yapıldı iddiası ile vitrinde, Eşi Semra hanımefendi eşim limonata ile zehirlendi iddiasında…
 

17 Nisan 1993 ten bu yana nerdeydiniz!

Hayırdır?

Gündemden düştünüz diyesim gelmiyor, çünkü magazin medyasından nemalandığınız, gün yüzü kadar aşikâr…

Elbette Sevgili Turgut Özal öldürülmüştür, Amenna!

Mezarlar üzerinden kazanç elde etmeyi, akçeleriniz bile reddeder.

Yapmayın. Etmeyin… Yazıktır…

—Elbette konumuz, bir başka yarayı işaret etmekte

Malatya ilimizin değerli iki istihdam elçisi, devasa kentte ticaret ile iştigale kavilleşirler. Sektör biraz ulaşıma dair, biraz alt yapıya dair, bir parçada eve, işyerine su sel baskınını önlemeye dair…
 

Ali, ahde vefa, siyasi denge, kovalama koşturma görevi üstlenmiş,

Sadettin, Ekonomi, bürokrasi, şantiye işlerini koşuşturmayı sırtlamış.

Şartlar eşit ve payidar…

“Gel gelelim ki Ticaretleri, fevkaladenin fevkinde manidar”

Manidarlık şeytanın atına binenlerde saklı…

Yaklaşık altı aylık bir sürede hasbıhal etmeyen, aynı sofrada oturmayan kraldan çok kralcıların şişirmeleri ile bir birileri hakkında hakaret içeren sözler sarf eden iki ortak, can canı alırken baki bir evlilik kardeşliğini bozanların güçlenmesine alkış tuttular…

Bir evde iki küskün

Siz, siz olun düşman çatlatın, sizi bir birinize düşüren esfelasafilin” yandaşları ile bir olmayın. Ortaklığınız baki kalsın mücadele edin, “Erruzku Alallah” emri ile şiarlanın, Ticaret bir nebze yatak odasına benzer, Kişi mahremiyetindekini dışarıda anlatmıyor ise, ticaretini de anlatmamalı…

Birçok tehlikeyi sıralamak mümkün, Ancak en büyük tehlike “sessiz kurşundur” Bazen bir Maşallah bile son dem oluverir, Aman dikkat!

Hâsılı;

Siz siz olun, onun bunun sözü ile değil, kendi hür iradeniz ve geçmişe dayalı hukukunuz ile edep çerçevesinde Varolunuz, kimsesiz kimler, her daim şeytani emelleri ile sizinle beraber olacaklardır…

 O halde, koşullar ne olursa olsun, ilk tanışmışlığınız, ticari evliliğinizin öncesinden daha güçlü başlayıp, kenetlenip hayata bir gol atın, bu gol sizi ve sizden olanları daha iyi bir mertebeye yerleştirecektir, yeter ki, ihanetler silsilesi ile dostluk kurmayın.

 Yani, Kral evde oturunca Kralcılar karıştıramasınlar…

 Sevgilerimle, Malatyalı dostlarım
 

Serdar BEKİ

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Köylülüğüm…

Ekleyen: Tarih: Eki.14, 2010, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Köylülüğüm

Köylü Duruşumun Son Demindeyim.
Kesmiyor  beni CarrrefourSa’nın Cafesindeki ihtişam. İçtiğim kahve aynı kahve… Nescafe Gold, kafeini fazla, sütü az. Biraz da şekerli…
Etraftaki parıltılı yaşam da aynı, ama kesmiyor beni bu şatafat. Kahve kokusu almıyorum. Tatsız tuzsuz bugün yani, sıkıyor bu şatafatın çokluğu. Işıkları sönmüş, feri azalmış, parıltılı ve de cilveli yaşam. İnsanlar veba taunu mücadelesinden çıkmış kadar yorgun ve bitkin.

Kesmiyor yani beni…

Yürüyorum Çankaya, Kızılay kordon boyu, resmiyeti üzerimde, ta içimde hissediyorum. Fıtratıma ters bir yapı, ama bugün bir başka sıkıyor beni resmiyet. Kırmızı plakalı arabaların biri gidiyor, biri önümde. Flama, esen deli rüzgâra inat dayanıyor. Hâsılı bir başka kokuyor bugün Ankara ve onun bürokrasi kokan sisli ve pusulu havası. Her şey bir başka sahte ve bir başka çirkin bugün…

Akşam yemeği için mekân bakarsam diye düşündüm bir ara… Tavacı Recep Usta… En lüksü o muydu?  He öyle diyorlar, süslü ihtişamın sahte müdavimleri. Bir arkadaş grubu oluşturup gitmeli Recep Usta’ya…

Ehhh öyle yaptık biz de.

Kınıyorum bu şatafatı diye bağırmak istedimse de, başarıyı sağlayamadım. İsyan gibi cümleler benim tarzım değildi ya neyse, önüme konulan özenle bezenmiş bin bir türlü nimetin de kesmediği gündeyim galiba… Eti et değil, Salatası ot misali. Çorbasına ne demeli ya.

Hâlbuki geçenler de, ne de lezzetli yemiştim aynı mekânda, aynı nimetleri…

Bir günün muhasebesini, sizinle yapmak geldi içimden. CarrrefourSa’nın ihtişamı ve şatafatı beni kesmemişti ya… Ben aslında, goranların kahvesindeki kahveyi özlemiştim. Varsın Güral porselenden olmasın fincanları. Ben aslın da Kültür parkını, Dört yol parkını ve onun büyük Zaza bardağındaki çayı özlemiştim… Kürsüleri orama burama batsa bile, bu ceylan deri koltuğa bedeldi ya…

Çankaya, Kızılay caddeleri değil de, Maden sokak ve Genç caddesi turları beni çekiyordu, tozlu olsalar bile.

“Caddeyi cadde yapan asfaltı değil, üzerinde yaşanan gerçeklerdi bugün”

Sahte, parıltılı, riyadan uzak, duru ve kendine özgü bir güzellik çekmişti beni. Köyüm… Benim köyüm…

“Annem Arife”nin, etli pilavı ve çorbası bir dünya etmişti bugün. Yalan ve riyadan uzak gerçek bir dünya benim köyüm…
Yani, bütün köylülüğüm üzerimde bugün.

Ben köylüyüm…

 

Serdar BEKİ

1 Yorum Var :, D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...