Tag: Önceliğimiz İyi Bir İnsan Olmak

Önceliğimiz İyi Bir İnsan Olmak…

Ekleyen: Tarih: May.03, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

Önceliğimiz İyi Bir İnsan Olmak

 Bir gün bir baba, oğluna timsahla kaplumbağanın hikâyesini anlatır. Der ki: "Bir timsah kaplumbağayı yutmak ister; kovalamaya başlar. Tam yakalayıp yutacağı sırada kaplumbağa kenara sıçrar ve ağaca tırmanır." Hikâyenin tam bu aşamasında çocuk hayretle karışık sorar: "Baba, hiç kaplumbağa ağaca çıkar mı?" Babası düşündürücü cevabını verir: "Çıkması lazımdı oğlum, çıkması lazımdı. Kurtulması için çıkması lazımdı."

İnsanın köşeye sıkıştığı, çaresiz kaldığı, umutsuzluğun salvolarına karşılık veremediği dönemleri vardır. Hepimizin hayatında böylesi zamanlar olmuştur. Bu anlarda bir çıkış yolu bulabilmek, bir umut ışığı görebilmek için adeta çırpınırız. Lakin gerçek ve içinde bulunulan olumsuz hal, her an içine düşülen girdabın ortasına biraz daha bizi çeker.

Zorluklar ne kadar fazla olursa olsun, imkânsızlıklar ne denli etkili bulunursa bulunsun; dayanmak, katlanmak, üstesinden gelmek, sonuna kadar mücadele etmek insanı güçlü kılar. Bunun için Nietzsche; "Bizi yıkmayan her şey, bize güç verir" diyor. Öbür taraftan da Behçet Necatigil’in seslenişi: "Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz."  Bir tarafta teslim olmak, kaderimize razı olmak; öte tarafta direnmek ve mücadele etmek. Bence insanı anlamlı kılan, yaşamasına mana katan husus da budur. Hayatın öngöremediğimiz, ancak her an bizi etkisi altına alması muhtemel sorunlarına olgun ve vakar bir ruh haliyle karşı durmak, hatta bertaraf etmek maharetten öte kararlılık isteyen bir davranıştır. Belki bu kararlılığı birçoklarımız gösteremez. Ancak boş vermek, bırakmak, vazgeçmek şahsiyetli insanın tavrı olmadığı da bilinmelidir. Umut olmadan, umut edilene ulaşılamaz. Umutların canlı tutulması, hayatın açmazlarına gösterilecek dirençle mümkündür. Bir şeye inanıyorum: Hayat dediğimiz ve üzerine binlerce yıldır yorumlar yapılan karmaşık süreç; zayıf ve umutsuz kişiliklere fırsat ve mutluluk kapılarını aralamıyor. Hayat, ancak kendisine diklenenlere çözüm imkânlarını sunuyor.
Kaldı ki hayatın hazır bir reçetesi de yok. Her insan kendi tecrübesini kendi kazanıyor. Böyle olmasaydı insanlığın tekâmül aşaması daha farklı olurdu. Savaşlar, cinayetler, kavgalar, tahammülsüzlükler, ayrılıklar, kamplaşmalar belki de en aza inerdi. Ama dünle bugün arasında değişen pek bir şey yok. Sadece zaman ve oyuncular farklı. Bugün yaşadığımız en temel ve genel sorun; yaşamak dediğimiz mefhumu bir türlü tam anlamıyla anlamlandıramamak.

Matematikten iyi not almayı, iyi bir yer kazanmayı ya da iyi bir işe sahip olmayı bir sonuç olarak kabul ediyoruz. Bundan sonra sanki her mesele bitmiş gibi, hitamında her şeyin istediğimiz gibi olacağına inanıyoruz. Kabul etmemiz lazım ki; bizler hep sonuçlara odaklandırıldık. Skor, süreçten hep daha çok önemsendi. Tıpkı bir futbol takımının; doksan dakika iyi oynayıp, ancak maçı kaybetmesinin ardından iyi oynamasının bir manası olmadığı gibi…

Hepimiz küçüklükten itibaren sonuca yöneltildik. Bu olurken, sorunlara göğüs gerebilecek, çare bulabilecek bir zihniyete bir türlü kavuşamadık. Asıl maharetin ruhu ve kişiliği güçlendirmek olduğunu hep ıskaladık. Sürekli sorun çıkmaması için uğraştık. Aslında, bu tavrın bir olgun yaklaşımdan daha çok; hayatın olağan ya da olağan dışı komplikasyonlarına karşı duyulan endişe olduğunu hep ihmal ettik. Maalesef kazançlı ve sıfatlı olmayı; iyi ve erdemli bir insan olmaya çok zaman tercih ettik. Sonra da bugün dönüp neden var olan sorunları çözemiyoruz, niçin cepheleşiyoruz, diye birbirimize soruyoruz! Ne kadar abesle iştigal bir soru!

Bugün içinde bulunduğumuz sorunların kökünde hiç gündemimizde olmayan, ama hepimizin davranışına yön veren, çocukluktan getirdiğimiz psikolojik amiller var. Sonuca odaklanan bireyler, bu sonucu göremedikçe hırçınlaşıyor ve var olan, üstelik etkisini her geçen gün arttıran bunalımın içinden bir türlü çıkamıyor. Bildiğim ve inandığım bir şey var: bireyde başlayan, aileyle devam eden ve toplumsal yapıya yön veren psikolojik ve eğitimsel kurguyu yeniden gözden geçirmeden meselelerin üstesinden gelmek biraz zor.

Şartlar ne olursa olsun iyi bir insan olma tercihinden ödün vermemek, sorunları çözecek bir iradenin oluşmasını sağlayacak karakter yapısının oluşmasına çalışmak bence her şeyden öncelikli olmalıdır. Son tahlilde hayatta mutlu olmanın iki yolu var; ya isteklerimizi azaltacağız ya da var olan imkânlarımızı zorlayacağız. Kaplumbağanın ağaca çıkabilmesi için bu son derece gerekli…

Ulvi İzzet

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...