Tag: Büyük Nefret

Büyük Aşk,Büyük Nefret…

Ekleyen: Tarih: Ara.17, 2010, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

Büyük Aşk,Büyük Nefret

‘’Şimdi sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi gerekiyor mu? Diye sormuştu Nazım Hikmet, o muazzam ve doğru üslubuyla. Halbuki bugünün aşklarını görse ne derdi acaba? Bu gün ellerde teraziler, adeta gramla tartılıyor aşk.160 gr sevgiye karşılık 160 gr sevgi alınabilirmiş gibi, herkes verdiği kadarını istiyor. Seven erkek mutlak itaat, mutlak hakimiyet bekliyor. Zihninde bir denklem var sanki. Denklem karşılanmadı mı tüm formül bozuluyor.Ve işte o zaman bir de bakmışınız ki aşk bitmiş,nefret başlıyor.Ne çabuk geçiyoruz bir uçtan bir uca.Eski eşlerini kendilerine dönmedi diye silahla tarayan öfkeli kocalar…Yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen dostlarını,basit bir ağız dalaşıyla başlayan kavgalarda öldüren delikanlılar…Vaktiyle çok sevdikleri belki de en çok sevdikleri insanları bir adımda,bir kurşunla harcayıverenler…Birbirinden ayrı gibi görünen bütün bu şiddet haberleri arasında bir ilişki var.Hepsinde ortak nokta,yoğun bir aştan yoğun bir nefrete geçebilmekteki süratimiz.

Bir yandan şarkılar çıkıyor piyasaya, ardı ardına. Hepsi de aşk üzerine. Sözler benzer, iddialı. Diziler çekiliyor peş peşe. Gene hepsinin ana teması’’büyük aşk.’’Ama televizyonu kapatıp kendi hayatımıza döndüğümüz anda, ne yazık ki ‘’büyük aşk’’tan anladığımız aslında ‘’büyük ego.’’ Biz elmanın da muhakkak bizi sevmesini bekliyoruz. Yetmiyor. Elmanın hayat boyu sadece ve sadece bizi sevmesini, varlığını bize adamasını, biz ne dersek harfiyen yapmasını istiyoruz. Biz aşkı, egomuza hizmet etmekle yükümlü bir kahya bellemişiz adeta. Ve bu yüzden işte, aşktan nefrete bu kadar çabuk, bu kadar kolay savruluyoruz.

Anadolu’da bugün bile anlatılan eski bir aşk hikayesi vardır. Derler ki, vaktiyle Siirt Tillo’da  bir tekkede mürit, tasavvufa gönül vermiş bir zat yaşarmış. Temiz, saf,  ve güzel gönüllü bir genç adammış. Gel zaman git zaman aşık olmuş, hem de sırılsıklam. Karşılık da bulmuş. Sevdiği kız da ona sevdalanmış. Evlenmişler. Mutlu senler geçirmişler. Ne var ki bir zaman sonra karısı dikilmiş karşısına. ‘’Ben gitmek istiyorum’’ demiş. ‘’Şu yolların ardında başka ne yollar var görmek istiyorum. Sana aşık değilim artık. Bir başkasını gördüm, ona aktı yüreğim. Onunla uzaklara gitmek istiyorum.’’

Mürit Öfkeden deliye dönmüş. Aklından ilk geçen şey, karısını öldürmek olmuş. ‘’Bana yar olmayacağına göre kimselere de yar olmasın’’ diye geçirmiş içinden. Kapanmış eve, planlar yapmış kendince. Kimseyle konuşmaz olmuş. Derken bir sabah şeyhini kapıda beklerken bulmuş. ‘’Hakiki aşık’’ demiş şeyh, ‘’sevdiği insanın mutluluğunu ister. Aşık kişi, sevdiğinin mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyar. Gerçekten seven insan,özgür bırakır.Sahiplenmek, hak iddia etmek, can almak, can acıtmak, aşıkların tutacağı yol değildir… Düşün. Düşün de öyle karar ver. Ve bil ki vereceğin karar, senin gerçek sınavındır.’’

İşte o zaman mürit için çetin bir iç muhasebe başlamış. Günler, haftalar boyu nefsi bir yana çekiştirmiş, yüreği bir yana. Sonunda bir sabah fırlamış yataktan. Açmış tüm pencereleri, kapıları sonuna kadar. Işık dolmuş içeri, efil efil rüzgar. Dönmüş karısına ,‘’Dilediğin yere git’’ demiş usulca. Ben hakkımı sana helal ettim. Sende bana helal et, öyle çık yola.’’

Bu hikayeyi ilk duyduğumda bir masal gibi dinlemiştim. Gerçek olmayacak kadar romantik… Ta ki böyle insanlar tanıyana kadar. Onların öykülerini gazeteler yazmıyor, televizyon duyurmuyor. Ama bu ülkede üçüncü sayfa haberlerinin atladığı ‘’büyük aşk’’ hikayeleri de yaşandı, yaşanıyor.

 

         Elif Şafak
‘’Firarperest  33-34 sf.’’

 

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...