Archive for Eylül, 2012

Tatlı Dillim,Güler Yüzlüm…

Ekleyen: Tarih: Eyl.26, 2012, Kategorisi: Video/Klipler

Allah rahmetiyle sarsın seni ve nurlar içinde uyu! Biz seni çok sevdik…

(Videoları seyrederken site müziğini sağda sarı yazıların altındaki müzik panelinden kapatınız!)

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Sevmek…

Ekleyen: Tarih: Eyl.25, 2012, Kategorisi: Alaaddin Karazağ Şiirleri...


SEVMEK

Sevmek sabretmektir
Bekleyebilmektir sevgilinin gel-git lerini
Fırtına sonrası durgunlaşan denizi,
Görebilmektir lacivertin maviye çalan yüzünü.
Sevmek sadakattir
Sığabilmektir sevgilinin yüreğine
Yetinebilmektir,
Hissedebilmektir dokunduğunda
elinin sıcaklığını tüm vucudunda..
Haz duyabilmektir tenindeki kokusundan
Dünya‘ları onda görmektir,
onu Dünya’larda değil.
Sevmek bir olmaktır,
iki ayrı vücutta tek sevdayı yaşayabilmek.
Sevgi barınamaz yalan yüreklerde ,
yere bakan gözlerde
Sevmek ‘’adam gibi adam’’ister
tutunamaz riyakar gönüllerde.

Alaaddin Karazağ / 2012

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Söylemen Sevdiğime…

Ekleyen: Tarih: Eyl.14, 2012, Kategorisi: Sizlerden Şiirler...

SÖYLEMEN SEVDİĞİME

Duydum ki; Yar bana kırgın…
Gidemem, yaşadığı şehre.
koşamam yollarına,
basamam izlerine.
Küserim insanına,
Bağına bahçesine.
Küserim, havasına, suyuna.
İçin için ağlarım,
Sızımı, enginlere çağlarım.
Her nefeste sevdasını anarım.
Söylemeyin hallerimi,
Söylemen sevdiğime.

Duydum ki; Yar bana kızgın…
Gönülden yaralanmış.
Sitem dolu sözleri,
İnciten mısraları,
Yazan elim kırılsın.
Almam elime kalem,
Küserim sayfalara.
Küserim, yüreğimdeki aşka.
Duygularımı saklarım,
Kerem gibi yanarım.
Söylemeyin yangınımı,
Söylemen sevdiğime.

Duygum ki; Yar bana dargın…
Küserim yıldızlara,
Hilale bürünmüş aya.
Küserim gecelere,
Ötmeyen baykuşlara.
Küserim, sonbahar rüzgarına,
Güz yağmurlarına.
Küserim, onsuz bir Dünya’ya.
sığındığım yalnızlığa,
dost diye sarılırım.
Söylemeyin hicranımı,
söylemen sevdiğime.

Duydum ki; Yar bana sitemde…
Uzak dururum, yaşadığın şehirden.
Gitmem yanına, görmem yüzünü.
dokunmam tenine, uzaktan severim.
Fazlasını istemem, bana küsme ne olur!
Yüreğindeki aşkı, yüreğimden saklama.

Mehmet Macit
01.09.2012

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Zülfü Livaneli’den…

Ekleyen: Tarih: Eyl.14, 2012, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

*Ey sağduyulu insanlar;

Hiç dünyada böyle bir şey gördünüz mü?
1938’de vefat etmiş bir liderin bu kadar tartışıldığını, her gün köşe yazılarına konu edildiğini, taraftarlarıyla karşıtlarının kanlı bıçaklı olduğunu hatırlıyor musunuz?
Dünyada böyle bir örnek var mı?
Amerikan basını kendi liderlerini unutmuş, durmadan Atatürk’ü yazıyor, Fransız basınında De Gaulle’den çok Atatürk adına rastlanıyor, Britanya’da adı, Churchill’den fazla geçiyor.
Bu size garip gelmiyor mu?
Bütün dünya niçin işi gücü bırakmış da 130 yıl önce Selanik’te doğmuş olan bir Osmanlı çocuğuyla ilgileniyor?
Dertleri onun tarihteki rolünü anlamak mı (bize bu kadar meraklı olduklarını hiç sanmıyorum), yoksa işin içinde başka bir iş mi var?
Birazcık aklı olan herkes, bu işin durup durup neden köpürtüldüğünü merak etmez mi?
Eder elbette.
İşte benim cevabım: Türkiye Cumhuriyeti anormal şartlar altında oluşmuş bir ülkedir. İmparatorluğun Batı tarafından planlı bir şekilde çökertilmesinden sonra Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkasya’daki Müslüman Osmanlı tebaası, son kale olarak Anadolu’ya göçtü. Bu kılıç artığı- insanların kültürleri, adetleri, yaşam biçimleri farklıydı. Bu büyük farklılıklar, Anadolu’da zaten karmakarışık olan etnik ve dini yapıya eklenince, acayip bir karışım doğdu.
O ‘karışımın hayatta kalabilmesinin ve bir arada yaşayabilmesinin tek şartı, yeni bir ulus ve yeni bir devlet oluşturmaktı.
Bu iş başarıldı ama Batı’daki gibi, zaten var olan homojen bir ulus, bir devlet yaratmadı.
Tam tersine, yeni devlet bir ulus yarattı.
Bu karmakarışık yapıdan bir ulus yaratan iradenin başında ise Mustafa Kemal vardı.
Ernest Renan, “Hiçbir ulus devlet, geçmişi çarpıtılmadan yaratılamaz” der.
Türkiye Cumhuriyeti de bunun dışında değildi elbette. Tarihi kendine göre yeniden yazdı, içinden çıktığı Osmanlı’yı hain ilan etti, Ziya Gökalp adlı Kürt asıllı bir düşünürümüzün ortaya attığı “Türkçülük tezi”ne aşırı bir önem atfetti; yani bir sürü aşırılık yaptı..
Elbette ki aradan bunca yıl geçtikten sonra bunları konuşacak ve yanlış uygulamaları eleştirerek demokrasimizi olgunlaştıracağız.
Buna aklı başında kimse itiraz etmez.
Ama bugün esen rüzgarlar, bunu amaçlamıyor. İstedikleri tek bir şey var,
Mustafa Kemal Atatürk’ü, Hitler gibi bir cani haline getirmek.
Çünkü bunu başardıkları gün, Türkiye Cumhuriyeti gayrı meşru hale gelecek.
..
Bazılarının bilinçli, bazılarının ise bilinçsiz olarak girdikleri yol bu.

***
Bilirsiniz; camilerde kubbeleri bir tek kilit taşı tutar. Bu taşı çekerseniz, ona yaslanmakta olan diğer taşlar gümbür gümbür çöker.
Mustafa Kemal, bu cumhuriyetin kilit taşıdır. Çünkü devlet ve ulus, onun iradesiyle kurulmuştur.
Cumhuriyeti yıkmak isteyenler ise bu gerçeği, yani ülkenin Aşil topuğunu çok iyi bilmektedirler.***
Atatürk’ü yıkmak, onun dayandığı üç unsuru devirmekle mümkün olabilirdi.
Neydi bu üç unsur?
Partisi, ordusu ve halktaki sevgi.
Önce partiyi yıktılar. Cumhuriyet Halk Partisi kağıt üstünde varlığını sürdürüyor ama artık kesinlikle aynı parti değil.
CHP’nin yerinde yıllardır yeller esiyor.
İkinci sütun olan ordu ise perişan. Bunu sadece son dönemlerdeki duruma bakarak söylediğimi sanmayın sakın.
Bu ordu yıllar önce, (Atatürk’ün vasiyetine aykırı olarak) iç politikaya, darbelere, işkencelere bulaştığı, Güneydoğu’daki savaşı bilerek uzatanları içinde barındırdığı ve emperyalizmin hizmetine girdiği gün bitmişti. AKP sadece, bu bitmiş kuruma son darbeyi indirdi.
Atatürk’ün üç dayanağından parti ve ordu bitirildikten sonra, sıra üçüncü ayağa geldi. Yani onu sevenlerin kalbindeki yeri.
Şimdi oyunun bu son perdesi oynanıyor. Mustafa Kemal’i itibardan düşürme gayretleri sergileniyor.
Bir devrim döneminde ortaya çıkan bütün fenalıklar, suçlar, kabahatler ona yüklenmeye çalışılıyor.
Bu da başarıldığı gün, bilin ki Türkiye Cumhuriyeti çökmüştür.

***
Bazı mesajlarda bana diyorlar ki: “Yahu bu rejim sana kötülük etmedi mi, ordu genç yaşında seni hapislerde süründürmedi mi,
evini barkını yıkmadı mı, mahkemeler seni yargılamadı mı, albümlerini yasaklamadı mı, merkez basın seni kaç kere linçe tabi
tutmadı mı? Nasıl olur da bu düzeni savunursun?”

Sevgili arkadaşlar; doğrudur, haklısınız. Türkiye’deki zalim rejimin acılarını en çok çekenlerden birisi benim.
Yapılanları anlatsam kitaplara sığmaz. Hayatım bu zulüm rejimine karşı mücadele ederek geçti. Ama hükümetlere, cuntalara karşı mücadele etmek başka, ülkeyi yıkmaya çalışmak başka. Ben hiçbir zaman ‘vatan haini’ olmadım.
O cuntalardan, generallerden, başbakanlardan, polis şeflerinden çok daha fazla sevdim bu memleketi.
Karşılıksız sevdim, kötülük gördüğüm halde sevdim. Gerçek yurtseverler bizleriz.
Bu yüzden; ülkeyi yıkmak için Mustafa Kemal’i itibarsızlaştırmak oyununa karşı çıkıyorum.
Siz 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, ordu yüzüne Kemalist maskesi takmışken benim hiç Atatürk’ten söz ettiğimi duydunuz mu?
Elbette duymadınız. Çünkü o zaman iktidar kendisine Kemalist diyen zalim bir grubun elindeydi.
Atatürk’ü övmek ödüllendiriliyordu, buna tenezzül edemezdim.
Ama şimdi oyun farklı. Dün Mustafa Kemal’i eleştirmek tehlikeliydi, bugün ise onu savunmak.
Ama benim de, tehlikeli bile olsa gerçeği söylemek gibi bir huyum var.
Ne yapayım!*

ZÜLFÜ LİVANELİ

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Dokunma Yüreğime…

Ekleyen: Tarih: Eyl.10, 2012, Kategorisi: Sizlerden Şiirler...

DOKUNMA YÜREĞİME

bulursan derin aşkı yüreğimin içinde,
dokunma izlerine.
bırak, aşkı anılarda saklasın.
çile dolu yılların izleri derinlerde,
kabuk bağlamış yara için için yanıyor.
her bahar mevsiminin güzelliğine kanıp,
yağmur damlalarını gözyaşına katıyor.
viran olan bağımda, açtın gonca gül gibi,
kanattı dikenlerin zehir sürmüş ok gibi.
arama artık bende sana olan sevgimi,
bir isim kaldı senden, yorgun duygularımda.
akşamın son deminde hüzün doldu yüreğim,
içimde bensiz bir ben, bilinmeze akıyor.

görürsen derin aşkı yüreğimin içinde,
dokunma izlerine.
bir aşk var ki derinde perdeleri kapanmış,
kapıları demirli mahzenlerde yaşıyor.
ışıktan korkar gibi karanlığa saklanmış,
taş duvarlar içinde, çilesini yazıyor.
vefasız bir aşk yıllarımı çalarken,
mutluluğu aradım yalan olan sevginde.
çalma kapımı bu gün, izne çıktı yüreğim,
azat ettim yüzünü şarkıların diline.
akşamın er vaktinde gönül dünyam serseri,
derdine derman diye, çilingiri kuruyor.

anlarsan derin aşkı yüreğimin içinde,
dokunma izlerine.
yıllar geçmiş olsa da sanma ki unutuldu,
aşka esir bu gönül, yollarını gözlüyor.
sevgi dolu bu kalbin nicedir ruhu öldü,
bir tatlı söze hasret anılara gömüldü.
umut diye sarıldı sahte, tatlı sözlere,
kanayan bir yüreği, yeniden yaraladın.
neden diye sorarsan bir kadeh içki doldur.
yaktığın sigaradan bir nefes çek derince,
yıktığın hayalleri görürsün gözlerimde.
bana aşktan söz etme, incitme kırık kalbi,
ruhum isyan içinde kaderine ağlıyor.

ağlayıp ta inlesen, sözüne kanmam asla,
yalan dolu sözlere, karşılık bulamazsın.
yüreğime kan dolsa, adını anmam asla,
bir kez kırdığın kalbi, bir daha kıramazsın.

Mehmet Macit
13.08.2012

Şiirin sesli yorumu aşağıdaki linkte.
http://www.edebiyatdefteri.com/siir/643798/dokunma-yuregime

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Taş Atan Çocuklar…

Ekleyen: Tarih: Eyl.08, 2012, Kategorisi: Orhan Afacan Şiirleri...

TAŞ ATAN ÇOCUKLAR

Sanki oyundasın taş atan çocuk.
Cahilmi, cesurmu sonra görürsün
Seni kımler böyle oynatan çocuk.
Sanmam bu eğlencen çok uzun sürsün…
Sökülen kaldırım, ayaklarındır
Ölünceye kadar bir götürümsün..
Kundaklanan dükkân yarınlarındır
Vicdanında yargılanan cürümsün

Elinde molotof, yuzünde maske-
Neden bir gizliliğe bürünürsün…
Yıllarca sonra, desen bile keşke
Vatan ahı ağırdır, sürünürsün.

Senin yaşıtlarda taso salgını
Yahut bir iple topaç çevirirsin.
Oyun sandığın işlerin çılgını
Çamı hedeflerken, can devirirsin

Hapistemi geçsin ergenlik çağı
Ordada sarmalar pisliğin ağı.
Kopmak bilmez asla takvim yaprağı
Harf, harf, cümle cümle sen sökülürsün.

Kaynağıdır dinlerin Ortadoğu.
Din olmaktan uzak dinlerin çoğu.
Tarih boyu bundan kinlerin çoğu
Muslümansın, müslüman görünürsün.

Benimde devletle sorunlarım var
Yapamam bunu aramızda duvar.
Hırs, nefret, cahillik, benlik canavar
Davanı hukuk ile sürdürürsün.

Hadis ’vatan aşkından iman doğar’
İmansızı, iman her zaman boğar
Nefret, öfke beyne, kalbe zor sığar.
Kendini ellerinle öldürürsün.

Bir taş konuyu nereye götürdü
Kalkınmamızı dereye götürdü
İç, dış düşman biz nasıl düşürdü.
Devamlı boş çareye bürünürsün..

Araya girmesin etnik tefrika-
İşte Ortadoğu, işte Afrika
Global siyasetler binbir entrika
Ne yapsan hep mata düşürülürsün

Sömürgecidir her zaman Avrupa,
Sanma takdir edilir, övülürsün –
Şimdi demokrası elinde sopa.
O sopayla da bir gün dövülürsün.-

ORHAN AFACAN

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Hiç Uğruna Yaşam…

Ekleyen: Tarih: Eyl.05, 2012, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

HİÇ UĞRUNA YAŞAM

Hiç`lik dünyamda oluşan eksikliği nasıl artıya dönüştüreceğim ?

Müsadenizle sessizliğimi bozup yine kendi kendime konuşacağım, kendimi kendimden gizleyip kimseye göstermeyeceğim…

O ‘ kadar çok konuşmak istiyorum ki suskunluğumla belli ediyorum, her gün ettiğim dualarımı yemin etmeme rağmen korkusuzca bozuyorum !
Yalnızım ve yalnızlığımda sessizliğimi istiyorum, hiç tanımadığım birini ararcasına kayboldum.
Neden kendimi kandırıyorum , o hala varmış gibi davranıyorum.
İşkenceye gerek kalmamıştı adını başkalarından duymam kimsesizlik gibi.

Hayat; bugün aldığım nefese hamd ediyorum çünkü seni bir kez daha özleyebilme duygusunu tattırıyor.
Uzağında olup  göremiyorsan, dokunamıyorsan veya gözlerinin içine bakıpta seni seviyorum diyemiyorsam.. sen benim için bu hayatta tek olan ikincisi olamayacak en güzel şeysin.
Sevdam korku değil ! Aşkınla yalnız kaldıkça ölüme açıkıyorum.
Bildiğim ve senin anlayamadığın durum; beni kimsenin anlamadığı dilde, seni seviyorum.

Zifiri karanlığın çocukluk korkusuyla ağlıyorum !
Kimsesizlik ; kim olduğunu bilmeden yaşamak olmamalı.
Yoruldum vakit geldi senden uzaklaşıyorum..
Uzağımı yakın etmek ne zülüm ki kendimi kaybediyorum,
Nalettir hayat sürgün eder yalnızlığın ucubesine !

İnsanın sevdiğinden en uzaklaştığı yer; yalnızlıktır.. Oysa ben sensiz uyuduğum gecelerde, seni rüyamda gördüğümde; sırf rüyam bitmesin seni daha çok göreyim diye uyanmamayı değil, yanında uyuyacağım gecelerde seni daha çok göreyim diye sık sık uyanmayı istiyorum.
Seni niçin düşündüğü bilmeden sevip ve seni bahane edip ölümü sevdim !
Ne zavallı biriyim seni düşünerek zamanı durduracağımı zannetmek.

En iyiside ne biliyormusun seni düşünüp kendimi hatırlamak, kim olduğumu bilmek !
Fakir kaldım sensiz bir hayatın sessizliğine ..
Daha da kendi kendime konuşmak istemiyorum, hayatın’ a hayırlı olsun deyip kendimi susturmak istiyorum.
İmkansız denilenleri denedim , o yüzden zor olanlar basit’ te kaldı ( n ) .

” Ölüm kapıma geldiğinde, ona sedece hoşgeldin diyeceğim. ”

” Hüseyin BULDUK ” 07. 07. 2012 ` Cumartesi `

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Siyah-Beyaz…

Ekleyen: Tarih: Eyl.02, 2012, Kategorisi: Karikatürler...

1 Yorum Var D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...