Archive for Ağustos, 2011


Elvin…

Ekleyen: Tarih: Ağu.27, 2011, Kategorisi: Video/Klipler

Videoları izlerken site müziğini sağda sarı yazıların altındaki müzik panelinden kapatınız!

3 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Huzursuz Ruh…

Ekleyen: Tarih: Ağu.26, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

HUZURSUZ RUH

Gitmek ama nereye?
Önemi yok.
Gitmek ama niye?
Cevabı yok.
Aslında varılacak yer dahi o kadar mühim değil, zira aslolan gitmek, gidebilmek… zaman zaman… her zaman…

Doğru, nereye gidersen git, kaçtıklarını götürürsün beraberinde.
Doğru, ne kadar kilometre kat edersen kat et yakınlaşamazsın kendine, eğer zihninin ve yüreğinin sınırları duruyorsa yerli yerinde.
Doğru, aslolan hikayeleri arşınlamaktır, memleketleri değil. Bunların hepsi doğru.
Ve her seyyah bilir ki gittiği yerde onu gene kendisidir karşılayacak olan.
Kendi geçmişi.
Huzursuz ruhlar bilmez mi sanırsınız, ne kadar dolaşırlarsa dolaşsınlar huzur bulamayacaklarını…

Ne var ki gene de dayanamazlar işte.
İçlerinde kurulu bir saat.
Tik-tak-tik-tak.
Sonsuza değin aynı yerde güven ve huzur içinde kalmak mı, yoksa savrula savrula oradan oraya gitmek mi deseler hiç tereddütsüz gitmek, gidebilmek derim…

İnsan ki eşrefi mahlukattır, içindeki semavi özü keşfetmekle yükümlüdür.
Çıkacaksın yollara, kendine doğru git gidebildiğin kadar. Keşif boynumuzun borcudur.
Kendimizi keşfetmek, aşkı keşfetmek, dünyayı keşfetmek, Öteki’ni keşfetmek…

Çakılı kalmamak hep aynı ruh hallerine, aynılıklara, çoktan bitmiş ama rol yapmayı sürdüren evliliklere, kendini yenileyemeyen ilişkilere, tavsamış sirkeleşmiş arkadaşlıklara, aslını yitirmiş ve bir ucuz taklitten ibaret kalmış aşklara… Bence devremülk bile almamalı insan.
Nereden biliyorsun her sene her 10 Temmuz-10 Ağustos arasını şu koskoca dünya üzerinde gidip gidip hep aynı noktada geçirmek istediğini?
Olur da gelecek sene başka memleketlere gidersiniz ailecek? İran’a mesela ya da Ukrayna’ya veya Kamboçya’ya…
Nasıl yaşar nasıl ağlar orada insanlar sırf görmek için, sırf meraktan, merak ki en çabuk yitirdiğimiz, en temel dürtümüzdü, bize en çok yakışan…
Hem belki seneye tek başına çıkarsın tatile, kocan ve çocuklarınla değil; kendi kendinle.
Sevmediğinden değil aileni, kendini özlediğinden.
Şöyle bir kendinle sohbet etmeyeli çok zaman geçtiğinden. Yalnızlık içsel bir hazine olduğundan.
Kaçılacak bir sosyal kusur değil…

Çakılı kalmamak sırf alışkanlıklardan ötürü demir attığın koylara.
Çıkmak oralardan, geçmek dalgakıranların beri tarafına, bilmediğin memleketlere varmak, tatmadığın yemekler yemek, sözlerini anlamadığın şarkılarla içlenmek, risk almak, dağılmak ve parçalanmak ve hasret çekmek buram buram, gurbetin tadına bakmak ve kendini yabancının gözünden görmek, şaşırmak yeniden, şaşırmak bir çocuk gibi dünyanın hallerine, çeşitliliğine, güzelliğine, acımasızlıklarına… şaşırmak ölene kadar… şaşırma kabiliyetini hiç yitirmemek…. budur son tahlilde Adem oğullarına Havva kızlarına kendilerini keşfettirten serüven…”Devamını Gör

Elif Şafak

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Öyle Sabah Uyanır Uyanmaz Yataktan Fırlama…

Ekleyen: Tarih: Ağu.26, 2011, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

ÖYLE SABAH UYANIR UYANMAZ YATAKTAN FIRLAMA

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Ked…i gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine..
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse,aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık!
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
Yürü,yürürken sağa sola bak, öylesine değil,görerek bak
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen
yanağından makas al..
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?Nekadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadın! a var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..
Arkadaşım,hayat bu daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!

Can Yücel

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Kadir Gecesi…

Ekleyen: Tarih: Ağu.26, 2011, Kategorisi: Özel Günler...

 

Hz. Aişe validemiz demiştir ki; Rasûlüllah (s.a.s)’e:
“- Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordum. Rasûlüllah (s.a.s):
“- Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fu annî: Allah’ım sen çok affedicisin, affi seversin, beni affet.” diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih Tercemesi, VI, 314).

Tüm Müslüman aleminin Kadir Gecesi Kutlu Olsun…

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Benim Hiç Denizim Olmamıştı Gözlerine Yaslandığım…

Ekleyen: Tarih: Ağu.25, 2011, Kategorisi: İsmail Sarıgene

BENİM HİÇ DENİZİM OLMAMIŞTI GÖZLERİNE YASLANDIĞIM…

Başıma çökmüş bir akşamın sığlığında uğradım gözlerinin enginliğine.
Rengi nedir diye bile bakmaktan korktuğum gözlerinin avuçlarına bıraktım cocukluğumu.
Sen konuştukça, ben büyüdüm sana.
…Birkaç dakika yanında olmanın kattığı umut deryasına bıraktım Suna boylu yangınlarımı.
Kaç gündür sesinin renginden düşecek haberleri beklerken,
ben sen oldum.
Saçlarındaki beyazlara dayadım çamurdan yüreğimi.
Her arayana sen diye koşarken,
sesinden yoksun düştü içimdeki nehir.
Susadı dışımdaki çember, daraldı gökyüzü…
Oysa ki sen benimle aynı gökyüzünün altında yaşamaktaydın..
Fark edemedim, sezemedim..
Meğer sen bana ben kadar yakınmışsın.
Yabancı dursa gözlerin gözlerime,
şimdiye kadar dudak kenarlarından kovulmadı çocukluğum..
Sende – şimdilik – sessizce büyümeye devam ediyorum.
Kim bilir birkaç gün sonra öleceğim dudaklarında..
Sahi ölmek dedin de; ben senin yüreğinde kaç gün yaşabileceğim ?
Çünkü bu yürek hiçbir deniz de yaşatılamadı..
Şimdi diz çöktüm çocukluğumun başına, bir denizin maviliğini bekliyorum…
Çünkü benim hiç denizim olmadı bur terli coğrafyada..

Evet, benim yüreğim şehrim gibi çoraktır..
İçi yangınlardan olma,
dışı yalnızlıklardan doğma bir yaranın tam ortasına düşmüş ceninim.
Keza kim bilir senin yazgında imlası bozuk bir cümlenin gırtlağına yazılmıştır.
Şimdi uzandım Suna boylu rüzgarın koynuna..
Ayak dibimde şiddeti yalnızlıktan ibaret bir deprem büyürken,
ben senin gözlerinin avlusunda ömrümü huzura sıvamaktayım.
Az sonra koşacaksın ya bana…
Saçlarının arasına sevda alfabesini çözüp beni gözlerinin denizine kavuşturacaksın ya..
Guslettim sensiz geçen ömrümü,
değmese de bir yürek bu kurak toprağa yine de terimle yıkadım..
kapındayım, beni gözlerinle buluştur.
Beni de kabul et gözlerinin avlusuna..

Bilmem dikkat ettin mi, gözlerimin toprağa olan aşkını…
İçimdeki çocukluğunun büyümemeye olan inadını..
Sen sorma sakın..
Boşa tüketme nefesini..
Morg sessizliğine dönmüş yüzüm tüm soruların cevabıdır.
Başım toprağa dik açılardan vurulsa da, ben sen kadar yalnızım..
Küçüğüm senden biliyorsun lakin sana yetişmek isteyen ayaklarıma cevap ver.
Sakın dur deme bana..
Sakın herkesin dediği gibi – sen çok iyisin ama üzgünüm bana geçe kaldın – masallarını vurma yüzüme..
İlla benim ol demiyorum sana..
Ama gitme, sende gözlerimin içine bakıp yalnızlığın musallasına yatırma..
Öldürme beni, hayat ver nabızlarından süzülmüş bir avuç suydan..
Sakın karanlık bırakma beni..
Sevda alfabesini çökmüşken başıma bir mum uzat yanağıma..
Bir nefes bırak cocukluğuma…

—– Gideceksen / Dinle son kez beni —

Gelmeyeceksen eğer, şehrin son durağına bırak beni.
Taze bir ağacın gölgesine indir avutulmamış yüreğimi..
Bir tutam saçını da bırakmayı da unutmayasın sakın.
Uğradığım her kapıdan kovulan bir yüz, gömülmeli sabaha kalmadan..
Aynalara pek alışık değildir gözlerim, kır içimde sana kurduğum köprüleri..
Sana uzattığım dalları da bırak ayak altına..
Merak etme – gelmedin diye – acımayacak kalbim..
Çünki hiçbir zaman diliminde bir yüreğe yoldaşlık etmedi yüreğim.
Sende git / ki kalbim yıkık bir kentin hatıralarıyla dolu..
Senin tarafından vurulur bir kez daha yüreğim..
Senden önce kaç kez öldürüldü içimdeki düşler..
Kaç kez sürüldü cesedim yüreğime..
Kaç kez devrildi üzerime alfabe..
Yalnızlık tarafından kaç kez iğfal edildi umutlarım..
Rehin kalmışken karanlığa, son bir kez cenin oldu gözlerin yarınlarıma…
Gelmeyeceksen eğer, son bir cümle kur bari…

” Üzgünüm, seni büyütecek bir denizim yok yürek toprağında..
Sıksan tenimdeki ter bulutlarını,
Tek bir umut bulamazsın sana dair..
Unutma, ayaklarını bastığın yer kara iklimi..
………………
Beni yaşayıp acıyı yaşamaktansa,
Gözlerimin yabancılığından olsun kefenin…
Sancağın düşse de saçlarıma,
Kalkmayı bil küçük çocuk..
Çünkü ben unutulmuş bir mezar bekçisiyim..
…………..
Keşke sana kucak dolusu denizim olsa da yürek coğrafyamda..
Ama ben çoktan kırdım dallarımı..
Git hadi küçük çocuk…
Yüzüne vurulan onca kapı olsa da..
Büyü be cocuk…
Büyü..
Ölme bende…
Bak göreceksin..
Bensiz de yaşamayı öğreneceksin..
Çünki sen …………..

İsmail SARIGENE

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Taksici…

Ekleyen: Tarih: Ağu.22, 2011, Kategorisi: Fıkralar...

TAKSİCİ

Taksicilikte ilk günü olan şoförün taksisine binen müşteri şoföre bir şey sormak için hafifçe omzuna dokunur. Şoför bir çığlık atıp, direksiyonun kontrolünü kaybeder ve kaldırıma çıkıp, arabayı zar zor durdurur ve arkaya dönüp müşteriye: "Bir daha bunu yaparsan gözünü patlatırım!" diye bağırır.

Müşteri;

"Azıcık dokunmanın sizi bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedim, özür dilerim," der.

Kendini toparlamış olan şoför, müşteriye dönüp:

"Haklısınız, sizin kabahatiniz yok, bugün benim ilk günüm, 25 senedir cenaze arabası şoförüydüm de" :))
 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

SOMALİ…

Ekleyen: Tarih: Ağu.20, 2011, Kategorisi: AYIN KONUSU

Somali İle ilgili şeriat uygulamaları,açlık,yardımlar,yağmalar her tür görüşünüzü burada okuyalım arkadaşlar…

ADMİN

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Gözlerine Sakladım Cenneti…

Ekleyen: Tarih: Ağu.19, 2011, Kategorisi: İsmail Sarıgene

Gözlerine Sakladım Cenneti

Sana geliyorum.
Yaralı uçurumları,
Birer birer aşarak.
…Fesleğen kokulu
Saçlarına usulca yağıyorum.
Mayasız bulutları,
Avuçlarımda kibritsiz yakarak.

Gece, karanlığı emzirirken
Ben, bir avuç güneşle
Islak kirpiklerini kuruluyorum.
Yıldızlar, semâya dizilirken
Ben, ılık nefesine
Taze baharları dolduruyorum.

Seni severken
Bir an bile durmuyorum.
Alnıma kavgalarını alıp
Yüreğimde acılarını eziyorum.
İplik iplik yağan
Yağmura aldırmadan
Gölgelerine " güneşi " giydiriyorum.
Ve her sabah sen uyanmadan
Susuz dudaklarımla
Gözyaşlarındaki tuzları emiyorum.

Cennet kokulu terini
Silebilmek için
Ilık nefesimi,
Rüzgarla delicesine yarıştırıyorum.
Ayazlar tenini üşütmesin diye
Yüreğinin ovalarına
Taze baharları yapıştırıyorum.

Sen diye,
Her sabah güneşe sarılıyorum.
Gözyaşların diye,
Yağmurları delicesine öpüyorum.
Ve yüreğini dualarıma ekleyip
Gözlerine sakladığım Cennette
Sevdamızı soluyorum.

İsmail Sarıgene

3 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Leyla Değilim ki…

Ekleyen: Tarih: Ağu.19, 2011, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

Leyla değilim dost,
Lakin çağırırsan çöllere gelirim.
Sana yalan halde gelmem,
Toplarım özümü yalın halde gelirim.
Kapıyı çaldığımda kim o dersen,
…ben olmam kapında sen olur gelirim.
Sen gel de yeter ki, yola yük olmam yol olur gelirim…

Mevlana

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Sahi Nasıldı?..

Ekleyen: Tarih: Ağu.16, 2011, Kategorisi: Elvin Hülya Ç.Şiirleri

SAHİ NASILDI

Yüzünü bile unuttum senin,
sahi nasıldı yüzün?
Ay parçalanırdı güzelliğinden,
zülüfler yanaklarında çiçek açardı.
Bir de,
kırlara kucak açardı saçlarının dalgası dağ tepelerinden…
Gün düze çıkardı sen bakınca gönlüme,
günyüzlü olurdu hayat.
Sevap kazanırdı saçlarından kayan yıldızlar.
Sen vardın,
hayat güzeldi,
hala varsın,
hayat güzel.
Kulaklarım çınlıyor.
Anarsın beni bilirim yüreğinden,
sevgi bitmez;
Haşa!
Yakışmaz göğsümüze boş yürekler,
seversin hesapsız.
Gözyaşı dökmezsin sen,
sevmezsin ağlamayı…
Göktaşları düşer dilinden kızınca.
Toplarım onları;
bilye oynarım.
Kazanan daha çok sever ötekini…
Ben fal bakarım papatyalardan,
sevdimi,sevmedimi…
Çok severim papatyaları o yüzden.
Birde,
çınarların uğultularında anarım seni,
şiir kokar yaprakların.
Sitem eder rüyalarım gelmeyişlerine,
çelme takar uykularım,
geceden bozma düşlerime,
dilin söyler,
ben,
iç geçiririm.
Anarsın beni bilirim.
Sevgi bitmez!
ama yüzünü unuttum,
sahi nasıldı yüzün?

Elvin Hülya Ç.
Ağustos 2011

 

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Eğer Seversem Seni…

Ekleyen: Tarih: Ağu.14, 2011, Kategorisi: Sizlerden Şiirler...

EĞER SEVERSEM SENİ
 
Eğer Seversem Seni..

Affet..
Bende sevgiler mevsimlik değil öyle,hiçbir saat …dilimiyle kıyaslayamam düşlerimi.Sığdıramam ki seni bir ömre..

Eğer seversem seni;
Öyle çok bağlanırım ki sana,hayatta her şey olursun benim için.Ne vazgeçebilirim,ne şüphe edebilirim senden.Her an yanımda ol isterim,ezberlerim kokunu.Yerli yersiz gülümserim,düşünsene mutlu olduğumu;ne büyük aptallık!

Eğer seversem seni;
Uğrunda öl’mem,senin uğrunda yaşarım yaşanacak ne varsa.Senin için varolurum.Ellerini tutarım,bir sürü hatıramız olur; şarkılar,şiirler,hediyeler,gid​ilen yerler,hayaller,yeminler.. Umutlarımız olur senle,kusursuz düşlenmiş gelecek düşlerimiz..Sinemaya gideriz birlikte,yağmura yakalanırız.Hastalanırsın,endi​şelenirim inan,yer bitiririm kendimi sana bir şey olur diye.

Eğer seversem seni;
Onca fedâkârlık yaparım senin için,vazgeçerim her şeyden.Başka şehirden,başka hayattan,başka insanlardan..Senden başka vazgeçilecek ne varsa vazgeçerim.Sen bilmezsin,acıtırsın içimi.An gelir,dost olursun şerefsizliğe,‘sensizlik’ olur adın.

Eğer seversem seni;
Olur da öpersem ıslak dudaklarını,nefesini hissedersem nefesimde;nefesim olursun boylu boyunca.Ben bilmem aşk’ı yatırmayı yataklara,uyurken üstünü örterim en fazla.Olur da sarılırsam sımsıkı; dursun isterim tüm zaman kipleri..Hayatım olursun hepten,geleceğim..Seversem seni,eş dost örnek alır bizi,zaman geçtikçe daha da ‘sen’ olurum..

Eğer seversem seni;

‘GÜN’ olur ‘‘seni sevmiyorum’’ dersin bana.Yalan dolan sahtelikler girer araya.Git gide koparsın benden,başkalarının ismi olur ağzında,yeminleri hayalleri unutursun da yarı yolda bırakırsın beni.
Gitmemen için herşeyi yapsam da nafile;oturur ağlarım çocuklar gibi,çaresizlik,kepazelik sarar başımı..Zaman geçer, anlarım ki yalanmış her şey,anlarım ki aldanmışım sana,aldatmışsın beni..Acı çeker her yanım.

Eğer seversem seni;
Sen,tüm şarkıları başkalarına ‘adarsın’,ben gözlerine roman yazarım.Sen gidersin,ben kanarım.Sonra başkalarına söylersin ”seni seviyorum..,kopamam senden..” Yeminler eder,tutarsın ellerini.Kilitlersin gözlerini gözlerine.Bilmezsin,düşünmezsi​n bile kimse ‘ben’ değil diye..

Eğer seversem seni;
Alırsın hayatımdan tüm nefeslerimi.Elim yüzüm aşka bulanır,sensizlik içinde bir yalnızlık kalır bana.Kocaman bir ihaneti,acıdan nefesi kokan ufacık bir ömrü; oturur,kıçı kırık bir kalemle yazmaya çalışırım.Yaşanamışlıkları,ölü​mle mücadelelerimi yazarım gecelerce.Ben’den eser kalmaz seni seversem…

Eğer seversem seni;

Birisi siler beni,hiç özlememiş gibi özlersin..Birisi küllerimden doğar yeniden,sadece onu seversin..Vazgeçemem senden,seni unutamam.Tutamam ellerini..Kokun yok,sesin yok,sen yoksun;deliririm..
‘Gün’ gelir,kazara çıkarır atarsam seni aklımdan,kalbimden ruhumdan;bu sefer ne akıl kalır ne kalp ne de ruh!Sen unutursun beni,ölürüm.Susarsın,ölürüm.Gi​dersin,ölürüm.Kurşun gibi bir an gelir şakağıma; seversin başkasını,ölürüm.

Anladın mı şimdi?

Seversem seni, mahvolurum.

Cenk Askeroğlu

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Günaydın…

Ekleyen: Tarih: Ağu.12, 2011, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

GÜNAYDIN

Yaşamak güzel şey doğrusu
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu.

Melih Cevdet ANDAY

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Yıllar Önce Bir Milli Eğitim Bakanının Gerçek Hikayesi…

Ekleyen: Tarih: Ağu.11, 2011, Kategorisi: Hatıra Defteri...

 Hasan Ali Yücel

 

Yıllar Önce Bir Milli Eğitim Bakanının Gerçek Hikayesi


Yıllar önce bir Milli Eğitim Bakanının odasının kapısı çalındı. İçeriden kararlı ve tok bir ses " girin" diye seslendi.

Oldukça mütevazi döşenmiş odaya iki tane lise talebesi girdi. Tombul yanaklı olan Milli Eğitim Bakanının yanına yanaşarak " Babacığım merhaba. Elini öpmeye geldik Gazi ile beraber" diyerek arkadaşını gösterdi.

Mezun olmuşlardı iki samimi arkadaş liseden. Gazi ve Can. Bakanın elini öptükten sonra masanın karşısındaki koltuklara oturdular.

Tombul yanaklı çocuk söz aldı, Babacığım biliyorsun okulumuzu her ikimiz de başarı ile bitirdik. Ve bir yıldır para biriktiriyorduk. Eğer senin de iznin olursa Bakanlığın bursundan yararlanıp Amerika’ya okumaya gitmek istiyoruz." Bakan küçük bir sessizlikten sonra " Oğlum biraz dışarı çıkar mısın? Bizi arkadaşınla bir iki dakika yanlız bırak" dedi.

Oğlu dışarı çıktıktan sonra uzun boylu çocuğa şöyle dedi. Bak evladım,ben sizler gibi başarılı öğrencilerin yurt dışında öğrenim görmesini her zaman desteklerim. Fakat bir bakan olarak oğlumu Amerika’ya gönderirsem, bunu başkaları farklı değerlendireceklerdir. Bu yüzden sadece sana burs vereceğim. Gerekli işlemlerin yapılması için talimatı veririm az sonra. Hayırlı olsun deyip dışarı çıkmasını söyledi talebenin.
Heyecan içinde kapının önünde bekleyen bakanın oğluna sarıldı çocuk. " Can sana bir iyi, bir kötü haberim var. Baban bana burs verdi ama senin gitmeni onaylamıyor.
Tombul yanaklı çocuk elini cebine atıp bir mendil çıkarttı. İçi para dolu olan mendili arkadaşına verip, "al bunları Gazi. Nasıl olsa bana lazım değil bu para artık" dedi, bir yıldır biriktirdiği parayı arkadaşına uzattı.

Oğlunun geleceğini bile ülkesinden sonra düşünen onurlu Milli Egitim Bakanımızı Sayın Hasan Ali Yücel Bey’i saygıyla anıyoruz.

Oğlu Can büyük edebiyatçı Can Yücel’dir.
Onun lise arkadaşı Gazi ise dünyanın en ünlü beyin cerrahlarından Prof.Dr. Gazi Yaşargil’dir.

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Galiba Yoruldum…

Ekleyen: Tarih: Ağu.10, 2011, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

Galiba yoruldum
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar.
Kendime kalbimi kanıtlamaktan…
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan.
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum…

Can Yücel

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...