Archive for Mayıs, 2011

Manzaralar…

Ekleyen: Tarih: May.30, 2011, Kategorisi: Resim Arşivi...

 

Bu Yazıma Yorum Yazın D.E.V.A.M.I...

Martıların İstanbul’u…

Ekleyen: Tarih: May.30, 2011, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

MARTILARIN İSTANBUL’U

Zamana sustu sözlerimiz, zamana sustuk kaldık. Her neresindeyse yaşantımızın, biz farketmeden geçip giden bütün o yürekliliğimiz, bir denizin dalgaları arasında belirdi yeniden. Maviye sindi içimizin endişeleri. Veremediğimiz bütün kararları bir denize yükledik bir gün.

Belki görmeyelim diye gizlemişlerdi becerikli, deli dolu, kabına sığmaz, yaratıcı, belki cüretkar aralıklarını ömrümüzün. Belki böyle olması gerekiyordu herşeyin aynı kalması için. Aynı kalmak=Değişmemek, değişimden sorumlu olmaktan da kurtarıyordu çünkü hepimizi. Yaratmak değil, yaratılmış ve kabul görmüş olanlar üzerine oynamak ve kazanmak önemliydi bu yüzden. Ve oynadık… Kazandık mı kaybettik mi henüz bilmiyoruz aslında. Aslında kazanmanın ya da kaybetmenin ne demek olduğunu da bilmiyoruz. Biz gözlerimizle görüp ellerimizle tutamadığımıza kazanılmış demiyoruz çünkü… Ve çünkü kaybettiklerimiz hep görüp tutamadıklarımız…

Yakışmıyordu İstanbul sana somurtmak… Yakışmıyordu selamsız kalman sevdalara… Görülmeyeni gözlerine, tutulmayanı ellerine sunmalıydın baharla… Sen daima son sestin düşüncelere. Uzaklığın yakışmıyordu, bize o en yakın mavilerine…

Martıların İstanbul’uydun sen, kanatlarının altında güzeldin… Sen kazanılan ve kaybedilendin… Sen güneşlerde güzeldin…

Bir gün ellerinde yürekleriyle geldiler sana, sen bunu istememiştin ki… Yüreklerine seni doldurmalıydı insanlar… Koklamadılar yosun kokunu, dalıp gidemediler yakamozlarına, dalgalarına değmedi elleri, sana dokunmadılar… Oysa ne çok severlerdi seni sözde.

Olamadığımız herşeyi bir denize yükledik bir gün düşlerimizle… Yarın ve daha sonrası için doldu o nefes içimize. Biz yarın olduk bir gün.

Söylenmemiş onca söz ve anlatılmamış onca hikayeyle baktık bir denize bir gün. Dalgalara konuştu gözlerimiz. Suda hayat buldu yüreğimiz. Kazandık belki bu defa, kendi adımıza… Başımızın üstünde bir martı sürüsü tanığımız oldu, kimsenin paylaşamayacağı duygularımıza. Biz yeniden doğduk bir gün.

Aynı kalmadık, o an değiştik işte! Susmadık, o an konuştuk işte! Yeniden yaratmayı kazandık işte!

İstanbul, sen duygularımızı geri verdin bize… Almayı hiç istememiştin ki.. Sen onlarla çoğalmayı düşlemiştin zamanlarda. Belki şimdi kazanan hem sen hem de biz olduk. Düşlerimizi verdin, sevdalarımızı uzattın ellerimize. Biz mavi olduk, biz dalga olduk, biz insan olduk bir gün.

 Dilek KALINDEMİR
 (2000)

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Dilimin Tadı Yok…

Ekleyen: Tarih: May.26, 2011, Kategorisi: Elvin Hülya Ç.Şiirleri

DİLİMİN TADI YOK

Tuzu eksik hayatın bugünlerde…
Zamanın suyunu içip,havasına duman üflerken,
Hadi sevda şarkıları söyleyeyim diyorum;
bir parmak bal çalayım duygularıma,
kol kanat gersin ruhuma kalbim.
Balı boşver de,
tuzu eksik hayatın alabildiğine…
Sıcacık kaynayan bakışta,
dumanı tüten sevdalarda yalınayak yürüsem,
ayağıma diken batar mı diyorum.
Bir şarkı söylesem nameleri inleyen,
kulakları çınlar elinde ipleriyle,
uykusuz kalmış zangoçların.
Ne de dört nala koşar terkisinde sevda taşıyan atlar,
ne de tozu dumana katar mahmuzlandıkça baldırları…
Hayatın eğerini ellerimde tutarken,
tuza banmak isterdim ekmeğimi,
ardından kana kana su içmek isterdim
berrak derelerinde,
çağıldayan şelalelerinde yıkanmak…
Saçlarımı savurup rüzgarla,
güneşin ışıklarını elemek isterdim.
Tuzu eksik hayatın bu günlerde,
dilimin de tadı yok.

Keşke hayata bir tutam tuz ekebilseydim…

Elvin Hülya Ç.
26.Mayıs.2011/02:17

4 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Morg…

Ekleyen: Tarih: May.26, 2011, Kategorisi: Fıkralar...

MORG

Birgün bir savcı morgtaki cesetleri incelemeye başlar.
Cesetlerin birine bakar,ne görsün ceset gülümsüyor.
Yanındakine sorar;
-Bu ceset neden gülüyor?
-Bu adam piyango tutturmuş sevincinden oracıkta ölmüş efendim.
Diğerine bakmış oda gülümsüyor.
-Peki bu neden gülüyor?
Onun da bir oglu olmuş sevincinden kalbine yenik düşmüş efendim.
Degerine bakmış, Temel yüzü gözü yanmış kömür gibi olmuş hali
ama oda gülüyor.
Savcı şaşırarak sormuş:
Hadi onları anladık bu niye gülüyor?
Ona da yıldırım çarpmış fotoğrafını çekiyorlar zannetmiş…

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Aşk Benim Hakkım…

Ekleyen: Tarih: May.26, 2011, Kategorisi: Sizlerden Şiirler...

AŞK BENİM HAKKIM
 
Hiç olmadığı kadar karanlık ve hiç olmadığı kadar yağmurlu bir gecede Yûsuf’u ha…tırlayan Züleyha, çöle ve ırmağa baktı. Buhur yakma saati çoktan geçmişti tapınakların. Züleyha geçmiş zamanlara ve gelecek zamanlara baktı. Dudağının ucunda kendi hikayesine tanıdık acı bir gülümseme vardı.

Duy, dedi Züleyha, duy beni ey gelecek zaman, duy beni yazılmış ve yazılacak olan bütün hikayelerin kadın kahramanları.
Bütün o yaşanmış ve yazılmış olan,
bütün o yaşanmamış ve yazılmamış olan
hikâyelerin kadın kahramanları.
Kadınlar ve kızlar,
dişil ve doğurgan,
duygusal ve duyarlı olan.
Eril olmayan yani,
fethetmeyi değil fethedilmeyi bekleyen kale, daima.

Gecenin karanlık koynunda kapılarını açan kent, en fazla
en fazla bir sandalı koynuna alan deniz.
Durağan
ve çaresiz
ve lekesiz
ve temiz tertemiz.
Adı tarihe geçmiş ve geçecek
dişil ve doğurgan,
kadın ve kız olan yani ki
yani ki bütün hikâyelerin baş kahramanı olan.
Dünyanın çevresinde döndüğü asıl güneş, çağların gerçek sahibi, gerçek yazıcısı tarihin,
bir anda en güçlü hükümdarları yerle bir kılan
en güçlü kumandanları köle, en zelil köleleri hükümdar kılan,
tutsakları en derin aydınlıkta hür, hür olanı en koyu karanlıkta tutsak kılan,
hükümsüzü birden bire hükümlüye çeviren,
hükümlüyü birden hükümsüz eden.

Geçer akçeleri geçmeze, geçmez akçeleri geçere dönüştüren saklı ve gizli el.
Ama güçsüz,
çünkü daima ödeyen ve ödenen bedel.
Duyun beni geçmiş ve gelecek zamanların bütün hikâye kahramanı kadınları
ve hikâye kahramanı olmayan kadınları.

Bir ben gibisi olmayacak aranızda,
hiçbirinize benzemediğim kadar hiçbiriniz benzemeyeceksiniz bana.
Hepiniz düz yollarda, sakin ve güvenli bir yaşamın kollarındasınız,
bense derin ve karanlık bir kuyunun başındayım.

Fethedilen değil fethe kalkışan olarak kalacak geçmiş ve gelecek zamanlara adım.
Acım acınızdan,
gücüm gücünüzden çünkü çok daha fazla
aşk benim hakkım,
aşkın, hakkımız olmayanı istemek anlamına geldiğini bildiğimden bu hak ediş,
çünkü bu aşk benim yazgım,
çünkü kutsal kitaplarda zikredilecek benim adım.
Yükselmek için düşmek, arınmak için kirlenmek,
çıkmak için batmak lâzım.
Yeniden doğmak için ölmeli insan bir kere,
ruh olmak için teni yakmalı kadın
ve suyun serinliğini bilmek için ateşe düşmeli kadın.
Vurucu, kavrayıcı ve kuşatan,
durmayan, koşan,
böyle yazılmış benim yazgım,
kutsal kitaplarda böyle geçecek adım,
yazgıma ben nasıl baş kaldırırım?

Hanım hanımcık ol, böyle denecek Leylâ’ya. Ve oda öyle olacak. Çöle düşen Mecnun, Leylâ değil. Leylâ ağlamak için bile bahane bulmak zorunda. Ben öyle miyim ya?

Şirin’in bahtına düşen, uğrunda dağlar delinen olmak olacak, dağları delen değil. Suyu bulmak Ferhâd’ın bahtı.

Aslı, en fazla bir âh, felekleri tutuştursa da. Açılıp kapanan düğme Aslı boyundan ayağa. Yanıp küle dönmek Kerem’in hakkı olacak.

Ben Aslı gibi miyim ya?
Evli evinde, yerli yerinde,
bana yazılansa, benim alnıma, Yûsuf’un gömleğini yırtmak boydan boya,
nasıl karşı çıkarım yazgıma?
Adım,
ey geçmiş ve gelecek zamanların
dişil ve doğurgan, duygusal ve duyarlı,
hanım hanımcık, durağan,
ve çaresiz
ve lekesiz
bütün hikâye kahramanları.
Adım adınızla birlikte anılsa da,
dağlar ve ırmaklar arasında,
gökler ve yer arasında olduğu kadar mesafe olacak adımla adınız arasında.

Siz, yazgınızla iffetli,
çaba harcamayacaksınız eteğinizdeki çamuru akıtmaya.
Ben yazgımı yükleneceğim önce
sonra yazgımdan iffet çıkaracağım.
Bu yüzden Yûsuf’un arka tarafından yırtılan gömleğinden
Züleyha’nın önden yırtılan eteğine kadar uzanacak yolum,
adım adım,

aşk benim hakkım


Nazan Bekiroğlu

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Anlat Bana…

Ekleyen: Tarih: May.25, 2011, Kategorisi: Nisan'ın Şiir Köşesi...

 

 

ANLAT BANA

aşk anlat bana korkma!
anlat,anlat içinde ne kadar kaldıysa
yada yer açtın mı? içinde aşk için bir parça
ufacıkta olsa,diyemem
aşk sokulduğu yüreğin sahibidir…
aşk anlat bana hadi ama korkma!
derin midir ? yüreğin bilmeliyim
yüreğimi,yüreğinin derinliğinde kaybetmeliyim…
ama kaybolmasın yüreğin,yüreğimde …
kendimden daha büyük bir yüreği sevmeliyim…
ara,sıra düşün sende…
ben onun neyini sevmeliyim,
düşün neden sevmeliyim?
bil yüreğinin neresindeyim…
aşk anlat bana hadi ama korkma!
beni sevdiğini hissetmeliyim…
sokul bana,ama dokunma…
alışmalı bu yürek yüreğinin yokluğuna…
bir kez daha,son kez daha
Aşk Anlat Bana KORKMA!
…Dinlemesini,Sevmesini,Aşkı yürekte Hissetmesini
Bilirim….


nisan 30/04/2011

 

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Ya Tutarsa?

Ekleyen: Tarih: May.25, 2011, Kategorisi: Serdar Beki Köşe Yazıları...

Ya Tutarsa?

Göle bir maya çalıyorlar, ya tutarsa? Hiçte belli olmaz, ya tutarsa? Siyaset Aktörleri sahaya indi… İndi inmesine ya, çalınan mayalar tutarsa…
Biri, Ecevit’ten medet uman
Biri, “Esfel-e Safilin’den dem vuran.
Biri, Eşrefi Mahlûk’tan yana olan.
Biri, üçünden de yakınıp bölgesel siyaset yapan.
Birileri de var ki, dördünden de yaka silkinen…

CHP; Aile sigortası sözü, TRT hükümetin borazanı olmayacak, Diyarbakır cezaevi müze olacak, dokunulmazlıklar kalkacak, kobilerde 0 faiz uygulanacak, YÖK kalkacak, Çiftçiye 1,5 liraya mazot vaadi, Askerlik 9 aya, akabinde 6 aya inecek müjdesi, Ankara sanayi kenti olacak. 800 bin kişiye iş sözü, Yargı reformu, Kürt yurttaşlar kimliklerini özgürce yaşayacak. Yeni Anayasa, İstanbul için özel kent vurgusu. Vs… Maya bu! Ya tutarsa…

AK Parti; Kanal İstanbul projesi, İstanbul’a iki yeni şehir sözü, İstanbul’a 3. hava limanı vaadi, İstanbul finansta dünyanın 10. sırasında olacak. Yeni Anayasa, İstanbul’a 3. köprü yanında eşantiyon tren hattı, Büyük ekonomi, % 5 lik işsizlik hedefi, ilk sivil uçak yapımı, meslek liselerinin oranı % 65 olacak, zorunlu eğitimde 13 yıl hazırlığı, aylık 100 liraya konut, bölünmüş yol çalışmaları hız kesmeyecek, YÖK’ün yapısı şekillenecek, Toki konut sayısını 1 milyona çıkaracak. Raylı sistem ağları iki katına çıkacak. İki yeni tüp geçitle yeraltında yeni bir dünya kurulacak, Avrupa birliği stratejik hedef olacak. Vs… Maya bu! Ya tutarsa…
 
MHP; Siyasi ahlakı tesis etmek, dokunulmazlıklar kalkacak. Milli gelir 2.1milyar dolara çıkacak. Yüksek demokrasi standartlarını yakalamak, Üretim kapasitesini, kişi başı gelir 14 bin dolara çıkacak. Terör sorunu çözülecek. Yeni Anayasa çalışması yapılacak. Özelleştirmeler şeffaf yapılacak. Yaşlılık aylığı yükselecek. Daimi olmayan öğretmenler daimi kadroya geçecek. Sosyal güvenlik ve vergiler aşamalı azalacak. sanayi ve enerji alt yapısını dünya ölçülerinin üzerine çıkarmak, İşsizlik ve yoksulluğu ortadan kaldırmak, Köklü bir eğitim reformu gerçekleştirmek ve bilgi toplumu dönüşümünü tamamlamak Vs… Maya bu! Ya tutarsa…

BDP ”Bağımsızlar” Özgürlükler adına ne varsa “O”, Seçim barajını indirmek, Kürt Halkını temsil etme mücadelesi. Demokratik özerklik isteği, Bir başbakan yetmez ikincisi olsa-mı acabası Vs… Maya bu! Ya tutarsa…

Birileri de; Atılan bu mayaya tutkal çalarsa! Vekâlet vermekten geri durup, uyku daha tatlı… Bana ne sizin göllerinizden ve mayalamak istediklerinizden dese, ne olacak? Olacak belli, dört siyaset kurumu da sınıfta kalacak, ülke yönetim fukaralığı çekecek, Ülke, yüksek bir tepeye çıkarak, iki elini açıp burası benim diyen, bir deliye kalacak. Deli’ya oda bir maya çalacak göle! Ya tutarsa…

Laf ebeliği eşliğinde, tüm kalabalık argümanlar artık iştah çekmiyor. İlerlesek de, ekonomide iğleşmelerde olsa, Hırlıyı hırsızı kovalasak ta, Ecevit’e saygıda kusur etmesek de, Esfel-e safilin yarenliğimiz olmasa da, Eşrefi mahlûk tan olsak da, zaman karın ağrısı zamanı, Bakın bir gerçeği sizinle paylaşayım. Belki hikâye, belki fıkra her ne ise bugünün doğrusu…

Şöyle ki; Birkaç psikopat hayatı cacık olmuş, yorgun bir adamı sıkıştırır, çıkmaz sokağın soğuk duvarına… Boşalt ceplerini! Ver bize her şeyini! Yok, bende papa pul der adam. Yok haa, al sana! Diyerek acımazsızca yumruklarlar adamın karnını, Aldığı her darbeye “ay belim” diye acısını haykırır adam, bir iki çok çok kez aynı darbeler ve her seferinde aynı çığlık “ay belim” psikopatlar sorar adama, biz senin karnına vuruyoruz, sense ay belim diyorsun niye? Siz benim karnıma vurdunuz, oysa benim belim olsaydı, siz karnıma vuramazdınız, der! Nede doğru demiş. “Ülkede beli (sırtı) olmayan bir çoğunluk var, sessiz çoğunluk! Gerçek vatandaş” 

Hâsılı; Siyasi arenada ortalığa saçtığınız vaatlerinizi, tutmadığınız halde! Tek yetkiyi elinde tutan, keskin kılıcını bileyen bu aziz millet, gün gelir, “Sizin her şeyinizi alır, size hiçbir şeyini vermez”!
Ya bu tutarsa!

Serdar Beki
www.serdarbeki.com

 


 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Seni Anımsatan Gerçek…

Ekleyen: Tarih: May.21, 2011, Kategorisi: Kemal Müftüoğlu Şiir Köşesi...

Seni Anımsatan Gerçek

Dondurucu bir İstanbul
Sararken benliğimi
Hüzünlendim ben yine
İhtiraslı sokakların
Kömür kokulu soğuğunda,
Kahkahaların hıçkırıkları
Boğduğu yerde.
Umutsuzca kusarken
Gönül yalnızlığımı
Bilinç fakiri vahşi kalabalığa
Acılar vardı artık
Sıla özleminin depreştiği yerde
Ağlamaya mahkum edilen gözlerde.
Yine çıplak bir günün
Günahkar akşamında
Çaresizliği gördüm
Şafağı kan rengine benzeyen
Haksız tutkuların esiri umutların
Ve güneşin koynuna girenlerin
Öldürüldüğü yerden.
Ak köpüklü boğazın
Acılı feryâdımı
Hüzünlü bir bahar melodisimi desem.
Tutki obur sularında
Titrek umutların kaybolduğu
Bir yoksul yaşam,
Seni bana anımsatan
Çok eskilerden…
 
Kemal Müftüoğlu
 

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...


19 Mayıs ATATÜRK’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı…

Ekleyen: Tarih: May.18, 2011, Kategorisi: Özel Günler...

BAYRAMIMIZI KUTLUYORUZ…

Bu güzel ülkeyi bizlere emanet eden ATA’mıza sonsuz sevgimizin varlığı hiç bitmeyecek.Ruhu şaad olsun…

Sözlerin Sultanı

5 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Aşklar da Ayakkabılar Gibidir…

Ekleyen: Tarih: May.17, 2011, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

 Asklar da ayakkabilar gibidir…

 Bazilari çamur yagmur, toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava" kosullarina dayaniklidir.Bazilari ise ummadiginiz kadar kisa zamanda çabucak "yamulur" ilk yagmurlu havada "alti açilir" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup" gider.

 Asklari da ayakkabilar kadar "itinayla" seçmezseniz, tipki ayaginizda oldugu gibi yüreginizde NASIR olusabilir.

 Dar gelen bir ayakkabiyi sadece tarzini begendiginiz için "zamanla açilir" diyen saticiya inanarak alirsaniz, zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" baslar.

 Ruhunuzu daraltan bir ask içinde yalnizca fiziksel begeniye kapilip "zamanla düzelir" diyenlere kanarsaniz, yine zamanla içinizdeki olumlu duygularin "çarpildigini" görebilirsiniz.

 Asik olabileceginiz insan türü, tipki ayakkabilar kadar degisik stillerde, farkli kalitelerde ve sayisiz "renktedir"…. Aski bir çesit serüven olarak "spor" gibi yasayanlar, aynen "spor ayakkabi" gibi dikkat çekici ve rahat kisileri bulurlar.

 Tersine askta tutucu ve istikrarli olmayi benimseyenler "klasik ayakkabi" gibi muhafazakar çizgiler tasiyanlara tutulurlar.

 Dekolte ayakkabilar gibi sadece cinsellik ve eglence zevkleriyle ateslenen asklar vardir.

 "Bez" ayakkabilar gibi kisa ömürlü "tatil asklari" ise hemen herkesin kisisel tarihinde mevcuttur.

 "Marka" ayakkabi alir gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna "tutulan" asiklar görürsünüz.

 Kati plastikten "yagmur çizmesi" edinir gibi mantik süzgecinden geçirip "ise yarar" biçimde yasamak isteyenleri de bilirsiniz.

 Ayrica ne tuhaf ki, psikolojik testlerde "zaafi"olup evine sayisiz çesitte ayakkabilar yigan insanlarin ayni zamanda "degisik" türde asklara da zaafi oldugu söylenir.

 Evet ask "ayakkabidir".

 Aynen ayakkabiniza bakim yapmayip "hor" kullandigniz zaman kolayca eskittiginiz gibi, askiniza da dikkatli davranmayip özen göstermediginiz zaman kisa sürede "eskitirsiniz".

 Ve nasil ki "delik" bir ayakkabiyi tamir ettirdiginizde yalnizca "bir miktar" ömrünü uzatmis olursaniz; "delik" bir aski onarmaya kalkistiginizda da "asla eskisi gibi olmayacaktir"!

 CAN YÜCEL

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...


Hayatın En Koyu Kahvesinde Adını Adıma Yanaştırdım…

Ekleyen: Tarih: May.13, 2011, Kategorisi: İsmail Sarıgene

HAYATIN EN KOYU KAHVESİNDE ADINI ADIMA YANAŞTIRDIM

Uzun bir romanın içinden düştü cümlelerim.
Yalın ayak çocukluğumu gözlerinde ararken
Allanıp siyahlanmış yüreğinde buluyorum kayıp Cennetimi..
Sonra bir adım adıyorum sana,
Ve sen koşuyorsun bana..
Biz olurken yürekler,
Bedenlerimiz açıkta kalır..
Umudu giyinmeyi denedikçe,
Büyüdükçe daralacağını farkediyoruz.
Mutluluğu deniyoruz
Olmuyor.
Bedenlerimiz iki cümleye denk geliyor..
Ama yüreklerimiz biz olmayı başarabiliyor..
Sen, ben..
Biz..

Yürüyoruz devrik cümlelerden arındırılmış sevda lugatinde..
Arşınlıyoruz her defasında rafta tozlanmış romanları..
Her nefes alışımızda,
Kendimize bir kahraman beğeniyoruz romanın içinden.
Ve üstümüze giydiriyoruz
Sonra usta bir senaristin
Kavuşmaya en yakın rolünü çalıp
Mutluluğu prova ediyoruz gözlerimizde.

Çocuk oluyoruz..
Elimizde iki fırça,
Geceyi kahvenin en koyu tonuna boyuyoruz.
Hayatın en acı halini çiziyoruz gözlerimize..
Adlarımızın baş harflerinden başlayan
Mutluluklar bağışlıyoruz yetim bulutlara.
Ve karanlığa gözlerimizi emanet ediyoruz..
Kemiklerimiz kavuştuğunda,
Birbirine hasret iki sevdalıya
Yol olmalı gözlerimizde saklı ışık.
Ve toprağa bir iz bırakıyoruz.
El ele tutuşmuş iki yüreğin
Kelimelere sığmayan çığlığını.
Olur da bir gün
Cümleler susar,
Sevda çıplak kaldığında
İşte o iz umuda gebe sevdalara
Bir mutluluğu şahit bilir..

Suskunluğu giyinmiş dudaklarıma sürerken adını,
Bir çift umut beliriyor gözlerimin en ıslak yerinde.
Islak dediğime aldırma,
O nem kavuşmaya edilmiş bir yemin,
Ve yıllarca beklenilmiş bir özlemin
En sesli hali..
Bırak en ıslak yerinde kalsın kirpiklerim..
Ne de olsa gözlerin,
Memleketime güneş diye çöker her sabah.

Şimdi üzerinde görmek istemediğim
O siyah elbiseni giyin..
Acıyı da kondur yüzüne.
Ve çık karşıma..
Alından öpmeye hazır yüreğim
Çığlık çığlığa haykırsın adını..
Ve sıkıysa sus,
Adının yanına adımı yanaştırıp
Biz olduk dediğimde..

Susmanı da sevdamıza katarken,
Ölümün en süslü haliyle geleceğim sana.
Öksürüklerimi boğazıma ilmekleyip
Son kez adını adıma yanaştıracağım..
Seni seviyorum diyeceğim..
Ve bir özür dileyeceğim senden..

Seni seviyorken hiç kavga etmedik sevgili,
Ama sen siyahı giydikçe,
Ben her defasında beyaza özendim..
Giyindim sevdayı..
Ölüme düşürdüm yüreğimi.
Cenneti beklerken gözlerinde,
Cennetin bir köşesinde,
Seni Elif ile karşılayacağız..
Ellerim Elif”in buğday saçlarını okşarken,
Ben gözlerinin kahvesinde,
Cenneti kana kana içiyor olacağım..

07 / Ocak / 2010

İsmail Sarıgene

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Sözlere Sultan Olmak…

Ekleyen: Tarih: May.12, 2011, Kategorisi: Elvin Hülya Ç.Yazıları

SÖZLERE SULTAN OLMAK

İletişim kurduğum insanlarda sadece
sevgi devam ettirir diyaloğumu.
Kimseye menfaat için yaklaşamadım.
Bu iki yüzlülüktü çünkü.
Hatta kimseden birşey istememek gibi bir huyumun
olması da bundandır.
Eğer ki,
bir Allah kulundan ben birşey istemişsem o zaman onu
gerçekten seviyorum demektir.
Ona verdiğim değeri bu ifade eder bende…
Verebildiklerimi verir çekilirim kabuğuma.
Çok uğraşmam insanlarla ben,
beklentim de yoktur o yüzden.
Sevgimi verir,karşılığını alma çabasına girmem.
Biryerlerde bağdaş kurup,
temiz havayı ve çiçek kokularını içime çekiyorumdur.
Kimsenin yaşanmışlıklarına çenemi düşürmem.
Ben beni bilir,beni eğitirim.
Cehalet kendini aşsın insanoğlunda,
asılsın bacağından dünyada;
ahirete hesap dizsin…
Bana sevgiden haber verin.Var mı yüreğinde sevgi;
çiçeğin rengine…Çocuk gözlerdeki umuda…
Kanadı kırık kuşun çırpınışına…
Ben ordayım işte…
Hele para hiç demeyin;karnım açken sadaka vermenin
erdemine ermişim.
İnsanın aczine çizdiğim onca kelime
armağan olsun insan aklına.
İnsanlar olmak istediklerini yakıştırırlar ya kendilerine,
baksan alakasız yakıştırmalardır bunlar.
Bir bilseler "aynası iştir kişinin lafa bakılmaz"
sözünün anlamını,
çelişkilerine kadeh kaldırırlardı.
İşte o yüzden beni ortaya serdiklerim,anlatır.
Yalınlığa,dinginliğe,özün saflığına,ruhun temizliğine
sermişim yüreğimi…
Herkes konuşur,ben susarım…
Konuştuklarım hissettiklerimdir.
O yüzden tek söze dünyayı sığdırırım.
Bir de doğru derim sözü,yoksa küserler bana…

Sözlere sultan olmak ne büyük sorumluluktur bilirmisiniz?..

DSN34/Elvin Hülya Ç.
12 Mayıs 2011

 

 

3 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...


Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...