Archive for Haziran, 2010

Ben Senden Önce Ölmek İsterim…

Ekleyen: Tarih: Haz.30, 2010, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakarlığımı anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

NAZIM HİKMET


Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin…

Ekleyen: Tarih: Haz.30, 2010, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

Bence sen de şimdi herkes gibisin

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor.
Onlardan kalbime sevda geçmiyor.
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor,
Çünkü bence şimdi herkes gibisin,
Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice anladım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

334 (1918) –Yaz– Kadıköy
Nazım Hikmet

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...


Özledim Seni…

Ekleyen: Tarih: Haz.29, 2010, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

ÖZLEDİM SENİ

Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir…
Beynimi uyuşturuyor özlemin…
Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl
içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü…
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,
bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken…
Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken…
Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,
geceler boyu nöbet tuttuk başında… O şen kahkahalarına
yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek…
"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak,
doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde…
Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,
"O gitmeli… Ve kendine yeni bir hayat çizmeli…"
Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana…
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek…
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek
ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek…
"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın
mutluluğa" demek sana ne zor…
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
sesin, kokun hala beynimdeyken…
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek…
Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın
arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,
yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,
onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,
arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor…
Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla
uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek…
Yokluğunu beklemek, ne zor…
Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde
üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,
terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak
sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak
ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden…
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe
dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da
yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,
yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek
ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:
"Geri dön… Kulüben seni bekliyor…"

                           Can Dündar


Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Sahi Sevdi mi?

Ekleyen: Tarih: Haz.27, 2010, Kategorisi: Elvin Hülya Ç.Şiirleri

 

Sahi sevdi mi?

 

Benden başka hiç bir kadın,
ellerinin ayalarından öptü mü?
Bulaştı mı kokun kızıl dudaklarına onun…
Yüz sürdü mü avuçlarına yanaklarını?
Hissetti mi teninin sertliğini ipek ellerinde?
Sevdi mi parmakları elinin sıcaklığını?
Ya sen;
Kavradın mı şiir kokan başka elleri,
kalem tutmuş parmakları?
Sana şiir yazan başka eller oldu mu ömründe?
Gönlü yaz deyip de kalemin dile geldiği,
sevda yüklü şiirler…
…konuşan şiirler yazdı mı bir başka kadın?
Sıraladı mı onca sözcüğü yan yana sevgi harmanı?
Yaşadı mı avuçlarında sevdasını başka eller?..
Kıymet bildi mi hiç,
hizmet etti mi tüm ihtişamıyla,
verdi mi gönlünden kopanı avuç avuç?..
ilmek ilmek işledi mi ruhunda sevdasını
bir dantel gibi?
Hadi sor içine;
benim kadar sevdimi bir başka yürek…

 

Söyle,
Sevdi mi bir başka kadın seni;
Benim gibi…

*

Elvin Hülya Ç.
23 Haziran 2010

6 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Kemal’den/Bekleyeceğim Yolunu…

Ekleyen: Tarih: Haz.25, 2010, Kategorisi: Kemal Müftüoğlu Şiir Köşesi...

BEKLEYECEĞİM YOLUNU

Seni tanımadan bilemezdim Ferhat’ın sevdasını.
Bilemezdim Tahir’i Kerem’i Mecnun’un Leyla’sını.
Meğer ne uzunmuş geceler sensiz geçerken.
Ne yaman çileymiş bu tattığım,
Bu derde düşen bilir Yusuf’un Züleyha’sını.
Meğer ne zormuş ayrılık
Son umut kırıntısı kaybolmuşsa şafakta.
Sen varsan herşey var,
Sen yoksan herşey ne kadar da uzakta.
Seni tanımasam bilemezdim
Karşılıksız sevmenin büyüsünü.
Belki dönersin diye günlerce
Rezil gibi sürünmezdim kapında.
Seni kaybetmeden bilemezdim;
Seninle yaşamın herşey,
Sensizliğin hiçbirşey olduğunu.
Hiç kolay değildin ama,
Ne yazık çabuk kaybettim geç bulduğumu.
Artık beni istemesende,
Hergün buluştuğumuz sokaktan
Bir daha hiç geçmesende
Ben yine umutla bekleyeceğim yolunu.  

 

KEMAL MÜFTÜOĞLU
 
 

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Senden Sonrası…

Ekleyen: Tarih: Haz.24, 2010, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

SENDEN SONRASI

Aşkın hudûdunu aştı muradım,
Maksûda varıştır senden sonrası;
Erenler katına belki bir adım,
Belki bir karıştır senden sonrası.

Bana bu gayreti sağlayan kudret,
Eyyûb’ün sabrından aldığım ibret.
Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret;
Ebedî barıştır senden sonrası.

Bir gonca Bakî’nin gül destesinden,
Bir yudum sakînin sır testisinden,
Yüce Mevlâna’nın gel bestesinden,
Feyz alış veriştir senden sonrası.

Yumup gözlerimi yalan dolana;
Açtım can evimi gerçek olana.
Elifi bırakıp Karac’oğlana,
Yunûs’la yarıştır senden sonrası

CEMAL SAFİ

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Bende Sana Yetecek Kadar Ben kalmadı…

Ekleyen: Tarih: Haz.24, 2010, Kategorisi: Ustalardan Yazılar...

Beyoğlu’ndan Dolmabahçe’ye Taşınan Bir Aralık Akşamı  

Sus pus olmuş puslu bir İstanbul muydu yüzünyoksa çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne.
Dolmabahçe’de, çay tadında…
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında, tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi…Hani akrep’i seven ama yüreği takvim yokuşlarında…

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının…
Sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime…
Yalan!Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde…
Ve ben amerikanca bir filmi kürtçe seyrediyorum.
Kadın, Beyoğlu’nda bir kış akşamında, üstündeki deri montun sahibi küs, soğukluğundan muzdarip yürüyordu…
Adam da…
Yürümek hiçbir şeyi çözmüyordu , bazı aralık akşamlarında…
Parmağında yaralı bir öyküyü taşıyordu adam…Kadının yüzünde bir hüzün…
Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük…Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti…
Soğuğun ve karanlığın vehameti!

Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi küçültülmüş, daraltılmış..
İlk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler, yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen yazlar…
Yaşananlara bir beden büyük geliyor artık hayat!

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken…
Beni sevda yerimden vurdu yine zaman…Şimdi sana söylenecek tek cümle:
BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI…
 

YILMAZ ERDOĞAN


Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Kiralık Ölmelerim 2…

Ekleyen: Tarih: Haz.24, 2010, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

KİRALIK ÖLMELERİM

Öyle derinlere gömdüm ki seni, bir daha bulamadım sesini. Sürekli kendini çoğaltan tekil özneydin benimle. Kulelerden bağıran, kangren olmuş bir susmaydım. Haramzedeydi gülücüklerim. Gittim, muammaları bağlayarak gözlerime. Baldıran acısı tadında, melankol lanetler yapıştı dilime. Kanla karışık tutarsız yeminler… Bir de; kalbimdeki soytarı hüzün… Ey sevgili! Sen Meryem kadar safsın ve zambak rengidir sevdaların. Ya ben? Ödünç aldığım vakur sancılarda ölebilmeyi diliyorum şimdi, dua dua…

Ortaçağ’ın günahkarlığından kalan, skolastik bir yalnızlıktım ellerinde, sevgili! Söyleyemedim… Yasaktı… Dillendiremezdik aramızdaki sensizliği. Sen küf kokulu hayatlardan geçip giderken, avuçlarındaki mahşer meydanlarında lime lime edilen ben oldum. Süngülenmiş kent yığınları düşerdi, saçlarımdan akıp giden yasadışı yağmurların bağrına. Alnımda heder olmuş bir akşam, kanatırdı düşlerimi bin kere. Sana ihanetimmiş aslında bu protest yalnızlıklar. Bilemezdim…

Hangi aşkın ayrılığı bu kadar lanetliydi ki? Hangi aşk mutluluk mevsimlerini solurken, apansız zift çiçeklerine durabilirdi? Yığılıp kaldığım yerde, marazi öfkeler ayaklanırdı sevdanın eylülüne; mahrem kahkahalarda acına suçüstü uyanma diye… Rüyalarımda kıskıvrak ağlama diye… Gül diye ey yar! Gül diye…

Kalsaydım, üstüme kalmayacaktı bağışlanamayan suçlar. Cinayet mahallerinde sereserpe bırakmayacaktın gülüşlerimi, delil diye. Kirli yüzler arasında sobelenmiş, kirpikleri Sehmud Ovası’na değen bir kız çocuğuydun içimde. Bense susmaların gırtlağında unutulmuş, söylenmeyen, kullanışsız bir cümleydim. Ey yar! Kimliği belirsiz kelimelerin kabristanı değil midir susmak?

Sevgili! Yüz’lerce sen’dim. Sen’lerce yüz’düm. Yüzünü geçemedim. Boğuldum! İyi ki kalmamışsın bende…

Çok cepheli yaşamların, karabasan tünellerinde bıraktım ömrümü. Yani biraz faili meçhul, biraz aşinaydım kendimi öldürmelerime. Sen düştükçe içine, sığlaşıyordu gözlerim deniz deniz. Adından susuyordum, haykırış oluyordun beynimde. Her intiharımdan sonra, seni inkara yelteniyordum satırlarca, sayfalarca. Ey sevgili! Coğrafyamın saçaklarına yağmur tıpırtısıyla düşen ey! Susmalarım ihbarımdır; en çok seni sustuğum, en çok beni gammazladığım. Üfleyince dağılan o tortusuz aşktan ne kaldı ki elimde, iri cüsseli ayrılık sözlerinden gayrı? Gittim!.. Görünmeden aşka, isyana, içine…

Duydum ki, benimle sensizmişsin hala. Gazel yaprakları taşıyormuşsun gençliğinin kanamalı sol yanına. Bedbin intiharların bitmeyen valsindeymişsin. Nikbin niyetlerin asırlık uykuda…

GÖZLERİNİN ELASINA KURBAN CAN!
Hangi asılmak ki, paklayabilir lekeli ruhumu? Hangi toprak ki, saklayabilir şizofren hayallerimi? Ve hangi yargı ki, giyotin gibi başıma heveslenir? Ah musalla taşlarına gelesi kalbim! Yarin gülüşlerinden ölüm beğen şimdi…

Ey sevgili! Hayat benden geçeli çok oldu. Sende vazgeç artık cenazemi taşımaktan. Çünkü bana, aşka, SANA SENSİZİM. Affet beni, yirmiüç’e hala bir susuş varken…

12 MAYIS 2003
Cengizhan Konuş

Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Bana Güneş Gibi Gel/Yeşim Salkım

Ekleyen: Tarih: Haz.22, 2010, Kategorisi: Şarkı Sözleri...

BANA GÜNEŞ GİBİ GEL

Yanına almadın düne kadar
Oysa benim yerim medeniyet
Bana bir başkası göbek atar
Sendeki boş asabiyet

Karıştıran olmasın
Deli ve serseriyi
Bir ömür aşk dinledim
Bu deli felsefeyi
Sana o verdiğim emek
Çürütür alfabeyi

Bana güneş gibi gel
Aşka eş gibi gel
İçime yaz gibi gel
Daha geç olmadan
Süresi dolmadan
Bir nefes almadan gel

YEŞİM SALKIM

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...


Bohem’den/Ah Haziran…

Ekleyen: Tarih: Haz.22, 2010, Kategorisi: Bohem'in Şiir Köşesi...

 

AH HAZİRAN

Ne zaman Haziran dense,
Yaram sızlar ağrır başım.
Bir umuda koştuğumu sanırken,
İçime akar göz yaşım.
Ah Haziran ah…
Bir bilsen içimde ne fırtınalar yarattın.
Ne kanayan yaralar bıraktın.
Kanarken kanı hiç durmayan..
İçime damla damla sızan..
Feryat figan eşliğinde,
Akkorların yumak yumak olduğu,
Yangın yeri yürekler bıraktın.
Ah Haziran ah..
Bir tutabilseydim perçeminden.
Kırabilseydim dalarını.
Baykuşlara bile hasret yaşasaydın.
Ateşinden hem üşüseydin hem yansaydın.
Feryadını bir tek sen duysaydın.
Bir tek sen…
Bir tek sen içindeki top alevlere kucak açsaydın.
Yansaydın kendi ateşinde,
Kendi ihanetinde.
Elin böğründe ,bakışların derinlerde.
Ve alabildiğine anlamsız…
Alabildiğine umutsuz…
Koştukça uzaklaşan sevgilerin,
Uzaklaştıkça koştuğun sevenlerin olsun.
Hiç bitmesin…
Hiç bitmesin içinde umuda düşman her şey.
Yarım sevgilerin ,yarınsız sevdaların olsun.
Karanlıkların şafağı,
Şafağın güneşi görmesin.
Karanlığın tek ışığın olsun.
Tek umudun olsun akkor alevlerin.
Kırık dalların..zamansız sevdaların..
Sevdalarından zamansız kopuşların.
Ve tükenen umutların…
Yarım kalmış gülümsemelerin
Yarım kalmış yarınlara ait her şeyin
Umutların…hayallerin…sevdaların…
Yitik aşkların gölgesi umudun,
Acıları sevdanın katığı olsun.
Sofranda acıların kadehine göz yaşların dolsun
Masandaki karanlıklar ihanetin,
Ahde vefalar nefretin olsun.
Her tarafını sarsın dost bildiğin düşmanların.
Tükenmişliğinle…
Umutsuzluğunla…
Acılarınla…
İhanetlerinle..
Karanlıklarınla…
Seni sana bıraktım haziran.
Seni sana…
Dilerim kor ateşlerin hiç bitmesin
Etrafını sarsın dalga dalga
Öbek öbek..boy boy..
Öylesine sarsın ki;
Akrep gibi kendini sokarken ölümü özleyesin.
Dilerim…

 
Bohem

3 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Gidersen…

Ekleyen: Tarih: Haz.21, 2010, Kategorisi: Elvin Hülya Ç.Şiirleri

G İ D E R S E N

Gidersen,
canıma tak eder hayat..
Git o zaman!

Soğur avuç içlerim…
Bırak üşüsün dokunma!

Yüreğimde sisler dolaşır,
kör olurum,
tutma ellerimden!

Gidersen
güneşin kızıllığına bürünür göz çukurlarım,
gün batar,
batır günü etime tırnaklarınla!

Sessisliğin yankı yapar ruhumda,
çarpar  yokluğun bir tokat gibi,
vur korkma!

Gidersen,giderim kendimden,
kırbaçlasın sözlerin
gönlümü,
gülüşüme çelme taksın adımların,
düşsün gururum yerlere abanıp,
sürünsün bırak!

Gidersen,
sarmaz varlığının sıcaklığı  yüreğimi,
gidersen eğer;
üşürüm
üşürüm ben bundan sonra…

Elvin Hülya Ç.
5-Haziran 2010/ 20:39
Ve bugün

 

 

4 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Bir Kadını Ağlatmak…

Ekleyen: Tarih: Haz.21, 2010, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

 BİR KADINI AĞLATMAK

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında.
Kadınlar her şeye ağlayabilir;
bir filme, bir şarkıya, bir yazıya…
En az erkekler kadar yani!
Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa,
ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.
Ama o yüreğin değerini bilememişolacak ki ağlatan,
gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz;
çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.
Gözleri buğulanır kadının sonra.
Ağlamayacağım, der içinden.
Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır..
Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.
İnce ince süzülür yaşlar gözünden;
önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli…
Ve kadın ağlar; hem de çok!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın!
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan,
orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını,
kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar.
Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
Her damla, daha çok kadın yapar kadınları.
Her damla bir derstir çünkü.
Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan,
ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.
Bilmediklerindendir böyle demeleri.
Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar,
o irini temizlerleryaralarındaki!
Çünkü bilirler,
o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa.
O yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra.
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler.
Umarım öğrenirler,
yoksaruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir kadınlar,
o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…
Çok ağlayan kadınlar,
bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet
ama olgunlaştıkça o safça inandıkları
aşk gerçeği onların gözünde küçülür..
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman
kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan…
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman
neden bu kadar çok bekar kadın var diye;
hepsi kariyer derdinde olan.
Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki,
o kadar çokağladılar ki!
Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar,
o yüzden kendilerine sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman!
Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
E o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.
Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık.
Çok ağlayan kadınlar,
eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü

  Yılmaz ERDOĞAN

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Uzaklardan Bir Ses Olmanı İsterdim…

Ekleyen: Tarih: Haz.21, 2010, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes… "Üşüme"
diye seslenmeni isterdim… Bir el olmanı isterdim, bir kol… "Özledim"
deyip sarılmanı… En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim.
Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma… Gelseydin ve
yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya … Geçerdi
üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar
dumanlanmazdı biliyorum…

Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının
kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak,
kucaklamak, uçmak isterdim?

Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı… Bütün dallar kesik…
Yokluğun buz gibi soğuk… Üşüyorum… Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde… Ateşler içinde bedenim… Öyle bir üşüme ki,
hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor
ruhumu acılar…

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.
Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi…
Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır
yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok? Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım? Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara? Bakakalıyorum ardından çaresiz?

Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir sevgili
şefkatiyle..Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum… Bir gül olsaydın
bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin… Bir göz
olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü…
Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik,kapımdaki akasya…

Susuyorum artık derin derin… Ve sessizce soluyorum bir hazan
yaprağı gibi… Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya
anlaşılmaya… Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı
yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla…
Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum
artık doruklara, menzil uzak…

Gel. Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver.
Elim ol, ayağım ol, canım ol… Gecem – gündüzüm ol… Ağlayan gözlerim ol
her damlada yeniden doğur beni yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde
yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım, ne kadar çok sevdiğimi …
Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden…İslenmeden geceler … Sonra ölüm gelsin…

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi…

Nuri Can

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...