Archive for Mayıs, 2010

Dilek’ten…Yüreğim Susamadı,Bugün Yine Konuştu…‏

Ekleyen: Tarih: May.31, 2010, Kategorisi: Dilek Yazıyor...

Başkalarına göre değil,sana göre sen olmayı denesen.Neredeydin,neredesin?Verdiğin savaş kime karşı?Karşındaki güç kim?Neden sana düşman ya da gerçekten düşman mı?Başkalarını yüceltirken ,başkalarının isteklerini yerine getirirken,neden senin isteklerini vermemekte ısrar ediyor?Senin de hakettiğini düşündüğün fotoğraflara bakıp öfke duyarken kendin için oluşturulan kareleri ve bu karelerde olmak isteyen,bu kareleri hakettiklerine inanan insanları düşündün mü hiç?Yoksa onlar güzellikleri,başarıları haketmemişlermiydi?Koskocaman evren yanılmışmıydı,ya da adil mı değildi?Bizi o insanlardan üstün kılan ne idi?
 
   Sukunet,sakinlik.Bu iki eylem büyük bir huzur veriyor insan yaşamına.Düşüncelerdeki sakinlik.Düşünceleri bölmek,sınıflara ayırmak.Onları huzura bırakmak,kargaşaya izin vermemek.Düşüncelerine emeğini katmak,sevgiyle huzurla,çabayla hazırlamak onları evrene ve değerli bir hediye gibi sunmak.Hazırladığın güzelliklerin geri dönüşümünü huzurla,umutla bekleyebilmek.Sonra yine sakince ve sessiz ve de gülümseyerek diğer düşüncelerine geçebilmek.
 
   Gerçekten sevdiklerini gözden geçirmek.Sadece sevgili olarak sevdiklerini değil,yüreğine sokmak istediklerini.Ya da orada olmaları gerektiğine inandığın ama bir türlü tamamen gerçek sevgiyle,emekle,bencilliğe yer vermeden sokamadıklarını.Elini uzattın,gerçekten uzattın,ama hep uzattın,hiç kızmadan uzattın,hiç ard düşünce taşımadan,haksızlık etmeden uzattın.Tutmadılar mı,bırak gitsin.Takma kafana.Yüreğini kontrol et,dinle.Gerçekten sevdiklerini,iyi düşüncelerini,kötü düşüncelerini.Hayatta herşeyin zıttı vardır.İyiliklerle kötülüklerin de.İyi yönlerimiz gibi kötü yönlerimizi de görmeyi ve kabul etmeyi becerebilmeliyiz.Biz beceremesek de başkaları görecektir,hissedecektir.Yoksa onun için mi tutamıyorlar uzattığın ellerini?Onlara sıkı sıkı sarıldın mı hiç?Ama onlar istediği zaman.Onların mutluluklarını sen mutsuzken bile paylaşabildin mi?Onların mutlulukları senin mutsuzluklarını unutturabildi mi sana?İşte gerçek sevgi budur.Gerçek sevgi herşeye rağmen sevebilmektir.Bunu yapmak zorundamısın?Belki.Kendin için,sadece kendin için.İçindeki güzellikleri ortaya çıkarıp,sevmek istediklerini herşeye rağmen sevmeyi becerebilmelisin.Sevgini borç olarak veremezsin,emanet olarak da.Bugün verip yarın alamazsın.Çünki öbürgün tekrar verdiğinde inandıramazsın kimseyi gerçekten sevdiğine.Sevgi gerçek sevgi,sonsuzluğa uzanabilendir.
 
  Hakedenleri,bizi sevenleri,sevmek istediklerimizi sevdiğimizi,yüreğimiz titreyerek,gözlerimizden yaşlar akarak sevdiğimizi göreceğimiz günlere,ümitle…
 
                                                                         DİLEK,16/02/2010
 


Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Altını Çizdiklerim-Nietzsche Ağladığında…

Ekleyen: Tarih: May.31, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

Yürümeyi öğrenmenin ilk adımı kendi kurallarına uymayan insanın başkaları tarafından yönetilmek zorunda kalacağıdır.Başkalarının kurallarına uymak,insanın kendi kendini yönetmesinden çok,hem de çok kolaydır…

Gururlu bir yüceliğe sahip isteyen ağaç fırtınalı hava ister.Yaratıcılık da keşif de acı da saklıdır…

Acının büyüme,güç,yaratıcılık gibi marifetleri vardır…

Aşık seven kişi değildir.Aslında o,sevdiği kişinin mutlak sahibi olmayı amaçlar.Bütün isteği tüm dünyayı o değerli malından soyutlamaktır.Altınları başında nöbet tutan ejderha gibi alçak ruhludur.Dünyayı falan sevmez,tersine tüm diğer canlılara karşı bir umursamazlık içindedir…

Şehvet,topuklarımızı kemiren bir orospudur.Ve bu orospudan bir parça et esirgediğinde bir parça ruh için yalvarmayı çok iyi becerir…

Problem huzursuzluk değil,asıl problem yanlış bir konuda huzursuzluk duymandır…

Hakikat aşıkları fırtınalı ya da zor sulardan korkmaz.Asıl korkulacak olan sığ sulardır…

Eğer kimse sizi dinlemiyorsa,bağırmak en doğal haktır…

Arzu edilenden ziyade arzu etmeye alışığızdır…

İdeal evlilik ilişkisi her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır.Biriyle tam bir ilişki kurabilmek için önce kendinle ilişki kurabilmelisin.Eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak,inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız.Yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan ”kimsenin onu seyretmesine ihtiyaç duymadan” başka birisine sevgisini verebilir;yalnızca o zaman o insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesi ile ilgilenebilir.

İnsan evliliğini bitiremiyorsa o evlilik bitmiş demektir.Evliliği kurtarmanın tek yolu,onu bitirebilme gücüne sahip olmaktır…

Kaderini sev…

Acı çeken dostuna dinlenmesi için yer göster.Ama dikkat et yatak sert olsun…

 

 

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Hissettirdiklerimiz…

Ekleyen: Tarih: May.31, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler,insanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler.Ancak insanlar onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar

2 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Saat Vedaya Beş Var…

Ekleyen: Tarih: May.30, 2010, Kategorisi: Alıntılar

Saat yine yokluğunun zaman aşımı
Takvim yaprakları kovalamaca oynuyor anılarımla,
Damla damla düşüyorsun gözlerimin kahvesine, uzun bir aradan sonra..
O arsız gülümsemen takılıyor hayalime.. saat güneşin doğuşu..
Senle geçen her bir dakikamın özlemini çekiyorum,
Duvarların uğultusuna sevdiğin şarkı eşlik ediyor…
Gülüşlerimi yargılıyorum tek tek..
Geçmişimi sorguluyorum,.. Kaç kez ayağa kalkıyorum, kaç kez düşüyorum.. Bilmiyorum.

Saat güneşin doğuşu… Ve gün, seninle dopdolu başlıyor işte, olmayışına inat..
Hadi bir şeyler anlat bana; anılarını, çocukluğunu, hikayeni anlat..
Sesini öyle özledim ki..
bir şeyler anlatıyorsun yüzünde biraz kırgınlık,biraz da geçmişe sitem..
Ya da “ O zamanları geri döndürebilme imkanım olsaydı….” diye geçiriyorsun içinden, biliyorum.

Seni hecelemek öyle güzel ki…. < sen > tek hece. < ask > gibi..
Saat seni hasret geçiyor. Ama dönmeyeceğini biliyorum.
Kalbim acıyor ama öyle böyle değil bu acı.
Evin her köşesini dolaşıyorum anılarınla, bir an,
Sesini duyar gibi olup dolan gözlerimi kapatıyorum sana… Sevdiğin şarkıları söylüyorum ardı sıra, beraber söylediklerimizi..
Yağmur yağıyor sen kokuyorsun havada.
Şizofren bir aşk gibi dolanıyorsun hücremde..
Saçlarımı okşuyorsun, tonu tanımsız yeşil gözlerine hasretle bakıyorum..
Lacivert takım elbisen üzerinde, yine çok yakışıklı görünüyorsun..

Saat gece yarısı.. Sarılıp uyuyoruz. Bir an açıyorum gözlerimi, uyanmak istememenin huzursuzluğuyla; ya yanımda yoksan… Ama yanımdasın, ışıldayan güzel gözlerin, o aşık olduğum yeşil gözlerin, gizlenmiş gözkapaklarının ardına..
Yüzüne dokunuyorum.. Gece hiç bitmesin istiyorum. Bu düş öyle güzel ki..
Kağıtlara yazıyorum adını defalarca, seni çiziyorum duvarlara, mavi rengi veriyorum gülüşüne.
Hani uyandırmaya kıysam göstereceğim hepsini..

Güzel olan çabuk bitermiş… Gideceksin değil mi ?

İstemeye istemeye gittin işte.
Sen gizliyorsun oralarda özlemini.. Dönüşü yok diyorsun ama gülüşlerimi yaraladığını bilmiyorsun..
Tonu tanımsız yeşil gözlerinin yankısı gözlerimde görüyor musun ?
Ne vardı gitmeseydin..
Senli zamanlar eklenseydi ardı ardına,
Anı defterimiz üç beş cilt daha kalın olsa olmaz mıydı..
Sana sarılıp “Zaman şu an durmalı” diye gözlerimi sıkıca kapadığım o anlar hiç bitmeseydi..
Rüya gibi geliyor olmayışın, yüzümde bir acıyla uyanıp yine boynuna sarılacakmışım gibi,
Oysa uyanamıyorum bir türlü bu yokluktan…
Biliyor musun koltuğuna kimseyi oturtmuyorum..
Dokundurmuyorum kimseyi senden kalan eşyalara..
Kokuna sahip çıkıyorum senelerdir;
Her özlediğimde ceketine sarılıp kokluyorum seni sonsuz bir nefesle..
İçimdeki ateş alevleniyor ya yeniden, hasretin imkansız bir acı, acıyor kalbim tarifi tarifsiz bir sızıyla..
Ağlıyorum sonra, sürgüne uğramış sevinçlerim, ıslak hüzünlerimle ben.

Senin yokluğunda bende yokolmak isterken, “hayat devam ediyor” demezler mi,
Ölürcesine çıldırıyorum, bu yokluğuna mahpus karanlıklarda..

Saat acıyı ben geçiyor
Acıyorum derinden bir yerden.. Sen damarı atıyor kalbimin..
Düşüme düşüyorsun gecenin en orta yerinde, sabah olmak üzere hissediyorum
Yine düşümden düşüp gidecek misin, tam da olmayışındaki hayalimsi gülüşe alışmışken…

Uykuya dalacağım ve sabah uyandığımda şevkatle saçlarımı okşayan ellerin olmayacak,
Kendimi güvende hissedip başımı yasladığım omuzun olmayacak,
O tonunu tanımlayamadığım yeşil gözlerin olmayacak biliyorum..

Saat vedaya beş var

Gitme be Sevgili, gitme…..!!!!

ALINTI
 


Bu Yazıma Yorum Yazın :, D.E.V.A.M.I...

Giderken…

Ekleyen: Tarih: May.29, 2010, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

GİDERKEN
 
Bilerek mi yanına almadın giderken başının yastıkta bıraktığı çukuru   
Güveniyordum oysa ben sevgimize vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar   
Beni senin gibi bir de annem terketmişti ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur
     
Sunay AKIN

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Seninle Başladı,Bitsin Seninle…

Ekleyen: Tarih: May.29, 2010, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

SENİNLE BAŞLADI BİTSİN SENİNLE

Ve gün be gün, ben seni düşünürüm.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili.

Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi,
Ben hep uzaklara türkü yazarım

Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın
Kalemim adından başka ad yazmaz
Bu kütükte başka bir ad okunmaz
Narına nuruna kurban olduğum
Seven sevdiğinden asla yakınmaz

Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim
Terhis olsam gidecek bir yerim yok
Yüreğimden başka silah taşımam
Bütün adresleri iptal ettim
Benim senden özge gerçek yarim yok.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili

Ben rol gereği aşık değilim
Deme bu garibin benimle işi ne

Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır
Aklanırsa adım, seninle aklanır.

İstersen durmadan adres değiştir,
Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni.
Ben, türkülerde tanıdım Fizan’ı, Yemen’i
Anlasam ki sesim sesine değmiştir,
Bütün gemileri yakar gelirim.

Bu bir taahhüttür; sına beni
En deli rüzgarların önüne sür, bulut-bulut,
Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut.
Son kurşunu kendime sıkar gelirim.

Bir et kemik torbası değilim ben
Bir hasar raporu değil yazdığım
Bir aşk mektubudur ey sevgili,
Kızıl-kıyametten önce

Ve görmek için bakmaya gerek yok
Her dilde güzeldir senin adın

Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca
Yeter ki görecek göz, göz olsun.

Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok
Dil hicabından lal olmalı seni anarken
Ey benim tabibim, tacidarım
Gündönümüdür ben seni bekliyorum……..

BAHATTİN KARAKOÇ

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Bir Kadın Ruhunda Dolaşmak…

Ekleyen: Tarih: May.29, 2010, Kategorisi: Alıntılar

Bir Kadın Ruhunda Dolaşmak.

Bir kadın ruhunun çırılçıplak, ürpertici, karanlık ama bir o kadarda göz alıcı, dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek, bugüne kadar heves duyduğu,arzuladığı, bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder.

Düşünsel yeteneği,duygusallığı ne kadar gelişmiş olursa olsun erkek… bu kadın ruhunun dehlizlerindeki cennette; yağmurların kokusunu, bulutların güzelliğini, güneşin parlaklığını, çimenlerin ışıltısını, gökkuşağının o eşsiz renklerini…cehennemde ; ateşin yakıcılığını, fırtınaların şiddetini,gecelerin zifir karanlığını gördüğünde kadın doğasının nasılda bu kadar değişken ve anlaşılmaz olduğuna şaşkınlıkla tanıklık eder. Az önce sizi şefkat dolu kollarında teselli eden, sımsıcak saran bir kadının az sonra nasılda ulaşılmaz ve buz gibi olabileceğini, bununsa o kadının doğası olduğunu gören bir erkek, bütün kendini erkek sayma öğretilerine ve kendilerine tanrı vergisi olarak verildiğine inanılan “erkeklik gururuna” rağmen dehşete düşerek korkar…

“Erkekler kadın ruhundan anlamaz.” Denilmesinin sebebi,erkeklerin bütün kendilerini güçlü , korkusuz saymalarına, bütün gururlarına karşın bir kadın ruhunun dehlizlerinde kaybolduklarında ıssız ve karanlık bir sokakta fırtınaya tutulmuş bir kedi yavrusu gibi çaresiz ve yapayalnız kalmış hissetmelerindendir aslında.

Her erkeğin en az bir kez bir kadın ruhuna dokunmuşluğu, annesi de olsa o ruhun dehlizlerinde kaybolmuşluğu vardır. Ama en güzeli size aşık bir kadının, kendi ruhunun dehlizlerinde dolaşmanıza izin vermesi, siz keyifle karışık bir korku yaşarken, onun kendinden emin ve bir o kadarda keşfedilmeyi hevesle bekleyen bir arzuyla sizi izlemesidir.

Her kaybolduğunuzu sandığınızda size küçük ipuçları bırakması, siz o ipuçlarını bulup daha derinlere ilerlerken, büyük bir keşif yaptığınızı sanarak sevinirken, birden ne kadar büyük bir dehlizde olduğunuzu ve giderek kaybolduğunuzu fark etmenizle yarıda kalan sevincinizin hüznünü, kahkahalarla izlemesidir.Hiçbir erkek bir kadının ruhunda ondan izinsiz dolaşamaz veya onun bulunmasını istemediği bir dehlize girip orada kaybolamaz.

Eğer size aşık bir kadın ruhunu dehlizlerinde dolaşmanıza izin veriyorsa bunun size sunulmuş bir şans olduğunu, bir dünya seyahatinden bile daha keyifli, daha heyecanlı ve uzun sürecek bir seyahate çıktığınızı bilmeniz gerekir.Yanınıza bolca yolluk almalısınız. İlgi, sevgi, özen, tatlı dil, samimiyet, dostluk bu seyahatte yanınızda bulunması gereken ve çokta yer kaplamayacak yolluklardır.

Kadınlar ruhlarının dehlizlerinde kaybolmaktan korkmayan ,onlardan izin almaksızın girmeye ve dolaşmaya kalkmayacak kadar saygılı, ama yinede meraklarına yenik düşüp buna cüret edebilecek kadar cesur erkeklerden garip bir haz duyarlar.Aslında doğalarında ki bu belirsizlikten kendileri de her zaman tam olarak mutlu değildirler.

Keşfedilmeye ve erkeğin gösterdiği tüm çabaya layık görülmüş olmanın heyecanını yaşarken,bir yandan da keşfedilen dehlizleri arttıkça deşifre olup, kadınlık büyüsünün kaybolacağından endişe etmeleri de size bırakılan ipuçlarının azalmasına ve o dehlizlerde ilerlemenizi yavaşlatabilir ve sizi yorabilir…Hatta ruhunun dehlizlerinde çok ilerlediğinizi fark eden bir kadın size ne kadar aşık olursa olsun, büyüsünün kaybolacağı endişesiyle sizi hiç beklemediğiniz bir anda terk edebilir.Bu bir terk ediş midir yoksa yeni dehlizler oluşana kadar mı gitmiştir asla bilemezsiniz…

Bir kadın ruhunun çırılçıplak, ürpertici, karanlık ama bir o kadarda göz alıcı, dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek, bugüne kadar heves duyduğu,arzuladığı, bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder…

Ve yorulmayı göze alabilenler bir ömür boyu gerçek mutluluğa ulaşabilir ancak…

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Daha Nereye Kadar Yazacağım Seni?..

Ekleyen: Tarih: May.28, 2010, Kategorisi: Sizlerden Yazılar...

Daha nereye kadar yazacağım seni?

Bir bütünlük adına toplaya bildiğim tüm parçalar bile seni tamamlayamıyor. Yarım kalmak da hani beş para etmiyor. Uğraşmak hani benim kabil-i zevkim, lakin beni biraz anlasan o zaman tükürmem, her vakit yalnızlığın yüzüne.
Şarkılar türküler mi söylenmedi senin için? Destanlar mı yazılmadı sana olan sevgilere… Aşkı ve âşık olanı her dem sürmedin mi gitmek istemediğin ama sırf birileri peşinden gelecek ve sana zevk verecek diye ha bire gittiğin…

Daha nereye kadar süreceksin beni Ninova’dan Babil’e…

Şiirler senin asil çocukların ve yalnızca sana boyun bükmeleri değil miydi imkânsızlıkların?
Yaratılmanın kutsallığını her dem bir kenara bırakmak ve sırf insanca yaşamak adına diğer insanları Yahova ilan eden güzelliğin değil miydi edebiyatta ırkçılık?
Ya da sen değil miydin karanlıktan kaçarken geceye âşık olan?

Daha nereye kadar yazacağım seni?

Kalemin, ışığın titrek avuçlarında bir sağa bir sola kayması ve sayfa sayfa bir şeyleri karalaması adına, şairlik dediğimiz, daha kaç kişi, yürek çürütecek doymak bilmeyen, betimlendiğin sefil cümlelerde?
Sen, ister şaha kalk ister bir ayağı kırık bir sandalye üzerinde dinlen, saçlarını gören her insan şair mi olur sanırsın?

Kimi terörist sevdası der.
Kimi mazlum sevdası der.
Kimi sıradan bir derbeder der.
Daha nereye kadar yazacağım seni?
Sen, yokluğunla bela varlığınla müptelasın.

Sen, karanlığın avuçlarından her gün kayan bir yıldız oldukça, biliyorum gün ışığı unutturacak toplumsal yaralarımın kişisel sorumluklarını.

Bermuda

 

Resim sevgili taes tarafından eklenmiştir.

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...


Beceriksiz…

Ekleyen: Tarih: May.28, 2010, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

BECERİKSİZ

Kabuğunu koparmadan
ne bir elmayı soyabildim
ne de iyileştirebildim bir yaramı
ama karşıma çıkınca
kızmadım hiç elma kurduna
bendim çünkü bıçağı saplayan
onun yurduna

Şair diyorlar benim için
bilmiyorum oysa
her şiire konmalı mı uyak
her yere nedense
konamıyor tayyare
hay dilimi
arı türkçe soksun; uçak

Kaptan olmak isterdim
aynanın karşısında
eski bir sinema yıldızı
gibi ağlayan
İstanbul hatlarında
bir fırça hafifliğiyle gidip
gelen vapurlara

Eskimo bir şair dokunuyor omuzuma
ve Kız Kulesi’ni göstererek
bırak artık diyor üzülmeyi
yedi tepeli bu şehirde
şiir okunacak tek yer
elbette denizin ortasındaki
şu küçük buz dağı

Terzi olsa da babam
sökük dikmesini beceremem
beni yalnızca sen anlarsın
iğnenin deliğinden geçsin
diye ipliklerin
bir anlık ıslatıldığı dudaklara
takılıp kalan annem

SUNAY AKIN

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Kopan İp…

Ekleyen: Tarih: May.26, 2010, Kategorisi: Güzel Sözler

1 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Sana Bakmak…

Ekleyen: Tarih: May.26, 2010, Kategorisi: Ustalardan Şiirler...

SANA BAKMAK

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allah’a inanmaktır

YILMAZ ERDOĞAN

 

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...


Haydin Pikniğe…

Ekleyen: Tarih: May.26, 2010, Kategorisi: Komik Görseller...

Haydin Pikniğe…Ofisten çıkamıyormusunuz,o da kolay! İnternette piknik yapıyoruz…Haydiinnn…  😀 😀

Bu Yazıma Yorum Yazın : D.E.V.A.M.I...

Sevdim…

Ekleyen: Tarih: May.26, 2010, Kategorisi: Elvin Hülya Ç.Şiirleri

Ben senin pırıl pırıl parlayan yüreğini sevdim.
İçimde çiçekler açtıran baharını…
Beni sevmeni sevdim en çok
Hem de çok sevdim.
Sesini sevdim senin,
sesindeki tınıyı…
O seste yürekteki sevgiyi okumayı sevdim.
Sevdim işte!
Çok sevdim
Varlığını sevdim,
yanımda olmanı,
gözlerindeki şevkati,
kucağındaki huzuru sevdim işte!
Ellerini sevdim.
İlgini sevdim senin,
bana verdiğin değeri…
Beni dinlemeni sevdim.
Sana yazdığım şiirleri okumanı
ve mutlu olmanı…
Seni sevdiğim için sevinmeni de…
Evet
Ben seni ne çok sevdim.

*

Elvin Hülya Ç.
26 Mayıs 2010/06:52

 

3 Yorum Var : D.E.V.A.M.I...

Site içinde Arama

Aşağıdaki Kutudan Site içi Arama Yapabilirsiniz.

Aradığınızı Bulacağınız için Aramaya gerek kalmayacak :)))

Tavsiye Ettiğim Siteler!

Beğendiğim Siteleri Sizlere Tavsiye Ediyorum...